Bali Blog 7/9: IV.Bölge – Bali’nin Ortası

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Bali Blog 7: IV.Bölge – Bali’nin Ortası

Kalpli/Gördüğümüz yerler:

Tegallalang

Gunung Kawi Tampaksiring

Pura Tirta Empul

OKA Agriculture Bali

Kintamani

Pura Ulun Danu Batur

Batur Dağı (Gunung Batur) & Batur Kaplıcaları

Trunyan Köyü ve Mezarlığı

Pura Ulun Danu Beratan & Beratan Gölü (Danau Beratan)

Yuvarlak/Görmediğimiz yerler:

Sanggingan

Mengwi

Sangeh

Marga

Jatiluwih

Batukau Dağı (Gunung Batukau)

Tamblingan & Buyan Gölleri

Şelaleler Bölgesi

 

Tegallalang: Tegallalang köyü ve çevresi ahşap oymacılığı ile biliniyor. Ama Tegallalang, turistler için, bir vadiye kurulmuş basamak şeklindeki pirinç tarlaları ile daha fazla meşhur.

Köyde oturup manzaraya karşı birşeyler yiyip içebilirsiniz ve alışveriş yapabilirsiniz. Pirinç tarlalarına giriş ücretsiz gibi görünse de vadinin ortasına geldiğinizde yine “donation” adı altında bağış toplanıyordu ve buradaki kişi verilen bağışı beğenmeyip bizimle pazarlık yaptı! Bağış yerinin yanında da geleneksel kıyafetlerde bir yaşlı amca duruyordu ve kendisinin fotoğrafını çekenlerden para alıyordu (Turist Gözüyle Bali). Bu uyanıklık hali bizi sinir etse de yolumuza devam edelim dedik ama yağmur yeni yağdığı için basamakları tırmanmak çok zorlaşmıştı. Yeterince macera yaşadığımız için sağımızı solumuzu kırmadan geri dönelim dedik 😊

Tegallalang pirinç tarlaları

Gunung Kawi Tampaksiring: Gunung Kawi Royal Monuments (Gunung Kawi Kraliyet Anıtları) olarak da bilinen bu yerde, XI. yüzyılda kayaya işlenmiş anıtlar bulunuyor. Ancak bu anıtlara ulaşmak için önce 250 basamağı aşmanız gerekir 😊 Bir vadinin en tepesinden en aşağıya doğru inerken pirinç tarlalarını izlemenizi öneririz. Anıtlar, vadinin en tabanındaki nehrin iki yakasında bulunuyor ve doğa müthiş. Geri dönmek istemezsiniz çünkü hem bu doğayı bırakmak hem de 250 basamağı tırmanmak zordur 😊 Basamakları çıkarken çevredeki esnaf size sürekli laf atar “Yoruldunuz mu? Susadınız mı? Yerimizde dinlenin.” Yorgunluktan ve sıcaktan zaten bu yerlerin birinde durmak zorunda kalacaksınız ve bin tane ısrarla birşeyler almanız gerekecek 😊

Gunung Kawi’ye inerken pirinç tarlaları

Gunung Kawi’den görüntüler

Pura Tirta Empul: Çevirisi “Kutsal Kaplıca Tapınağı”dır ama turistler arasında “Su Tapınağı” olarak bilinir. Havuzlara akan ve kutsal olduğu düşünülen bu sulara sadece ibadet amaçlı girilebilir. Ancak havuzların kenarında yürüyüp fotoğraf çekebilirsiniz. Suya girmek isteyip de girememek içimizin erimesine neden olsa da ortamın özgünlüğü, bizi içine çekerek bu hissimizin çabucak geçmesine neden oldu. Bir tarafta ibadet edenler ve kutsal suda yıkananlar, diğer tarafta doğanın güzelliği, heykeller ve sarong’larıyla fotoğraf çeken turistleriyle Su Tapınağı bize rengarenk bir ortam sundu.

