Bir Açık Hava Müzesi: Birgi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Bir önceki yazımız olan İzmir’in Doğusundaki İnci: Ödemiş’e dönmek için buraya tıklayabilirsiniz.

Bir Açık Hava Müzesi: Birgi

Ödemiş çevresi ve Birgi’nin haritadaki konumları

Ödemiş’e dokuz kilometre uzaklıktaki Birgi, Küçük Menderes Havzası’nın açık hava müzesi. 5000 yıllık bir tarihi var. Lidya, Pers, Bergama krallıklarının, Roma ve Bizans İmparatorluklarunın egemenliğinde kalmış. Bu süre zarfında birkaç farklı isimle anılmış ama son ismini Pyrgion’dan değişerek almış. 1308 yılından itibaren Aydınoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış. Birgi’de 1308 yılının öncesine ait fazla birşey kalmamış ama Türk egemenliği ile başlayan Selçuklu ve Osmanlı mirasları, Birgi’nin tarihsel ve kültürel kimliğini oluşturmuş.

Birgi, 1996 yılında SİT alanı ilan edilerek koruma altına alınmış. Doğanın içinde bozulmadan kendini koruyarak bugünlere gelebilmiş ender yerlerden biri ve Ödemiş’in kültür merkezlerinden. UNESCO Dünya Miras Listesi’ne de girmeye aday. Bu arada ileride kült yapımlardan birine dönüşeceğini tahmin ettiğimiz ve keyifle izlediğimiz 2014 yapımı Unutursam Fısılda filmi de Birgi’de çekilmiş bunu da belirtelim 🙂

Bozdağlar’dan Birgi ve çevresinin görünümü (Düzlük alan Küçük Mendres Havzası, karşıda Aydın Dağları)

İlk Türk denizcilerinden Gazi Umur Bey, Anadolu’nun ilk Müslüman Türk doktorlarından Celaleddin Hızır El Aydıni (Hacı Paşa), İslam ilgini İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi Birgilidir ve türbeleri yine Birgi’de bulunuyor.

Birgi’yi başkentliğini yaptığı Aydınoğlu Beyliği ile anmak daha doğru olacaktır. Çünkü asıl kültürel kimlik bu dönemde oluşmaya başlamış. Beyliğin kurucusu Aydınoğlu Mehmet Bey, Birgi’yi Bizanslılardan aldıktan sonra bağımsızlığını ilan edip burayı başkent yapmış. Aydınoğlu Mehmet Bey daha sonra Aydın ve İzmir’i de sınırlarına katmış.

Anadolu Beylikleri’nin haritası

Mehmet Bey’in 1334’teki ölümünden sonra yerine Aydınoğlu Gazi Umur Bey başa geçmiş. Gazi Umur Bey, Aydınoğlu Beyliği’nin en ünlü beyi olmuş. Selçuk ve İzmir’de donanma kurup Sakız, Bozcaada, Eğriboz, Mora ve Rumeli kıyılarına seferler düzenlemiş. İstanbul’un fethinden 115 yıl önce 300 gemisini karadan yürüterek Korint’ten Patras Körfezi’ne geçirmiş. Bu nedenle eski Türk tarihinde Korint’e “Umur Bey Limanı” deniyormuş. Gazi Umur Bey’in bu dahice hareketi, İstanbul’un fethinde Fatih Sultan Mehmet’e ilham kaynağı olmuş.

Aydınoğlu Meydanı’ndaki Gazi Umur Bey heykeli

Gazi Umur Bey, Alaşehir’i de topraklarına katınca Venedik, Ceneviz, Rodos Şövalyeleri ve Kıbrıs Krallığı anlaşarak birleşik bir haçlı donanması kurmuşlar. Bu haçlı donanması 1344 yılında İzmir’i ele geçirmiş ve beyliğin tüm donanması ortadan kaldırılmış. Gazi Umur Bey, 1348 yılında İzmir’i geri almak için yaptığı kuşatma sırasında hayatını kaybetmiş ve cenazesi, Birgi’de babasının yanına defnedilmiş.

