Gürcistan’ın Türkiye sınır kenti: Batum

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Gürcistan’ın Türkiye sınır kenti: Batum

Gürcistan bayrağı

Öncelikle Batum yazımızı Türkiye-Karadeniz başlığına yerleştirdiğimiz için Gürcü kardeşlerimizden özür dileriz. Şimdilik tek bir başlık için ana başlık açmadık ama ileride Kafkasya coğrafyasını gezdikçe Batum’u da bu başlık altına yerleştireceğiz…

Karadeniz gezimizi yaparken Batum’a günübirlik geçelim dedik. Artvin’deki Sarp Sınır Kapısı’na geldiğimizde kiraladığımız arabayı otoparka bıraktık ve sınır kontrolüne girdik. Günümüzde dünyada sadece dört ülke, Türk vatandaşlarına sadece kimlik kartı ile geçişe müsaade ediyor: KKTC, Gürcistan, Ukrayna ve Moldova. İsterseniz Gürcistan’a girişte pasaport da kullanabilirsiniz, bu sizin tercihinize bağlı. Ama kimlik kartınızın aşınmamış ya da yıpranmamış olması gerekiyor, yoksa Gürcü yetkililer sınırdan geçişinizi onaylamıyor.

Sarp sınır kapısı

Batum’un haritadaki konumu (Panoramik Batum ile bahsedilen yer Gora Sameba)

 

Gürcistan ilginç bir ülke. Demografik olarak oldukça karmaşık bir yapıya sahip. Halkın %87’si Gürcü olarak görünse de Gürcü halk sadece Gürcüleri değil, Megrelleri, Svanları ve Lazları da kapsıyor. Bu halkların haricinde bir de ülkede Acarlar, Abhazlar, Osetler, Ermeniler, Ruslar, Asuriler, Çeçenler, Çinliler, Yahudiler, Yunanlılar, Kürtler, Kabardeyler, Tatarlar, Türkler, Zazalar, Ukraynalılar da bulunuyor. Bu nedenle Gürcistan hükümeti tüm bu halkları “Gürcü” kimliği altında toplamaya çalışıyor. Ancak bu politika Abhazlar’da ve Osetler’de ters tepti. Gürcistan, 1991 yılında Sovyetler Birliği (SSCB)’nden bağımsızlığını ilan ettiğinde Abhazya ve Güney Osetya da bağımsızlığını ilan etmek istedi ancak Gürcü yetkililer buna müsaade etmedi. Çıkan iç savaşa Rusya müdahale etti ve neticesinde Rusya kontrolünde Abhazya Cumhuriyeti ve Güney Osetya diye iki ayrı minik ülke daha ortaya çıktı. Dünyanın büyük bir kısmı gibi Gürcistan da bu ülkelerin varlığını kabul etmiyor. Rusya ve Latin Amerika’daki birkaç ülke ise bu iki yeri iki ayrı ülke olarak kabul ediyor. Teoride Gürcistan’ın yüzölçümü 69700 km2 (Konya il sınırının yaklaşık iki katı kadar) ama pratikte bunun 12500 km2’sini Rusya kontrolündeki Abhazya ve Güney Osetya oluşturuyor.

Kafkasya bölgesi çok sayıdaki halka ev sahipliği yapıyor.Gürcistan sınırları içindeki özerk cumhuriyetler ise: Acara, Abhazya ve Güney Osetya. Abhazya ve Güney Osetya günümüzde Rusların kontrolü altında.