 

Pura Tirta Empul’un girişindeki pazaryeri

Pura Tirta Empul’un girişi

Pura Tirta Empul’da anlamını bilmediğimiz ama bize göre çok eğlenceli heykeller vardı. Bunların bir kısmını sizle paylaşmak istedik. Son resimde ise sarong’uyla ulu bir ağaç görünüyor.

Pura Tirta Empul’da turistler ve ibadet edenler

Pura Tirta Empul’da havuzlar ve kutsal sularda ibadetini yapanlar

OKA Agriculture Bali: Bali, dünyanın en pahalı kahvesi olan Luwak kahvesi ile meşhurdur ve adanın her yerinde Luwak kahvesi satan yüzlerce yer görürsünüz. OKA Agriculture Bali de aslında bu yerlerden sadece bir tanesi. Yolda mola verdiğimiz bir yerdi ama doğası ve ortamı bizi çok etkiledi.

Kahve ağaçlarının arasından geçerek vardığınız bu mekânda, el değmemiş ormanlara bakan seyir terasları bulunuyordu. Ormanlara bakıp büyülenmekten ne içtiğimizi, ne yediğimizi anlamadık 😊 Bizde olsa bu seyir terasları betondan yapılırdı ve ciddi ağaç katliamı gerçekleştirilirdi. Beton medeniyet değildir, beton aslında ilkelliktir.

OKA Agriculture Bali

OKA Agriculture Bali’nin seyir teraslarından orman manzarası

Gelelim şu meşhur Luwak kahve’sine… Aslında methi, kahvenin yapılış şeklinden geliyor yoksa kahvenin tadı standart bir filtre kahveden çok da farklı değildi. Luwak, aslında bir hayvanın adıymış. Çok şirin bir hayvan olsa da evcilleştirilemezmiş ve OKA Agriculture Bali’deki luwaka dokunmak istediğimizde çalışan kişi bunu yapmamamızı önerdi. Önce kahve çekirdekleri toplanıp bu çekirdekler luwaklara yedirilirmiş. Luwaklar bu çekirdekleri tam olarak sindiremeden dışkılarlarmış. Sonra bu dışkılar yıkanıp “luwak dışkısı aromalı” kahve çekirdekleri elde ediliyormuş. Temizlenen çekirdekler kavrulup öğütülerek müşteriye sunuluyormuş.

Luwak kahvesinin yanında denememiz için ücretsiz çaylar ve kahveler getirdiler. Değişik aromalara sahip bu çay ve kahvelerden beğendiğimiz olursa satın alabileceğimiz söylendi.

Üstte, luwak hayvanı. İkinci fotoğrafta, kavrulmuş ve yeni kavrulmakta olan luwak kahvesi çekirdekleri. Altta, luwak kahvesinin sunumu.

Luwak kahvesinin sunum şekli çok ilginçti. Tarifi zor olduğu için sizlerle videosunu paylaşacağız:

’in bulunduğu coğrafya aslında bir ulusal park. Biz sizle gördüklerimizi paylaşabilsek de aslında bu ulusal parkın içinde çok daha fazla yer bulunuyor. Aşağıdaki resim ise bu park ve çevresindeki turistik yerleri iyi özetliyor:

Kintamani: Kintamani, manzara seyri için mükemmel bir yer. Aşağıdaki resimde önde Batur Dağı (Gunung Batur), arkasında Batur Nehri (Danau Batur) ve en arkada Abang Dağı (Gunung Abang) görülüyor.

Kintamani’den manzara

Kintamani’de manzaraya karşı oturup yemek yiyebileceğiniz onlarca yer bulunuyor. Biz Kintamani Restaurant Grand Puncak Sari 2 isimli yerde oturduk ve restorandan manzara nefes kesiciydi. Açık büfe olan bu restoranda Bali mutfağına ait birçok yemeği görebilirsiniz ancak pazarlık yapmayı unutmayın çünkü fiyatlar biraz yüksek. Yemeklerin de gayet güzel olduğunu belirtmemiz gerekiyor.

Kintamani Restaurant Grand Puncak Sari 2’den manzara ve burada Bali mutfağına ait birçok yemeği görebilirsiniz.

