Hırvatistan Blog 12: Split & Solin

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Cetina Kanyonu, Trogir, Klis” için buraya tıklayınız.

 

Hırvatistan Blog 12: Split & Solin

Yapışık ikizler Split ve Solin’in uydu görüntüsü. Haritada güney kısımda kalan yerin tamamı Split şehri. Jadro Nehri, Split-Solin’in sanayi kenti görünümünü biraz olsun kırıyor. Antik dönemde adı Salona olan Solin’deki tarihi eserlerinin çoğu “Solin” yazdığımız yerin altındaki yeşil alanda bulunuyor.

 

Solin

Biz hem Split merkezin çok pahalı olması hem de araba kiralamamız nedeniyle Solin’de konakladık. Zaten bu iki şehir de birbirleriyle birleşik ve arabanız olmasa bile iki yerleşim yeri arasında toplu taşıma seçenekleri bulunuyor. Size Solin’de konakladığımız yeri önerebiliriz ve bu yer, arkadaşlarımız Ivan ve Anđela’ya ait:

www.airbnb.com/rooms/24408787

Oldukça tatlı olan bu çift sağolsun rahat etmemiz için ellerinden geleni yaptılar. Biz gittiğimizde yeni evlenmişlerdi, umarız ömür boyu mutlu ve güzel bir yaşamları olur 😊

Split-Solin’e ulaşmadan önce oldukça yoğun bir program uyguladığımızdan pertimiz çıkmıştı ve bu nedenle kaldığımız Solin’in hakkını veremedik ☹ Çünkü Solin, “Hırvatistan’ın Pompeii’si” olarak bilinen bir yer. Bilmeyenler için söyleyelim, İtalya’da bulunan Pompeii, Vezüv Yanardağı’nın yanında kurulu bir yerleşim yeri. MS 79’da Vezüv’ün patlaması sonucu bu Roma şehri kalın bir kül tabakası ile kaplanmış ve şehir içindeki tüm halk da bu kül tabakasının içinde kalmış. Yaklaşık iki bin yıl önce gerçekleşen bu felaket, günümüzde arkeologlar için oldukça heyecan uyandırıcı bir yer çünkü kül altında “mumyalanan” herşey bize tarih hakkında ciddi bilgiler sağlıyor. Solin’de bir yanardağı yok, dolayısıyla mumyalanan birşey de yok ama şehrin altı tamamen tarihi eserle dolu ve bu nedenle Solin de Pompeii gibi tarihle beraber yaşıyor.

Roma döneminde adı Salona olan Solin, MÖ 33 yılında Augustus döneminde kolonize edilmiş. MS 170 yılında İmparator Augustus, Salona’yı Dalmaçya Eyaleti’nin başkenti yapmış ve şehrin nüfusu 50 binlere kadar yükselmiş (O yıllar için 50 bin oldukça büyük bir rakam ve günümüzde Solin’in nüfusu sadece 24 bin!). Bir Roma imparatoru olan Diocletian’ın da memleketi Salona’ymış. Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Bizans yönetimine geçen Salona’ya 7.yüzyılda Slavların gelmesiyle yerli halk şehri terk etmiş ve Split’teki Diocletian Sarayı’na sığınmışlar, böylece şehir eski önemini kaybetmiş.

Yine de Roma Salona’sı Hırvat Solin’i ile birlikte yaşıyor. Solin’in merkezinde bulunan Manastirine ve çevresi tonla tarihi eserle dolu ve çok daha fazlasının yerin altında olduğu tahmin ediliyor. Bu tarihi eserlerden en bilinenlerinden biri ise 70 bin kapasiteli amfitiyatro. Venedikliler tarafından yağmalanan amfitiyatrodan günümüze çok az bir kısmı ulaşmış ama yine de görkemini korumaya devam ediyor.

