Bosna-Hersek Blog 3/10: Eski Yugoslavya Ülkeleri Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler (Şaşırtıcı Gerçekler-3)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 3: Eski Yugoslavya Ülkeleri Hakkında Şaşırtıcı Gerçekler (Şaşırtıcı Gerçekler-3)

Sırbistan Blog’umuzda yugoslav kelimesinin anlamından söz etmiştik: Jugo-slav-ia; yani güney-slavlar-ülkesi.

Güney Slavlar Balkanlar’da ilk defa V. yüzyılda görülmüşler. Kuzeyden gelen bu Slavlar iki ayrı bölgeye dağılmışlar ve bu iki ayrı kavim, Bizanslılar tarafından “Sclaveni” ve “Antes” olarak isimlendirilmişler. Antesler, günümüz Bulgaristan’ında yaşayan Slavların atalarıdır. Sclaveniler ise eski Yugoslavya halklarının atalarıdır.

Sclaveniler aynı kavimden olsa da birbirinden farklı coğrafi ve kültürel şartlarda bulunmaları nedeniyle farklı halklara dönüşmüşler:

-Sırplar

– Boşnaklar

– Hırvatlar

– Makedonlar

– Karadağlılar

– Slovenler

(Günümüzde eski Yugoslavya halklarının Bulgarcayı anlamasının nedeni de budur).

Biz eski Yugoslavya halklarından sadece Boşnakları, Sırpları ve biraz da Hırvatları tanıma fırsatı bulduk. Türkler, hep Boşnakları Müslüman oldukları için Türk zanneder; ama bu yanlış bir bilgidir. Boşnaklar da Hırvatlar da Sırplar da Slav ırkından gelmektedir.

Aynı kavmin, Roma İmparatorluğu sınırlarında kalan kısmı Katolik Hristiyan olmuşlar (Hırvatlar), Bizans İmparatorluğu sınırlarında kalan kısmı da Ortodoks Hristiyanlığı benimsemişler (Sırplar).

Boşnak kelimesi ise Bizanslılar tarafından “Bosona” bölgesinde yaşayan Güney Slavlara verilen bir isimmiş. İlk başta Bogomilizm’i kabul eden Boşnaklar, Osmanlılar zamanında Müslümanlığa geçmişler.

https://en.wikipedia.org/wiki/Bogomilism

Hırvatça, Sırpça ve Boşnakça da neredeyse aynı dillerdir. Arada sadece ufak harf ve farklılıklar vardır.

Aşağıdaki sigara paketi ise bunun en güzel kanıtıdır:

Bosna Hersek’te alınan bir sigara paketinde üstte Sırpça, altında Boşnakça, en altta da Hırvatça yazar. Kiril alfabesini bilenler en üstte yazanın da diğerleriyle birebir aynı olduğunu görecektir 🙂

Yani Boşnaklar, Sırplar ve Hırvatlar Slav’dır ve temelde aynı dili konuşurlar. Günümüzde onları birbirinden ayıran tek bir şey vardır: Din ve buna bağlı olarak kullanılan isimlerdir (Adı Ahmet olan biri tabii ki de bu durumda Boşnak’tır).

Boşnaklar Müslüman Slav’dır, Sırplar Ortodoks Hıristiyan Slav’dır, Hırvatlar ise Katolik Hristiyan Slav’dır.

Güney Slavlarla ilgili daha fazla bilgi edinmek ve genetik analiz sonuçlarıyla ilgili daha detaylı bilgi almak için https://en.wikipedia.org/wiki/South_Slavs sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Maalesef Güney Slav halkları tarih boyunca birbirleriyle savaş halinde olmuşlar ve savaştıkça da aralarındaki ayrılıklar daha çok keskinleşmiştir. Daha 1990’lı yıllarda yaşanan dramlar da bunun en büyük kanıtı…

Geçmişte bu halklar arasında olşan düşmanca tutuma Dr. Martin Luther King’in şu sözleri çok uygun düşmektedir:

In the End, we will remember not the Word of our enemies, but the silence of our friends.– En sonunda, düşmanlarımızın sözlerini değil, arkadaşlarımızın sessizliğini hatırlayacağız.

Aşağıda paylaştığımız Srebrenica: A Town Betrayed videosunu izlemenizi mutlaka tavsiye ederiz. Video maalesef şimdilik İngilizce altyazılı. Gönüllü bir arkadaşımız Türkçe altyazı eklemek ister ve bizle irtibata geçerse çok seviniriz.

Şiddeti Sonlandırmak

Hem Boşnak hem de Sırp arkadaşlarımıza, “Yugoslavya İç Savaşı’nda haksız olan kimdi sorusunu sorduğumuzda aynı yanıtı aldık: “Hepimiz haksızız.”

Politik konulara çok fazla girmek istemiyoruz, ancak; dili, dini, ırkı aynı olan insanlar sırf politik görüşleri birbirinden farklı olduğundan ya da aynı dinin farklı mezhebinden oldukları için, birbirlerine zulmediyor ve zulmedenlerin taraftarlarınca alkışlanıyor! Bu dehşet verici bir durum! Şiddetin her türlüsü kötüdür, bu evrensel bir gerçektir.

İnsanoğlunun hâlâ algılayamadığı bir şey var: Gücün kullanımının güçlü tarafta olduğu gerçeğinin yanında, güçsüz olanların eline geçtiğinde doğanın kurallarının işleyeceği ve zayıf olanın yeni güçlü tarafından ezileceği gerçeğidir. Bu önünde durulamayacak bir kısırdöngür ve sonsuza kadar bu denklem sürer, eğer ki bakış açısı değiştirilmezse.

Bu “kısır döngü”nün en temel nedenlerinden biri insanoğlunun egosal yapısıdır. Bu yapıyı besleyen hırs, açgözlülük ve doyumsuzluktur. Oysaki gezegende  insanoğlunun ihtiyaçlarına yetecek kadar kaynak bulunmaktadır.

Bahsettiğimiz kısır döngü bütün toplumlar için geçerli. Eski Yugoslav ülkelerini oluşturan günümüzdeki yedi devlet bu kısır döngüyü çok şiddetli bir şekilde yaşamış ve hâlâ yaşmaktadır. Bu travmayı en hafif şekilde atlatanlar Slovenler ve kısmen de Hırvatlar olmuş ancak, diğer halklar hakkında aynı şeyleri söylememiz pek mümkün görünmüyor.

Himaye Altında Tutmak ve Kısır Döngü

Belgrad’da girdiğimiz turistik yerlerden birinde gözümüze ilişen anı defterini görünce heyecanlanıp bir şeyler yazmak istedik. Ancak, bizden önce Türkçe olarak yazılmış bir notu okuyunca dehşete kapıldık:

Bu yazı hakkında yazılacak çok şey var aslında… Umarız, insanoğlu en kısa zamanda, başka bir halkı baskı altında tutmanın övünülecek bir şey olmadığını görür ve anlar.

Daha önceden ifade ettiğimiz gibi bu kısır döngü bitmeli… Bu saçmalık artık sona ermeli…

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

1675total visits,5visits today

Bir Cevap Yazın