Atina Blog 2/5: Syntagma Meydanı’nın Güneyi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Atina Blog 2: Syntagma Meydanı’nın Güneyi

  1. Syntagma
  2. Ermou Caddesi
  3. Plaka
  4. Makrigianni
  5. Akropolis
  6. Filopappos Tepesi
  7. Areopagus Tepesi ve Gözlemevi
  8. Thissio
  9. Antik Agora
  10. Roma Agorası & Hadrian Kütüphanesi
  11. Monastiraki
  12. Ulusal Bahçe & Zappeion
  13. Olympieion & Hadrian Kapısı
  14. Panathenaikon Stadyumu
  15. Birinci Atina Mezarlığı
  16. Evangelismos

 

  1. Syntagma

Syntagma Meydanı, Atina’nın ana meydanı ve neredeyse tüm toplu taşıma araçları bu meydandan geçiyor. Meydanın en dikkat çekici yapısı olan Parlamento Binası, meydanın ismiyle bütünleşiyor çünkü Syntagma, “Anayasa” demek. Parlamento Binası ilk defa Yunanistan’ın ilk kralı olan Otto’nun yerleşkesi olarak kullanılmış. Binanın önünde bulunan Bilinmeyen Asker Anıtı’nın önünde Evzon askerleri 7/24 nöbet tutmakta. Evzon askerlerinin üniformaları ise çok ilginç: Siyah püsküllü fes, pileli etek, siyah ponponlu kırmızı deri ayakkabı. Günümüzde bir asker için bu kombinasyon çok garip gelebilir ama Yunanlılar için Evzonlar, elit bir askeri birliktir.

İlk fotoğraf, Syntagma Meydanı’ndaki Parlamento Binası. İkinci fotoğraf, Parlamento Binası’nın ön cephesinde bulunan Bilinmeyen Asker Anıtı (Duvardaki kabartma)’nda nöbet tutan Evzon askerleri. Son fotoğraf, Evzon askerlerinin üniforması.

Evzonlar her saat başı nöbet değişimi yapar ve bu esnada askerlerin değişik hareketleriyle ufak bir tören düzenlenir. Ama asıl tören her Pazar sabah 11’de gerçekleşir. Bu törende Evzon askeri birliğine bir bando eşlik ederek nöbet değişimi olur. Şansımıza denk geldik. Siz de bir Pazar günü Atina’da bulunursanız bu töreni kaçırmamanızı tavsiye ederiz.

Not: Sayfanın en sonunda Evzonların, Parlamento Binası’nın önünde gerçekleştirdiği nöbet değişimi törenini izleyebilirsiniz.

  1. Ermou Caddesi

Syntagma Meydanı’ndan batı yönüne doğru uzanan Ermou Caddesi, Atina’nın İstiklal Caddesi gibi. Atina’nın en kalabalık caddelerinden biri olup alışveriş severler için şehrin en iyi noktalarından.

Ermou Caddesi’nin ortasında XI. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilmiş güzel bir kilise bulunuyor: Panagia Kapkikarea Kilisesi.

Ermou Caddesi ve Panagia Kapkikarea Kilisesi

Ermou Caddesi’nin bir paralelinde bulunan Mitropoleos Meydanı’nda Atina Metropolis Katedrali ve yanındaki ufak Agios Eleftherios Kilisesi ilginizi çekecek.

İlk fotoğrafta, Atina Metropolis Katedrali ve Agios Eleftherios Kilisesi. İkinci fotoğrafta Atina Metropolis Katedrali’nin içinden bir görüntü.

  1. Plaka

Plaka, Atina’nın en popüler ve en eski mahallesi. Bu dar ve karmaşık sokaklarda haritayla gezmek çok zor. Bu nedenle haritanızı bir kenara bırakıp ayağınız sizi nereye götürürse oraya gitmenizi tavsiye ederiz. Mahalle içinde çok sayıda geleneksel ürünler, hediyelik eşya dükkanları, canlı müzik yapan yerler, kafeler ve restoranlar göreceksiniz. Bu mahalle içinde kaybolmak güzeldir ve otantik ortamı size Alaçatı ya da Bodrum’un sokaklarını anımsatır.

Plaka sokakları

Plaka’da yürürken yokuşlara çıkın, üşenmeyin. Özellikle Akropolis tepesinden aşağıya doğru inen sokaklar oldukça renkli ve size İstanbul’daki Cezayir sokağın (Fransız sokağı) dev bir versiyonunu çağrıştıracak. Anafiotika olarak adlandırılan bu bölgeyi kaçırmayın.