Solin’in içinden geçen Jadro Nehri’nin çevresi de oldukça keyifli. Burada çok sayıda kafe, restoran bulunuyor. 18.yüzyılda nehrin üzerinde kurulan Gašpina Değirmeni de ziyaret etmeye değer.  Yine nehrin kenarında bulunan Gospa od Otoka (Our Lady of the Island) ve çevresinin Hırvatların Solin’de ilk yerleştiği bölge olduğu tahmin ediliyor.

Jadro Nehri üzerindeki Gašpina Değirmeni, Solin

 

Split

Split, Zagreb’ten sonra Hırvatistan’ın en büyük ikinci kenti ama nüfusu sadece 178 bin. Split’te Akdeniz özellikleri sadece bitki örtüsünde değil, insanları ve şehrin kendisinde de görülüyor. İnsanlar daha sabırsız, yollar daha bozuk ve artık bizdeki kadar olmasa da arabalardan korna sesi duymaya başlıyorsunuz. Şehrin kendisi çok sevimli değil. Hem ülkenin en büyük limanının burada olmasından hem de yoğun sanayiden dolayı şu ana kadar gördüğümüz Hırvat yerleşim yerlerinde bir turist için bizce en az “cazip” olan yer.

Şehrin en sevimli yeri ise tabii ki de Eski Şehir’i ve çevresi. Çoğu Hırvat kentinde gördüğümüz ve çok hoşumuza giden bir uygulama olan şehir merkezi yanı ormanlardan Split’te de var. Marjan olarak isimlendirilen bu yarımada, Split’in akciğerini oluşturuyor. Yürüyüş ve bisiklet patikalarının bulunduğu Marjan’ın güney ucunda Kašjuni, kuzeyi ucunda ise Bene kumsalları var. Bene’de aynı zamanda piknik yerleri, tenis kortları ve kafeler de bulunuyor.

Split’te denize girebileceğiniz diğer yerler ise Bacvice, Firule, Trstenik Žnjan, Dugi Rat ve Kaštel’ler. Kaštel’ler dememizin nedeni bu bölgede gerçekten de çok sayıda Kaštel olması. Kaštel Sućurac, Kaštel Gomilica, Kaštel Gambelovac gibi çok sayıda Kaštel’in bulunduğu bu sahil bandı, Split-Solin bölgesinin sayfiye yerini oluşturuyor.

Split, Hırvatistan’ın en önemli ticari ve sivil limanlarını bünyesinde barındırıyor. Bu limanlardan neredeyse tüm Adriyatik adalarına ve Dubrovnik dahil önemli birkaç sahil kentine feribot ve katamaran seferi bulabiliyorsunuz. Bu nedenle çok sayıda adayı günübirlik gezmek isterseniz Split-Solin sizin için önemli bir konaklama yeri olacaktır. Bizim de amacımız hem Brač hem de Hvar adalarını günübirlik görmekti, hatta daha da ileri gidip bu adalara kiraladığımız arabayla günübirlik geçmekti ve bu nedenle Solin’de kalmayı tercih ettik. Ama aşırı turist kalabalığından, arabalı feribotların sezon dönemi yükselen fiyatlarından ve yorgunluğumuzdan dolayı Brač’a olan gezimizi iptal ettik. Hvar’la ilgili anılarımızı ise bir sonraki başlıkta paylaşacağız. Şimdi Split’e geri dönelim:

Split ve çevresinin uydu görüntüsü

Sırasıyla numaraları açıklamaya başlayalım:

1. Belvedere: Split’i tepeden izleyebileceğiniz bu seyir noktası, Marjan Parkı’nın içinde bulunuyor. Buraya ulaşmak için Eski Şehir’in doğu sahilini (Riva) takip edip Marjan Tepesi merdivenlerini tırmanmanız gerekiyor. İnanılmaz sıcak bir günde bu seyir yerine tırmandık ama değdi, sizin de tırmanmanızı tavsiye ederiz.

