Hırvatistan Blog 13: Hvar & Brač Adaları

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Split & Solin” için buraya tıklayınız.

 

Hırvatistan Blog 13: Hvar & Brač Adaları

Brač Adası

Split’e yakın konumu nedeniyle oldukça popüler olan Brač, Adriyatik’in birçok adası gibi kendisine her yıl çok sayıda turist çekiyor. Hırvatistan gezi planımızın içinde Brač da vardı ancak o kadar yorulmuştuk ki planımızı iptal etmek zorunda kaldık. Görmesek de adayı biraz araştırdığımız için ayrı bir başlık açma ihtiyacı hissettik.

Orijinal planımızda Brač’a arabayla günübirlik gitmek vardı. Böylece toplu taşıma ile uğraşmadan adayı özgürce gezebilecektik. Ancak burada iki sorunla karşı karşıya geliyorsunuz: Birincisi sezonda feribot biletleri çok pahalanıyor, ikincisi kiraladığınız arabayı feribotlara bindirmek için rent a car firmasına genelde ekstra ücret ödemek zorunda kalıyorsunuz. Bu nedenle önce adaya arabayla gitmekten vazgeçtik, sonra zaten enerjimiz kalmadığından gitmekten tamamen vazgeçtik 😊

Brač’a ulaşmanın dört tane yolu var:

  1. Supetar: Supetar-Split arasında arabalı feribotlar sefer yapıyor. Yolculuk süresi 50 dakika.
  2. Milna: Milna-Split arasında katamaran seferleri bulunuyor ve yolculuk süresi sadece 30 dakika.
  3. Sumartin: Adanın doğusunda bulunan Makarska kentinden Sumartin’e 60 dakika süren arabalı feribot seferi ile ulaşabiliyorsunuz.
  4. Bol: Adanın en meşhur yerleşim yeri olan Bol’e; Split’ten, Hvar’dan, Korčula’dan ve Dubrovnik’ten ulaşmak mümkün. Jelsa-Split seferleri, Bol’de duraklıyor. Ulaşım katamaranla gerçekleştiriliyor ancak saat seçeneğiniz az olduğundan genelde Milna ya da Supetar’a ulaşmak daha pratik oluyor. Bol’un yakınlarında ayrıca havalimanı da bulunuyor.

Feribot seferlerinin bir kısmı düşük sezonda gerçekleşmiyor bu nedenle güncel durumu öğrenmek için www.jadrolinija.hr/en/ sitesine göz atmanızı öneririz.

Brač haritası ve görülecek yerlerin/limanların haritadaki konumları. Bol’de havalimanı da bulunuyor.

Brač ve Šolta adalarının arasında bulunan bu minik adada Mrduja Feneri bulunuyor. Arka planda ise Brač görülüyor.

 

Brač’ta görülecek yerler:

  • Bol: Bol’u meşhur yapan Zlatni rat (Golden Horn) isimli plaj, Brač’ın en bilinen yeri. Bizim Fethiye’deki Ölüdeniz’e benzeyen bu kumsal, çok sayıda turist çekiyor. Zlatni rat yakınlarında Aquamarine Beach de Bol’un sevilen yerlerinden. Bol’un şehir merkezinde bir manastır (Dominican Monastery), yakınlarında Zmajeva špilja (Ejderha Mağarası), yükseklerinde ise manzara izleyebileceğiniz Vidova gora bulunuyor.
  • Blaca: Adada en güzel manzara izleyebileceğiniz yer burası. Blaca’da ayrıca bir manastır da bulunuyor.
  • Postira- Škrip-Dol üçgeni: Bu alanda Muzej otoka Brača (Brač Adası Müzesi), Kaštel Cerineo isimli bir müze-kale, Muzej uja (Zeytinyağı Müzesi), Herkül kabartmaları (Relief of Hercules), bir manastırın kalıntıları bulunan Mirje, Lovrecina Körfezi ve körfezde bir erken Hristiyanlık dönemi bazilikası bulunuyor.
  • Nerežišća: Bu yerleşimin yakınlarında bulunan Donji Humac, adanın en eski yerleşimlerinden biri.
  • Supetar: Adanın en büyük yerleşim yeri olan Supetar’da, Petrinovic Mozolesi ve bir Roma villasının kalıntıları bulunuyor.
  • Sutivan: Sutivan Doğa Parkı (Park Prirode Sutivan)
  • Sumartin ve Povlja: Bu iki ufak kasaba zeytini ve zeytinyağı ile biliniyor. Ama tüm adada zeytincilik oldukça gelişmiş.

