Bali Blog 5/9: II.Bölge – Ubud

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

II: Bölge: Ubud

        

Mandala Wisata Wenara Wana (Sacred Monkey Forest Sanctuary, Maymun Ormanı Kutsal Alanı)

Noktalı yerler: Jalan Monkey Forest, Jalan Hanoman, Jalan Dewisita, Jalan Raya Ubud, Jalan Suweta sokakları

Pasar Ubud (Ubud Pazarı)

Ubud Palace (Ubud Sarayı)

Ubud Water Palace (Ubud Su Sarayı)

Museum Puri Lukisan (Resim Sarayı)

The Blanco Renaissance Museum (Blanco Rönesans Müzesi)

Campuhan Ridge Walk (Campuhan Yürüyüş Parkuru)

Ayung Nehri’nde Rafting

Indra Heykeli

 

Ubud belki de dünyanın en otantik yeridir. Ubud, sanatçıları ve zanaatkârları kendisine mıknatıs gibi çekerek dünyanın birçok yerinden insanın burada toplanmasını sağlar. Her yerde galeriler, atölyeler, el işçiliklerinin sergilendiği dükkanlar bulunur. Kendine has bir ruhu olan bu şehir, Bali içinde ayrı bir yere sahip.

Biz çok belirgin yerlerden bahsediyoruz. Halbuki Ubud’da birçok sanat galerisi, atölye ve özel tasarım dükkanları bulunur. Ubud sokaklarını dikkatli bir şekilde gezerseniz bu yerlerin çoğunu farkedeceksiniz.

Mandala Wisata Wenara Wana (Sacred Monkey Forest Sanctuary, Maymun Ormanı Kutsal Alanı):

Biz kısaca “Maymun Ormanı” diyeceğiz. Aslında Bali’de birkaç tane maymun ormanı bulunuyor ama en bilineni Ubud’dakidir. Maymunlar, Bali kültüründe kutsal kabul edilirler çünkü Bali’deki Hindu inancına göre, iyiyle kötünün arasındaki amansız savaşta maymunlar iyiyi seçmiş ve bu savaşı iyinin lehine çevirmişler. Bu nedenle bütün maymun ormanlarında tapınak bulunur ve bu alanların hepsi kutsal kabul edilir.

Maymun Ormanı’nın hedefi, bölgeyi Tri Hita Karana konseptine uygun olarak korumakmış. Tri Hita Karana, “Ruhsal ve bedensel iyi hâle ulaşmak için üç yol” anlamına geliyormuş. Birçok inançta kutsal kabul edilen üç rakamı burada da karşımıza çıkıyor ve bu üç yol; insanın insanlarla, insanın çevresiyle ve insanın Tanrı’yla uyumlu ilişkisini kapsamaktaymış. Sanıyoruz bu üçleme nedeniyle Maymun Ormanı’nda üç tane tapınak bulunuyor.

Ormanda altı yüzden fazla maymun bulunuyormuş. Buradaki maymunların Latince adı Macaca fascicularis, İngilizce adı macaque, Türkçe adı makak. Bu maymunlar beş grup halinde yaşıyorlarmış ve kimi zaman gruplar arasında husumet çıkabiliyormuş. Anne maymunun hamilelik süresi altı aymış ve insanlar gibi her seferinde tek çocuk doğururlarmış. Yine insanlar gibi nadiren ikiz de doğurdukları olurmuş. Erkek maymunların ortalama yaşam süresi onbeş yıl, dişi maymunların ise yirmi yılmış ve erkeklerin biraz daha kısa yaşaması yine insanlarla ortak bir özellik olarak kanul ediliyormuş.

Hikayeler ve kutsal törenler maymunları sevimlileştirseler de aslında maymunlar inanıştaki kadar sevimli canlılar değillerdi. Tabii ki de insanla olan temaslarındaki sevimsizliklerinden bahsediyoruz yoksa bütün canlılar gibi maymunlar da güzel hayvanlardır.

Kaldığımız yer Maymun Ormanı’na çok yakın olduğu için pencereleri uzun süre açık tutmamamız tavsiye ediliyordu. Çünkü gündüz vakti maymunların bir kısmı ormanlarından ayrılıp şehri keşfe çıkıyorlarmış ve evlerin içine girerek ne bulurlarsa yiyorlarmış. Çıkarlarken de “Belki bir muzla takas ederim” diyerek eşyalarınızın bir kısmını yanlarında götürüyorlarmış 😊

Maymunlar gündüz vakti ormanın dışına çıkarak şehirde gezinirler

Maymunlar akıllı hayvanlardır ve hırsızlıkları çok tehlikelidir. Sizin için neyin kıymetli olduğunu, neyin kıymetsiz olduğunu gayet iyi bilirler. Size göre kıymetli eşyayı çantanıza koyduğunuzda hangi göze koyduğunuzu takip ederler ve fermuarı açıp içindeki kıymetli eşyaları alabilirler. Bu nedenle maymun ormanına girmeden önce üzerimizde ne varsa sırt çantalarımızın içine koyduk ve fermuarları kelepçelerle kilitledik. Cebimde sadece bir tane telefonu fotoğraf çekebilmek için bıraktım ve onu da bir saniye bile olsun elimden bırakmadan sıkı sıkı tuttum.

