Efes Blog 11/11: Selçuk’un Çevresi (Devamı)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 11: Selçuk’un Çevresi (Devamı)

Selçuk’un çevresinde görülecek başka yerler de bulunuyor: Yedi Uyurlar Mağarası, Meryem Ana Evi, Maket Köy, Pamucak Sahili & Gebekirse Milli Parkı, Şirince ve Çamlık Lokomotif Müzesi

 

Pamucak Sahili & Gebekirse Milli Parkı

Kuşadası ile Selçuk arasında bulunan Pamucak Sahili, yedi kilometre uzunluğunda dev bir kumsal. Küçük Menderes Nehri’nin Ege Denizi’ne döküldüğü yerde bulunuyor ve nehrin denizle buluşmadan önce oluşturduğu delta, Gebekirse Milli Parkı olarak isimlendiriliyor. Bu bölge milli park olarak isimlendirilse de korunduğuna dair bir işaret ya da girişim göremedik.

Pamucak’ta sağda Ahmetbeyli-Özdere bölgesi, karşıda Sisam (Samos) Adası, solda Kuşadası, önünüzde ise incecik kumdan oluşan şahane bir kumsal bulunuyor. Bir de kıymeti bilinse ve çöp atılmasa daha da güzel olacak…

Gebekirse Milli Parkı’ndan Pamucak Sahili

Pamucak’ta sağda Ahmetbeyli-Özdere bölgesi, karşıda Sisam (Samos) Adası, solda Kuşadası, önünüzde ise incecik kumdan oluşan şahane bir kumsal bulunuyor.

 

Şirince

Selçuk’a kadar gelmişken Şirince’ye uğramadan olur mu… Burası belki de Türkiye’nin en meşhur köyü. Yerli/yabancı turistin eksik olmadığı Şirince, doğal güzellikler ve tarihsel değerler içinde yaşayan, adı gibi şirin bir köy. Selçuk’un 8 kilometre doğusundaki dağlarda, denizden 350 metre yükseklikte bulunuyor.

Şirince’nin ne zaman kurulduğu hakkında pek fazla şey bilinmese de MS VI. yüzyılda, Efes’in limanını dolduran Küçük Menderes Nehri’nin alüvyonlarının oluşturduğu su baskınlarından, salgın hastalıklardan korunmak için insanların buraya geldiği tahmin ediliyor (Efes hakkındaki yazımızı okumak için tıklayınız). Bu nedenle eskiden Şirince’ye “Dağdaki Efes” deniliyormuş.

“Dağdaki Efes” olan Şirince, MS VI. yüzyılda Efes’in su baskınlarından ve salgın hastalıklarından korunmak için kaçanların kurduğu bir köy olduğu tahmin ediliyor. Şirince, yokuşlu bir arazi üzerine kurulmuş ve Rumlardan kalan eski yerleşim düzeni korunuyor.

 

XIV. yüzyılda “Dağdaki Efes”, Aydınoğulları’nın denetimine geçmiş (Aydınoğulları ve Birgi hakkındaki yazımızı okumak için tıklayınız). Önceleri “Kırkınca/Kırkıca” olarak isimlendirilen köye, Aydınoğulları döneminde bir grup Rum yerleştirilmiş ve köy başkalarına verilmesin diye yerel halk köyün adını “Çirkince” olarak değiştirmiş.

XV. yüzyılda ise “Çirkince”, Osmanlı yönetimine girmiş ve köyde Rumlar yaşamaya devam etmişler. Yöre, inciri ile ün salmış. Çirkince’de toplanan incirler develerle İzmir’e götürülüp satılıyormuş.

1910 yılına kadar Çirkince nüfusu büyümüş. 1800 haneli, 5000 kişinin yaşadığı bir yerleşim birimine dönüşmüş. Ancak bu yıldan sonra şartlar değişmeye başlamış. Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan gelen göçmenlerin kışkırtmasıyla Çirkinceliler, Osmanlılar’a karşı cephe almaya başlamışlar. 1914 yılında I. Dünya Savaşı esnasında köyün gençleri Osmanlılar tarafından askere alınmış ancak bu gençlerden kaçabilenler ya dağlardaki çetelere ya da Yunanistan’a sığınarak direniş göstermişler.

1919 yılında İzmir’in Yunanistan tarafından işgali, Çirkinceliler tarafından coşkuyla karşılanmış ve Yunan ordusuna katılmak için İzmir’e gitmişler. Bu şekilde aynı topraklarda doğup büyüyenler birbiriyle savaşmak durumunda kalmışlar. Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasıyla Çirkinceliler’in bazıları Yunanistan’a kaçmışlar.

1924 yılına gelindiğinde Türkiye Cumhuriyeti kurulmuş ve Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi Yasası çıkmış. Çirkince’deki birkaç yaşlı dışında kalan herkes Yunanistan’a gönderilmiş, onların yerine çoğunluğu Kavala-Selanik bölgesinden olan Türkler yerleştirilmiş.

1906 Aydın doğumlu Gazeteci-Yazar Dido Sotriyu, “Benden Selam Söyle Anadolu’ya” adlı eserinde Şirince hakkında şunları yazmış:

“Kardeşler, dostlar, hem şehriler!