Gazi Umur Bey’in ölümüyle beylik gerileme dönemine girmiş. Başlangıçta Osmanlı ile kurulan dostane ilişkiler, taht kavgasını önlemek için Yıldırım Bayezid’in kardeşi Yakup Çelebi’yi öldürtmesi üzerine bozulmuş (1389). Yakup Çelebi’nin öldürülmesine tepki gösteren ve güçlerini birleştiren Anadolu Türkmen Beylikleri’ne Aydınoğlu Beyliği de katılmış. 1390 yılında Yıldırım Bayezid, kendisine karşı birleşen beylikler üzerine sefere çıkmış ve hepsini Osmanlı idaresine katmış

1402 yılında gerçekleşen Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazid’i yenen Timur, beyliklere eski topraklarını geri vermiş ve beylikler ile Osmanlılar arasındaki ilişkiler gittikçe kötüleşmiş. 1426 yılında II.Murat, Aydınoğlu Beyliği’ni son kez topraklarına katarak beyliği yöneten İzmiroğlu Cüneyd Bey ve ailesini öldürtmüş.

Osmanlılar, Aydınoğlu soyundan gelen diğer kişilerin peşine düşmemiş ve onlar da bir şekilde topluma karışmışlar. Günümüzde Aydınoğlu torunlarının ne yaptığı ve kimler olduğu bilinmiyor. En son 1597 yılında isimleri geçmiş ve İzmir’in en büyük camisi olan Hisar Cami’yi yaptırmışlar. Günümüzde İzmir Kemeraltı’nda bulunan Hisar Cami ve çevresi, şehrin en “otantik” ve güzel yerlerinden biri. Bize de Aydınoğulları’ndan kalan son eser.

Günümüzde Birgi

Birgi’nin merkezi iyi korunmuş. Merkezin dışında kalan yerlerin ve tarihi eserlerin ise elden geçmesi gerekiyor. Anladığımız kadarıyla Birgi’yi parça parça restore ediyorlar. Biz gittiğimizde Birgi’nin doğusunda kalan Taşpazar sokak ve çevresi en baştan yenileniyordu. Ama merkezdeki binaların çoğu iyi durumdaydı. Birgi’nin ortasından geçen Birgi Deresi, çevresindeki yeşil alanla beldeye çok hoş bir hava katıyordu.

Birgi, tarihi ipek yolu üzerinde yer aldığından eski çağlardan beri önemli bir ipek üretim merkezi olmuş. XVII. yüzyılda Evliya Çelebi, Birgi’den yüklerle bütün vilayetlere ipek gönderildiğini belirtmiş. Kök boyadan ipekleri boyamanın en az 2600 yıllık bir geçmişi varmış, Birgi’de ise ipek ve dokumacılık 1500 yıl öncesine dayanan bir gelenekmiş. İpek dokuma tezgahları ve geleneksel el sanatlarımızın merkezlerinden biri olan Birgi’de günümüzde dokuma tezgahlarının yerini fabrikalar almış. El tezgahlarında dokunan ipek dokumalar artık sadece çeyiz amaçlı ya da özel üretim isteyen kişiler için çalışıyormuş. Fabrikasyon üretim de olsa Birgi ve ipek, hâlâ birbiri ile bütünleşmiş kavramlar.

Pazar günleri kurulan Yöresel Ürünler Pazarı nedeniyle Birgi, haftasonları sıkça uğranılan bir yer olmaya başlamış. Bu pazarda oya işlemeler, hediyelik eşyalar, takılar, civardaki çiftçilerin kendi üretimi olan ürünler bulunuyor.