 

Hvar Adası

Dünyanın en güzel adalarından biri olarak kabul edilen Hvar, aynı zamanda Hırvatistan’ın da en popüler adası. Akdeniz ikliminin ve bitki örtüsünün hakim olduğu Hvar, lavantayla özdeşleşmiş bir yer. Bu nedenle sadece Hvar’da değil, Hırvatistan’ın her yerinde hediyelik eşya dükkanlarında lavanta görüyorsunuz.

Biz Hvar’ı da Brač gibi arabayla keşfetmeyi planlıyorduk ama aynı sebeplerden dolayı araba planımızı iptal edip yayan gitmeye karar verdik. Brač gibi Hvar’a da ulaşmanın dört tane yolu var:

  1. Stari Grad: Hvar’ın en büyük limanı, Stari Grad’a 2.5 kilometre uzaklıkta. Split’le Hvar arası arabalı feribot seferleri sık sık gerçekleşiyor ve yolculuk 2 saat sürüyor. Stari Grad’ın yakınlarında havalimanı da bulunuyor.
  2. Hvar: Hvar Adası’nın en popüler yerleşimi olan Hvar’a, Split’ten katamaran seferleri bulunuyor ve yolculuk 55 dakika sürüyor.
  3. Jelsa: Jelsa’dan Bol üzerinden Split seferleri hareket ediyor. Sefer sayısı az ve katamaranla gerçekleşen yolculuk 1 saat 40 dakika sürüyor.
  4. Sućuraj: Adanın en doğusunda bulunan Sućuraj’a ana karadaki Drvenik’ten arabalı feribotla erişmek mümkün. Yolculuk, 35 dakika sürüyor.

Hvar Adası ve Hvar’a ulaşılabilecek yerler. Stari Grad’la Jelsa arasında havalimanı da bulunuyor.

Eğer Hvar’a illa arabayla gideceğim diyorsanız ve Split’te konaklayacaksanız iki tane seçeneğiniz var (2018 yaz dönemi fiyatlarına göre):

Birincisi, Split’ten direkt Hvar’a geçmek. Araç + iki kişinin gidiş-dönüş ücreti 808 Kuna (109 Euro) tutuyordu! Toplam yolculuk süresinin tek yönde iki saat olduğunu belirtmiştik.

İkincisi, Split’ten Drvenik’e arabayla gidip oradan Sućuraj’a geçmek. Feribota ödediğiniz fiyat gidiş-dönüş 280 Kuna (38 Euro)’ya düşüyor. Ancak, bu sefer devreye arabada harcayacağınız süre ve benzin parası giriyor. Drvenik-Split arası 115 kilometre (1 saat 45 dakika), Sućuraj-Stari Grad arası ise 60 kilometre (1 saat 10 dakika). Arabanız 7 litre/100 kilometre yaksa toplam benzin masrafınız yaklaşık 250 Kuna (34 Euro) oluyor. Otoban geçiş ücreti de ödüyorsunuz, o da 50 Kuna olsa toplam maliyet 280+250+50=580 Kuna (78 Euro) oluyor.  Toplam yolculuk süresi ise üç buçuk saate çıkıyor. Ancak bu hesaplamalarda rent a car firmasının, aracınızı feribota bindirme bedelini hesaplamadık.