 

Gürcüler, ülkelerini Sakartvelo, kendilerini Kartvelebi ve konuştukları dili Kartuli olarak isimlendiriyorlar. Gürcü dilinin alfabesi ise oldukça enteresan. Kendi alfabelerini MÖ V. yüzyılda oluşturmuşlar ve o zamandan beri başka alfabe kullanmamışlar. Oldukça estetik harflerden oluşan bu alfabe, bize nedense Hindistan’daymışız gibi hissettirdi 😊

Gürcistan, aynı zamanda oldukça eski bir ülke. Gürcüler, MÖ XIII. yüzyılda tarih sahnesine çıkmışlar. MÖ IV. yüzyılda ilk birleşik Gürcistan Krallığı kurulmuş. Antik Yunanlılar ve Romalılar Gürcistan’ın batısını Kolhis, doğusunu İberia olarak isimlendirmişler. MÖ 66’da Roma yönetimine girmişler ve dört yüzyıl boyunca Roma himayesinde yaşamışlar. 337 yılında ülkeye Hristiyanlık gelmiş ve Bizanslılar’la yakın ilişkiler kurulmuş. Gürcistan, XII.-XIII. yüzyıllarda en parlak dönemini yaşamış ama Moğollar’ın gelmesiyle bu parlak günler geride kalmış. XIV.-XV. yüzyıllardaki Timur istilasıyla da ülke yerlebir olmuş.

1453 yılında Bizans’ın yıkılmasıyla Gürcüler’in Avrupa ile bağları tamamen kopmuş. Bu yıllardan sonra ülke, Osmanlılar-Persler-Ruslar arasında sıkışıp kalmışlar ve tüm Kafkasya gibi bu topraklar da sürekli çekişme konusu olmuş. Bu çekişmeden Ruslar galip çıkmış ve Gürcistan sadece 1918-1921 yılları arasında bağımsız bir ülke olarak kalabilmiş. 1991’den sonra Sovyetler’den kopup bağımsızlıklarını tekrardan deneyimleyen Gürcüler, birkaç yıl ciddi ekonomik sıkıntılar yaşamışlar ama sonraki yıllarda kendilerini toplamaya başlamışlar.

Günümüzde başkenti Tiflis olan Gürcistan’ın nüfusu yaklaşık beş milyon. En çok Rusya ve Türkiye ile ticaret yapıyorlar. Halkının %80’inden fazlası Gürcistan Ortodoks Kilisesi üyesi, %10’u Müslüman. Para birimleri ise Lari (Uluslararası kodu GEL). Bu arada Lari-Lira benzerliği de ilgimizi çekmişti 😊

Batum’da ise durumlar biraz daha farklı. Batum, Acara Özerk Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi. Acaralılar’ı, “Müslüman Gürcüler” olarak da isimlendirebiliriz ve bu özerk cumhuriyet, Türkiye ile tarihi, dini ve kültürel yakınlıklara sahip. Geçtiğimiz yüzyılın başına kadar Batum’un Türkiye sınırlarında kalması planlanıyormuş ama Sovyetler ve İngilizler bu planı bozmuşlar. 1877-1878 Osmanlı-Rusya Savaşı’ndan sonra %80’i Müslüman olan bölge halkının çoğu Anadolu’ya göç etmiş. Günümüzde ise Müslümanlar’ın Acara bölgesindeki oranı %30 civarında. Acara’nın nüfusu 350 bin civarında ve Gürcüce’nin bir lehçesi olan Acarca konuşurlar.

Dolayısıyla Batum’a gitmek üzere Sarp Sınır Kapısı’nı geçtiğinizde sadece Gürcistan’da değil, aynı zamanda Acara Özerk Cumhuriyeti’nde de olduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Sarp Sınır Kapısı ile Batum’un mesafesi ise 20 kilometre. Toplu taşıma seçenekleri mevcut ama biz pahalı olmadığı için taksiyi tercih ettik.  Laz olan taksi şoförü, kırık bir Türkçe’yle konuşuyordu ve sonradan Acara bölgesinde 30 bin civarında Laz olduğunu öğrendik. Yöre halkı çok fazla Türk’le haşır neşir olduğundan çoğu çat pat Türkçe konuşabiliyor. Özellikle fiyatları Türkçe söylemek konusunda oldukça ustalar 😊

Bu arada Türkiye-Gürcistan sınırında doğal bir sınır olduğunu farkettik. Karadeniz sahili boyunca denize yakın giden dağlar, sınırda denize sıfırlanıyordu. Bu nedenle dağ delinip doğal sınırın öbür tarafına geçiş sağlanmıştı.