İpek böceği kozalakları (Fotoğraf, Derviş Ağa Medresi’nde çekildi)

Birgi’de kurulan Yöresel Ürünler Pazarı

Birgi’nin tarihi binalarından da bahsedeceğiz ancak Birgi’nin bir açık hava müzesi olduğunu unutmayın. Sokak aralarında da Osmanlı mimarisini yansıtan birçok eski ev ve konak bulunuyor. Her köşesinde tarihin izlerini görebileceğiniz Birgi’de bu sokak aralarını gezmek çok keyifli.

 

Birgi sokaklarını keşfedin. Eski ev ve konaklar, buram buram tarih kokuyor ve yaşanılan evlerin çoğunda cennet elması kurutuluyor. Birgi’nin hemen her yerinde bulabileceğiniz bu lezzeti mutlaka tadın.

Birgi, oldukça ufak bir yerleşim yeri ve yürüyerek gezmesi çok kolay. Birgi Deresi’nin doğusunda iki tane meydan bulunuyor: Cumhuriyet Meydanı ve Aydınoğlu Meydanı. Tarihi binaların büyük bir kısmı bu meydan ve çevresinde toplanmış. Meydanların biraz doğusundaki Taşpazar ise yenileniyor ve eminiz birkaç yıl sonra çok güzel bir hâl alacak. Birgi Deresi’’nin batısında da birkaç tarihi yapı var ve bunlardan en ünlüsü Çakırağa Konağı.

Birgi’nin haritası. Birgi Deresi, yerleşimi ikiye bölüyor ve derenin doğusunda iki tane meydan bulunuyor. Birgi’nin en çok bilinen yapılarından biri olan Çakırağa Konağı ise derenin batısında bulunuyor (Bing maps).

Biz Birgi’de Yeni Gelin Butik Otel’de kaldık. Bir aile işletmesi olan Yeni Gelin’in bütün çalışanları çok sıcakkanlıydı. Kendimizi müşteri gibi değil, misafir gibi hissettirdiler. Kendilerine buradan da çok teşekkür ediyoruz. Yeni Gelin’in odaları da klasik bir otel odası tarzında değildi. Ahşap ağırlıklı ve estetik unsurlar barındıran odalar, kendinizi bir otelde değil, evde gibi hissettiriyordu. Ayrıca kahvaltıları da şahaneydi 😊 Çalışanların elleri çok lezzetli olduğu için eminiz gün içinde servis ettikleri yemekler de şahanedir (Maalesef kahvaltı haricinde yemek yemek kısmet olmadı). Günübirlik gelseniz bile Yeni Gelin’e uğrayıp birşeyler yiyip içmenizi şiddetle tavsiye ederiz. Konumu ise çok kolay, Birgi’ye şehir dışından geldiğinizde dereyi takip eden ana yoldan sağa sola sapmadan dümdüz devam edin. Çakırağa Konağı’na varmadan birkaç metre geride Yeni Gelin Butik Otel’i göreceksiniz.

Yeni Gelin Butik Otel’i sadece kalmak için değil, yemek yemek için de şiddetle tavsiye ediyoruz.

Birgi deresinin batısında kalan ana cadde üzerinde çok miktarda pansiyon, otel bulunuyor. Çoğu eski yapı, orijinaline sadık kalınarak restore edilmiş ve halka açılmış.

Birgi ana caddesinin çevresi

Ana cadde üzerindeki Bıçakçı Esseyyid Hacı Ali Ağa Çeşmesi (Koca Çeşme) (1808)

Şüphesiz Birgi’nin en bilinen yapısı Çakırağa Konağı. XVIII. yüzyılda büyük toprak sahibi ve deri tüccarı Şerif Ali Ağa tarafından yaptırılmış. 1975’e kadar konut olarak kullanılmış, 1995’te müzeye çevrilmiş. Zemin katı taş duvardan, üst katları ise ahşaptan. Konağın sahibinin biri İzmirli biri İstanbullu iki tane eşi varmış. Eşleri memleket özlemi çekmesinler diye odalarının duvarlarına şehirlerinin silüetlerini yaptırmış. Anlayacağınız dönemine göre romantik bir adammış 😊 Gittiğimizde konak, restorasyon nedeniyle kapalıydı. İçeri giremedik diye içimize oturdu. Umarım siz gittiğinizde görürsünüz. Bu nedenle internetten bulduğumuz konak resimlerini paylaşıyoruz:

