Finlandiya Blog 10/33: Şehircilik & Finlandiya’da Yaşamak-1

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 10: Şehircilik & Finlandiya’da Yaşamak-1

Finlandiya’da şehirler ufaktır ama refah seviyeleri de yüksektir. “İstanbul’un tek başına ekonomisi şu kadar ülkeden daha fazladır” diye övünülmez. Bakımsızlık, köhnelik, düzensizlik, kirlilik yoktur. Şatafat, savurganlık, gösterişten tek bir eser bile bulunmaz.

Doğa ve Ormancılık başlığı altında anlattığım gibi, Fin şehirleri Türk şehirleri gibi dikey değil, yatay olarak gelişir. Başka bir deyişle, gökdelenler, rezidanslar yoktur. Küçük bir merkezin çevresinde banliyö tarzı yerleşimler bulunur. Çünkü Finliler, betondan binalara tıkış tepiş yerleştirilmekten hoşlanmaz.

İskandinav şehirleri dikine değil, yatay olarak gelişir (İlk iki fotoğraf Turku’dan, son fotoğraf Stockholm’den).

 

Şehir merkezi dışındaki evlerin, sitelerin, banliyölerin ve mahallelerin arasında geniş ormanlık araziler bulunur, bu da şehirlerin nüfusuna oranla çok daha geniş bir alana yayılmasına sebep olur (Stockholm şehir planlaması hakkındaki yazımı okumanızı tavsiye ederim).

Fin yerleşimleri yatay gelişirken, çevrelerinde geniş ormanlık araziler bulundurulur.

 

Bu nedenle sokaklar bile bizim caddelerimizin genişliğindedir. Nüfus da az olunca, özel bir etkinlik olmadığı sürece yollarda kilitlenme söz konusu olamaz. Finliler güne çok erken başladığı için trafiğin en yoğun olduğu saatler sabah 6-7 arasında olur. Trafik diyorum ama bu trafiği gören bir İstanbullu kahkahalarla gülecektir 😊

Finlandiya’da sokaklar bile çok geniştir ve yollarda kilitlenme söz konusu değildir.

 

 

Batılı ülkelerin çoğunda olduğu gibi, trafik konusunda Finlandiya’da da öncelik araçlara ait değil, yayalara aittir. Yaya geçidine ayağınızı attığınız an bütün araçlar durup size yol verirler, üstüne gülümseyip elleriyle “Buyurun” işareti yaparlar. Sürücüler kadar yayalar da trafik kurallarına çok saygılıdırlar. Bazen bu saygı konusunu abartabiliyorlar. Yol bomboş olsa bile çoğu Finli, yayaya kırmızı ışık yanıyorsa karşıya geçmez.

Bir gün kaldırımda yürürken kaldırıma çıkıp beni sıkıştıran bir sürücüyle karşılaştım ve o an “Ne oluyoruz, ne yaptığını zannediyorsun” diye söylenmeye hazırlanırken, arabanın arkasından bir ambulansın geldiğini gördüm. Tabii ki de lafı boğazıma tıktım 😊

Finlilerin trafiğe saygısı konusunda bir gün çok şaşırdığım bir olayla karşılaştım. Bu olayı ise komik bir resimle açıklamaya çalışacağım 😊

Bir sabah geç kaldığı çok belli olan bir Finli çılgınlar gibi koşuyordu. Koşturarak yaya geçidine gitti, kırmızı ışıkta bekledi ve kendisine yeşil ışık yanınca, kendisini ilk gördüğüm noktanın tam karşısındaki binaya son hızla girdi. Beni asıl şaşırtan şey, bütün bunlar olurken yolda tek bir araç bile bulunmamasıydı! Şahsen ben yolda araç olmadığı için o telaşla dümdüz karşıya geçerdim. Ama kurallara saygı konusunda Finliler sınır tanımıyorlardı… Finlandiya’yı da “Finlandiya” yapan bir örnekle daha karşılaşmış oldum.

Finlilerle ilgili başka şaşırtıcı bir özellik kaldırımı da sağdan kullanmaları. Kaldırımı sağdan kullanma, yazılı bir kural değil ama uygulanan bir alışkanlık. Sadece yayalar için geçerli değil, bisikletliler de bu alışkanlığı takip ediyor. Kaldırımların büyük bir kısmında bisiklet yolu olduğu için özellikle kalabalıkta bisikletliler ve yayalar arasında bir kaos yaşanmıyor. Herkesin rotası belli olduğundan ve sağdan gitme alışkanlığı çok yerleşmiş olduğundan herhangi bir karmaşa yaşanmıyor.

