Bosna-Hersek Blog 8/10: Rota 4 – Saraybosna (Sarajevo)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 8: Rota 4 – Saraybosna (Sarajevo)

Saraybosna Şehir Merkezi Haritası

Saraybosna, orijinal adıyla Sarajevo, Bosna Hersek’in Federasyon bölgesinin resmi başkentidir.

Saraj yani “saray” kelimesi Türklerden gelmiştir. Evo kelimesinin de “ova” kelimesinden geldiğine dair bir teori bulunur. Ancak, “Saray Ovası” demek yerine şehre Bosna’nın sarayı “Saraybosna” ismini yakıştırmışız 🙂

Eskiden Saraybosna, “Balkanlar’ın ve Avrupa’nın Kudüs’ü” diye bilinirmiş. Katolikler, Müslümanlar, Ortodokslar, Yahudiler birlikte yaşarlarmış. Hâlâ daha kilisenin yanında sinagog, onun yanında da bir cami görebiliyorsunuz. Şehirdeki bu kültürel renklilik, Bosna İç Savaşı esnasında büyük zarar görmüştür.

II. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük dramlardan biri bu kentte gerçekleşmiştir. Komşu komşuyu, arkadaş arkadaşı, kardeş kardeşi öldürmüş. Çoğunluğu Boşnak olmak üzere 100 binden fazla kişi hayatını bu iç savaş esnasında kaybetmiştir.

Saraybosna, savaştan en çok zarar gören yerlerden biri olmuş, modern savaş tarihinin en uzun kuşatması yine Saraybosna’da gerçekleşmiş ve 1992-1996 yılları arasında şehir, Republika Srpska ordusu tarafından 1425 gün boyunca kuşatma altında kalmıştır.

Savaştan önce Saraybosna nüfusu 500 binden fazlaymış ve halkının %50’si Boşnak, %26’sı Sırp ve %7’si Hırvat’mış. Savaştan sonra şehrin nüfusu %25 kadar azalmış (göç ve ölümlerden dolayı) ve şu an halkın %81’i Boşnak, %11’i Sırp, %5’i Hırvat’tır.

Aradan otuz yıl geçse bile savaşın izleri şiddetli bir şekilde hissediliyor ve insanın yüreği burkuluyor. Ancak, insanı asıl üzen, geçmişten gelen nefretin günümüze kadar taşınması ve önceki bölümlerde bahsettiğimiz “kısır döngü”nün kırılamamasıdır.

Saraybosna’yı anlatmaya en çok bilinen turistik bölgesi Baščaršija’dan başlayacağız. Baščaršija’da birçok tarihi yerle karşılaşacaksınız, oldukça ufak bir yer olmasından dolayı da bunları kaçırmanız mümkün değil 🙂

Aslında Baščaršija’da görülecek birçok yer olmakla birlikte en çok bilinenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Osmanlı ile ilgili görülecek yerler:

Sebilj,

Brusa Bezistan,

Gazi Husrev-begova “Gazi Hüsrev Bey” cami-medrese-kütüphanesi,

Ferhadija Cami,

Kazandžiluk Sokağı.

  • Sırp-Hırvat-Yahudiler’le ilgili görülecek yerler:

Srca Isusova (Sacred Heart) Katedrali (Katolik Katedrali),

Saborna srkva (Sırp Ortodoks Kilisesi),

Novi & Stari Hram (Eski ve Yeni Sinagoglar),

Muzej Jevreja (Yahudi Müzesi).

  • Savaşlarla ilgili görülecek yerler:

Latinska Ćuprija (Latin Köprüsü) – I. Dünya Savaşı,

Vječna Vatra (Eternal Flame, Ebedi Ateş) – II. Dünya Savaşı,

Pijaca Markale (Markale Pazarı) – Bosna İç Savaşı,

Galerija 11/7/95 – Bosna İç Savaşı.

  • Avusturya-Macaristan ile ilgili yapılar:

Muzej Sarajevo 1878-1918,

Gradska Vijećnica (Kütüphane).

 

Baščaršija’da dolaşmak Türkiye’de dolaşmak gibi, zaten yerin adı bile Türkçe 🙂 Arnavut kaldırımları, Osmanlı yapıları, camileri ve dükkânları ile hiç yabancılık çekmiyorsunuz. Çok fazla Türk göreceksiniz, hatta direkt Türkçe yazan dükkânlarla da karşılaşacaksınız.

