Finlandiya Blog 22/33: Finlandiya’da İklim ve Güneş (Yaz & Sonbahar)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Finlandiya’da İklim ve Güneş

Blog 22: Finlandiya’da İklim ve Güneş (Yaz & Sonbahar)

Finlandiya bir kuzey ülkesidir ve ülkenin yaklaşık 1/3’ü kutup dairesindedir. Avrupa kıtasının ılınmasını sağlayan Gulf Stream akıntısı, Finlandiya’yı fazla etkilemez. Bu nedenle Norveç’in kuzeyi ile Finlandiya’nın güneyi benzer sıcaklıklara sahiptir. Ülke nüfusunun büyük bir kısmı ise iklimin daha yumuşak olduğu güney kıyılarında yaşar.

Finlandiya’da tüm ayları ve mevsimleri ikişer kere yaşadım. İklimi ve güneşi bizim için oldukça garip olan bu ülkeyle ilgili deneyimlerimi size ay ay anlatmaya çalışacağım:

 

Haziran-Temmuz-Ağustos Ayları

Finliler dört mevsimi çok net bir şekilde yaşadıklarını düşünür. Halbuki bir Akdenizli için Finlandiya’nın güneyinde bile yaz yoktur ama muhteşem bir İlkbaharları vardır.

Haziran-Ağustos aylarında gündüz 20 derece, Temmuz ayında ise gündüz 23 derece olan sıcaklıklar, günlerin uzaması ile birleşerek ve yazın sık yağan yağmurun da etkisiyle bitkilerin coşmasına neden olur. Sürekli güneş ve su alan bitkiler, inanılmaz bir hızla büyürler ve her yeri kaplarlar.

Doğa Ana bir yerden alıyorsa, başka bir yerden mutlaka verir. Tarım sezonu kısa sürer ama batmak bilmeyen güneş, ekinler normalin üç-dört katı hızda büyümesine neden olur. Bu nedenle kısa süreli olan tarım, o kadar çok ürün verir ki bir yıllık ihtiyacı karşılar.

Yazın özellikle sapsarı rypsi (kolza) tarlaları dikkatinizi çekecektir. Bu rypsi’lerden yağ çıkartılır ve “Kuzeyin zeytinyağı” denir. Zeytinyağı kadar sağlıklı olduğu iddia edilen bu yağın tadı çok nötrdür. Zeytinyağının kokusu ve tadına çok alışmış olduğum için rypsi yağının “kokusuzluğu” ve “yemeğe aroma katmayışı” nedeniyle damak tadıma çok hitap etmedi.

Finlandiya’da rypsi tarlaları (Kaynak: www.panoramio.com/photo/24423407)

 

Finlandiya’da güneş hareketleriyle ilgili iki tane teorik bilgi vereceğim. Ondan sonra gerçek hayatta yaşananlarla bağlantısını daha iyi anlayacaksınız:

1) Dünyada 90’ı kuzeyde, 90’ı güneyde olmak üzere toplam 180 tane enlem vardır. Gezegenimizi küre şeklindeymiş gibi düşünürsek, kürenin ortası da en tepesi de 24 saatte bir turunu tamamlar. Ama kürenin ortası daha geniş olduğundan, dönmez hızı en çok ekvatorda olur.

  • Dünyanın ekvatorda dönme hızı 1670 kilometre/saat’tir.
  • İstanbul 41. enlemde bulunduğundan gezegenin bu enlemde dönme hızı 1260 kilometre/saat’tir,
  • Turku (Finlandiya’nın güney kıyısı) 60,50. enlemde bulunduğundan dönme hızı 820 kilometre/saat’tir,
  • Rovaniemi (Finlandiya’nın kuzeyinde, kutup dairesinde bulunan bir şehir) 66,50. enlemde bulunduğundan dönme hızı 670 kilometre/saat’tir.

Kaynak: www.thoughtco.com/speed-of-the-earth-1435093

2) Güneşlenme süresindeki değişim:

  • İstanbul’da güneşlenme süresi günde ortalama 2 dakika kısalır/uzar.

En uzun gün olan 21 Haziran’da güneşin doğuşu ve batışı: 05:32 – 20:39

21 Haziran’da toplam güneşlenme süresi: 15 saat 8 dakika

En kısa gün olan 21 Aralık’ta güneşin doğuşu ve batışı: 08:25 – 17:38

21 Aralık’ta toplam güneşlenme süresi: 9 saat 13 dakika

 

  • Turku’da güneşlenme süresi günde ortalama 4,5 dakika kısalır/uzar.

21 Haziran’da güneşin doğuş ve batış saatleri: 04:01 – 23:03

21 Haziran’da toplam güneşlenme süresi: 19 saat 2 dakika

21 Aralık’ta güneşin doğuşu ve batışı: 09:37 – 15:20

21 Aralık’ta toplam güneşlenme süresi: 5 saat 43 dakika

 

  • Rovaniemi’de güneşlenme süresi günde ortalama 8 dakika kısalır/uzar.