Türkiye-Gürcistan sınırı aynı zamanda doğal bir sınır ve dağlar denizin içinde sonlanıyor. Fotoğrafta Gürcistan tarafındayız ve karşıda Türkiye-Gürcistan sınırını oluşturan dağlar görünüyor.

 

Sınırın Gürcü tarafında birden her şey değişti. Dağlar, birdenbire denizden uzaklaşmaya başladı ve önünde geniş yeşil bir ova ortaya çıktı. Mimari değişti, camiler kiliseye döndü, yollar kötüleşti. Sınırın Türkiye tarafında tehlikeli diye kimse Karadeniz’de denize girmezken, Gürcistan tarafında herkes bikiniyle gezip denize giriyordu 😊 Benzin ucuz diye bir sürü Türk otobüs ve araba benzincilerde sıra olmuşlardı. Türkler çanta çanta alkolü ve sigarayı Gürcistan’dan almış, Türkiye’ye sokmaya çalışıyorlardı (Gümrüksüz mağazalardaki alkol ve sigara fiyatları Gürcistan sınırları içinden pahalıydı, bunu da belirtelim).

Bizi asıl şaşırtan, muhafazar takılanların bir kısmının Batum’da sapıtması oldu. Batum’a geldiklerinde içki, sigara, kumar, kadın peşinden koşan bazı Türkler, Batum’da ayrı bir tezatlık oluşturuyorlardı 😊 Sanki Batum’da “günah muafiyeti” durumu söz konusuymuş gibi 😊

Bu arada iklimin de değiştiğine şahit olduk. Dağlardan uzaklaşıldığı için bölgede Akdeniz iklimine biraz daha yakın bir hava koşulu vardı ve sağda-solda çok sayıda narenciye-tütün tarlalarına rastladık (Karadeniz yazımızın başında XX. yüzyılın başına kadar Karadeniz bölgesinde de narenciye ve tütün tarımının yapıldığını yazmıştık). Batum’da da Karadeniz’deki gibi hem fındık hem de çay yetişiyormuş ama narenciye ve tütün de önemli tarım ürünleriymiş.

Batum’un Gürcistan’ın “Bodrum”u olduğunu öğrendik. Gürcüler, deniz tatili için Batum’u sıklıkla tercih ederlermiş. Ama Batum şehir merkezine yaklaşırken yolların daha da kötüleştiğine, kaldırımların çukurlarla dolu olduğuna ve yaşanılan evlerin/apartmanların döküldüğüne şahit olduk. Ancak apartmanların önünde son model arabalar vardı ve o apartmanlardan çıkanlar oldukça süslüydü. Gerçekten zenginler mi yoksa arabaların vergisiz olmasından kaynaklı mı bu durum bilemedik. Ayrıca Rus ekolünden olsa gerek insanlar fakir bile olsa kendilerine iyi bakıyorlardı.

Batum’da hem nostalji, hem bakımsızlık, hem de lüks bir aradaydı.

 

Bu arada Batum’da inşaatların çoğunu Türkler’in yaptığını farkettik ve bu yapıların birçoğu oldukça estetik bir mimariye sahipti. Maden bu kadar estetik yapılar yapabiliyoruz, neden ülkemizde bu  kadar çirkin yapılar yapılıyor gerçekten anlamıyoruz…

Bu binayı muhtemelen Türkler inşa etmedi ama buna benzer mimaride birçok yapının Türkler tarafından inşa edildiğini gördük. İnşaat sektöründe çalışanlarımızın Türkiye içinde de aynı performansı göstermelerini bekliyoruz.

 

Batum’da “sokak ineği” kavramının da bulunduğunu görünce çok şaşırdık! Başıboş gezen bu inekler şehrin her yerindeydi ve sokak inekleri ile Gürcü alfabesinin görüntüleri birleşince zaman zaman kendimizi iyice Hindistan’da hissettik 😊

 Batum’da sokak inekleri! 😊

 

Gürcü yemekleri oldukça lezzetliydi. Fiyatları ise oldukça uygundu. Gürcistan’ın belki de en çok bilinen yemeği Haçapuri. Biz de günübirlik gittiğimizden en azından Haçapuri’yi deneyelim dedik ve karşımıza merkezinde bol peynir, üstünde tereyağı ve yumurta bulunan bir pide çıktı. Bu pidenin önce kenarlarından koparıp ortasındaki yumurtaya bandırıyorsunuz, sonra da merkezindeki peynirli kısmı afiyetle yiyorsunuz.

