Hırvatistan Blog 2- Zagreb (Yukarı Şehir)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Hırvatistan Hakkında Pratik Bilgiler” için buraya tıklayınız.

 

Hırvatistan Blog 2- Zagreb (Yukarı Şehir)

Orta Hırvatistan

Bu bölümde bahsedeceğimiz yerler: Zagreb, Varaždin, Trakošćan ve Plitvice Gölleri (Plitvička Jezera) Ulusal Parkı

 

Zagreb

Hırvatistan’ın en büyük kenti ve başkenti olan Zagreb, yaklaşık 800 bin kişiye ev sahipliği yapıyor. Tüm ülke nüfusunun 4 milyondan az daha fazla olduğunu düşünürsek, Zagreb’in nüfusu çok da az değil. Zagreb, oldukça düzenli bir şehir ve merkezi oluşturan Eski Şehir’in çevresinde hem müstakil evlerden hem de Doğu Blok tarzı apartmanlardan oluşan bir yapılaşma şekli var. Bu Doğu Blok tarzı apartmanlar uzaktan çok bakımsız ve kasvetli görünseler de yapılaşma tarzı ne olursa olsun hepsinin aralarında bol miktarda yeşil alan bulunuyor. Bu arada Zagreb’teki Doğu Blok tarzı binaların bulunduğu alanlar, Sırbistan’ın Novi Beograd (Yeni Belgrad) bölgesine aşırı derecede benziyor.

Zagreb’in “eskiyen” Yeni Şehir bölgesi, Belgrad’ın Novi Beograd bölgesine aşırı derecede benziyor. Binalar Doğu Blok tarzı olsa da binaların arasında geniş yeşil alanlar, oyun alanları, park yerleri bulunuyor.

Zagreb’te bir metro sistemi yok. Onun yerine güzel bir tramvay sistemi var ve gayet de yeterli. Tramvayın otobüs seferleri ile desteklendiği toplu taşıma sistemi ise oldukça rahat. Hırvatların çoğu aynen Sırbistan’da olduğu gibi tramvaylarda/otobüslerde kart basmıyor. Ama yakalanırsanız görevliler sizi çok seviyorlar 😊 Bu nedenle hiç böyle bir riske girmemenizi tavsiye ederiz. Şehrin birçok yerinde bulunan Tisak isimli kiosklardan toplu taşıma kartlarını rahatlıkla alabiliyorsunuz. Direkt otobüsten/tramvaydan bilet alabilmeniz de mümkün ama Tisak’larda satılan biletler çok daha uygun. Biz gittiğimizde biletler otobüs/tramvay içinde 15 Kuna (2Euro)’ya, Tisak’lardan 4 Kuna (0.50 Euro)’ya satılıyordu.

Zagreb tramvay haritası

İnternetten okuduğumuz bir yorumda Zagreb’in trafiğinin berbat olduğu, insanların manyak gibi araba kullandıklarını yazıyordu. Başka bir gezegenden geldiğini düşündüğümüz bu şahsiyetin Türkiye’yi hiç görmediğini tahmin ediyoruz 😊 Aksine yollar çok rahat, düzenli, trafik işaretleri ve yol yönlendirme çizgileri çok başarılı ve insanlar kurallara çok saygılıydı. Bir Türk’ün Zagreb’te hiçbir şekilde zorlanmadan araba kullanabileceğine eminiz. Ama zaten Zagreb’te araba kullanmanıza da gerek yok çünkü toplu taşıma sistemi oldukça başarılı ve şehir merkezi yürüyerek gezmeye çok uygun.