Pura Ulun Danu Batur: Bali’nin en önemli tapınaklarından biri olan Pura Ulun Danu Batur, size muhteşem bir görsel şov ve manzara sunuyor. Üç ayrı avludan oluşan bu tapınakta; heykeller, işlemeli kapılar, göl tanrısına yapılan dini törenler görülmeye değer. Ancak uyarmak isteriz, giriş ücretini ödedikten sonra yanınızda sarong yoksa size zorla satmaya çalışırlar ve sarong’suz içeri giremeyeceğiniz için normalin çok daha üstünde bir fiyat ödemek zorunda kalırsınız. Tatsız diyaloglara girmemek ve kazıklanmamak için yanınızda mutlaka sarong götürmelisiniz. Unutmayın, birçok Balili için turist eşittir yolunacak kaz demektir (Turist Gözüyle Bali).

Pura Ulun Danu Batur’dan görüntüler.

Batur Dağı (Gunung Batur) & Batur Kaplıcaları: Bali’de birkaç tane aktif yanardağı bulunuyor, Batur Dağı ise bunların arasında en aktifi. 1717 metre yükseklikteki bu yanardağın en tepesinde bir krater bulunuyor. Batur dağı ve çevresinde gün boyunca ufak çaplı patlamalara denk gelme ihtimaliniz varmış. Büyük çaplı patlamalardan yakın tarihte en yıkıcı olanı 1917 yılında gerçekleşmiş ve binden fazla kişinin ölümüne, iki binden fazla tapınağın yıkılmasına neden olmuş. Yoğun volkanik aktivitelerden dolayı Batur Dağı’nda bitki örtüsü pek bulunmuyor ve bu özelliği nedeniyle dağ, çevresindeki doğaya tezatlık oluşturmakta.

Batur Dağı’nda trekking, Bali’nin popüler aktivitelerinden biri. Tanıştığımız Avustralyalı biri, idmanlı olduğu halde Batur Dağı’na tırmanmanın çok zor olduğunu söyledi. Öncelikle spor ayakkabılarınız çok iyi olması lazım dedi. Yürüyüş patikasının çok kalabalık ve yürüyüş yolunun çok kötü olduğundan bahsetti. Tırmanış üç-dört saat sürüyormuş ve mutlaka idmanlı olmanız gerekiyormuş. Biz de bu nedenle bu planımızı iptal ettik.

Batur Dağı’nın eteklerinde, Batur Gölü’nin kıyılarında sıcak su kaplıcalarının da bulunduğunu öğrendik ama sınırlı zamanımızdan dolayı bu kaplıcaları ziyaret edemedik.

Batur Dağı (Gunung Batur)

Trunyan Köyü ve Mezarlığı: Yazıya başlamadan önce GİTMEYİN diyoruz çünkü size Trunyan hakkında herşeyi anlatacağız. Anlattıklarımızdan daha fazlasını bulamayacağınız için de merakınızın köreleceğini düşünüyoruz.

Birkaç yıl öncesine kadar Trunyan’a kara bağlantısı yokmuş ve sadece tekneyle ulaşım mümkünmüş. Şu anda kötü de olsa bir karayolu mevcut. Ama Trunyan’ı asıl meşhur eden mezarlığına hâlâ karayolu bağlantısı bulunmuyor.

Trunyan bir Bali Aga  (Bali’de Kültür ve Mimari) köyüdür ve Trunyan, sadece Bali’de değil Endonezya’da bile görülmeyen bir kültüre sahip.

Trunyan izole bir kültüre sahip ve Balililer burayı “ilkel” olarak betimliyordu. Yeni yapılan karayolundan giderken insan profili biraz ürkütücüydü, hatta elinde makineli tüfekle gezen bir grup genç bile gördük! Trunyan köyüne geldiğinizde döküntü durumdaki evlerin yanında son derece güzel görünümlü bir tapınakla karşılaştık ancak bu tapınağa turistlerin girmesi yasaktı. Köye iner inmez yaşlısı genci herkes elini açıp dilenmeye başladı. Herkes bize bakıyordu ve bizi “yürüyen dolar” olarak görüyordu. Anlayacağınız, para kavramıyla çok geç tanıştıkları için Trunyanlılar paraya saldırıyorlardı.