Dev boy mantı olan Hinkal, patlıcan bohçası Badricani, geleneksel Harço çorbası, modifiye pişi Ponçiki, piyazımsı Lobio, Sulguni peyniri, şifalı ve lezzetli maden suları, dünyanın en eski şarap üreticilerinden olan Gürcüler’in şarapları, Gürcistan’da mutlaka tatmanız gereken çok sayıdaki lezzetin sadece ufak bir kısmı.

Soldaki Gürcü pidesi Haçapuri.

Artık Batum’da gezmeye başlayabiliriz…

 

Batum rehberi

Batum ve çevresinin haritası. Batum merkez, Sarp Sınır Kapısı’ndan 20 kilometre uzaklıkta. Panoramik Batum ile Gora Sameba’dan bahsediyoruz. Hem Gora Sameba hem Batum Botanik Bahçesi, merkezden on kilometre uzaklıkta.

 

Gürcülerin Batumi olarak isimlendirdiği Batum, gezmesi oldukça kolay bir şehir. Ufak bir merkezi var ve yürüyerek neredeyse her yeri keşfedebilirsiniz.

Biz gezimize Batum Limanı’ndan başladık. 55 metrelik Dönme Dolap ilk dikkatimizi çeken yapıydı. Dönme dolaba doğru yürürken sahil kenarında İzmir’in Saat Kulesi’ni görünce afalladık! Adı ise çok farklıydı: Chacha Kulesi. Chacha’nın, Gürcülerin geleneksel sert bir içkisi olduğunu ve yazın her akşam yedide on dakikalığına bu kulenin musluklarından Chacha’nın aktığını belirtelim 😊

 İzmir Saat Kulesi’nin çakması olan Chacha Kulesi

Batum merkezdeki Dönme Dolap, şehir manzarasını izlemek için güzel bir nokta.

 

Batum manzarasını izlemek için dönme dolap çok güzel bir seçenek. Manzara izlemek için iki seçeneğiniz daha var: Biri dönme dolaba yakın olan Argo Teleferiği, diğeri de merkezin biraz dışındaki dağlardan biri olan Gora Sameba (Batum rehberi başlığı altındaki haritada bu bölgedeki dağları Panoramik Batum olarak işaretledik). Biz günübirlik gittiğimiz için dönme dolapla yetindik.

Dönme Dolap’tan Batum Limanı manzarası

Dönme Dolap’tan Karadeniz’e bir bakış. Aşağıda görülen heykellere Ali ve Nino Heykeli (Aşk Heykeli) deniyor. Bizim Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin’in Gürcü versiyonu olan bu ikili, Azeri Ali ile Gürcü Nino’nun aşkını anlatıyormuş. Heykeller hareket halinde ve on dakikada bir birleşiyorlar.

Dönme Dolap’tan Alfabe Kulesi. Gürcü alfabesi dünyanın en eski alfabelerinden biri ve bu kulede de Gürcü alfabesindeki harfler yer alıyor.

Gürcü alfabesi (Kaynak: Wikipedia)

Dönme Dolap’tan Batum şehir merkezinin görüntüsü.

 Alfabe Kulesi ve çevresi

 

Alfabe Kulesi’nden limana sırtınızı verip Karadeniz sahilini takip ederseniz Batum Bulvarı’na çıkacaksınız. Şehrin en renkli caddesi olan bu bulvarın çevresinde yürüyüş ve bisiklet parkurları, uzun bir plaj, kumarhaneler, gece kulüpleri ve parklar bulunuyor. Bu parklardan en büyüğü olan 6 Mayıs Parkı’nda göl, hayvanat bahçesi, akvaryum, dolphinarium (yunus akvaryumu) var.

