Efes Blog 10/11: Selçuk’un Çevresi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 10: Selçuk’un Çevresi

Selçuk’un çevresinde görülecek başka yerler de bulunuyor: Yedi Uyurlar Mağarası, Meryem Ana Evi, Maket Köy, Pamucak Sahili & Gebekirse Milli Parkı, Şirince ve Çamlık Lokomotif Müzesi

 

Yedi Uyurlar Mağarası

MS III. yüzyılda Roma topraklarında Hristiyanlar zulme uğruyorlarmış. Efsaneye göre, bu zulümden kaçan yedi Hristiyan genci, Panayır Dağı’nın eteklerindeki bir mağaraya sığınmışlar ve 200 yıl süren bir uykuya dalmışlar. Uyandıklarında Hristiyanlık resmi din olarak kabul edilmiş ve bu mucizevi olaydan dolayı kutsal kabul edilen bu yedi genç, öldüklerinde yine bu mağaraya gömülmüşler.

Anadolu’nun başka yerlerinde de benzer hikayelere sahip mağaralar bulunuyormuş. Yedi Uyurlar Mağarası ise hem Hristiyanlık hem de İslamiyet tarafından genel kabul görmüş yerlerden bir tanesi. Orta Çağ’dan beri sadece Hristiyan hacılar tarafından değil, Müslüman hacılar tarafından da ziyaret ediliyor.

V. yüzyılda bu mağaranın üzerine bir kilise inşa edilmiş. Günümüzde gezdiğimiz yer ise bu kilisenin kalıntıları. Açıkçası burayı daha bakımlı bekliyorduk. Ortalık çöp kaynıyordu, hiç bilgilendirme tabelası yoktu, tarihi kiliseye giriş serbest değildi, ağaçlar kesinlikle anlam veremediğimiz bir gelenek olan ve dilek için bağlanan çaputlarla kaplıydı. Daha da kötüsü artık çaput olarak pet şişelerin plastik ambalajları bağlanıyor. Yapmayın, yaptırtmayın. Hem çevre hem de görüntü kirliliği.

 

Yedi Uyurlar Mağarası

Yedi Uyurlar Mağarası’ndan Selçuk manzarası. Soldaki tepenin üstünde Ayasuluk Kalesi görünüyor.

 

Meryem Ana Evi

MS I. yüzyılda Roma İmparatoru Caligula döneminde yeni doğmuş bir din olan Hristiyanlık öğretilerine inananlar, muhafazakâr Yahudiler ve Romalılar tarafından büyük baskı görüyorlarmış. Kudüs’te bulunan Hz. İsa’nın havarileri artık bu baskılara dayanamamış ve aralarında toplanıp bir görev paylaşımı yapmışlar. Hem hayatlarını kurtarmak hem de İncil’in öğretilerini yaymak için Akdeniz Havzası’ndan Hindistan’a kadar bir alana dağılmışlar.

Havariler aralarında görev paylaşımı yaparken Aziz Yuhanna (Saint John)’ya Asia bölgesi verilmiş. Hz İsa’nın da en güvendiği kişilerden biri olan Yuhanna, Kudüs’ten ayılırken yanına Meryem Ana’yı da almış (MS 37-42).

Efes’e gelip yerleşen Yuhanna ve Meryem Ana’yı burada da rahat bırakmamışlar. Bu nedenle Efes’in yedi kilometre güneyinde, 420 metre rakımlı bir tepeye ev inşa etmişler. Meryem Ana kalan hayatını bu evde geçirmiş. MS 45’te altmışlı yaşlarında hayatını kaybetmiş ve Yuhanna, mezarın Romalılar tarafından zarara uğratılmasından çekindiği için Meryem Ana’yı gizlice gömmüş.

XIX. yüzyılın sonuna kadar Meryem Ana’nın evi hakkında birşey bilinmiyormuş. Alman bir rahibe olan Katerin Emmerik (1774-1824), bulabildiği bütün kaynakları derleyerek Meryem Ana’nın hayatı ile bir kitap yazmış. 1881 yılında Fransız rahip Gouyet, kitaptaki bilgilerin doğruluğunu teyit etmek için Efes’e gitmiş. Rahip Efes’te gezerken antik bir yapının üstüne inşa edilmiş ve XIII. yüzyıldan kalma ufak bir Bizans kilisesi bulmuş. Rahip bu antik yapının Meryem Ana’nın evi olduğunu Paris Piskoposluğu’na ve Vatikan’a raporlamış ancak onu ciddiye almamışlar.