Anafiotika sokakları

Plaka’nın ortasında bulunan Lysikrates Anıtı MÖ IV. yüzyılda, Akropolis’teki Dionysos Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen ödül almış bir performansın anısına dikilmiş.

Syntagma’ya yakın bir noktada şans eseri gördüğümüz Agia Triada Rosiki Kilisesi de çok güzeldi ve içeriye girdikten sonra buranın bir Rus Ortodoks kilisesi olduğunu öğrendik.

İlk fotoğrafta Lysikrates Anıtı. İkinci fotoğrafta Agia Triada Rosiki Kilisesi.

 

  1. Makrigianni

Makrigianni, Atina’nın en turistik mahallelerinden biri. Akropolis ve Filopappos tepelerinin arasındaki bölgede yer alıyor ve çok sayıda şık mekâna ev sahipliği yapıyor. Akropolis’e tırmanmadan önce Makrigianni sokaklarından geçmeniz gerekiyor ve bölgedeki en önemli yapı Akropolis Müzesi.

Makrigianni

“Akropolis” ve “Akropolis Müzesi” kavramları kafanızı karıştırabilir. Akropolis, Atina’nın sembolü olan tepenin adı; Akropolis Müzesi ise Akropolis’in girişine yakın olan müzenin adıdır. Her iki yerin de giriş ücreti ayrıdır ve ayrı yerlerdir. Akropolis Müzesi’ne “Yeni Akropolis Müzesi” de deniliyor çünkü eskisi Akropolis tepesinin zirvesinde bulunuyormuş ve yenisi 2009 yılında açılınca eski müze kapatılmış.

Akropolis Müzesi: Atina’nın en önemli müzelerinden biri. Girişte açık alanda bir kazı alanı bulunuyor ve içeride Akropolis tepesinde bulunmuş binlerce parça sergileniyor. Bu parçaların tarihi Bronz Çağı’ndan Bizans Dönemi’ne kadar olan dönemi kapsıyor. Binanın en üst katı Akropolis’teki Parthenon binasıyla aynı büyüklükteymiş ve Akropolis manzarasının daha güzel izlenebilmesi için bu kat, kaidesinden 23 derece açı farkıyla yerleştirilmiş.

İlk fotoğraf, Akropolis Müzesi’nin girişinde açık alanda tarihi eserler bulunur. ikinci fotoğraf, müzenin son katı Akropolis’teki Parthenon binasıyle aynı büyüklükte ve Parthenon’a paralel olacak şekilde konumlandırılmış.

Akropolis Müzesi’nden görüntüler

Akropolis Müzesi resmi web sitesi: http://www.theacropolismuseum.gr/en/

Giriş ücreti (Yaz 2017): Kişi başı 5€ (Birleşik biletler burada geçerli değil)

  1. Akropolis

Akropolis tepesinin çevresinden dolaşan daire şeklindeki yürüyüş yolu, şehrin yakınında ama karmaşasından uzak bir yerde yürüyüş yapmak isteyenler için oldukça uygun. Bu yolun üç yerinden Akropolis’e giriş var: Kuzey, batı, güney. Güney girişi için Makrigianni tarafından gelmeniz ve Akropolis Müzesi’nin karşısından geçmeniz gerekiyor. Büyük tarihi alanların girişlerini gösteren doğru düzgün bir tabela olmadığı için size haritada güney girişinin olduğu noktayı işaretledik (Yarım daire şeklindeki Akropolis tepesinin güneydoğu köşesi).

Akropolis haritası

Sadece Akropolis’i görmek isterseniz tekli bilet alabilirsiniz ya da tarihe çok meraklıysanız ve Atina şehir merkezindeki yedi tarihi alanı görmek isterseniz “Birleşik bilet” (Unified ticket) de satılmakta. Tekli alımlarda ve birleşik bilet aldığınızda 2017 yılında fiyatlar şu şekildeydi:

  1. Akropolis 20€
  2. Antik Agora (Haritada 9 ile işaretli yer) 8€
  3. Roma Agorası (Haritada 10 ile işaretli yer) 6€
  4. Hadrian Kütüphanesi (Haritada 10 ile işaretli yer) 4€
  5. Olympia Zeus Tapınağı (Haritada 13 ile işaretli yer) 6€
  6. Lykeion Arkeolojik Alanı (Haritada 16 ile işaretli yer) 4€
  7. Kerameikos (Syntagma Meydanı’nın Kuzeyi haritasında 10 ile işaretli yer) 8€

Birleşik bilet ise kişi başı 30€’ydu ve yedi yerin hepsini gezmeniz için beş gün süremiz vardı. Bu birleşik biletlerin, yedi yerin gişesinde de satıldığını öğrendik. Böylece Akropolis’in girişindeki uzun kuyrukta beklemeden, diğer yerlerden de biletlerinizi satın alabilirsiniz.