Artık hangi yolu seçeceğinize siz karar vereceksiniz. Bu arada Hırvat arkadaşımızdan Sućuraj-Stari Grad arası yolun oldukça sıkıcı olduğunu öğrendik. Hatta bu kadar maliyete girileceğine orada araba kiralamak daha mantıklı dedi 😊

Ada içindeki ulaşım da aşırı derecede pahalı. Ama bizim gibi günübirlik gidiyorsanız artık bu ulaşım bedellerine katlanacaksınız ya da tek bir yerde durup geri döneceksiniz. Örneğin, Hvar-Stari Grad arası 22 kilometrelik mesafede taksi 300 Kuna (40 Euro)’ydı! Otobüs seferleri ise oldukça azdı ve Hvar-Stari Grad arası kişi başı 27 Kuna (3.60 Euro)’ydı. Astronomik rakamları duyunca 27 Kuna’ya razı olmak zorunda kaldık. Seferlere ise www.buscroatia.com sitesinden baktık. Anlayacağınız popüler yerlerde astronomik fiyat tarifesi Hırvatistan’da da uygulanıyor…

Elimizden geldiğince ekonomik olmaya çalıştık ama yine de bir gün içinde ulaşıma verdiğimiz ücretler şöyle oldu: Hvar katamaranı 110 Kuna, Stari Grad feribotu 47 Kuna, Hvar-Stari Grad otobüsü 27 Kuna, Stari Grad-Liman otobüsü 14 Kuna. Bunlar tek kişilik ücretlerdi, ki kişi için maliyet 396 Kuna (53 Euro) oldu! Dolayısıyla Hvar’ın nasıl para emen bir yer olduğunu aklınızda canlandırabilirsiniz…

Şimdi gelelim diğer meseleye. Hvar Adası’na gideceğinizi söylediğiniz anda karşı taraf size şu soruyu soracaktır: “Hvar’a mı Stari Grad’a mı?”. Stari Grad, Hvar’dan sonra adanın en çok bilinen ikinci yerleşim yeri. Hvar ise açık ara farkla adanın en güzel yerleşimi. Gezmek için Hvar’a mutlaka gitmelisiniz ama konaklama, yemek yeme gibi konuları Hvar’da gerçekleştirmemenizi öneririz çünkü burası gerçekten çok ama çok pahalı. Stari Grad da pahalı ama Hvar gerçekten fiyatlarda uçuyor diyebiliriz. Hvar’da gezin ve buradan kaçın deriz 😊

Başka bir konu ise Hvar’la özdeşleşen lavanta ve lavanta tarlaları. İnternetten Hvar’ı arattığımızda mosmor lavanta tarlaları ile karşılaştık. Lavantalar, Haziran-Temmuz ayında çıkıyormuş ancak biz etrafta tarla olabilecek bir yer bile görmedik. Ama ada içi ulaşım o kadar pahalıydı ki Hvar-Stari Grad hattından başka bir yeri de göremedik. Dolayısıyla siz lavanta döneminde adayı ziyaret ediyorsanız lavantaları nerede göreceğinizi araştırmanızı öneririz. Ayrıca adada çok sayıda lavanta dükkanı görmeyi umuyorduk ama etrafta birkaç tane lavanta tezgahından başka bir yer göremedik.

Lavantasıyla bilinen Hvar Adası’nın tezgahlarında lavanta her türlü forma sokulmuş. Lavantadan magnet, torba, sabun hatta bebek bile yapılmış 😊

Hvar hakkında biraz fazla olumsuz konuştuk gibi 😊 Şimdi o olumsuzlukları unutturma zamanı:

 

Hvar (Yerleşim yeri olan Hvar)

Split’ten Hvar’a daha hızlı olduğu için katamaranla geldik. Hırvatistan’ın her yerinde vıcık vıcık turist olduğundan, amacımız her yer dolmadan Hvar kentinin gezisini tamamlamaktı. 55 dakika süren rahat bir yolculuktan sonra Hvar’a vardığımızda harika bir Akdeniz kasabasıyla karşı karşıyaydık. Çoğunluğu tarihi olan binalarıyla, çevre düzenlemesiyle ve tepeki kalesiyle muhteşem bir yerdi burası.