Kaldırımlar ve yollar çok geniş olduğundan, ayrıca yatay şehirleşmenin de katkısıyla bisiklet, Finliler için vazgeçilmez bir ulaşım aracı haline gelmiş. Yaşadığım Turku şehrinde nüfus 190 bindi ve bisiklet sayısı 150 binden fazlaydı! Yemyeşil yollar boyunca işe/okula gitmek çok keyifli oluyordu. Ben alışık olmadığım için kışın bisiklet süremedim ama birçok Finli bisikletlerine de kış lastiği takıp bisikletlerini kullanmaya devam ediyordu.

Bisiklet, Finliler için vazgeçilmez bir ulaşım aracıdır ve fiziksel şartlar, bisikletliler için çok uygundur. Bu kadar keyifli rotalarda ise bisiklet kullanmak ayrı bir zevktir.

 

Finlandiya ile ilgili hırsızlık vakasının yaşanmadığını söylemiştim ama bisiklet hırsızlığı maalesef bir istisna. Kimin çaldığınla ilgili iki tane teorim var. İlki orada yaşayan ve kendi imkanlarıyla yaşayan öğrenciler/yabancılar, ikincisi ise ikinci el bisiklet dükkanları. Polis de bu konuyla çok sık karşılaştığı için bisiklet hırsızlıklarıyla pek ilgilenmiyor ve nedense, ısrarla bisiklet park alanlarına kamera konulmuyor. Size hep olumlu şeyleri anlattım ama bu ütopya da mükemmel değil tabii ki de. Bu nedenle Finlandiya’ya giderseniz bisikletinize çok iyi sahip çıkın ve dışarıya çıktığınızda bir dakikalığına bile bisikletinizi yalnız bırakacaksınız mutlaka güçlü bir zincirle kilitleyin.

Yine de kimse bisikletten vazgeçmez. Hatta Finliler her şartta, her koşulda bisiklet sürebilirler. Çocuklu anne-babalar, bisikletlerine bağlı özel römorklarla çocuklarını taşırlar ve römorkun üstüne de belli olsun diye fosforlu bayraklar asarlar. Bu römorklar çocuk arabası, sepet, hatta kızak şeklinde (özellikle kışın) bile olabilir. Anne-babalar çocuklarından dolayı kesinlikle sportif etkinliklerine ara vermezler ve çocuklarını da beraberlerinde taşırlar. Tabii bunda yine yolların/kaldırımların düzgün, yeşil ve geniş olmasının katkısı büyüktür.

Finli anne-babalar çocuklarını çeşitli tekniklerle taşırlar. Çocuğun bulunduğu bölme dikkat çekmek için fosforlu bayraklar asarlar (Fotoğraf Finlandiya’dan değil ama gördüklerimle bire bir aynı) (Kaynak: www.cyclesprog.co.uk/category/carrying-kids-on-bikes/)

 

Bisikletle seyahat etmek istemiyorsanız elbette ki gelişmiş belediye otobüsü ağları mevcuttur. Bütün duraklarda o duraktan hangi hattın, saat kaçta geldiğini gösteren yazılar/elektronik tabelalar bulunur. Kış ve yaz tarifesi farklı olduğundan, tarife değişmeden yaklaşık bir ay önce bütün evlere yeni tarifeyle ilgili kitapçıklar dağıtılır (Sanırım Finlandiya’da en sinir olduğum şey evlere sürekli broşür, dergi, kupon dağıtılmasıydı. Gün içinde giriş kapımdaki posta deliğinden defalarca kez birşeyler atılıyordu. Posta deliğinin açılma sesi yüzünden her seferinde yerimden zıplardım. Eğer birkaç gün evde bulunmazsanız kapıyı açtığınızda arkada dağ gibi kağıtla karşılaşırsınız. Bazı açılardan iyi olan bu uygulama abartılı olduğu için sıkıcı hale gelebiliyordu). Genelde otobüsler şaşırtıcı derece dakik olurlar, örneğin 15:48 yazıyorsa, 15:47’de otobüsü uzaktan görürsünüz.

Bütün ülkede geçerli olan gece mekânı kapanış saati 04:00’dır. Bu mekanlardan çıkan ve neredeyse tamamı sarhoş olan yüzlerce, binlerce Finli, ilk otobüs seferlerini tıka basa doldurur ve belediye, kimseyi dışarıda bırakmamak için dolan otobüsün hemen arkasından yeni bir otobüsü devreye sokar (Midsummer ve Noel Günleri hariç).

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

7346total visits,3visits today

Bir Cevap Yazın