Batum Bulvarı’nın kara kısmında Acara, Batum Arkeoloji ve Sanat müzeleri bulunuyor. Vaktimiz olmadı ama özellikle Sanat Müzesi’nin ilgi çekici olduğunu okuduk.

Dönme Dolap’ın batısında, sahilin biraz daha kara kısmında Batum şehir merkezi bulunuyor. Bu merkezde görülmesi gereken üç tane meydan var:

Bunlardan ilki Tiyatro Meydanı. Meydanın ortasındaki Neptün Heykeli’nden Poseidon sizi selamlıyor ve mimarisiyle dikkat çeken Batum Drama Tiyatrosu da bu meydanda bulunuyor.

Tiyatro Meydanı. Neptün Heykeli & Poseidon, arkada Batum Drama Tiyatrosu (Fotoğraf, Google Maps görsellerinden alındı).

 

İkinci meydan, Avrupa Meydanı. Bu meydanın ortasında Medea Heykeli var. Mitolojik bir karakter olan Medea, elinde altın postuyla ihtişamı, zenginliği ve iktidarı sembolize ediyor. Meydanda bulunan Astronomik Saat binası ise çok ihtişamlı. Bu binanın benzerleri sadece Venedik’te ve Prag’da varmış.

 

Avrupa Meydanı ve Medea Heykeli

Astronomik Saat

Avrupa Meydanı’nda bulunan heykel Memed Abashizade’ye ait. Gürcü siyasi lider ve yazar olan Abashidzade, Acaralılar’ın ulusal bilincini geliştirmek için çok çaba harcamış ve meydanın iki sokak ilerisindeki evi ise müzeye çevrilmiş.

Memed Abashidze Heykeli

 

 Memed Abashidze Evi Müzesi

Üçüncü meydan ise Piazza Meydanı. İtalyan tarzı mimarisi ve zeminindeki mozaikleriyle oldukça güzel bir meydan ve şehrin en renkli noktalarından bir tanesi.

Piazza Meydanı

 

Piazza Meydanı’nın yakınlarında Batum Merkez Cami, St. Nicholas Ortodoks Kilisesi, Ermeni Kilisesi, Meryem Ana Kilisesi bulunuyor. Hepsi mimarileriyle ilginizi çekebilecek yapılar.

 St. Nicholas Ortodoks Kilisesi

Ermeni Kilisesi

Meryem Ana Kilisesi

 

Batum Botanik Bahçesi: Batum’a gelmişken mutlaka gitmeniz gereken yerlerden bir tanesi. Dünyanın en büyük botanik bahçelerinden biri olan bu yer, 110 hektar büyüklüğünde ve şehir merkezinin 10 kilometre kuzeyinde bulunuyor. Bizim gibi fazla vaktiniz yoksa, botanik bahçesinin içinde ring yapan araçlara da binebilirsiniz. Botanik Bahçesi’nde bulunan bitkiler sadece Karadeniz tipi değil, Akdeniz tipi bitki örtüsünü de kapsıyordu. Neticede bundan sadece yüz yıl önce Karadeniz’de de portakallar yetişiyormuş ve sonradan çayla fındığa yoğunlaşılmış.

 

Batum Botanik Bahçesi’nden görüntüler

 

Batum, Doğu Karadeniz’e gidiyorsanız en azından günübirlik görülmesi gereken bir yer. Daha detaylı gezmek istiyorsanız üç gün size fazla fazla yetecektir. Burası da Karadeniz Havzası’nın bir parçası ancak bizim Karadeniz’den oldukça farklı bir dünya. Sadece bir dağ ötede apayrı bir yaşam şeklinin olması bize garip gelmişti, garip gelmeye de devam edecek.

 

Kaynaklar:

www.bizevdeyokuz.com/batumda-gezilecek-yerler

www.birhayalinpesinde.com/batumda-gezilecek-yerler

yoldaolmak.com/batum-gezilecek-yerler.html

 SON

 

   

 

 

18244total visits,3visits today

Bir Cevap Yazın