Limandan Hvar ve tepede Španjola Kalesi

Hvar’ın çok pahalı olduğunu belirtmiştik. Katamarandan iner inmez yakınımızda bir pekarna (fırın) farkettik ve “Bu ülke daha ne kadar pahalı olabilir ki” diyerek merakla fırındaki ürünlerin fiyatlarına baktığımızda gerçekten de buranın Split’ten iki kat daha pahalı olduğunu gördük. İşin ilginç yanı, fırının önünde sıra olmasıydı! 😊 Neyse ki yiyecek konusunda tedarikli gitmiştik çünkü sonradan incelediğimizde restoranların da fiyatları aynı şekilde yüksekti.

Fırından hemen sonra kendimizi bir meydanda bulduk. St. Stephen (Trg sv. Stjepana) ya da Piazza (Venedik etkisi Hırvatistan’da Adriyatik kıyılarının hemen her yerinde karşınıza çıkıyor çünkü piazza, İtalyanca’da “meydan” demek) olarak isimlendirilen bu ince uzun dikdörtgen şeklindeki meydan, kentin Orta Çağ’dan bu yana merkezi ve bu merkezin çevresinde çok sayıda tarihi taş yapı bulunuyor. Bu tarihi yapılardan denize en yakın olanı Tarihi Tiyatro Binası. Bu tiyatro, 1612 yılında hizmete açılmış ve Avrupa’nun ilk sivil tiyatrosu olarak biliniyor. Meydanın sonunda bulunan Rönesans mimarideki St. Stephen Katedrali ise ilk olarak 6.yüzyılda inşa edilmiş, 16.yüzyılda günümüzdeki görünümüne kavuşmuş. Katedral kapalı olduğundan maalesef ziyaret edemedik. Ama kalabalık ve sıcak daha da artmadan tepedeki kaleye göz dikmiştik, bu nedenle derhal oraya yönlendik.

Hvar’ın St. Stephen (Trg sv. Stjepana) ya da Piazza olarak isimlendirilen ana meydanı. İlk fotoğrafta sağda Avrupa’nın ilk sivil tiyatro binası bulunuyor. İlk fotoğrafta sonda ve ikinci fotoğrafta St. Stephen Katedrali, son fotoğrafta bir 16.yüzyıl yapısı olan Loggia ve yukarısında Španjola Kalesi görülüyor.

Meydanla kale arasındaki yokuşlu dar ara sokaklar ise muhteşemdi. Her yerde tarih, kültür ve estetik hakimdi. Sağımıza solumuza bakmaktan yokuş çıktığımızın bile farkında olmadan kendimizi kalenin girişinde bulduk.

St. Stephen Meydanı ile Španjola Kalesi arasındaki sokaklar, birçok tarihi taş yapıya ev sahipliği yapıyor. Örneğin ilk fotoğrafta görülen Gotik mimarideki yapı,  Užižić ya da Hektorović Sarayı olarak biliniyor.

 

Španjola Kalesi ya da Fortica / Fortezza (Tahkimat) olarak isimlendirilen bu kalenin giriş kapısından tepeye yaklaşık 500 metre daha tırmanmanız gerekiyor. Artık çevrenizde tarihi yapılar yok ama çevredeki bitkiler ve manzara o kadar güzel ki yine tırmanış yaptığınızı hissetmiyorsunuz.

Kalenin bulunduğu bu tepe, Hvar’ın ilk yerleşiminin gerçekleştiği yer. İliryalılar, binlerce yıl önce bu tepeyi mesken tutmuşlar. Bölgeye sonradan sırasıyla Antik Yunanlılar, Romalılar ve Slavlar gelmiş. 6.yüzyılda İstanbul’a da çok sayıda yatırım yapan bir hükümdar olan İmparator Jüstinyen döneminde tepeye ufak bir kale inşa edilmiş. 13.yüzyılda adanın Venedik hakimiyetine geçmesiyle bu tepedeki kale büyütülmüş ama kale, son halini 16.yüzyılda almış. Kalenin son haline ulaşmasında yine Osmanlı etkisi büyük. Osmanlılar, 1571 yılında adaya ayak basmışlar ve ada halkının neredeyse tamamı, bu kaleye sığınarak o dönemler Balkanlar’ın kabusu haline gelen Osmanlılardan böylece korunmuşlar (Tek taraflı düşünmemek lazım, o dönem Balkan halkının gözünde Osmanlılara bu şekilde bakılıyormuş). 19.yüzyılda ise kaleye Avusturyalılar tarafından bazı ilaveler yapılmış ve kale son haline kavuşmuş. Kalenin ise giriş ücreti şaşırtıcı derecede pahalı değildi ama fiyatı ne olursa olsun göreceğiniz manzaralara kesinlikle değer!