Vaktiniz varsa Belvedere ile Diocletian Sarayı arasında bulunan Varoš mahallesini de gezmenizi öneririz. Burası 11.yüzyılda saray dışı kurulan ilk mahalle olması ile biliniyor ve bu nedenle şehrin ikinci Eski Şehir’i olarak anılıyor.

Marjan Tepesi

Marjan’ın seyir terası olan Belvedere’den Split manzarası

2. Hırvat Arkeoloji Anıtları Müzesi (Muzej hrvatskih arkeoloških spomenika)

3. Meštrović Galeri (Galerija Meštrović): 1883-1962 yılları arasında yaşayan dünyaca ünlü Hırvat heykeltraş Meštrović’in Split’te bulunan hem evi hem atölyesi olan konut, Zagreb’teki yerleşkesi gibi müze olarak hizmete açık.

İkinci Dünya Savaşı esnasında kukla hükümet tarafından tutuklanan Meštrović, dönemin papası Pius XII’nin çabalarıyla hapishaneden çıkartılmış ve İsviçre’ye kaçırılmış. Ünlü heykeltraş, İsviçre’den ABD’ye geçmiş ve 1954 yılında dönemin ABD Başkanı Eisenhower tarafından kendisine Amerikan vatandaşlığı verilmiş. Ama Meštrović, halkını unutmamış. Vasiyeti üzerine ölümünden sonra Zagreb, Split ve Otavice’deki mal varlıkları, Hırvat halkına verilmiş. Hırvatlar da bu mal varlıklarını müzeye çevirerek Meštrović’in ruhunu sürekli yaşatmaya çalışıyorlar.

4. Kaštilac (Meštrović Şapeli): Meštrović’in konutunun yakınlarında bulunan şapel, yine heykeltraşa ait.

5. Arkeoloji Müzesi (Arheološki muzej): 1820’de kurulan müze, Roma döneminde Dalmaçya’nın başkenti olan Salona (Solin)’dan binlerce eserin sergilendiği yer.

6. St. Anthony Franciscan Manastırı (Franjevački samostan svetog Ante, 11.yüzyıl)

7. Hırvatistan Deniz Müzesi (Hrvatski pomorski muzej): Gripe Hisarı (Trđava Gripe)’na kurulu olan müze, 17.yüzyılda Split’i sürekli almaya çalışan Osmanlılara karşı Venedikliler tarafından inşa edilmiş. Split şehir merkezine hakim ufak bir tepe üzerine kurulu olan hisar, çok sayıda Osmanlı-Venedik savaşına sahne olmuş ve hisarın duvarları, Osmanlı toplarından korunabilmek için çok kalın yapılmış. Osmanlılar Klis’te uzun süre bulunmuşlar ama bu hisar nedeniyle Split’i asla ele geçirememişler. Hisarın sadece bir günlüğüne Osmanlı kontrolünde bulunduğunu da belirtelim.

Split’in tarihi ise ilginç ama dibindeki Klis’ten farklı. Öncelikle İliryalılar döneminde burada bir yerleşim yeri yokmuş. Salona (Solin) doğumlu Roma İmparatoru Diocletian, emekli olduktan sonra yaşamak üzere günümüzde Split’in Eski Şehir’ini oluşturan alanda Diocletian Sarayı’nı kurdurmuş. Saray daha sonraları sivil halkın yerleşimine de açılmış ve halk, bu yıllardan beri sarayın içinde ve çevresinde yaşamaya devam ediyor. Bizans ve Hırvat kralların yönetiminden sonra Split direkt Venediklilerin yönetimine geçmiş ve Venedikliler yüzyıllarca kesintisiz olarak Split’i yönetmişler. Klis’le ortak tarih, Napolyon ve Avusturya-Macaristan’la başlamış ve günümüze gelinmiş. Şimdi büyük haritada Eski Şehir olarak gösterilen alanı daha detaylı inceleyelim:

Split Eski Şehir (Diocletian Sarayı)’inin uydu görüntüsü

8. Limanlar, Merkez Tren İstasyonu ve Otogar: Split’te tüm ulaşım merkezleri tek noktada toplandığından sağa sola gitmek oldukça basit.