Osmanlı ile ilgili yapılarda Gazi Husrev-begova (Gazi Hüsrev Bey) ismi ilginizi çekmiştir. Osmanlı’nın Bosna sancak beyi olan Gazi Hüsrev Bey, yirmi yıl boyunca yönetimde kalmış. Bu süre zarfında Gazi Hüsrev Bey, Saraybosna’nın gelişimine çok önem vermiş ve inşa edilen yapılara ismi verilmiş. Onun için Baščaršija’da Sebilj’e yakın olan bütün tarihin adı Gazi Hüsrev Bey ismiyle başlıyor.

Sebilj, 1753 yılında Osmanlı mimarisinde yapılmış bir çeşme. Birebir aynısını Belgrad’da Skadarlija’da da görebilirsiniz. Birçok şehirdeki çeşmede olduğu gibi, Sebilj’den su içen ziyaretçilerin tekrar geri döneceğine inanılıyor. Biz de içtik bakalım, umarım tekrar geri döneriz en kısa zamanda 🙂

Brusa Bezistan’ı ise “Bursa Kumaşçısı” olarak isimlendirilebilir. Adı üzerinde “bezistan, bez diyarı” 🙂 1551 yılında kurulan Brusa Bezistan’da, o zamanlar meşhur olan Bursa ipeği satılıyormuş ve adını da bu şekilde almış. İzmir’deki Kızlarağası Hanı’nın minisi, İstanbul’daki Kapalıçarşı’nın da mikrosu diyebiliriz 🙂

Bu arada Bosna’nın meşhur “cevabi kebabı” ile ilgili bir yer kesin araştıracaksınız karşısınıza Baščaršija’daki “Čevabdžinica Željo” çıkacaktır. Yedik, güzeldi ve hoştu; ancak Mostar’daki “Kod Bahre” o kadar iyiydi ki, Željo’yu gölgede bıraktı.

 

Birinci fotoğraf Sebilj; ikinci, tipik bir Baščaršija Sokağı; üçüncü, Baščaršija’da kahve içip baklava yerken 🙂 sonuncu ise Brusa Bezistan

Saraybosna için Avrupa’nın Kudüs’ü demiştik, bu nedenle Baščaršija’da sadece İslami yapılarla değil, bütün semavi dinlerin yapılarıyla karşılaşıyorsunuz. İnşası 1887 yılında tamamlanan Srca Isusova (Sacred Heart / Kutsal Kalp) Katedrali de Bosna Hersek’in en büyük katedralidir. 1874 yılında tamamlanan Saborna srkva (Sırp Ortodoks Kilisesi) de görülmesi gereken yapılardan biridir.

Solda, Srca Isusova (Kutsal Kalp) Katedrali; sağda, Saborna srkva (Sırp Ortodoks Kilisesi)

Okullarda okutulan tarih kitaplarından I. Dünya Savaşı’nı başlatan kıvılcımı hatırlarsınız: 1914 yılında bir Sırp genç, Avusturya-Macaristan veliahttı Franz Ferdinand’ı Saraybosna’da öldürmüştür. İşte veliahttın öldürüldüğü yer, Saraybosna’yı doğu-batı yönünde bölen Miljacka Nehri’nin üzerinde bulunan “Latin Köprüsü” Latinska Ćuprija’dür.

Vječna Vatra (Ebedi Ateş) ise II. Dünya Savaşı’nda kaybedilen askerler ve siviller anısına 1946 yılında ilk defa yakılmıştır ve günümüzde hâlâ yanmaktadır.

Üstte, “Latin Köprüsü” Latinska Ćuprija; altta, Vječna Vatra (Ebedi Ateş)

Pijaca Markale ise aslında bir pazaryeri (pijaca, pazar demek); ancak tarihi önemi olan bir pazar çünkü Saraybosna kuşatması esnasında Sırplar tarafından iki defa bombalanmış ve toplamda 111 kişinin ölümüne, 219 kişinin de yaralanmasına neden olmuştur.

Galerija 11/7/95 ise Srebrenica Katliamı ile ilgili bir müze/sergidir. Bize eşlik eden Boşnak rehberin anlattığı hikâyeler çok üzücüydü; ancak asıl kızdığı yöneticiler ve halkların birbirine olan nefretiydi. Erkek arkadaşı Hırvat’mış ve birbirlerini çok sevdikleri halde, ne zaman politika konusu açılsa kavga ediyorlarmış. “Ancak, ısrarla ve inatla politika konuşmaya devam ediyoruz çünkü bir Boşnak ve Hırvat olarak aramızdaki politik sorunları halledemezsek, ülkenin de bu sorunların üstesinden gelmesi mümkün değil” diye de ekledi.