1891 yılında Temmuz ayında İzmir’den dört Hristiyan, Efes ve çevresini araştırmaya gitmişler. Sıcaktan bunalmış, yorulmuş ve susamış bir haldeyken tütün tarlasında çalışan bir kadın görüp kendisinden su istemişler. Çiftçi kadın, suyunun olmadığını ama yakındaki yıkık manastıra giderlerse orada su bulabileceklerini söylemiş. Dört araştırmacı, yıkıntı halindeki yapının orada susuzluklarını giderdiklerinde çevrelerine bakmışlar ve dehşete düşmüşler. Çünkü bulundukları yer, Katerin Emmerik’in kitabındaki Meryem Ana’nın evinin tarifi ile birebir uyuyormuş! 1892 yılında tarif edilen evin olduğu yere on iki kişilik bir komite yollanmış ve yapılan incelemelerden sonra buranın bir zamanlar Meryem Ana’nın evi olduğu teyit edilmiş.

Ev, XIII. yüzyıl Bizans yapısının üzerinde restore edilmiş, 1896’da Meryem Ana’nın evi ilk kez ziyaretçilere açılmış ve o günden bu yana Hristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından kutsal kabul ediliyor.

Meryem Ana Evi’nin yolu üzerindeki heykel

Meryem Ana Evi’nin dış kısmından görüntüler

 

 Meryem Ana Evi’nin görüntüsü

Evin içinde fotoğraf çekmek yasaktı. Biz de internetten bulduğumuz bu iç mekân fotoğrafını sizinle paylaştık (Kaynak: www.alamy.com/stock-photo-interior-of-the-house-of-the-virgin-mary-ephesus-turkey-20604883.html)

 

Maket Köy (Çetin Kültür Köyü Müzesi)

Selçuk ve çevresindeki en favori yerlerimizden biri olan Maket Köy, 1940 Konya – Akviran doğumlu olan Matematik ve Fen Bilgisi öğretmeni Ayhan Çetin’in, eşi Nazmiye Hanım ile birlikte Selçuk-Kuşadası yolu üzerinde el emeği, göz nuruyla oluşturdukları bir müze. Bu müzede 1920’lerden günümüze insan yaşamından kesitler, Türk örf ve âdetleri, Anadolu insanının günlük yaşamı, Nasreddin Hoca gibi kompozisyonlar üzerine maketler hazırlamışlar ve bir kültür köyü olarak bize sunmuşlar.

Müzedeki figürler ve resimler Ayhan Hocamıza, figürlerin kıyafetleri ve aksesuarları Nazmiye Hanım’a aitmiş. Müzeye girdiğinizde büyük maketlerin bulunduğu odalar sizi karşılıyor. Her odasında ayrı bir temanın işlendiği bu bölümde, eski köy yaşantısının ufak bir kısmını izliyorsunuz. Zaten hocamızın amacı, bir yandan yok olmuş köy yaşantısını tekrardan canlandırmak, böylece eskiye olan özlemini bir nebze de olsun gidermekmiş. Üstelik bu maketlere hareket de kazandırmışlar.

Odaları görüp tam müze bitti dediğiniz anda kapalı bir alana giriyorsunuz ve apayrı bir dünya ile karşılaşıyorsunuz. Bu alanda ise minyatür maketlerle sanat eserleri ortaya çıkarılmış. Yine farklı temaların bulunduğu bu kısım, minyatür maketlerin en ince ayrıntısına kadar düşünülmesiyle ortaya çıkarılmış.

Hem Ayhan Hocamıza hem de Nazmiye Hanım’a buradan teşekkür ediyoruz ve ellerine sağlık diyoruz. Efes’e gelen herkesin burayı da es geçmemesini şiddetle tavsiye ediyoruz. Özellikle geçmişi özleyenlerin ve belli bir yaşın üzerinde olanların bu müzede sergilenenlerden ayrı bir keyif alacağını tahmin ediyoruz.

Maket Köy sizi böyle karşılıyor.

Maket Köy’de bulunan her odada farklı bir kompozisyon işlenmiş.

 

 Bu kompozisyonların küçük bir kısmı

 

Bu maketlerin mükemmel olmaları yetmemiş, daha da mükemmel olsunlar diye kompozisyonlara hareket verilmiş:

 

Şu ana kadar büyük maketleri yayımladık. Bir de minyatür maketlerin olduğu kapalı bir alan daha var. Bu alanda fotoğraf çekmek yasak ama biz, sizin de bir fikriniz olsun diye izin alıp uzaktan bu fotoğrafı aldık 😊 Ama güzelliklerinin detaylarında saklı olduğunu belirtmemiz gerekiyor:

Minyatür maketlerin sergilendiği kapalı alan.

Maket Köy’ün yerini bulamayanlar için haritada yerini işaretledik. Selçuk’a 7, Kuşadası’na 14 kilometre uzaklıkta:

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

5989total visits,11visits today

Bir Cevap Yazın