Finlandiya Blog 11/33: Şehircilik & Finlandiya’da Yaşamak-2

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 11: Şehircilik & Finlandiya’da Yaşamak-2

Devlet bütün olanaklarını adeta vatandaşına hizmet etmek üzere kullanmakta ve yeni yapılan bütün yapılar da bu esasa uygun olarak inşa edilmektedir. Sadece müstakil evi olanların değil, aynı zamanda apartman dairesinde yaşayanların da bir bahçesi bulunur. Şehir merkezlerinde genelde ızgara tarzı, birbirini dikine kesen sokaklar/caddeler bulunur ve bu sokakların/caddelerin oluşturduğu kare şeklinde alanlara apartmanlar dipdibe değil, karenin kenarları boyunca yerleştirilir (Izgara tipi olan Hippodamik şehir planlaması aslında günümüzdeki Türkiye topraklarında yaşayan Miletoslu bir Antik Yunanlı’ya aittir ama nedense bu toprakta doğan fikir, o topraklarda doğanlar tarafından uygulanmıyor). Böylece karelerin ortasındaki alanlar boş bırakılır ve buralara araç otoparkı, bisiklet park yeri ve ufak bir bahçe oluşturulur. Böylece sadece size ait olmasa bile rahatlıkla oturabileceğiniz bir bahçeye sahip olursunuz.

Finlandiya’da yerleşimlerinde Hippodamik şehir planlaması örneği (Uydu görüntüsü Turku şehrinden. Kaynak: Bing maps)

Kare şeklinde yerleştirilmiş binaların arasında bulunan alanlar; otopark, bisiklet park yeri ve bahçe olarak değerlendirilir.

Apartmanların araç otoparkına belli bir ücret ödemeniz gerekir, çünkü her park yeri için ufak bir cihaz bulunur ve kışın bu cihaz araca bağlanarak aracınızın donması engellenir.

Araç otoparklarında, araçların donmasını engelleyen ufak cihazlar bulunur.

Neredeyse bütün apartmanların ortak çamaşır odaları ve saunaları bulunur. Bu ortak odalardan faydalanmak isterseniz önceden rezervasyon kağıdına isminizi yazmanız gerekir ve sıranız geldiğinde çamaşırlarınızı yıkayıp yine bu alanlara asarsınız. Hatta bazı binalarda presleme yapan büyük çamaşır ütüleme cihazları da bulunur. Saunalar için de rezervasyon sistemi geçerlidir.

Her binanın en alt katında bir depo bulunur. Bu depo alanları genelde bisikletler için kullanılsa da kişisel eşyalarınızı koymak için de uygundurlar. Bizde ise bu depo katlarında kapıcı daireleri bulunur. Ama Finlandiya’da kapıcılık gibi bir meslek yoktur. Herkes kendi işini kendisi yapar. Apartman bakımı için bu işi yapan firmalarla anlaşılır.

Bütün İskandinavya’da olduğu gibi Finlandiya’daki apartman daireleri de genelde ufaktır. Yaşadığım daireler genelde 40-60 metrekare arasında değişiyordu ve daha büyük dairelerin fiyatları çok pahalıydı. Bunun nedeni, hem ısıtmada tasarruf sağlamaktır hem de binaların ortak alanlarının yeterli sayıda bulunmasıdır. Bir İsveç markası olan IKEA’nın showroom’larında çok küçük odalar için yapılan düzenlemeler boşuna değildir.

Üstteki fotoğraf: Binaların alt katlarında günlük yaşamınızı kolaylaştıracak odalar bulunur. Alttaki fotoğraf: Finlandiya’da apartman daireleri genelde ufaktır.

İşin ilginç yanı sizin de kullanabileceğiniz bu farklı farklı mekanlar için sadece tek bir anahtarınızın bulunmasıdır! Fin tipi bu anahtar, hem ortak alanların kapılarını hem apartman kapısını hem de sizin dairenin kapısını açar, ama başka birine ait bir kapıyı açmaz! Hatta ilk kaldığım çift kişilik yurt odasında elimdeki anahtar aynı dairede olmamıza rağmen ev arkadaşımın oda kapısını bile açmıyordu!