7 Haziran – 6 Temmuz arasında 30 gün boyunca güneş batmaz.

21 Aralık’ta güneşin doğuşu ve batışı: 11:07 – 13:22

21 Aralık’ta toplam güneşlenme süresi: 2 saat 15 dakika

 

Kaynak: www.timeanddate.com/sun/

 

Bu teorik bilgiler ne demek? İlk bilgi, Finlandiya’da güneşin ve diğer gök cisimlerinin Türkiye’den daha yavaş hareket ettiği anlamına gelir. İkinci bilgi ise, güneşin daha yavaş hareket etmesi nedeniyle Turku’da bile yazın aydınlığın, kışın ise karanlığın, teoride belirtilen rakamlardan daha fazla hissettiğiniz anlamına gelir.

Turku’da en uzun günde güneş 23:03’de batsa bile, geceyarısında güneş gözlüklerinizi çıkartma ihtiyacı duyarsınız. Bu döneme “Beyaz Geceler” de denilir. Hava 01:30 gibi en karanlık haline ulaşır ama tam olarak kararmaz. Laciverte dönen renk, 01:30’dan sonra yine aydınlanmaya başlar.

Çoğu kişi kutup dairesinin tamamında altı ay gece, altı ay gündüz olduğunu düşünür ama gerçekte bu altı ay kuralı sadece kuzey-güney 90. enlemler için geçerlidir.

Kuzey Kutup Dairesi’nin yeri beyaz çizgiyle işaretlenmiş. Altı ay gece altı ay gündüz, sadece bu dairenin orta noktasında gerçekleşir (Güney Kutup Dairesi için de aynı şeyler geçerlidir) (Kaynak: astronomy.swin.edu.au/cosmos/A/Arctic+Circle).

 

90. kuzey enleminden güneye indikçe tamamen gece, tamamen gündüz olan gün sayısı azalır. Kutup Dairesi’nin çizgisinde bulunan Rovaniemi kentinde 30 gün boyunca hiç gece olmaz. Güneş, batıyormuş gibi alçalır ama batmadan gene yükselmeye başlar.

Güneşlenme süresinin çok hızlı değişmesi ise alışık olmayanların biyolojik saatini alt-üst eder. Biz genelde aydınlık-karanlığa göre kendi kendimize uyanırız ama Finlandiya’da aydınlık-karanlık saatleri o kadar hızlı değişir ki, siz daha eski aydınlık saatlere alışamadan kendinizi yeni saatlere alışmaya çalışırken bulursunuz. Bu nedenle hep alarm kurmanız gerekir. Yazın gece 23:00’da çalan alarmım beni yatağa gitmem konusunda uyarırdı. Çünkü yazın hava o kadar aydınlık olur ki hiçbir şekilde uyku saatinin geldiğini anlamazsınız. Defalarca kez şehir merkezinde güneş gözlüğümle rahat rahat gezinirken 23:00 alarmımın çaldığını görüp şok geçirdim.

Yaz aylarının çok aydınlık geçmesi nedeniyle birçok Finli kalın perdeler ya da storlar kullanarak uyudukları odaları karartırlar. Aksi halde yattıktan iki saat sonra aşırı aydınlık sizi uyandırabilir.

Finlandiya yazın sadece bol miktarda güneş almaz, aynı zamanda bol miktarda yağış da alır. Kışın gökyüzünü kaplayan gri perdeden bulutları izlemek pek mümkün değildir. Yazın ise gökyüzünde sürekli pamuk şeklinde bulutlar görünür. Ekvatordan kutuplara gidildikçe atmosfer kalınlığının azalmasından dolayı mı bilmiyorum ama Finlandiya’da bulutlar sanki yere daha yakındı ve bulutların manzarası bu nedenle çok hoşuma gidiyordu.

Kutuplara yaklaştıkça bulutlar sanki elinizi uzattığınızda tutabilecekmişsiniz gibi yere yaklaşır.

 

Hava açık olduğunda gökyüzüne dikkatli bakarsanız, atmosferde hafif bir eğim olduğunu farkedersiniz. Acaba yanlış mı düşünüyorum derken babam “Gökyüzüne bakınca kendimi cam bir fanusun içinde hissediyorum” deyince bu düşüncemin doğru olduğunu gördüm. Bunun nedeni, ekvatordan kutuplara gidildikçe hem gezegenin eğiminin artmasıdır hem de atmosfer kalınlığının azalmasıdır.

