Efes Blog 9/11: Efes Antik Kenti – Stoa Basileios ve çevresi (5.Bölge)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 9: Efes Antik Kenti (5.Bölge)

Efes Antik Kenti 5. Bölge: Stoa Basileios ve Çevresi

Efes Antik Kenti 5. Bölge: Devlet Agorası ve çevresinin uydu görüntüleri

 

Domitianus Tapınağı: Domitianus Meydanı’ndan yol ikiye ayrılıyor. Biri Stoa Basileios’tan geçiyor, diğeri de sizi doğruca Domitianus Tapınağı’na götürüyor. Hristiyanlık’ın kabulünden sonra tapınaktan geriye pek birşey bırakılmamış olsa da buranın hikayesi ilginç:

Tapınak, MS I. yüzyılda İmparator Domitianus adına inşa edilmiş ve büyüklüğü beş dönümmüş (Efes’te Romalı bir imparatora adanan ilk tapınak). Böylece Efes’e “Neokoros” ünvanı verilmiş. Neokoros, bir şehir için onurlandırıcı bir ünvanmış çünkü o şehir, hem imparatorun hem de imparatorun tapınağının koruyucusu olarak görülürmüş. Sonraki yıllarda imparator öldürülmüş ve Roma Senatosu, imparatorun hatıralarının lanetlenmesine (Damnatio memoriae adlı yasanın en Türkçe çevirisini bu şekilde yapabildik) karar vermiş. Bu yasaya göre lanetlenen kişinin heykelleri kırılır ya da kafaları kopartılır, isimleri tüm kayıtlardan çıkarılır ve adı bir daha anılmazmış. Senato bunun üzerine Efes’e bir ültimatom yollamış, “Ya tapınağı yıkacaksınız ya da sizden Neokoros ünvanını geri alacağız”. Efesliler hem tapınağı hem eski imparatorlarının anılarını hem de Neokoros ünvanını kaybetmemek için düşünüp taşınmışlar ve nihayetinde ne yapacaklarına karar vermişler. Tapınaktaki Domitianus heykelinin başını alıp tapınağın mahzenine gizlemişler, çıkartılan başın yerine de Domitianus’un babası Vespasianus’un başını yerleştirmişler ve tüm tapınak kayıtlarındaki Domitianus kelimelerini Vespasianus ile değiştirip tapınağa “Vespasianus” adını vermişler. Böylece Efes, Neokoros ünvanını da elinde tutabilmiş. IV. yüzyıldan sonra baskın olan Hristiyanlar, tapınağı temeline kadar sökmüşler ancak gizlenen imparator kafasını neyse ki bulamamışlar. Domitianus’un kafası günümüzde Selçuk’taki Efes Müzesinde duruyor 😊

İlginç bir hikayesi olan Domitianus Tapınağı’ndan günümüze neredeyse hiçbir şey kalmamış. Tapınağın karşısında bulunan, MS I. yüzyıla tarihlenen Pallio Anıt Mezarı ve Domitianus Çeşmesi’nin de kaderi tapınakla aynı olmuş. Tapınağın mahzeninden çıkan üç binden fazla yazıt ise arkeolojik çalışmalara ışık tutmuş.

İmparator Domitianus heykelinin başı ve kolu Selçuk’taki Efes Müzesi’nde sergileniyor. Heykelin sadece kolu bile bir insan büyüklüğündeydi. Tamamının ne kadar büyük olabileceğini aklınızda canlandırmaya çalışın.

 

Stoa Basileios: Domitianus Meydanı’nından, Domitianus Tapınağı’na doğru değil de dümdüz yürürseniz eskiden Stoa Basileios olarak bilinen bir yapının içinden geçeceksiniz. Stoa, üstü kapalı ve sütunlu galerilere verilen isimdir (Stoa’nın neye benzediğini kafanızda daha iyi canlandırabilmeniz için buraya tıklayıp Atina’daki Attalus Stoa’sının fotoğraflarına bakabilirsiniz). Günümüzde stoa yerine üstü açık ve yanlarında yarım kalmış sütunlar bulunan bir sokaktan geçiyor olsanız da orijinalinde burası kapalı ve 67 sütundan oluşan bir galeriymiş. “Hükümdar Yolu” olarak da isimlendirilen stoa, MS I. yüzyılda inşa edilmiş ve Odeion ile Devlet Agorası’nın arasından geçiyor.

Domitianus Meydanı’ndan Kuretler Caddesi yönünde bir bakış. Sağda Stoa Basileios’un girişi ve sütunları, meydanın ortasında Memmius Anıtı, Kuretler Caddesi’nin aşağısında Celsus Kütüphanesi, solda aşağıda üstü kapalı olan Yamaç Evler, en aşağıda düzlük arazide antik liman görülüyor. Bu meydandan sola saptığınızda Domitianus Tapınağı’na ulaşıyorsunuz.