Fin tipi anahtarlar birden fazla kapıyı açar! (Kaynak: www.kslukko.fi)

Finlilerin başka pratik buluşu ise Astiankuivauskaappi’dir ve tam çevirisi “bulaşık kurulama rafı”dır. Finlilerin bizim bildiğimiz anlamda bulaşıklıkları olmaz. Elde yıkadıklarını mutfak tezgahında eviyenin hemen üstüne kurulan bu raflara yerleştirirler ve bulaşığın fazla suyu eviyenin içine damlar. Çok basit ve akıllıca olan bu yöntem bence hepimizin evinde uygulanmalı diye düşünüyorum.

Bir Astiankuivauskaappi (Bulaşık kurulama rafı) örneği (Kaynak: www.crookedbrains.net/2012/04/creative-dish-drainers-cool-dish-racks.html)

 

Bütün Finlandiya’da içme suyu güvenlidir, sadece güvenli değil, aynı zamanda lezzetlidir. Kimse evine şişelenmiş su almaz. Gerek de yoktur zaten. Yerleşimden yerleşime değişen tek şey içme suyunun lezzetidir. Kimi yerleşimlerde içme suyu lezzetliyken, kimisinde daha da lezzetlidir. Eskiden içme suyu konusunda çok ciddi denetimler yokmuş ama bir kişi musluk suyundan zehirlenince bütün ülkede içme suyu sistemi elden geçirilmiş ve günümüzdeki haline kavuşturulmuş (Dikkatinizi çekeyim, tek bir kişi nedeniyle tüm ülkenin içme suyu elden geçiriliyor!).

Finlandiya soğuk iklim ülkesi olduğu için tüm yapılaşma ve inşaatlar soğukla mücadele üzerine kurulmuştur. Herkesin farklı ısınma yöntemi vardır ancak şehir merkezlerinde genellikle merkezi sistem kullanılır. Şehirlerin birçok yerinde fabrika bacalarına benzer yapılar görürsünüz. Bu yapıları sorduğumda o mahallenin ısınma, elektrik ve sıcak su ihtiyacını karşılayan merkezler olduğunu öğrendim. Bu önemli bir bilgiydi, çünkü enerji santralden direkt evlere dağıtılırsa, dağıtım esnasındaki enerji kaybı daha fazla oluyormuş. Ancak santralden, önce mahalle merkezlerine toplanıp sonra evlere dağıtılırsa enerji kaybı daha az yaşanırmış. Mühendis ya da elektrikçi değilim ama daha akılcı sistem olduğunu düşünmekteyim.

Yerleşimlerin arasında fabrika bacalarına benzer yapılar görülür ve bu bacalar, merkezi ısıtma sisteminin bir parçasıdır (Fotoğraflar Turku’dan).

Bu arada Finlandiya’da bulunduğum süre boyunca tek bir kez su ya da elektrik kesintisiyle karşılaşmadım. Bu konuda konuştuğum Finli bir arkadaşım bu tarz kesintilerin çok nadir ve çok kısa süreli yaşandığını söyledi. Otuz beş yıllık hayatında bir tane uzun süreli elektrik kesintisiyle karşılaşmış ve o kesintiden dokuz ay sonra şehirde bebek patlaması olmuş 😊

Sıcak suyun da yine bu merkezlerden dağıtılması güzel bir uygulama gibi duyuluyor. Tek sorun aylık faturalarda sıcak ve soğuk su faturalarının ayrı ayrı gelmesi ama günümüzde online fatura ödeme sistemleri oldukça gelişti ve bunun bir sorun yaratacağını düşünmüyorum. Ayrıca sıcak su faturaları çok fazla gelmiyor. Kişisel olarak evde sıcak su üretirken harcanılan para, merkezi sıcak su uygulamasından daha fazla oluyor.

Ancak hâlâ anlayamadığım birşey var: Gelen sıcak sularda hafif bir sauna kokusu (odun kokusunu anımsatan hoş bir koku) oluyordu, bunun nedenini çözebilmiş değilim 😊

Finlandiya’daki bütün kapalı mekânlar 21-24 derece arasında değişir. Dışarısının sıcaklığı ise asla bu mekânların ısısını etkilemez. Hava ne kadar soğuk olursa olsun içimde hep bir tişört, onun üstünde kışlık kıyaretlerim bulunuyordu. İçeri girdiğim an yazlık kıyafetlerime geri dönüyordum. Finliler de çoğunlukla bu şekilde giyiniyorlardı.