Španjola Kalesi

Kalenin alt girişinden yukarıya 500 metre uzunluğunda bir patika bulunuyor. Çevredeki bitkiler ve manzara o kadar güzel ki tırmandığınızı hissetmiyorsunuz.

Kalenin daha da yukarısında görülen bu yapı, 1811 yılında Napolyon tarafından inşa ettirildiği için Napolyon Kalesi olarak anılıyor. Daha da yukarı tırmanmak isteyenler için duyurulur ama o sıcakta bize  Španjola fazlasıyla yetti 😊

Španjola Kalesi

Kalede bulunan zindan

Španjola Kalesi’nin içinde ufak tefek bazı müze alanları var ama kalenin en çarpıcı özelliği manzarası. Hvar kentinin panoramik olarak izlendiği ve kelimelerin kifayetsiz kaldığı bu manzara, Hırvatistan’da karşılaştığımız en güzel görüntülerden biriydi… Aşağıdaki fotoğraflara baktığınızda ne demek istediğimizi anlayacaksınız…

Španjola Kalesi’nden büyüleyici Hvar manzarası. Karşıda Paklinski ve Marinkovac adaları görülüyor.

Hvar’ın panoramik görüntüsü. Bu manzaradan kopmak bizim için çok zor oldu.

Kaleden gördüğümüz bir yapı, bir sonraki hedefimizi belirledi. St. Nicholas Şapeli (Kapelom sv. Nikole) olarak isimlendirilen bu yapının çevresinde oldukça estetik bir mezarlık bulunuyor. Şapel, limanla St. Stephen Meydanı arasındaki tepenin üstünde bulunuyor.

St. Nicholas Şapeli (Kapelom sv. Nikole) 15.yüzyılda inşa edilmiş. Çevresindeki mezarlık 19.yüzyılda oluşturulmuş.

Limandan ve şapelden biraz daha güneye inip uzaklaşırsanız, ufak ama oldukça güzel bir koyu olan Franciscan Manastırı (Franjevački samostan) bulunuyor.

Franciscan Manastırı (Franjevački samostan) ve önündeki koy

Biz, “Acaba manastırın önündeki koyda yüzelim mi” derken, internette merkezin (St. Stephen Meydanı’nın) bir kilometre batısında güzel bir koy olduğunu okuduk. Hiç üşenmedik ve aşırı sıcağa rağmen yürüdük. Beach Bonj olarak isimlendirilen bu ufak koyu çok sevdik. Deniz tertemizdi ve oldukça sıcaktı, tavsiye olunur 😊 Hvar’ın çevresi aslında koylarla dolu ama yürüyerek anca bu kadar uzaklaşabildik, özellikle de o sıcakta.  Özellikle altınızda araba varsa, Hvar’ın yakınlarında bulunan Milna, Dubovica, Sveta Nedjelja gibi çok sayıdaki yeri ve kumsalı araştırmanızı şiddetle öneririz.

Beach Bonj’a yürürken Hvar manzarası

Beach Bonj’un denizi, tüm Hırvatistan’da olduğu gibi tertemizdi ve su, yaşadığımız Bodrum’dan daha sıcaktı!