Stoa Basileios’un girişinde bulunan bir kabartma.

Odeion’dan Stoa Basileios’un görüntüsü. Günümüzde üstü açık, yanlarında yarım sütunlar bulunan bir sokak gibi görünse de orijinalinde üstü kapalı bir galeriymiş. Stoa’nın arkasında kalan düz alanda ise 160×75 metre ölçülerindeki Devlet Agorası’ndan arta kalanlar bulunuyor.

 

Devlet Agorası: Burası da tüm agoralar gibi şehrin AVM’si olarak kullanılıyormuş. Ancak Devlet Agorası, Kuretler Caddesi’nin aşağısında bulunan Ticari Agora’dan biraz daha farklıymış. Bu agora, sadece ticaret ve alışveriş amaçlı değil, aynı zamanda siyasi ve dini toplantıların/törenlerin yapıldığı bir alan olarak da kullanılıyormuş. Agoranın köşesinde Hydrekdocheion (Su Sarayı) isimli süslü bir havuz da bulunuyormuş ancak ondan da geriye birkaç kaya parçası kalmış.

Prytaneion (Kent Meclisi): Stoa Basileios’tan girişi bulunan meclis binası hem politik hem de dini bir öneme sahipmiş. Resmi konuklar ve en üst düzey yöneticiler, bu binada ağırlanıyormuş. Binanın sunağında kutsal sayılan ve şehir varolduğu sürece yanan Ebedi Ateş buluyormuş (Benzer bir uygulama günümüzde Saraybosna’da var). Binanın yanında bulunan iki küçük tapınaktan biri İmparator Julius Caesar’a, diğeri tanrıça Artemis’e ve daha sonra Artemis’in Roma’daki evrilmiş hâli olan tanrıça Diana’ya adanmış.

Artemis Tapınağı’nda bulunan Efes Artemisi heykellerinin kopyaları olan “Büyük Artemis” ve “Güzel Artemis” heykelleri, bu binanın kazılarında bulunmuş. Selçuk’taki Efes Müzesi’nin en kıymetli parçalarından olan bu heykeller, Efes’in tanıtımında da sıkça kullanılıyorlar:

“Büyük Artemis” heykeli (MS I. yüzyıl). Efes Müzesi’nde sergileniyor.

“Güzel Artemis” heykeli (MS II. yüzyıl). Efes Müzesi’nde sergileniyor.

Prytaneion (Kent Meclisi)

 

Odeion (Bouleuterion): Odeion, ufak tiyatrolara verilen isimdir. Prytaneion’un yanında bulunuyor ve buranın da girişi Stoa Basileios’tan sağlanıyormuş. Büyük Tiyatro gibi dev bir yapı varken buraya ne gerek var diye düşünülüyor olabilir. Odeion, kentin elit kitlesinin özel tiyatrosu ve konser alanıymış. Aynı zamanda önemli meclis toplantılarının da gerçekleştiği yermiş. 1500 kişilik kapasitesi olan bu tiyatronun üstü kapalıymış ve MS II. yüzyılda inşa edilmiş. Odeion’dan çıkan parçaların bir kısmı yine Londra’daki British Museum’da sergileniyormuş.

Odeion (Bouleuterion). Arkada müzenin üst girişi ve Doğu Gymnasion’u görülüyor.

 

Doğu Gymnasionu: Müzeye üst girişten giriyorsanız sağda göreceğiz ilk yapı. İçinde soğuk-sıcak-ılık su havuzları, yerden ısıtmalı odaları, hamamları, soyunma odaları, spor alanları bulunan gelişmiş bir kompleksmiş. Büyük pencereleri varmış ve zemininde mozaik işlemeler bulunuyormuş.

Müze sınırları dışında, üst girişin önünden geçen yolun (Meryem Ana Evi yolu) diğer tarafında da bazı harabeler bulunuyor. Bunlardan birinde, İncil’in yazarlarından Luka’nın anıt mezarı bulunuyormuş ve bu yerin üstüne Bizanslılar bir kilise inşa etmişler. Diğeri ise Magnesia Kapısı. Efes’e üç adet giriş yeri bulunuyormuş: Stadyum’un yakınlarındaki Koressos Kapısı, antik liman ve Magnesia Kapısı.

Magnesia, Efes’e 24 kilometre uzaklıkta bulunan başka bir antik kent. Muhteşem bir stadyumu olan bu antik kentle ilgili yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

13299total visits,20visits today

Bir Cevap Yazın