Trunyan sokaklarında yürürken hayatımızda gördüğümüz en büyük örümceklerle karşılaştık. Neredeyse bütün evlerin çatısını mesken tutmuş bu örümcekler elimiz büyüklüğündeydi.

 

İlk fotoğraf, Trunyan köyündeki tapınak ve buraya turistlerin girmesi yasaktı. İkinci fotoğraf, Trunyan köyü sokaklarından bir görüntü. Üçüncü fotoğraf, Trunyan evlerinin çatılarını mesken tutmuş dev örümcekler.

Sokakların bittiği yerde bir sahile vardık. Buradan tekneler Trunyan mezarlığına gidiyordu. Trunyan’a karayolu bağlantısı sağlanmadan önce tekneler, köye ve mezarlığa gitmek için 2 milyon rupiah (150 dolar) istiyormuş. Şu anda köyden sadece mezarlığa gitmek için 1 milyon rupiah istenmekte. Biz köye varmadan önce bu denli uçuk fiyatların istendiğini bilmiyorduk ama varmıştık artık, Trunyan’ın ortasındaydık, tedirgindik ve yine de cahil cesareti ile 1 milyon rupiah ödemeyi reddettik 😊 Bizi ikna etmeye çalışan kişi “Mezarlık çok eşsiz bir yer, şöyle güzel böyle güzel, hiçbir yerde böyle birşeyle karşılaşamazsınız” diye ikna etmeye çalışsa da biz inatla 1 milyon vermeyi reddettik ve yine bir pazarlığın ortasında bulduk kendimizi. İkimiz için toplam 350 bin rupiah (26 dolar) olarak anlaştık. Yine kazıklandığımızı biliyorduk ama tedirgin olmuştuk ve oraya varmak için çok zaman harcamıştık. Yandaki turistler görmesin diye gizli saklı ücreti ödedik (İnanmasak da iddialarına göre yanımızdaki turistler 1 milyon ödemişti, o turistlerin 350 bin ödediğimizi görmemeleri gerekiyordu) ve derme çatma bir tekneye binerek Trunyan mezarlığına olan yolculuğumuz başladı.

Trunyan’da mezarlığa giden teknelerin yanaştığı yer

Mezarlığa giderken Batur gölünün manzarası müthişti. Tabii bu manzara fotoğraflarını gölün herhangi bir yerinden de çekebilirsiniz, bunun için mutlaka Trunyan’a gitmenize gerek yok.

Batur gölü fotoğrafları

Sadece göl manzarası değil, Trunyan köyünün manzarası da müthişti. Köye girmeden bizce dışarıdan görüntüsü yeterli. Gölün karşı tarafından iyi bir lensle bu görüntülere yakın fotoğraflar çekebileceğinizi düşünüyoruz:

Trunyan köyünün manzarası

Köyden Trunyan mezarlığına gitmek tekneyle 10-15 sürdü. Göl suyunun rengi, çevredeki doğa ve yeşilin canlılığı göz alıcıydı.

Köyden mezarlığa giderken bulunduğumuz ortam

İnternetten okuduğumuz bilgilere göre insanlar mezarlığa gitmek için 250 bin-700 bin rupiah arası ücret ödemişler. Hatta birinin başına oldukça kötü bir olay gelmiş: Yolun ortasındayken tekneyi durdurmuşlar ve bir o kadar daha para almadan yola devam etmeyiz demişler. Neyse ki başımıza böyle birşey gelmedi ama okumak bile bizi tedirgin etti.