 

Merkezi ısıtmanın bulunmadığı yerlerde daha farklı ısınma yöntemleri izlenir:

Örneğin, banliyöde yaşayan bir ailenin evine gittiğimde bana ısınmalarının kat kaloriferi ile gerçekleştiğini söylemişlerdi. Kat kaloriferi uygulaması artık Türkiye’de şehirlerde ortadan kalkan bir sistem ama olduğu zamanlarda balkonumuzda bulunan varile düzenli olarak yakıt doldurturduk. Finlilerde kat kaloriferi sistemi biraz daha farklıymış. “Yakıt nerede?” diye sorduğumda bana “Üç kilometre ileride” cevabını verdi! Şaşkınlıkla nedenini sorduğumda, yakıtın patlayıcı madde olması nedeniyle, deposunun yerleşimden uzak bir noktada olması gerektiğini söyledi. Ben de bu yakıtları balkonlarımızda tutuyorduk dediğimde karşımdaki yüz ifadesini unutmayacağım. Dediğimi iki kere daha tekrarlattırarak söylediğimden emin olmaya çalıştı ve emin olduktan sonra “Siz delirdiniz mi! Evlerinizde patlamaya hazır bombalar mı bulunduruyordunuz?” cevabını aldım. Haklıydı ve şu ana kadar yaptığımız bu büyük hatayı hiç farketmediğimizi anladım. Düşünememiz de normaldi çünkü her açıdan kelle koltukta yaşadığımızdan, balkondaki varil ufak bir detaydı…

Finlandiya’da bütün kapalı mekânların aynı sıcaklıkta olmasından bahsetmiştim ve bunun da en büyük nedeni, binalarda kullanılan izolasyon yöntemlerinin çok iyi olmasıdır. İnşaatı yeni yapılan binaların lahana gibi tabaka tabaka farklı malzemelerle sarıldığına şahit oldum. Kapalı mekânların sıcak olmasının tek sebebi izolasyon değildir, aynı zamanda sıcak havanın dışarıya kaçmasını engelleyecek başka basit tedbirler de alınır:

1) Sıcak hava dışarı çıkmasın diye pencerelerin açılabilir kısmı çok ufak tutulur. Başta sinirimi bozan bu uygulamaya alışmam zor oldu çünkü sigara içtiğim için kafamı pencereden dışarı çıkarmam çok sıkıntılı oluyordu 😊 Hatta iş yerlerinde hiç pencere görmedim, içerideki güçlü havalandırma ve ısıtma sistemleri sayesinde açılan bir pencereye ihtiyaç duyulmuyordu. Yine de içeriyi aydınlatmak ve ferahlatmak için çok büyük pencereler kullanılıyordu.

Eskiden izolasyon sistemleri yokken ve çift/üç camlı pencereler bulunmazken, ısı kaybını azaltmak için Finliler duvara arka arkaya iki tane pencere yerleştirirlermiş. Çok akıllıca bir yöntem ama artık günümüzde bu uygulamaya gerek kalmadı.

 

2) Girişte iki kapı kullanılması sık kullanılan bir yöntemdir. İki kapı arasında tampon bölgenin olması nedeniyle, ilk kapıyı açtığınızda asıl mekânın ısı kaybını büyük oranda engellemiş olursunuz.

 

3) Finlandiya’nın evrensel kuralı: Kapılar her zaman dışarı açılır. İsveç’te bu uygulama olmadığı için birçok yerde kapıya yapışıyordum 😊 Finlandiya’da bütün evlerde, işyerlerinde kapıları dışarı doğru iterek açarsınız. Kapı içeri açılırsa rüzgarla kapı içeri doğru hareket edecektir ve bütün sıcak hava dışarı kaçacaktır. Amaç, rüzgarla kapıyı binaya bastırarak sıcak havayı da içeride tutmaktır. Basit ama zekice bir uygulama.

 

4) Finlandiya’da balkonlar binaların dışına çıkıntılı şekilde inşa edilmez. Buradaki amaç hem sıcağı içeride tutmak hem de binanın estetiğini bozmamaktır. Dışarı çıkıntılı balkon hem kötü görünür hem de bu çıkıntılı alanın izolasyonunu sağlamak için üç cephesini kapatmanız gerekir. Halbuki binadan içeri girintili bu balkonların sadece tek cephesini kapatmanız yeterlidir. Bu balkonların dış cephesi tamamen camla kaplanır ve Finliler bu camekan alanı çiçeklendirip güzelleştirmeyi çok severler.

Finlandiya’da özellikle yeni binalarda balkonlar dışarı çıkıntılı yapılmaz ve camla kaplanırlar.

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

3527total visits,4visits today

Bir Cevap Yazın