Limanları kullanacaksanız birkaç tane firma var ama Jadrolinija, Hırvatistan’ın deniz taşımacılığı konusunda en geniş ağa ve sefere sahip olan firması.

Bundan sonraki numaralar ise direkt Diocletian Sarayı ile ilişkili. 284-305 yıllarında inşa edilen saray, Split’in Eski Şehir’ini oluşturuyor. Sarayın ilk kurulduğu zamandaki görüntüsü aşağıdaki gibiymiş, tabii zamanla bu görüntü çok değişmiş:

Not: Diocletian Sarayı’nda çok sayıda Game of Thrones sahnesi çekilmiş. Daha detaylı bilgi için Split yazımızın en altındaki kısma bakın.

Split’in Eski Şehir’ini oluşturan Diocletian Sarayı’nın rekonstrüksiyonu (Kaynak: www.historytoday.com/anthony-rhodes/palace-diocletian-split )

9. Riva: Diocletian Sarayı’nın önünden geçen sahil bandı, Zadar’daki gibi Riva olarak isimlendiriliyor. Riva’nın saray girişi Voćni trg (Meyve Meydanı) olarak isimlendiriliyor.

St. Domnius Katedrali’nin çan kulesinden limanın, tren istasyonunun ve Riva’nın görüntüsü

Voćni trg (Meyve Meydanı)’den görüntüler. Üstte Venedik Kulesi, altta meydanın ortasında bulunan ve Ivan Meštrović’in eseri olan 1450-1524 yılları arasında yaşamış, Hırvatistan edebiyatının babası olarak bilinen Marko Marulić’in heykeli.

10. Narodni trg (Halk Meydanı): Saray surlarının bir kısmının görüldüğü meydanda, 15.yüzyılda inşa edilen ve günümüzde müze olarak hizmet veren Old Town Hall (Eski Belediye Sarayı, Stara Gradska Vijećnica) bulunuyor.

Meydanın yakınlarında Avrupa’nın en eski üçüncü sinagogu var. II.Dünya Savaşı’ndan sonra Split’te neredeyse hiç Yahudi kalmamış ama Hırvatlar tarihi değerinden dolayı sinagogu yaşatmaya devam ediyorlar.

Narodni trg (Halk Meydanı) ve çevresinden görüntüler. Fotoğrafta Old Town Hall (Eski Belediye Sarayı, Stara Gradska Vijećnica) görülüyor.

11. Strossmeyrov Parkı: Sarayın kuzey girişinde yer alan parkta, özellikle yaz aylarında çok sayıda etkinlik düzenleniyor. Parkın yanında bulunan ve 12.yüzyılda inşa edilen Cornaro Kalesi’nin içinde Live Museum ve Güzel Sanatlar Galerisi (Galerija Umjetnina) bulunuyor.

12. Grgur Ninski & Zlatna vrata (Altın Kapı): Strossmeyrov Parkı’ndan saraya, Zlata vrata (Altın Kapı)’dan giriş yapılıyor. Girişte bulunan dev Grgur Ninski heykeli, yine ünlü Hırvat heykeltraş Meštrović tarafından yapılmış. Bu heykelin baş parmağına dokunmanın uğur getirdiğine inanıldığından, heykelin sadece bu noktası cilalanmış olarak duruyor 😊 Hırvatlar için önemli bir isim olan Grgur Ninski’nin kim olduğundan bahsetmiştik, buraya tıklayarak o yazıya ulaşabilirsiniz.

Saraya girer girmez ilk karşınıza çıkacak olan müze ise Split Şehir Müzesi (Muzej grada Splita). Bir Rönesans sarayının içinde hizmet veren müze, 1946 yılında hizmete açılmış.