Hızlı bir Hvar turuna rağmen yaklaşık beş saatimizi burada harcadığımızı farkettik ve daha fazla gecikmeden adanın en ünlü ikinci yerleşimi olan Stari Grad’a geçmeye karar verdik. Ancak St. Stephen Katedrali’nin yanındaki durağa yetişene kadar otobüsü kaçırdık. Bir sonraki seferin bir buçuk saat sonra olması nedeniyle şansımızı taksicilerde denemeye karar verdik. Fiyat sorduğumuz taksici 22 kilometre için 300 Kuna (40 Euro) istedi ve fiyatı söyledikten sonra “Çok pahalıymış değil mi” diyerek kahkaha attı 😊 Hırvatlar, pek pazarlık yapılabilecek bir halk değil, zaten 300 Kuna da çok pazarlık yapılabilecek bir rakam da değil 😊 Bu nedenle siz siz olun belediye otobüsü seferlerini Hvar’a gitmeden önce çok iyi öğrenin.

Otobüsümüzü beklerken Hırvatistan’da da bir geri dönüşüm sistemi olduğunu öğrendik. Finlandiya’da bu sistem muhteşemdi ve konu hakkındaki yazımızı okumanızı tavsiye ederiz (Bkz. Finlandiya’da Geri Dönüşüm). Hırvatistan’daki sistem ise Finlandiya’dakinin yanında oldukça ilkel. Marketten aldığınız cam şişelerde içecek+şişe parası ödüyorsunuz, içeceğinizi içtikten sonra fişinizle markete girip şişeyi iade ediyorsunuz. Fişsiz iade yapamıyorsunuz çünkü şehirden şehire, marketten markete cam şişe ücretleri değişiyor! Teneke kutularda ise iade sistemi yok. Bu nedenle siz siz olun Hırvatistan’a gittiğinizde cam şişede birşey alıyorsanız fişinizi saklayın, saklama şansınız yoksa aynı içeceğin tenekesini alın.

 

Stari Grad

Nihayet binebildiğimiz belediye otobüsü, bizi yarım saat sonra Stari Grad’a ulaştırdı. Anlamı “Eski Şehir” olan Stari Grad, dar-uzun bir bir körfezin çevresine yayılan sevimli bir kasaba. Gayet güzel ve huzurlu bir kasabaydı ama Hvar’dan sonra bize biraz sönük geldi. Ayrıca Stari Grad, ilginç bir şekilde tüm Hırvatistan’da gördüğümüz en sakin turistik beldeydi ve mekanların çoğu kapalıydı. Akşamları kasabanın daha hareketli olduğunu tahmin ediyoruz ama bizim akşam Stari Grad’da bulunma şansımız yoktu.

Stari Grad’dan görüntüler. Dar ve uzun bir körfezin çevresinde bulunan bu sevimli kasaba, turist kalabalığından uzaklaşıp kafa dinlemek isteyenler için uygun bir yere benziyordu. Ayrıca Stari Grad’daki fiyatlar, Hvar’a göre daha uygun olduğundan birçok kişi konaklamak ya da yemek yemek için burayı tercih ediyor.

Sahil boyunca yürüyüş yapıp, burada sıralanan lavanta tezgahlarını incelerken “Lavantalı dondurma” tabelasını görmemiz, dürtülerimizi yeni bir tat denememiz konusunda harekete geçirdi. İçeriye girdiğimizde bizle hafif bozuk bir Türkçe ile konuşan biriyle karşılaşınca biraz afalladık! Çünkü bir hafta boyunca kimseden Türkçe duymamıştık! Yarı Türk – yarı Arnavut olan işletme sahibiyle uzun bir süre sohbet ettik ve bize, eskiden çok sayıda Türk turist ağırladıklarını, ancak Avrupa Birliği’ne girmelerinden ve bizim de sürekli kriz yaşamamızdan dolayı artık maalesef Hırvatistan’da çok nadir Türkle karşılaştığını üzülerek anlattı. Ki daha birkaç yıl öncesine kadar gerçekten de Hırvatistan bizim için uygun tatil destinasyonlarından biriydi ama şu an bize göre gerçekten de çok pahalı bir ülke. Muhtemelen Türkçe konuşan birini de bulmanın heyecanıyla sohbetin ayarını biraz kaçırdık çünkü amacımız Stari Grad’ın sahilinde yürüyerek limana ulaşıp Split’e geri dönmekti ama süremizin çok kısalması nedeniyle belediye otobüsünün durağına yürümeye karar verdik. İşletme sahibine güzel dondurması için teşekkür ettikten sonra otobüs durağına geri yürüdük ve limandan geçecek olan otobüsü beklemeye başladık. Az önce pahalı demiştik ya, otobüs de 3 kilometre yol için bizden kişi başı 14 Kuna (2 Euro) aldı 😊