Akropolis ve çevresindeki bu arkeolojik alanların girişinde şöyle yazıyor: AVRUPA BURADAN BAŞLAR! Gerçekten de bu bölge Avrupa kıtasındaki demokrasinin, felsefenin, tiyatronun, bilimin, sanatın çıktığı yerdir ve Avrupa tarihi ile kültürü açısından çok büyük bir öneme sahiptir.

İnsan da haliyle büyük bir öneme sahip Akropolis’e girmeden önce heyecanlanmaya başlıyor. Yunanistan’ın ve Atina’nın da sembolü olan ve uzaktan çok görkemli görünen bu tepeye girdiğimizde ise açıkçası biraz hayal kırıklığına uğradık. Çünkü biz yapıları daha sağlam ve korunmuş bekliyorduk.

Akropolis tepesini çevreleyen hisarın yokuşlarında da birçok tarihi kalıntı bulunuyor. Buradaki kalıntılardan en sağlam kalmış olanları Dionysos Tiyatrosu ve Herodes Atticus Odeon’uydu (Odeon: Genelde müzik ve şiir etkinlikleri için kullanılan bir tiyatro türü). Zaten tüm Akropolis tepesi ve çevresinde Parthenon binası da dahil en iyi durumda olan yapı Herodes Atticus Odeon’uydu. Diğer bütün yapıların çoğu yıkılmış, zarar görmüş ya da eksikti.

İlk fotoğraf, Akropolis hisarının eteklerinden görüntü. İkinci fotoğraf, Dionysos Tiyatrosu. Üçüncü fotoğraf, Herodes Atticus Odeonu.

Yokuşu tırmandıktan sonra Akropolis hisarına bol sütunlu Propylaia kısmından giriş yapılıyor. Hisarın içi düze yakın ve zemindeki kayalar binlerce yıldır üzerinde yürüldüğü için cilalanmış. Üzerine bastığınız her taşa dikkat edin çünkü çok kötü düşebilirsiniz. Taşlara uyum sağlayıp çevrenize bakındığınızda birkaç yapı göreceksiniz. Bu yapıların çoğu MÖ V. yüzyıl civarlarında inşa edimiş ve Athena, Poseidon, Zeus gibi tanrılara adanmış tapınaklar ve sunaklarmış. En belirgin binalar ise Erechtheion ve görüntüsü Akropolis’le bütünleşmiş, Atina şehrinin koruyucu tanrısı Athena’ya inşa edilmiş Parthenon tapınaklarıdır. En görkemli yapı olan Parthenon tapınağının bile çoğu eksikti ve renovasyon çalışmaları vardı.

Akropolis hisarının girişi: Propylaia

Akropolis’in simgesi Parthenon tapınağı. Son fotoğrafta, Akropolis Müzesi’nde Parthenon’un orijinal görüntüsünün maketi.

Erechtheion tapınağı

Akropolis’in hem tarihi öneminden hem de Atina’nın sembolü olmasından dolayı çok daha büyük beklentilerle içeri girmiştik. Ama verilen yüksek ücreti hakedecek bir tarihi alan olduğunu düşünmüyoruz. Açıkçası, Akropolis’te bulunmuş parçaları sergileyen Akropolis Müzesi’nin, Akropolis’in kendisinden daha çekici olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca Akropolis’in uzaktan manzarası güzeldi ama Akropolis’ten şehir manzarası o kadar güzel değildi. Çoğu kişiye göre Akropolis, Atina’nın mutlaka görülmesi gereken yerlerinin içinde birinci sırada gelir. Bize göre ise bu birinciliği haketmiyordu.

Akropolis’ten Atina manzarası. Son fotoğrafta bulunan Yunan bayrağının bulunduğu yer, şehir manzarasını izlemek için en uygun nokta.

Efsaneye göre, Atina şehrinin koruyuculuğunu yapmakla ilgili Poseidon ve Athena arasında bir çekişme yaşanmış. Halk, Athena’yı seçmiş ve şehre adına koruyucu tanrılarının ismini vermiş. Athena’nın sembolü barışı ve bolluğu temsil eden zeytin ağacıymış.

 

Evzonların, Syntagma Meydanı’ndaki Parlamento Binası’nın önünde gerçekleştirdiği nöbet değişimi töreni:

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

 

 

 

7895total visits,8visits today

Bir Cevap Yazın