Zagreb’i üç bölgede anlatacağız: Yukarı Şehir, Aşağı Şehir (Eski Şehir’in kısımları) ve Eski Şehir’in dışındaki Zagreb

Zagreb’i üç bölgede anlatacağız: Yukarı Şehir, Aşağı Şehir (Eski Şehir’in kısımları) ve Eski Şehir’in dışındaki Zagreb

 

Yukarı Şehir (Gornji grad)

Zagreb Yukarı Şehir haritası

Ban Jelačić Meydanı

Eski adları “Harmica” ve “Cumhuriyet Meydanı” olan Ban Jelačić Meydanı, 1641 yılından beri Zagreb’in merkezi olarak biliniyor. Meydanı çevreleyen yapıların büyük bir kısmı 19.yüzyılda inşa edilmiş ve meydanın ortasında bulunan heykel Hırvatistan’ın kurucusu Ban Josip Jelačić’e ait. Önceden bu heykelin yönü Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’na çevriliymiş ama sonradan meydanda daha iyi görünsün diye yönü çevrilmiş.

Ban Jelačić Meydanı

Meydanın köşesinde bulunan Manduševac Çeşmesi’nin ise bir efsanesi var. Efsaneye göre, Hırvat kral savaştan dönerken çok susamış ve çeşmenin bulunduğu doğal kaynak suyunun yanında Manda isimli güzel bir kızla karşılaşmış. Kral, kızdan bir kepçe su istemiş. Böylece Zagreb’in adı “kepçeyle su vermek” anlamına gelen “zagrabiti” kelimesinden türemiş. Çeşmeye de bu kızı anmak için Manduševac ismi verilmiş. Efsane sanki biraz bizim “Ana dolu” hikayemizi andırıyor değil mi? 😊

Efsaneye göre Zagreb’e adını veren ve bir doğal kaynak suyu üzerine kurulu olan Manduševac Çeşmesi

Meydanın yanında bulunan 3600 Observation Deck isimli seyir terasından şehrin ve meydanın manzarasını izleyebilirsiniz, tabii biraz tuzlu bir ücret karşılığında 😊

Meydanın arka kısmındaki Dolac Pazarı, Zagreb’in hatta Hırvatistan’ın en popüler yiyecek pazarı olarak biliniyor. Haftanın her günü açık olan bu Pazar, akşamüstü kapanıyor. Pazarda bulunan Sveta Marija (St. Mary) Kilisesi ise 18. yüzyılda inşa edilmiş.

Zagreb’in en popüler yiyecek pazarı olan Dolac, akşamüstü gittiğimizde kapanmıştı. Siz de bir gün Zagreb’e uğrarsanız, sabah ya da öğle saatlerinde mutlaka bu pazara bizim için uğrayın 😊 Pazarın arkasında ise Sveta Marija (St. Mary) Kilisesi görülüyor.

Sveta Marija (St. Mary) Kilisesi. Kilisenin altında güzel bir grafiti görülüyor. Şehrin birçok yerinde bu tarz güzel grafitilerle karşılaşacağız.

 

Kaptol

Ban Jelačić Meydanı’nın yanında bulunan bu mahallede, şehrin en güzel yapılarından biri olan Zagreb Katedrali bulunuyor. 105 metre yüksekliğinde iki kulesi bulunan katedral, aynı zamanda şehrin sembolü. İlk olarak 11. yüzyılda inşa edilen katedrale tarihi boyunca eklemeler yapılmış. 16.yüzyılda Osmanlı tehdidi nedeniyle katedral, Rönesans Surları ile çevrilmiş. 1880 yılında gerçekleşen Büyük Zagreb Depremi’nde katedral büyük zarar gördükten sonra 19.yüzyıl içinde yeniden inşa edilmiş.

Şehrin en güzel yapılarından biri olan Zagreb Katedrali

Zagreb Katedrali’nden görüntüler

Katedralin önünde bulunan Domitrović Kulesi, Rönesans Surları’nın bir parçası ve sağda görülen saat, 1880 depreminde durmuş.

Domitrović Kulesi’nde bulunan dini kıyafetler sergisinden bir eser

 

Zagreb Katedrali’ni çevreleyen Rönesans Surları’nın iç kısımlarından görüntüler

Katedralin önünde bulunan altın renkli Kutsal Meryem Anıtı, 19.yüzyılda yerleştirilmiş. Meryem Ana ve dört melek heykelinin bulunduğu anıtta melekler; inanç, umut, masumiyet ve tevazuyu temsil ediyor.