Koskoca bir kuşak durup dururken katletti kendini!

Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet’in damadı!

Benden selam söyle Anadolu’ya!

Topraklarını kanla suladık diye bize garezleşmesin.

Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellâtların Allah bin belasını versin…”

 

Cumhuriyetin ilk yıllarında dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik, Çirkince’ye ziyarete gelmiş ve bu ziyaret esnasında “Böyle güzel bir yer Çirkince olamaz, olsa olsa Şirince olur” diyerek köyün adını değiştirmiş. Böylece Şirince adı günümüze gelmiş 😊

Şirinceliler, Rumlardan kalan yapıları korumuşlar, hatta kiliselerine bile dokunmamışlar. Muhtemelen yine Rumlardan gelen şarap yapımı geleneğiyle ün salmışlar ve köyü turizme kazandırmışlar. Köy, otantik ortamıyla, özgün evleri ve sokaklarıyla, ev yapımı şaraplarıyla, yöresel ürünleriyle her gün binlerce turisti ağırlıyor. Turizmin bu kadar gelişmesine rağmen köy nüfusu ise şaşırtıcı biçimde sürekli azalıyor. Rumların döneminde 1800 hane olan köyde, günümüzde 150 civarında hane kalmış. Toplam nüfusu da 5000’lerden 450’lere inmiş. Yine de her yer aile işletmesi pansiyonlar ile dolu. Çarşısı renkli, ortamı güzel. Selçuk’a uğrayan herkesin buraya gelip en azından birkaç saat adı gibi şirin bu ortamı soluması gerekiyor.

Şirinceliler, Rumlardan kalan kiliseleri kullanmasalar da yıkmamışlar. Günümüzde çarşıdan biraz yokuş tırmanarak bu kiliselere ulaşabiliyorsunuz.

Şirince, otantik ortamıyla, özgün ev ve sokaklarıyla her gün binlerce yerli-yabancı turisti ağırlıyor.

Şirince’ye gelmişken şarap tatmadan gitmek olmaz. Ama kumda kahvesini de ihmal etmemek gerekiyor 😊

Şirince ile ilgili faydalandığımız ilave kaynaklar:

http://sirincerehberi.com/sirince-sirince-tarihi.html

https://www.evrensel.net/haber/162283/sirince-nin-oykusu

http://sirincelife.com/sirincetarihi.html

 

Çamlık Lokomotif Müzesi

Selçuk’un 10 kilometre güneyindeki Çamlık’ta bulunan Açık Hava Buharlı Lokomotif Müzesi, 1991 yılında ziyarete açılmış.

Müze, 160 dönümlük bir arazinin üzerinde kurulu ve müzenin burada açılmasının üç sebebi varmış: Birincisi, Türkiye’nin ilk demiryolu olan İzmir-Aydın hattının Çamlık’tan geçmesi. İkincisi, İzmir-Aydın demiryolu hattının düzenlenmesi esnasında Çamlık İstasyonu’nun kapatılmış olması. Üçüncüsü, 1937 yılında Atatürk’ün bir gece Çamlık’ta konaklaması (Müze içinde bu nedenle Atatürk’e ayrılmış bir oda da bulunuyor).

Müze, farklı ülkelerde 1887-1952 yılları arasında üretilmiş otuzdan fazla buharlı lokomotife ev sahipliği yapıyor. Lokomotiflerin bir kısmı ziyaret edilebiliyor ve özellikle belli bir yaşın üzerindekiler bu lokomotiflerde nostalji yaşayacaklar diye tahmin ediyoruz 😊 Bu arada 1957 yılında gerçekleşen ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en ölümlü demiryolu kazalarından biri olan Yarımburgaz Tren Kazasını yapan Şark Ekspres’inin bir parçası olan lokomotifin de bu müzede sergilendiğini öğrendik.

Eskiyen lokomotifleri hurdaya çıkarıp, kapatılan Çamlık İstasyonu’nu yok etmek yerine böyle bir müze oluşturup geçmişi canlandıranların aklına ve emeğine sağlık diyoruz.

Çamlık Lokomotif Müzesi. Bu müzede 1887-1952 üretim tarihli otuzdan fazla buharlı lokomotif sergileniyor.

 

Lokomotiflerin bir kısmının içinde gezip nostalji yaşayabilirsiniz.

 

Atatürk’e ayrılmış odanın yanında bulunan atölyeden bir görüntü.

 

Selçuk/Efes ve çevresi ile ilgili yazılarımızda yararlandığımız kaynaklar:

Müze broşürleri ve tanıtım panoları.

Selçuk’taki Turizm Enformasyon ofisinden alınan, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na ait tanıtım kitapçıkları ve broşürler.

Ephesus, Güney Yayıncılık, Arkeolojist İ.Akan ATİLA

Türkiye’nin Antik Kentleri -Ege-, Ekin Yayın Grubu, Devrim Erşen

www.serhatengul.com

www.visitizmir.org

SON

5266total visits,9visits today

Bir Cevap Yazın