1995 yılında meydana gelen Srebrenica katliamında, resmi rakamlara göre 8373 Boşnak, Republika Srpska’nın Sırp askerleri tarafından öldürülmüş; ancak, gerçek rakamın bunun çok daha üstünde olduğu söylenmektedir.

Srebrenica ile ilgili hep tek yönlü anlatımları duymuşunuzdur; ancak katliama neden olan olaylar zinciri aşağıda linki verilen videoda öyle güzel anlatılmış ki, vakit ayırmanızı şiddetle tavsiye ederiz (Hayırlı bir vatandaşın aşağıdaki videoya Türkçe altyazı eklemesini isteyeceğiz, maalesef sadece İngilizce altyazısı var):

Ülkenin yaşadığı bu dramda herkes suçlu

Saraybosna kuşatmasında çekilmiş bir fotoğraf (Galerija 11/7/95’ten)

Haritada “Administrative Area” diye belirttiğimiz yer yönetim binalarının olduğu bölge. Ülke parlamentosu, başbakanlık binası, elçilikler gibi… Bu bölgeyi özellikle işaretledik çünkü tezatlıklar ve savaşın izleri burada da bariz bir şekilde görünmektedir.

Savaştan üzerine düşeni almış olan binaların bir kısmı parasızlıktan, diğer kısmı ise kasıtlı olarak onarılmıyormuş. Bu nedenle savaştan sonra yapılan binalarla, savaştan önceki binalar arasındaki tezatlıklar ilginç ve yürek burkan görüntülerin ortaya çıkmasına neden oluyor.

Savaştan önceki binalar ve savaştan sonraki binalar arasındaki tezatlıklar. Üstte, arkada bulunan gökdelen, Bosna Hersek parlamentosuna ait.

“Bosna Hersek Ulusal Müzesi” Zemaljski muzej ülkenin en büyük müzesiymiş ancak, parasızlıktan ve ödenek ayrılamamasından dolayı ziyaretimiz sırasında tamamen boşaltılmıştı. Ne pahasına olursa olsun bu kadar büyük bir müzeyi kapatmak bize çok saçma gelse de yapacak bir şey yoktu ve hemen karşısında bulunan “Bosna Hersek Tarih Müzesi” Historijski muzej’e gittik.

Tarih Müzesi’nde daha çok Saraybosna kuşatmasına ait fotoğraflar ve eşyalar paylaşılıyordu ama beni en çok etkileyen sağ alttaki fotoğraf oldu.

Fotoğrafta 1992-1996 yılları arasında kuşatma altında bulunan Saraybosna, yiyecek konusunda da abluka altındaymış. Dışarıdan yiyecek girişi olmayınca insanlar açlık tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlar. Sorunun çözümüne yönelik olarak belediye ile yapılan anlaşma neticesinde parkları tarlalara çevirmişler ve yaşamın devamı için kendi yiyeceklerini üretmeye başlamışlar. Fotoğrafta binaların arasında görülen düzlük yeşil alanlar, bu tarlaları işaret etmektedir.

Üstte, kapatılmış olan Ulusal Müze; altta, Tarih Müzesi’nden çektiğimiz bir fotoğraf (Hikâyesi üst paragrafta)

Avaz Twist Tower ise şehir merkezinde Saraybosna’yı panoramik görebileceğiniz en iyi yerlerden biridir. Gökdelenin en tepesine üst katına çıkıp, terastan şehri izleyebiliyorsunuz. Terastaki kafede ayıp olmasın diye bir şeyler içelim dedik ama ülkemizdeki muadillerinin fiyatlarına daha önce şahit olduğumuz için, karşılaşacağımız menüden korktuk. Makul fiyatlı ülkenin gökdeleninde de fiyatlar gayet uygundu. Sokakta 0.50-1 euro olan kahve fiyatları, burda iki euroydu. Lütfen  bu gökdelene çıkın ve kahvenizi de gönül rahatlığıyla içerek manzaranın tadını çıkartın.

Avaz Twist Tower ve gökdelenden Saraybosna manzarası

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

 

 

3840total visits,2visits today

Bir Cevap Yazın