Finlandiya Blog 24/33: Finlandiya’da İklim ve Güneş (Kış & İlkbahar)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 24: Finlandiya’da İklim ve Güneş (Kış & İlkbahar)

Kışın bütün su kaynakları donar: Nehirler, göller, hatta denizler! Hatta bu su kaynakları, üzerilerinde yürüyebileceğiniz kadar donarlar! (Yine de bazı Finliler, buzun kırılıp içine düşme tehlikesi nedeniyle boyunlarına acil durum için “buz pençesi” denilen bir aparat takarlar).

Finlandiya’da kışın donmuş nehrin, gölün, denizin üstünde yürümek gayet normaldir!

Su kaynakları donduğunda ve buzun üzerine kar yağdığında bazen neresinin kara, neresinin su olduğunu algılamak zorlaşır. Aşağıdaki görüntüde daha yeni donmuş nehrin üstüne biriken kar nedeniyle az daha yoldan aşağıya düşüyordum. Nehir daha yeni donduğu için yeterince güçlü de değildi. Ama buz kalınlığı yeterli seviyeye ulaştığında buzun üstünde biriken kar sayesinde, yüzey artık kaygan olmaz ve rahatlıkla yürünebilir.

Kışın yoğun kar yağışından sonra yolda yürürken nehre düşmemeye özen gösterin. İşaretli yer nehir!

Yine de nehirlerin ve göllerin kıyılarındaki su daha incedir. İlk bastığınızda ayağınızın altındaki çatırtı sesleri benim gibi güneyden gelmiş birisinin korkudan altına etmesine neden olur 😊

Donmuş yerlerin üzerinde gezilebilecek yerler belediye tarafından işaretlense de Finliler hangi buzun üstünde yürünebileceğini, hangisinde yürünmeyeceğini gayet iyi anlarlar. Ben şahit olmasam da Turku’nun içinden geçen Aurajoki Nehri’nin üzerinde kafeterya kurulurmuş! Daha da ilginci ana karadan adalara denizin üzerinden geçmek için bazen araba kullanılırmış!

Finliler hangi buzun üstünde yürünebileceğini gayet iyi anlarlar. Üstteki fotoğraflarda buzun üstünde henüz kimse yürümemiş ama en alttaki fotoğrafta donmuş nehrin üzerindeki ayak ve lastik izlerini görebilirsiniz! Donmuş nehrin üstüne yağan kar, yüzeyin kaygan olmasını engeller.

 

Bir Finli arkadaşım bana ilginç bir deneyimini anlatmıştı. Havanın yine çok soğuk olduğu günlerde donmayan bir göle denk gelmiş. Su çok hareketsiz olduğunda sıcaklığı eksilere düşse bile gölde donma meydana gelmezmiş ve donmayı tetikleyecek ufacık bir hareketlenmeye ihtiyaç duyarmış. Arkadaşım eline bir taş alıp göle attığında bütün gölün gözünün önünde donduğuna şahit olmuş. Çok ilginç bir görüntü olduğunu, asla unutmayacağını söyledi.

Çok soğuk iklimlerde yaşayanlar binalardan sarkan sarkıtlara alışıktır. Ancak benim gibi sıcak iklimden gelenler için sarkıtlar ilginç bir deneyimdir. Kışın gündüz sıcaklıkları -5 ile 0 derece arasında olduğunda sokaktaki karlar erimez ama çatılardaki karlar eriyip sarkıtlar oluşturur. Bunun nedenini başta anlayamamıştım ama sonra öğrendim: İskandinavya’da çatılar çok dik olduğundan, gündüz vakti çatılardaki kar, güneş ışığını daha dik aldığı için daha çok ısıya maruz kalıyormuş ve artıya çıkan sıcaklık çatılardaki karı eritiyormuş. Ancak güneş gittiği an, su tekrardan buza dönüyormuş ve güneşli günlerde sarkıtlar bu şekilde her gün uzamaya devam ediyormuş. Finliler ulaşabildiği sarkıtları kırıyorlardı ama ulaşamadıklarının altına uyarı levhaları koyarak insanların sarkıtların altından geçmesini engelliyorlardı. Çünkü her hangi bir sarkıt yanlışlıkla başınıza düşerse, uçları çok sivri olduğu için yaşama şansınız hiç yok. Tabii ki bu nedenle ölen ya da yaralanan birini hiç duymadım.