Adaya ulaşımımızı hızlı olsun diye katamaranla yapmıştık ancak katamaranda dışarı çıkma şansınız bulunmuyor. Dönüşümüzü ise özellikle feribotla yapmak istedik, böylece dışarıya çıkıp Hvar ve Brač adalarının manzarasının tadını çıkartabilecektik. Yolculuk gerçekten de çok keyifli oldu ve iki saat sonra Split’e ulaştık. Split’le vedalaşmamızı tamamladıktan sonra Solin’e, kaldığımız yere geri dönüp valizlerimizi toparlamaya başladık çünkü sonraki gün Dubrovnik’e gitmek üzere yola çıkacaktık ve yol üzerinde görülecek çok fazla yer olduğundan bir an önce uyuyup enerjimizi toplamamız gerekiyordu.

Stari Grad – Split arası yolculuk oldukça keyifliydi.

Bu arada ufak bir bilgi paylaşalım. Seyahatlerimizde konaklamamızı neredeyse her zaman Airbnb ile yapmamızdan dolayı, konakladığımız evi çıkarken temizlemeye çok özen gösteriyoruz. Çünkü bu konaklama yerlerini genellikle ev sahibi temizliyor ve kendisine temizleyecek fazla birşey bırakmamanız önemli. Çünkü konaklama sonrası iki taraf da birbirine yorum yazıyor ve hakkınızda olumsuz bir yorum gelirse bir sonraki rezervasyonunuzda ev sahibi, rezervasyon talebinizi reddedebiliyor. Böyle bir sistem olmasa bile, adab-ı muaşeret gereği yine evi temizlemeniz önemli. Bir Fransız’dan bir Amerikalı’dan kültürel olarak daha iyi ve temiz olduğumuzu kanıtlayabileceğimiz en kilit yapıtaşlarından biri kaldığınız yeri toparlamak. Bir otel personeli, abartmadığınız sürece toparladığı odanın hangi halktan birinin kaldığını sorgulamaz (ki onda bile yine odayı toparlayıp çıkarız) ama ev sahibi ister istemez aklında bu sorgulamayı yapacaktır.

 

Hvar Adası’nda görebileceğiniz diğer yerler:

Zamanımız ve hareket özgürlüğümüz fazla olmadığı için Hvar Adası’nda görmek isteyip de göremediğimiz diğer yerler şunlardı:

Vrboska: “Ufak Venedik” olarak isimlendirilen bu kasaba, bir kanal çevresinde kurulu. Vrboska, Hvar ve Stari Grad’dan sonra adanın en çok bilinen üçüncü yerleşim yeri.

Jelsa: Özellikle ailelerin sessiz-sakin deniz tatili yapabileceği bir yer olarak biliniyor.

“Ager” ya da “Stari Grad Ovası”: Stari Grad ile Vrboska/Jelsa arasında kalan bu ovanın tarihinin MÖ 5000’lere uzandığı tahmin ediliyor. Adriyatik’teki birçok ada gibi Hvar da MÖ 4.yüzyılda Yunanlılar tarafından kolonize edilmiş ve ilk yerleşim, bu ovada gerçekleşmiş. Tarihi ve coğrafi önemi nedeniyle ova, UNESCO Miras Listesi’ne alınmış. Hırvatlar, günümüzde bu alanda eski tarım ürünlerini yetiştirmeye, böylece tarımla birlikte tarihi değerleri de idame ettirmeye özen gösteriyorlar.

Yazımızın devamı olan “Pelješac Yarımadası, Korčula, Trsteno” için buraya tıklayınız…

4234total visits,13visits today

Bir Cevap Yazın