“Mezarlık mezarlık” diye kafamızın etini yediler ama Trunyan mezarlığında gerçekten özel birşey yok! Trunyan geleneklerine göre ölen kişinin bedeni kumaşlara sarılıyor ve derme çatma bir tentenin içine yerleştiriliyor. Yanındaki ulu ağaç ise bu bedenleri çürümekten koruyormuş. Yine internetten okuduğumuz bir sayfaya göre yazarın ziyaretinden bir hafta önce biri ağacın yanına gömülmüş ama ortamda hiç koku yokmuş. Bu mezarlıkla ilgili en ilginç özellik, kafaların ayrı bir yere konulmasıydı! Ulu ağacın yanında kuru kafalar üst üste dizilmişti! Neden bedeni kafadan ayırdıklarını bilmiyoruz ama bu geleneğin sadece Trunyan köyünde uygulandığını biliyoruz.

Sizle Trunyan mezarlığının fotoğraflarını paylaşacağız. Gerçekten de bu fotoğraf haricinde görülecek hiçbir şey yok ve mezarlık alanı çok ufak. Biz daha büyük ve özelliği olan bir mezarlık beklemiştik ama birkaç derme çatma bambu, kurukafa, ulu ağaç ve bol miktarda çöpten başka görülecek başka birşey bulunmuyor.

İlk fotoğrafta Trunyan mezarlığındaki ulu ağaç. İkinci fotoğrafta bedenlerin bulunduğu bambu tenteler. Üçüncü fotoğraf, ölen kişilerin kafalarının yerleştirildiği alan.

Rehber kitaplarda ve Bali tanıtım broşürlerinde Trunyan ile bol bol karşılaşacaksınız. Sizle bolca resim paylaşmamızın nedeni, Trunyan’da görülebilecek herşeyi göstermek ve oraya gitmemenizi sağlamaktır. Paylaştıklarımızdan daha farklı birşey görmeyeceğinizi garanti veriyoruz. Boşuna gitmeyin, vakit harcamayın, gerilmeyin 😊 Yine inat edip giderseniz bu uyarılarılarımızı hatırlayınız 😊

Pura Ulun Danu Beratan & Beratan Gölü (Danau Beratan): Pura Ulun Danu Beratan tapınağına ulaşmak çok zor oldu. O gün amacımız Beratan, Buyan ve Tamblingan göllerini çevreleriyle gezmekti ancak korkunç bir trafik vardı ve sağanak yağmurun da etkisiyle bir buçuk saatlik yolu yaklaşık üç saatte gidebildik. Aşırı yağmurdan dolayı tapınağa bir süre giriş yapamadık ama girdikten sonra cennetten bir parça ile karşılaştık.

XVII. yüzyıldan kalma bu tapınak, göl tanrıçası Dewi Danu ve Budizm’le Hinduizm için önemli bir tanrı olan Vişnu’ya adanmış. Tapınak, Beratan gölünün içine kurulu. Bu arada Beratan gölünün, dağların arasında ve 1240 rakımlı bir göl olduğunu belirtmemiz gerekir.

Pura Ulun Danu Beratan tapınağının girişi

Göl üzerindeki adacıklara kurulmuş bu tapınak, hem doğayla hem de gölle çok uyumluydu. Geleneksel jukung tekneleri, tapınakla bütünleşmişti. Estetik algı gerçekten çok yükseklerdeydi.

Pura Ulun Danu Beratan tapınağından görüntüler

Pura Ulun Danu Beratan tapınağının ve Beratan gölünün panoramik görüntüsü

Tapınağa ve göl kenarına ulaşmadan önce Bedugul isimli ufak bir yerleşimden geçersiniz. Çoğunluğu Müslüman olan bu yerleşim yerinde camilerin mimarisi bizim alıştığımız mimariden biraz daha farklıydı. Aşırı yağmurdan fotoğraf çekmem mümkün olmasa da en aşağıdaki resme dikkatlice bakarsanız sağ üst köşede ve geri planda bu camilerden bir tanesini görebilirsiniz.

O günün yağmurlu olması tapınak gezme deneyimimizi “renklendirdi” çünkü açılan şemsiyelerin görüntüsü tapınakla ve doğayla çok uyumluydu.