Kışın gün geçtikçe büyüyen sarkıtlara dikkat etmekte fayda vardır (İki fotoğraf arasındaki sarkıt uzunluk farkı bir günde oluştu).

Arkadaşlarımla bir gün çok ilginç bir hava olayı ile karşılaştık: Hava açıktı ve -150C’ydi. Akşam yaklaşırken şehre sis çöktü ve o an inanılmaz birşey oldu. Sis donarak gökten konfeti şeklinde yağmaya başladı! Peri masalına benzer bir görüntü vardı ve bir süre sonra hava hâlâ açık olmasına rağmen sanki kar yağmış gibi her yer bembeyaz oldu.

 

Finliler kış mevsimine her açıdan ayak uydurmuşlardır:

Finlandiya’da bina girişlerinde fırçalar görülür. Fin icadı olan bu fırçalar özellikle kışın ayakkabılarınıza bulaşan karı içeri girmeden önce atmanız için kullanılır. Çok basit bir mantığı olan bu fırçalar gerçekten de işe yaramaktadırlar.

Bina girişlerinde ayakkabı temizleyen Fin icadı fırçalar (Kaynak: www.xn--hmeenpesuaine-bfb.fi/kiinteistotarvikkeet.html)

Finliler kışın hava çok karanlık olduğundan, sokakta yürürken araçlar tarafından farkedilmek için fosforlu/ışıklı bileklikler takarlar ya da kıyafetler giyerler. Sadece kendilerine değil, gezdirdikleri evcil hayvanlarına da forforlu/ışıklı tasmalar bağlarlar. Bu arada Finliler evcil hayvanları çok sevdiğinden, elinde köpeği ya da kedisiyle sokakta gezinen bir sürü insan görürsünüz. Mevsimlerden kışsa, karın üzerinde bol miktarda sarı lekeler göreceksiniz. Sakın dokunmayın çünkü bu evcil hayvanlara aittir 😊

Parklardaki hayvanların donmaması için ya su ısıtılır ya da suda devridaim yaratılarak suyun donması engellenir.

Finlandiya’ya kış geldiğinde parklardaki hayvanlar da unutulmaz.

 

Finlandiya’da kış mevsiminden bahsedildiğinde Aurora Borealis (Kutup Işıkları)’ten bahsetmeden olmaz. Sadece kutuplara yakın bölgelerde görülen bu doğa harikası, kış aylarında daha rahat gözlemlenir. Aurora Borealis, güneşten gelen yüklü parçacıkların, dünyanın manyetik alanı ile etkileşimi sonucu oluşur. Gökyüzünde dans eden bu renkli ışıklar en çok yeşil renginde görülmekle birlikte pembe, kırmızı, sarı, mavi renklerinde de görülebilirler.

Ben Finlandiya’nın güneyinde yaşadığımdan güçlü bir Aurora Borealis maalesef göremedim. Sadece ufuk çizgisinde hareketli yeşil renkli bir ışıma gördüm ve elimdeki makineyle o anı fotoğraflamam imkansızdı.

Not: Aurora Borelis, Kuzey Kutup Işıkları’nı; Aurora Australis, Güney Kutup Işıkları’nı tarif ediyormuş.

