Finlandiya Blog 6/33: Finlandiya’da Doğa ve Ormancılık

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 6: Finlandiya’da Doğa ve Ormancılık

Doğaya saygı

Finlandiya ülkesinin ismi, orijinal ülke isminden oldukça farklıdır. Dünyanın büyük bir kısmı Finland, Finlande, Finnland, Finlandia, Finsko, Finska gibi isimler kullanırken, Finliler ülkelerine Suomi derler. Nedir bu Suomi?

Suo Fince’de “Bataklık” demek. Suomi ise “Bataklık Diyarı” anlamına gelir. Eskiden Finlandiya gerçekten de bataklıkmış. Son iki yüzyılda meydana gelen bilinçlenme ile ülke sistematik olarak ağaçlandırılmış ve “bataklıklar diyarı”, “ormanlıklar diyarı”na dönüştürülmüş. Ağaç yoksunu olan ülke kısa zamanda dünyanın önde gelen odun satıcılarından biri haline gelmiş.

Suomi ismi de geleneksel olarak kalmış, sanki gerçekleştirdikleri ütopyayı sürekli kendilerine hatırlatmak istercesine…

Finlandiya yüzölçümünün neredeyse %75’i ormanla kaplıdır (Türkiye’de bu oran %28) ve bu rakamla dünyanın en yeşil ülkelerinden biridir. Finlandiya aynı zamanda, doğaya saygıda dünyanın başta gelen ülkelerinden biridir. Finlandiya’nın kuzeyi, Kuzey Kutup Dairesi’nde olmasaydı eminim bu ormanlık arazi oranı daha yüksek olurdu, çünkü kutup dairesinde iklim şartları nedeniyle ormanın yetişmesi pek mümkün değil.

Finlandiya’da şehirler bile ormanla kaplıdır (Fotoğraflar Turku’dan).

Ancak Finlandiya topraklarını yeşillendirmek ve daha verimli hale getirmek oldukça zor olmuş. Birçok yerin kayalık olduğu bu ülkede, kayaları ormanlara ve verimli topraklara dönüştürmek uzun uğraşılar gerektirmiş. Uzun uğraşılar, Finlilerin özverileri ve fedakarlıkları sayesinde başarıya ulaşmış.

Finlandiya’da çok sayıda kayalık arazi/alan bulunur (Fotoğraflar Turku şehir merkezinden).

Finlandiya’ya ilk geldiğim günü hatırlıyorum, zaten uçaktan görüntüsüne hayran olmuştum ama Helsinki’den Turku’ya otobüsle giderken kendi kendime şunu dediğimi hatırlıyorum: “Bu ülke ormanlardan oluşmuyor, ormanın içine ülke kurmuşlar”. Sanırım son cümlemle durumu yeterince iyi özetleyebildim 😊

Finlandiya ormanlardan oluşmuyor, ormanın içine Finlandiya’yı kurmuşlar (Fotoğraflar güney Finlandiya kıyılarından)

Finlandiya’da uzun yıllardır sürdürülen bir politika var: Kesilen ağaç miktarı, yeni çıkan/dikilen ağaç miktarını geçemez. Bu ne demek? Ülke her yıl daha yeşil, daha da yeşil oluyor demek. Bütün dünya kaynaklarını bu şekilde kullansak, dünyanın hiçbir yerinde ne bir sefalet, ne de yoksunluk durumu olur.