Finlandiya’da hava çok nadir otuz derecenin üstüne çıkar. Ben Turku’da geçirdiğim iki yaz boyunca, ülkenin en sıcak yerleşimlerinden biri olmasına rağmen en yüksek 280C ile karşılaştım. Ama sıcaklık otuzu aştığında büyük olay olur. Nasıl İstanbul’da kar yağdığında, Bodrum’da yağmur yağdığında hayat felç oluyorsa, Finlandiya’da da hava sıcaksa ve güneşliyse hayat felç olur 😊 Herkes sahillere akar, güneşlenir ve denize girer. Yazın Turku’da ortalama 130C olan deniz suyu sıcaklığı, Finliler için oldukça sıcaktır ve hiç umursamadan bize göre soğuk olan bu denizde yüzerler (Saunadan sonra bu sıcaklık aslında çok mâkuldur).

Finlandiya’da hava sıcak ve güneşliyse çoğu kişi sahillere koşar.

 

Sahillere gitmeyenler ise şehrin park alanlarına yatıp güneşlenirler ve şehrin ortasında mayoyla gezerler. Hiçbir Finli erkek de gidip Finli kadınlara magandalık yapmaz ya da taciz etmez. Edemez de… Kadınlar da erkekler gibi özgürce güneşlenir, kitaplarını okur, içkisini içer ve çöpünü toplayıp parktan ayrılır.

Yazın şehirde bikinili annelerin yanlarında eşleriyle ve çocuklarıyla gezdiğine defalarca kez şahit oldum. Bize başta çok garip gelen bu görüntüde genelde çocuğu taşıyan baba oluyordu 😊

Yazın şehirlerdeki park yerleri, güneşlenmek isteyenlerin uğrak yeridir.

 

Akdeniz sahillerinde yazın başbelası olan sivrisinekler, kutuplarda daha büyük baş belasıdır. Sivrisineklerin hava soğudukça azaldığını deneyimlediğimiz için, kutuplarda sivrisinek yoktur düşüncesinde oluruz. Ama soğuk havayı seven sivrisinek türleri de vardır. Tundra iklimine sahip bölgelerde ve bu bölgelere komşu olan coğrafyalarda yazın bataklık/sulak alanların çoğalması, bu sivrisinek türlerinin üremesine neden olur. Yazın İskandinavya’da kuzeye çıktıkça sivrisinek sayısı artar ve tahammülü imkansız bir hâl alır. Bu sivrisinekler neyse ki hastalık taşımaz ve Akdeniz’deki akrabalarına göre daha büyük ve ağır hareketlidirler. Ancak ısırdıklarında Akdeniz’deki akrabalarından daha fena kaşındırırlar. Bu nedenle İskandinavya’nın kuzeyinde ya sineklik takılırmış ya da pencereler-kapılar açıldıktan sonra çok hızlı kapatılırmış.

Finlandiya’da kara ulaşımı başlığında da bahsettim gibi yaz aylarında bütün ülkedeki yollar elden geçirilir. Çünkü iklimsel şartlar nedeniyle yol inşaatını rahat yapabilecek başka bir zaman dilimi yoktur. Ağustos ayında sıcaklıklar artık düşmeye başlar ve yaz sona ererken yol inşaatlarının büyük oranda bitmesi gerekir.

 

Eylül-Ekim Ayları (Ruska Dönemi)

Ağaçların yapraklarının kırmızı, sarı, kahverengiye döndüğü bu aylara Ruska denir. Bana göre Finlandiya’nın en güzel aylarıydı. %75’i ormanlarla kaplı olan ülkede Ruska döneminde gerçekleşen bu renk cümbüşü, doyumsuz manzaralar oluşturur (Bkz. Blog 6: Finlandiya’da Doğa ve Ormancılık).

Bu aylarda gündüzleri bile oldukça soğuk olmaya başlayan hava, geceleri eksi değerlere düşmeye başlar.

Şehircilik & Finlandiya’da Yaşamak-4 başlığında da anlattığım gibi dökülmeye başlayan yapraklar çok güzel görüntüler oluştursa da şehir merkezlerinde düzenli olarak toplanmaları gerekir.

Turku’dan Ruska manzaraları

 

Kasım Ayı

Kasım ayının Fincesi Marraskuu’dur. Kuu “ay”, Marras ise eski Fince’de “ölü” demektir. Gerçekten de ölü bir aydır Kasım ayı. Bütün ağaçlar yapraklarını dökmüştür, günler kısalmaya başlamıştır ve karanlık iyice çökmeye başlamıştır. Sürekli kapalı olan hava insana sıkıntı verir. Kar yağar, sonra yağmur yağıp karları eritir. Kar-yağmur kısır döngüsü insanı bıktırır. Finliler bir an önce karın tutmasını ve karın beyaz yansımasıyla karanlığın biraz kırılmasını isterler. Nihayetinde hem gündüz hem de gece sıcaklıkları eksilere düştüğünde ve kar birikmeye başladığında gerçek kış başlar ve insanlar biraz nefes alırlar.

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

5905total visits,45visits today

Bir Cevap Yazın