Dev Grgur Ninski heykeli. Heykelin başparmağına dokunmak uğur getiriyormuş 😊

Diocletian Sarayı (Eski Şehir)’nın kuzey girişi olan Zlata vrata (Altın Kapı)

13. Srebrana vrata (Gümüş Kapı): Sarayın doğu girişindeki kapı, tarihi surlarla birlikte bulunuyor. Surların karşısında bulunan galeride 1870-1953 yıllarında yaşayan ünlü sanatçı Emanuel Vidović’in eserleri sergileniyor.

Diocletian Sarayı’nın doğu girişindeki Srebrana vrata (Gümüş Kapı)

St. Domnius Katedrali’nin çan kulesinden Srebrana vrata (Gümüş Kapı) ve çevresinin görüntüsü

14. Peristil: “Sütunlu avlu” anlamına gelen Peristil, hem Diocletian Sarayı’nın hem de Split’in en çarpıcı ve en güzel noktası. Diğer Hırvat Eski Şehirleri’nden çok farklı olan bu avluya ilk girdiğimizde çok şaşırdık çünkü hiç böyle bir yer beklemiyorduk ve bu avluda kendimizi Roma yıllarında hissettik! 1700 yıldır insanların yaşadığı bu avludaki taşlar Brač adasından, sfenksler Mısır’dan bizzat İmparator Diocletian tarafından getirtilmiş. Bu nedenle bu avluya “yaşayan müze” de deniliyor.

Biz denk gelemedik ama yaz sezonu her gün öğlen saat 12’de avluda “Emperor’s Welcome” etkinliği düzenleniyor. Bu etkinlikte insanlar Roma kostümlerini giyerek o dönemi yaşatmaya çalışıyorlar.

Diocletian Sarayı’nın en çarpıcı yeri olan Peristil. Bu avludaki taşlar Brač’tan, sfenksler Mısır’dan getirtilmiş. Son fotoğrafta avludaki St. Dominus Katedrali (Katedrala sv. Dujma)’nin çan kulesi görülüyor.

Peristil’in en çarpıcı yapısı ise St. Domnius Katedrali (Katedrala sv. Dujma). 7.yüzyılda inşa edilen bina, dünyanın en eski Katolik katedrali olarak da biliniyor ama yapının geçmişi daha eskiye dayanıyor. Katedralin olduğu yerde 4.yüzyılda Diocletian’ın mozolesi inşa edilmiş. Split Slavlaşıp, Hristiyanlaştıktan sonra mozolenin olduğu yere katedral kurulmasına karar verilmiş ancak Pagan olan hatta Hristiyanlara zulmeden Diocletian’ın mozolesine yine de dokunulmadan üzerine katedralin inşası yapılmış.

Bu katedrala giriş ise ücretli ancak binanın çevresindeki dört yeri daha kapsayan ve daha ekonomik olan kombine bilet uygulaması var. Bu kombine biletle katedralin hazinesini (Riznica, Treasury), kriptasını (Crypt), vaftizhanesini (Krstionica, Baptistery) ve çan kulesini (Zvonik, bell tower) de görebiliyorsunuz.

St. Dominus Katedrali (Katedrala sv. Dujma)

Hazinede, katedralin maddi-manevi değeri olan parçaları sergileniyor ve içeride fotoğraf çekmek yasak. Kriptada, kilisenin tek odalı bodrumu bulunuyor. Vaftizhane, katedralin tam karşısında bulunan ve orijinalinde Jüpiter Tapınağı (Jupiterov hram) olan yapı. İmparator Diocletian, Roma tanrılarının kralı, gökyüzü ve yıldırımın tanrısı Jüpiter (Nam-ı diğer Zeus)’e tapındığı için bu tapınağı kurdurmuş. Yapı, 305 yılında inşa edilmiş, Splitliler Hristiyan olduktan sonra 6.yüzyılda bu tapınağı vaftizhaneye çevirmişler.