Doğa harikası Kutup Işıkları (Kaynak: www.aurora-service.eu/aurora-school/aurora-borealis/ & www.forbes.com/sites/quora/2016/02/10/peak-season-for-the-aurora-borealis-is-here-just-in-time-for-valentines-day/#572b99d0572b)

 

Nisan – Mayıs Ayları

Finlandiya’da Kasım en sevmediğim aydır, Nisan ise ikinci en sevmediğim ay oldu. Çünkü gündüz sıcaklıkları artılara çıkar ve aylardır biriken kar erimeye başlar. Akşamları ise eksiye düşer ve sular yine donar. Belediye çılgınlar gibi yollara çakıl taşı dökse de fayda etmez ve her yer cilalanmış şekilde kayar.

Bütün kış krampon almamak için direndim ama Nisan ayı geldiğinde artık sokaklarda yürümem mümkün değildi ve ayakkabıya geçirilen lastik kramponlar almak zorunda kaldım. Kış boyunca kayıp düşmemek için kendi kendime yürüme tekniği geliştirdim:

  • Sadece ve sadece önüne bak,
  • Kollar iki yanda olsun,
  • Bacaklar birbirinden biraz ayrık, adımlar küçük ve hafif paytak yürü,
  • Dizden bükerek yürü ki her seferinde tek noktaya bas.

Ama Nisan’da bu yürüme tekniği bile işe yaramıyordu. Bu aşırı kaygan zeminde bile Finliler Converse tarzı ayakkabılarla kolaylıkla yürüyebiliyordu!

Bu dönem yeşil alanların üstündeki kar aynı gibi görünse de içten içe erir ve karın altı balçık gibi olur. Anlayacağınız Nisan ayında yolda yürümek ayrı işkencedir, parkta yürümek ise apayrı bir işkencedir 😊

Bir gün hafif yokuşlu bir yolun başına geldim ve yol buz içindeydi. Sol tarafımdaki park alanı da balçık gibiydi. Durdum ve yoluma nasıl devam edeceğimi kara kara düşünürken arkamdan bebek arabalı Finli bir kadın geldi. Acaba yoluna nasıl devam edecek diye durup izlemeye başladım. Finli kadın yokuşun başında durdu, “Evet! Finliler bile bu yolda devam edemiyor!” diye düşünürken, kadın bebek arabasını iki eliyle sıkıca tuttu, bacaklarını dengeledi ve kendini buzun üstünde bıraktı ve arabayla birlikte kayarak aşağıya indiler! Kayması durduktan sonra da yürümeye devam etti! Dehşete düşerek “Ben aynısını yapsam sadece kendimi değil çocuğu da sakatlardım” dedim ve baktım olmayacak, sokağın ortasında oturdum ve pantolonumun batmasını göze alarak popomun üstünde kayarak aşağıya indim 😊

Nehirlerin üzerindeki buz tabakası ise inceldiğinde, kaynaktan çıkan suyun basıncıyla buzlar kırılarak aşağıya doğru birikmeye başlar ve ilginç görüntüler oluşturur.

Donmuş nehirler çözünürken oluşan görüntü.

Mayıs ayı geldiğinde buz tamamen ortadan kalkar. Bazen Mayıs ayında bile kar yağdığı görülebilirmiş. Yollara kış boyunca dökülen çakıl taşları her yeri kaplar ve çakıllar biraz kuruyunca, seneye bir daha kullanılmak üzere belediye tarafından toplanır.

Haziran ayında Finlandiya’nın ne kadar yeşil olduğundan bahsetmiştim, halbuki Mayıs’ta bütün ağaçlar hala çıplaktır. Ben hangi ara doğa yeşerecek diye konuşurken arkadaşlarım “Çok hızlı olacak, şaşıracaksın” dediler. Gerçekten de öyle oldu! Günlerin artık uzaması nedeniyle bitkiler aldıkları fazladan güneşle birlikte kelimenin tam anlamıyla “coşarlar”. Çıplak olan ağaçlar bir hafta-on gün içinde gür yapraklı ağaçlara dönüşürler. Bu süre zarfında her gün geçtiğiniz yoldan geçerken doğanın nasıl bu kadar hızlı toparlandığını görüp hayrete düşersiniz.

Ve artık yaza hazırsınızdır…

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

1431total visits,8visits today

Bir Cevap Yazın