Çakırağa Konağı (Kaynak: Twitter @tariharsivi)

 

Cumhuriyet Meydanı ve çevresi

Derviş Ağa Cami: İnanışa göre ”Derviş” adlı yoksul bir kişinin rüyalarına ak sakallı bir pîr girip ona öğütler veriyormuş. Derviş de pîrin öğüdüyle köy köy, bucak bucak dolaşmaya başlamış ve böylece Birgi’ye varmış. Birgi’de kaldığı yerde ak sakallı pîr ona kazması için bir yer öğütlemiş ve o da pîrin öğüdünü dinleyerek kazdığı yerden bir küp altın bulmuş. Eşiyle birlikte Birgi’ye 1663 yılında bir cami ve bir de medrese yaptırmışlar. Yoksul Derviş “Derviş Ağa” olarak anılır olmuş.

Derviş Ağa Cami (1663)

Demirli Mağaza: Derviş Ağa Cami’nin yanında bulunan bu ufak yapı, erken dönem Osmanlı mağazalarındandır.

Demirli Mağaza

Solda, Demirli Mağaza. Sağda, Derviş Ağa Cami.

Çekül (Çevre ve Kültür Evi): Yıkılmış olan Hacı Osman Medresesi’nin bir parçası olan Çekül, Birgi’yi koruma ve tanıtma amaçlı ziyarete açık.

Gözetleme Kulesi (Küp Uçuranlar Kulesi): Ongen planlı bir Ortaçağ yapısı. Pyrgion (Gözetleme kulesi) olarak isimlendirilen kulenin Birgi’ye adını verdiği tahmin ediliyormuş.

Gözetleme Kulesi (Küp Uçuranlar Kulesi)

Cumhuriyet Meydanı’nın çevresinden görüntüler

 

Karaoğlu Sokak ve çevresi

Cumhuriyet Meydanı’nı Aydınoğlu Meydanı’na bağlayan bu ara sokaklar kesinlikle görülmeye değer. bu bölgenin en belirgin yapıları Karaoğlu Cami (1782), Derviş Ağa Medresesi (Çukur Medrese, 1658), Derviş Ağa Hamamı (Çukur Hamam, XV. yüzyıl).

Derviş Ağa Medresesi ve Hamamı karşılıklı görünüyor.

Derviş Ağa Medresesi (Çukur Medrese, 1658)

Derviş Ağa Hamamı’nda bulunan yazılardan şu bilgileri öğrendik:

Türk hamamlarının ısıtma sistemleri, Roma hamamlarından örnek alınmış. Su deposunun altında yer alan ocakta yakılan ateş, hem depodaki suyu ısıtmakta hem de zemin altında yer alan cehennemlik aracılığıyla yapının alttan ısıtmasını sağlamaktaymış. Cehennemlikte dolaşarak yapıyı ısıtan duman, duvar içlerine yerleştirilmiş toprak bacalar yardımıyla dışarı atılmaktaymış.

Hamamlar, Anadolu insanının günlük yaşamında gerek temizlik gerekse çeşitli sosyal etkinlikler açısıdan büyük önem taşıyan yapılarmış. Anadolu Selçuklu, Beylikler, Osmanlı dönemlerinde tüm yerleşim birimlerinde mutlaka bulunması gereken yapıların başında camilerle birlikte hamamlar gelirmiş. Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar, günlük yaşamda büyük rağbet gören bu özgün yapılar, günümüzde ne yazık kı eski ilgiden yoksun kalmış. Çoğu yıkılmış ya da yıkılmaya terk edilmiş.