Maymun Ormanı’na girişte bir sürü uyarı vardı: Maymunlara dokunmaya çalışmayın, maymunların direkt gözlerinin içine bakmayın, elinizde asla poşet taşımayın, yüksek sesle konuşmayın, sakın koşmayın, üzerinizde hiçbir eşya bulundurmayın, maymun üzerinize atlarsa kesinlikle müdahale etmeyin ve çığlık atmayın… vb.

Üzerinizde hiçbir eşya bulundurmayın uyarısı çok geniş bir kavramı ifade ediyor. Küpelerinizi-kolyelerinizi- bileziklerinizi çıkarın, kamera taşırken dikkatli olun, şapka ve güneş gözlüğü takmayın. Yani üzerinizden kolaylıkla çıkarılabilecek herşeyi ortadan kaldırın. “Kamera zaten boynumda asılı” demeyin, onu da çıkarmanızı tavsiye ederiz çünkü tepenizdeki ağaçtan bir maymunun gelip kayışıyla birlikte kameranızı götürmesi an meselesidir.

Bu tedbirleri aldıktan sonra gönül rahatlığıyla gezebilirsiniz. Ormanın içinde birçok görevli vardı. Maymunlar insanların üzerine atlarsa ya da eşyalarını çalarsa görevliler hemen müdahale ediyorlardı. Çalınan bir eşya varsa görevliler izini sürüyorlar ama bazen bu eşyalar bulunamıyormuş. Çoğunlukla maymunlar biz orada yokmuşuz gibi hayatlarına devam ediyorlardı ve biz de onları uzaktan gözlemliyorduk.

Maymun Ormanı’ndan görüntüler

Bu alan aynı zamanda bir koruma bölgesiydi. Yoğun bitki örtüsüne ve doğaya kesinlikle dokunulmamış. Ormanın içinden geçen nehrin çevresinde apartmanlardan büyük ulu ağaçlar bulunuyordu. Sağımızdan, solumuzdan, üstümüzden, altımızdan her yerden maymun çıkıyordu. Yetişkin maymunlar pek insan canlısı değildi ama yavrular çok sempatikti. Şanslıysanız ve çevresinde annesi yoksa yavru bir maymuna dokunabilirmişsiniz ama genel olarak maymunlara temas tavsiye edilmiyor.

Maymun Ormanı sadece turistik bir koruma alanı olmadığını, aynı zamanda maymunların sosyal yaşamlarını ve çevreleriyle iletişimlerini incelemek için önemli bir bilimsel araştırma merkezi olduğunu da öğrendik.

Maymunlara insan yiyeceği vermek maymunların sağlığını bozuyormuş. Bu nedenle fıstık, bisküvi, ekmek, çerez gibi şeyleri maymunlara vermek yasaktı. Ana yemekleri tatlı patates; yan yemekleri muz, papaya yaprağı, mısır, salatalık, hindistan cevizi ve diğer yerel meyvelermiş. Maymunlara günde üç öğün tatlı patates veriliyormuş ve bu ana yemek, yan yemekler ile kombine ediliyormuş.

Ormanın içindeki bir tezgahta ise muz satılıyordu. Maymunlar muzları almak için üstünüze çıkıyorlar ve siz de bu esnada fotoğraf çektiriyordunuz 😊 Hiçbir şey yapmadığım halde sırf elimdeki muz bitti diye maymunun teki elimi ısırdı. Hafif bir ısırıktı ve çok az kanattı. Ufak bir bilgi verelim, maymun ısırıklarındaki tedavi yaklaşımı insan ısırıkları ile aynıymış 😊 Yaşayarak bunu da öğrenmiş olduk. Hemen bolca yıkayıp pansuman yaptık ve yarayı takip ettik. Tam bir kanama olsaydı antibiyotiğe başlamamız gerekirmiş. Böylece gezi notlarımızı Mayo Clinic notlarımızla birleştirmiş olalım 😊

Maymun Ormanı’nda doğa

 Noktalı yerler: Jalan Monkey Forest, Jalan Hanoman, Jalan Dewisita, Jalan Raya Ubud, Jalan Suweta

Jalan, “sokak” demek. Haritadaki noktalar ise Ubud’un merkez bölgesindeki turistik yolları belirtmekte. Jalan Raya Ubud, Ubud’un ana caddesi ve en kalabalık bölgesidir. Ana caddeyi Jalan Monkey Forest, Jalan Hanoman ve Jalan Suweta keser. Jalan Monkey Forest ve Jalan Hanoman’ı ise Jalan Dewisita birleştirir. Bu sokakların hepsi görülmeye değer.