Sonradan vaftizhaneye çevrilen Jüpiter Tapınağı’nın içindeki Vaftizci Yahya heykeli, yine ünlü Hırvat heykeltraş Ivan Meštrović’in eseri

Jüpiter Tapınağı’ndan St. Domnius Katedrali’nin çan kulesi

Katedralin yanında bulunan çan kulesinin inşası 200 yıl sürmüş ve 13.yüzyılda tamamlanmış. Şehir merkezlerindeki tüm kulelere tırmanmak gibi bir hastalığımız olduğundan bu kuleye de tırmandık ve manzara elbette ki harikaydı 😊

St. Domnius Katedrali’nin çan kulesi

Çan kulesine tırmanırken…

Ve çan kulesine tırmandıktan sonra Split manzarası 😊 Bu karedeki yerler, şu ana kadar anlattığımız yerleri özetler nitelikte. Karşıda Marjan Tepesi, aşağıda Voćni ve Narodni meydanları, Varoš ile Riva görülüyor.

Peristil’de ayrıca bir yeraltı çarşısı da bulunuyor. Kapalıçarşı’nın minisi olan bu çarşıya da bir göz atmanızı öneririz ve yine Peristil’in yakınlarında bulunan Etnografya Müzesi, İmparator Diocletian’ın yatak odalarından biriymiş. Yapı 7.yüzyılda kiliseye çevrilmiş, 1910’den beri müze olarak hizmet veriyor.

Peristil’de bulunan yeraltı çarşısı

Diocletian Sarayı’nın sokaklarından görüntüler

Game of Thrones hayranları için notlar:

Split, Dubrovnik’ten sonra Game of Thrones sahnelerinin Hırvatistan’da en çok çekildiği şehir. Meereen şehrinin dış görüntülerinde Klis, iç görüntülerinde Diocletian Sarayı kullanılmış. Braavos’un dış sahnelerinin çekiminde ise çok sayıdaki Kaštel’lerden Kaštel Gomilica kullanılmış. Bu bölümler ise sırasıyla şunlar:

Sezon 4 Bölüm 1 “Two Swords”: Daenarys’in Lekesizler ordusuyla Meereen’a hareket ettiği ve ejderhalarla vakit geçirdiği dağlar, Split’in yakınlarında ve Baška Voda’da çekilmiş.

Sezon 4 Bölüm 3 “Breaker of Chains”: Meereen’in kuşatıldığı bu sahneler de Split yakınlarında çekilmiş.

Sezon 4 Bölüm 4 “Oathkeeper”: Meereen Savaşı’nda şehrin dış görüntüleri Klis’ten, iç görüntüleri Diocletian Sarayı’ndan.

Sezon 5 Bölüm 1 “The Wars to Come”: Klis ve Diocletian Sarayı. Ejderhaların zincirlendiği sahneler Diocletian Sarayı’nda çekilmiş.

Sezon 5 Bölüm 2 “The House of Black and White”: Klis ve Diocletian Sarayı.

Sezon 5 Bölüm 4 “Sons of the Harpy”: Sons of Harpy ve Lekesizler arasındaki savaş sahneleri Diocletian Sarayı’nın zemin katında gerçekleşmiş.

Sezon 5 Bölüm 5 “Kill the Boy”: Diocletian Sarayı

Sezon 5 Bölüm 10 “Mother’s Mercy”: Klis

Sezon 6 Bölüm 1 “The Red Woman”: Klis ve Split

Sezon 6 Bölüm 2 “Home”: Diocletian Sarayı

Sezon 6 Bölüm 3 “Oathbreaker”: Diocletian Sarayı

Yazımızın devamı olan “Hvar & Brač Adaları” için buraya tıklayınız…

 

 

4716total visits,14visits today

Bir Cevap Yazın