Burada, geçmişte bir şekilde Orta Asya bağlantısı bulunan Macarlar ve Finliler’den bahsetmek istiyoruz. Macaristan gezimde “Macar hamamı” olarak bilinen fürdő’lerin Macarlar tarafından çok iyi sahiplenildiklerini gözlemledim. Ama Finliler kendi hamamları olan sauna’larına fanatiklik seviyesinde sahip çıkıyorlar. Günümüzde Fin kültürünün en önemli parçalarından biri olan sauna, neredeyse her evde var. Beş milyon nüfusu olan ülkede iki milyon civarında sauna bulunuyor. Finlandiya’da yaşadığım dönem ile ilgili uzun bir yazı yazdım ve saunaları da başlıkların arasına ekledim. Önümüzdeki aylarda bu yazıyı okuyabileceksiniz. Gelmek istediğim nokta şu: Madem, hamamlar Türk kültürünün de önemli bir parçasıymış, neden sahip çıkmıyoruz? (Finlandiya yazımız önümüzdeki aylarda yayımlanacaktır)

Derviş Ağa Hamamı (Çukur Hamam, XV. yüzyıl)

Karaoğlu Sokak ve çevresi

Aydınoğlu Meydanı

Meydana yaklaşırken Gazi Umur Bey’in heykelini, Sultan Şah Türbesi’ni, Aydınoğlu Mehmet Bey Cami (Ulu Cami)’yi ve Ataullah Efendi Medresesi’ni göreceksiniz.

Aydınoğlu Meydanı

Birgi Deresi’nden Aydınoğlu Meydanı ve çevresinin görünümü

Sultan Şah Türbesi, Aydınoplu Mehmet Bey tarafından kız kardeşi Hanzade Hatun’un 1310 yılında ölümü üzerine yaptırılmış.

Ataullah Efendi Medresesi, Sultan II. Selim’İn hocası Birgili Ataullah Efendi tarafından XVI. yüzyılda inşa edilmiş. Şu anda binayı sadece dışarıdan görebiliyorsunuz.

Aydınlıoğlu Mehmet Bey Cami (Ulu Cami), Aydınlıoğlu Mehmet Bey tarafından 1312 yılında yaptırılmış ve caminin yakınında Mehmet Bey, Gazi Umur Bey, İsa Bey ve Bahadır Bey’ın sandukalarının bulunduğu Aydınoğulları Türbesi bulunuyor.

Aydınlıoğlu Mehmet Bey Cami (Ulu Cami, 1312)

Meydan, Birgi’nin en turistik noktası. Sokaklar, binalar, pazar varsa tezgahlar, yöresel ürünler, manzara… hepsi birbirinden güzel.

Aydınoğlu Meydanı’ndan görüntüler

Aydınoğlu Meydanı’ndan manzara

Taşpazar

Birgi merkezin bir kilometre doğusunda bulunan bu bölge, restorasyonda ve bittiğinde çok güzel olacağına eminiz.

Taşpazar’dan Birgi manzarası

Taşpazar’dan görüntüler

Birgi’nin her bir sokağı müze gibi. Bizim paylaştıklarımızın haricinde ara sokaklarında keşfedilmeyi bekleyen daha birçok tarihi yapı bulunuyor. İnsan bu yapılara bakmaya doyamıyor ve fotoğraf makinanızı elinizden düşüremiyorsunuz. Şu ana kadar Birgi, kendini korumak anlamında çok iyi yol katetmiş ama biraz daha çaba göstermesi gerekiyor. Çünkü gördüğümüz bazı tarihi yapılar ve evler harabe hâldeydi. Biz Birgililer’in Birgi’yi sevdiğini ve Birgi’lerini daha da güzelleştirmek istediklerini gözlerindeki ışıktan gördük. Zaman içerisinde bu güzel yeri, daha da güzelleştireceklerine eminiz 😊

 

 

 

 

 

4550total visits,45visits today

Bir Cevap Yazın