Tapınak, göl, doğa ve şemsiyelerin uyumu

Sanggingan: Ubud’a 2,5 kilometre uzaklıktaki Sanggingan’da, Bali’nin ve Endonezyanı’nın en iyi resim koleksiyonlarından birine sahip Neka Sanat Müzesi bulunuyor.

Mengwi: Mengwi, ülkenin önemli tapınaklarından Pura Taman Ayun’a ev sahipliği yapıyor ve bu tapınak, dikdörtgen şekilli bir su kanalının içine kurulmuş.

Sangeh: Sangeh Maymun Ormanı, Bali’nin en bilinen maymun ormanlarından biri. Made’ye gidelim mi diye fikrini sorduğumuzda, Ubud’daki Maymun Ormanı’nın daha iyi olduğunu çünkü Ubud’daki maymunların, insanlarla etkileşiminin daha fazla olmasından dolayı daha sevecen olduğunu ama Sangeh’teki maymunların daha agresif olduğundan bahsetti. Maymunların sevecen hali bile bize fazla gelmişti, agresif hâllerini gerçekten hayal edemiyoruz. Bu nedenle gitmekten vazgeçtik 😊

 Marga: Sömürgecilik döneminde Birleşik Krallık, Fransa, İspanya, Portekiz başı çekmiş ve neredeyse tüm dünyayı himaye altına almışlar. Politik istikrarını biraz daha geç tamamlayan Hollanda, Belçika, Almanya ve İtalya gibi ülkelere ise “artıklar” kalmış (“Artık” kelimesini o dönemin bakış açısıyla söylüyoruz, yoksa tabii ki de ne sömürgeciliği destekliyoruz ne de hiçbir halkı/coğrafyayı artık olarak görüyoruz). Hangi akla hizmetse dünyanın diğer ucundan Hollandalılar gelip Bali de dahil tüm Endonezya’yı sömürgeleştirmişler.

Marga’da 1946 yılında Balililerle Hollandalılar arasında geçen bir savaşta, hayatını kaybeden ve özgürlük için savaşan Balililerin anısına kurulan bir mezarlık bulunuyor.

Jatiluwih: Yoğun trafik ve hava şartlarının el vermemesi nedeniyle çok gitmek isteyip de gidemediğimiz yerlerden biridir Jatiluwih. Tegallalang gibi pirinç tarlaları ile meşhurdur. Bali’ye bir daha gelebilirsek Jatiluwih, ilk gideceğimiz yerlerden biri olacak.

Jatiluwih pirinç tarlaları

http://www.putubalitourguide.com/jatiluwih-rice-terrace.html

Batukau Dağı (Gunung Batukau): 2276 metre yüksekliği ile, Agung Dağı’ndan sonra Bali adasının en yüksek ikinci dağıdır. Jatiluwih, bu dağın eteklerinde bulunuyor.

Tamblingan & Buyan Gölleri: Bu ikiz gölleri maalesef yoğun trafik nedeniyle göremedik çünkü yollarda aşırı vakit kaybı yaşadık. Batıdaki küçük göl Tamblingan, doğudaki daha büyük göl Buyan olarak isimlendiriliyor. 1217 metre rakımda bulunan bu iki göl arasında bir kilometreden az mesafe bulunuyor.

Şelaleler Bölgesi: İkiz göller Tamblingan & Buyan’ın kuzeyinde birçok şelale bulunuyor. Banyumala, Pucak Manik, Gitgit (Bali’nin en yüksek şelalesi), Lemukih, Sekumpul bu şelalelerden bazıları. Bu bölgelerde karayolu nasıl hiç bilmiyoruz ama bir sonraki Bali ziyaretimizde bu coğrafya, uğrayacağımız birçok yerden birisi olacak.

Üstte Gitgit şelalesi, altta Lemukih şelalesi.

https://www.expedia.com/pictures/asia.d6023099/waterfall/

https://lemukihvillage.wordpress.com/

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

2814total visits,4visits today

Bir Cevap Yazın