Jalan Raya Ubud ve Jalan Monkey Forest, sıra sıra galerilere, butiklere, restoranlara ve otellere ev sahipliği yapıyor. Pahalı yerlerdi çünkü bu dükkanlardaki birçok ürün özel tasarımmış. Jalan Hanoman, Jalan Dewisita ise biraz daha “salaş” sokaklardı ve oldukça özgündüler. Her yerde tapınaklar, sunaklar, heykeller, el işi ürünler, resimler, küçük nilüfer havuzları görüyorsunuz. Bu sokaklar dümdüz yürüyerek gezilmemeli, adım başı durup incelemeniz gerekir ve detaylı bir şekilde gezmek için en az bir tam güne ihtiyaç vardır.

Jalan Hanoman’dan görüntüler ve sokaktaki tapınaklar

Üstte, Jalan Monkey Forest. Altta, Jalan Dewisita.

  Pasar Ubud (Ubud Pazarı): Özgün birçok ürünün satıldığı bu pazar oldukça meşhur. Yine bolca vakit geçirebileceğiniz bir yer. Bu arada ikinci katı atlamamanızı öneririz.

Pasar Ubud (Ubud Pazarı)

Ubud Palace (Ubud Sarayı): 1890’lardan kalma umuma açık bu alanda her akşam geleneksel dans gösterileri düzenleniyor.

Ubud Palace (Ubud sarayı)

Ubud Water Palace (Ubud Su Sarayı): Muhteşem bir nilüfer havuzunun bulunduğu bu alanda, öğrenme ve sanat tanrısı Saraswati’ye adanmış bir de tapınak bulunuyor. Bu nedenle tapınağın adı Pura Taman Saraswati (Saraswati Bahçesi Tapınağı)’dir. Tapınağın tam karşısında ise Lotus Café ve maalesef yine Starbucks bulunuyor.

Ubud Water Palace (Ubud Su sarayı) ve nilüfer havuzu

Museum Puri Lukisan: “Resim Sarayı” olarak da bilinen bu müze, XX. yüzyıla ait geniş bir resim ve ahşap oymacılığı koleksiyonu bulunduruyor.

Museum Puri Lukisan

Anak Agung Gde Sobrat’tan Balinese Market (1955)

Ida Bagus Nyana’dan Goddess Pertiwi (1933)

I Gusti Nyoman Lempad’tan The Dream of Dharmawangsa (1957)

I Gusti Made Deblog’tan Birth of Hanuman (1936)

 The Blanco Renaissance Museum (Blanco Rönesans Müzesi): Antonio Blanco, Filipinler doğumlu İspanyol kökenli bir sanatçı. 1911-1999 yılları arasında yaşamış. New York’ta Ulusal Sanat Akademisi’nde eğitim almış ve kısa sürede çok başarılı eserler oluşturmuş. Blanco aynı zamanda iyi bir gezginmiş ve dünyanın neredeyse her yerinde bulunmuş. 1952 ylında Ubud Kralı kendisine Ubud’un Campuhan bölgesinde bir arazi hediye ettikten sonra bu araziye yerleşip öldüğü yıla kadar Ubud’dan ayrılmamış. Bu müzede hem Blanco’nun yaşadığı yeri, hem stüdyosunu hem de eserlerini görebilirsiniz.

The Blanco Renaissance Museum (Blanco Rönesans Müzesi)

Campuhan Ridge Walk (Campuhan Yürüyüş Parkuru): Ubud’un Campuhan bölgesi size muhteşem güzellikte bir yürüyüş parkuru sunuyor. Bu parkur, pirinç tarlalarını ve Wos Timur ile Wos Barat nehirlerinin arasındaki sırtları kapsıyor. Manzara tarifsizdi ve doğa göz alıcıydı. Bu alanın dış kısmında ufak tefek inşaatlara şahit olduk, umarım o inşaatlar bu yürüyüş rotasına yaklaşmaz. Parkur hakkında anlatacak çok birşey yok. Fotoğraflarla anlatmaya çalışacağız:

Campuhan Ridge Walk (Campuhan Yürüyüş Parkuru)’tan görüntüler

Ayung Nehri’nde Rafting: Ayung Nehri, rafting konusunda tecrübeli olmayanlara bile seçenekler sunuyor. Maalesef vaktimiz olmadığı için rafting yapamadık ve arabayla raftinge hazırlananların yanından hızlıca geçtiğimiz için fotoğraf da çekemedik. Nehrin iki yakasındaki yoğun bitki örtüsü ve doğanın güzelliği nedeniyle bu deneyimin çok keyifli olacağını düşünüyoruz.

İndra Heykeli: Jalan Raya Ubud‘tan doğu yönüne doğru ilerlerseniz, yolun bittiği noktada Hinduizm inancındaki İndra tanrısının bir heykelini görürsünüz. Hinduizm hakkında fazla birşey bilmiyoruz ama heykelin çok estetik durduğu kesin 😊

Üstte, İndra heykeline varmadan önce Jalan Raya Ubud size değişik sokak görünümleri sunuyor. Altta, İndra heykeli.

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

11258total visits,13visits today

Bir Cevap Yazın