Bir yandan da ilginç bir uygulama var: Orman arazisinin sorumluluğu halka aittir. Diyelim ormanlık arazide bir eviniz var (Ki birçok Finli, apartmanlara tıkılmaktansa bu şekilde yaşamayı tercih eder), çevrenizdeki ormandan siz sorumlusunuz. Ama bu kural, o araziye sahip olduğunuz anlamına gelmez, yani sorumlu olduğunuz alanı çitlerle çevirip dışarıdan girişlere kapatamazsınız (Araziyi dışarıya kapatmak da yasalara aykırıdır). Tamamen güvene dayalı olan bu sistemde, o alandan sorumlu olan halk hem ormanı korur, hem de yaşlanıp ölen ağaçları keserek odunları satabilir. Finlilerden bu sistemi istismar eden hiç duymadım çünkü aptal değiller. Sorumlu oldukları ormanı katlederlerse belki kısa vadede iyi para kazanırlar ama bir sonraki yıl hem odunları kalmaz hem de devlet onları cezalandırır. Finliler hiçbir zaman kısa dönemli kârları, uzun dönemli kârlara tercih eden bir millet değildir ve her zaman geleceklerini düşünürler. Bu da ülkelerini çok sevmelerinden ve bilinçli olmalarından kaynaklanmaktadır.

Finlilerin doğaya karşı olan saygısı her alanda geçerlidir. Mesela inşaat alanlarında vahşi hayvanlar rahatsız edilmez, çevredeki görüntüye zarar verilmez, yeşil mümkün olduğunca korunur. Hiçbir yer betonarmeye boğulmaz, yeşil hep insanlarla uyum içindedir.

Turku’dan Helsinki’ye trenle seyahat ederken ormanların içinden geçersiniz ve birden kendinizi şehir merkezinde bularak şaşırırsınız. Halbuki Helsinki’nin merkezine, Helsinki-Espoo-Vantaa metropolitan alanına girdikten 25 kilometre ulaşabilirsiniz ama bu esnada şehir o kadar yeşildir ve ormanlık araziler o kadar büyüktür ki yerleşim yerlerinin içinden geçtiğinizi bile algılayamazsınız.

Finlandiya’ya Havadan Ulaşmak” başlığı altında Helsinki metropolitan alanının İstanbul’un yarısından fazla olduğundan bahsetmiştim.

Aşağıda birebir büyütmede İstanbul’un ve Helsinki metropolitan alanının kapladığı alan görülüyor. İstanbul’un soldaki uydu görüntüsünde 20 milyondan fazla insan yaşarken, sağdaki Helsinki-Espoo-Vantaa metropolitan alanında 1,1 milyon insan yaşıyor. Finlilerin doğaya ve insana ne kadar saygılı olduğu daha uydu görüntüsünden belli…

Doğaya saygı çok geniş bir kavram aslında. Doğaya saygı, sadece bitkilere ve toprağa değil, insanlara ve hayvanlara da saygı anlamına da gelir. Her insan, nefes alabileceği bir yeşil ortam, kafasını dinleyip huzur bulacağı bir alan ister ve bu alanların geniş olmasını diler. Yüz tane apartman arasındaki ufacık bir park alanı kimseyi rahatlatmaz. Bir yandan tek canlının insan olmadığı da unutulmamalıdır. Diğer canlıların da barınabilmesi için yeterli miktarda alanların ve ortamların oluşturulması gereklidir. Finlandiya’da sokak hayvanı bulunmaz ama sokaklarda vahşi hayvanlar, kuşlar bulunur.

Bir akşam Turku şehir merkezinde evime yürürken karşıma köpeğe benzer bir canlı çıktı ama Finlandiya’da sokak köpeği bulunmadığı için gördüğüm görüntüyü bir daha analiz etmem gerekti. Köpeğe benzeyen canlı bana iyice yaklaştığında şok geçirdim çünkü bu bir tilkiydi! Donup kaldım ve ne yapacağımı bilemedim ama neyse ki tilki, ben orda yokmuşum gibi önümden geçip gitti!

Tilki aşırı bir örnek. Ama şehir merkezlerinde bol miktarda tavşan ve sincap görülür. Tavşanlar ise sanırım farklı bir tür olduğundan oldukça büyüktüler. Kaldığım evin balkonunda sabahın tadını çıkartırken hemen aşağıda gördüğüm kocaman bir tavşan çok sevimliydi ve seslenip dikkatini çekmeye çalıştım. Beni hiçbir şekilde umursamadığı gibi, kulaklarını ormandan gelen bir sese doğru dikti ve o sesten ürktü. Yani beni hiçbir şekilde tehdit unsuru olarak algılamıyordu!

Şehir içinde sıklıkla görebileceğiniz sincaplar ve tavşanlar (Yukarıdaki paragrafta bahsettiğim tavşan bu, yaklaşık 50 cm büyüklüğündeydi ama fotoğrafta çok daha ufak görünüyor).

İnsanları tehdit unsuru olarak algılamama durumu kuşlar için de geçerliydi. Parkta basit bir sandviç yemek isteseniz bile bütün kuşlar sizi taciz eder. Minicik serçecikler ayağınızın dibinde size bakıp “Bana da ver! Bana da ver!” dercesine cikler 😊 Ama kuşların arasında en arsız olanları şüphesiz martılar. Birçok mekânda “Martılara dikkat” yazısını görürsünüz. Siz yemek yerken hiç çekinmeden sofranıza gelip yemeğinizi götürebilecek kadar sizden korkmazlar😊

Benim için medeniyeti gösteren en önemli iki belirteç vardır:

1) Kaldırım yüksekliği,

2) Sokaktaki hayvanların insanlara karşı tutumu.

Kaldırım yüksekliği ve sokaktaki hayvanların insanlara karşı korkusu medeniyetle ters orantılıdır.

Gelelim su kaynaklarına…

Finlandiya’da 180 bin ada, 188 bin göl bulunuyor (Hayır, rakamları yanlış yazmadım). Bu rakamlar şu anlama gelir: 19 kişiye 1 göl/ada düşer 😊 Daha da ilginci, bu göllerin hiçbiri kirli değil! Ancak ülkedeki göllerin, nehirlerin çoğu kahverengidir. Aynı şekilde Baltık Denizi de kahverengi ve bizdeki gibi masmavi sular maalesef yok (Finliler bizim denizlerimizin rengini gördüklerinde bayılıyorlar. Biz ise bu maviliği yok etmek için denizlerimizi hunharca katlediyoruz).

Finlandiya’daki çoğu su kaynağının rengi kahverengi olsa da hiçbiri kirli değildir.

Su kaynakları, ilk izlenimde insana kirliymiş gibi gelir. Finlilere sorduğumda kirli olmadıklarını, alüvyonlar nedeniyle suların bulandığını öğrendim. Alüvyonlar ülke için ciddi bir problemmiş çünkü gölleri haritadan silip, Baltık Denizi’nin tabanını çamurlaştırıyormuş. Doğal olan bu sorunu engelleyemiyorlar tabii ki de.

Finliler gölleri ve denizleri kirletmeden, doğa ile uyum içinde yaşıyorlar (En üstte Kaarina, ikinci fotoğraf Littoistenjärvi, üçüncü ve son fotoğraflar Ruissalo’dan)

Finliler apartmanlarda yaşamayı sevmezler. Genelde apartmanda yaşayanlar; öğrenciler, göçmenler ve bekarlardır. Bu kişiler de ekonomik durumları toparlanır toparlanmaz şehrin çevresine ya da dışına çıkarlar. Bu nedenle şehir merkezi nüfusları hiçbir zaman çok artmaz.  Şehir merkezi demişken, merkezler bile betona boğulmaz. Bizim standartlarımıza göre Fin şehirlerinin merkezlerinde yaşayanlar bile kırsalda yaşama konforuna sahiptirler.

Finliler, şehir merkezlerini bile betona boğmazlar (En üstte Ruissalo, ikinci fotoğraf Turku şehir merkezi, diğer fotoğraflar Turku şehir merkezinden geçen Aurajoki Nehri)

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

1998total visits,2visits today

Bir Cevap Yazın