Kutsal Meryem Anıtı

Katedralin arkasında bulunan Ribnjak Parkı’nda eskiden göller varmış ve bu bölgede bulunan piskoposluk için göllerden balık tutulurmuş.

Katedralden 250 metre yukarı yürürseniz solda bulunan Sveti Franjo (Franciscan) Kilisesi, 13. yüzyılda inşa edilmiş, 1880 depreminden sonra yenilenmiş.

Kaptol Mahallesi’nin anayolu olan Kaptol Caddesi ve Sveti Franjo (Franciscan) Kilisesi

Sveti Franjo (Franciscan) Kilisesi’nde bulunan vitraylar oldukça başarılılar.

Sveti Franjo (Franciscan) Kilisesi’nin girişinde bulunan Opatovina Parkı ve parkta bulunan bir grafiti. Bu parktan Tkalčićeva Caddesi’ne geçiş de bulunuyor.

 

Tkalčićeva

Kaptol ile Gradec’i ayıran ve Yukarı Şehir’in ana caddelerinden biri olan Tkalčićeva; butikleri, restoranları, kafeleri ve geleneksel tarzda dükkanları ile bilinen bir yer. Tkalčićeva’nın doğusu Kaptol, batısı ise Gradec diye anılıyor. Ancak bu ayrımın ilginç bir hikayesi var:

1930’lu yıllara kadar Tkalčićeva diye bir yol bulunmuyormuş. Yolun yerinde Medvešča Deresi akıyormuş. Kaptol ve Gradec, günümüzde olduğu gibi bir şehrin iki ayrı mahallesi değil, birbirine düşman iki ayrı kentmiş. Din adamları tarafından yönetilen Kaptol ile laik yönetime sahip Gradec, yüzyıllarca çatışma halinde bulunmuş. İki şehri birleştiren tek köprü olan Krvavi Most (Kanlı Köprü), bu çatışmaların merkezi haline gelmiş. Rivayete göre, 14.yüzyılda çıkan çatışmalarda o kadar çok insan ölmüş ki Medvešča Deresi kırmızı akmaya başlamış ve böylece köprü de “kanlı” ismini almış. İki şehir anca 18. yüzyılda mütabakata varabilmişler ve çatışmalar sona ermiş. Ama asıl mütabakat 1930’larda gerçekleşmiş. Hem Gradec hem de Kaptol’un sürekli su basmasına neden olan Medvešča Deresi, tamamen kurutulmuş ve yerine Tkalčićeva yolu kurulmuş. Kanlı Köprü de yıkılıp yine bir sokağa çevrilmiş. Böylece iki ayrı şehir, gerçek anlamda tek şehir altında birleşebilmişler. Kanlı Köprü haritadan silinse de adı yaşamaya devam ediyor ve köprünün olduğu sokak hâlâ bu isimle anılıyor.

Tkalčićeva, önemli bir karakterin heykeline de ev sahipliği yapıyor ama biz bu heykeli maalesef kaçırdık ve yola daha ileriden giriş yaptık. Yol üzerinde elinde şemsiyesiyle duran bu kadının adı Marija Jurić Zagorka (1873-1957). Döneminin çok ilerisinde olan Zagorka, dönemin kadınlarının aksine oldukça girişkenmiş ve hem gazeteci hem de yazarmış. Ama en önemli özelliği, kadın hakları savunucusu olarak bilinmesi ve kadın-erkek eşitliği konusunda Hırvatlar için sembol haline gelmiş.

Tkalčićeva’dan görüntüler

Tkalčićeva üzerinde bulunan kadın hakları savunucusu Marija Jurić Zagorka’nın heykeli (Kaynak: plus.google.com/103103320436096831648/posts/hAHEJ9XZgF9)

 

Radićeva & Opatička

Yukarı Şehir’in Gradec bölgesinin iki ana caddesi olan Radićeva & Opatička, oldukça güzel mimaride tarihi binalar barındırıyor. Bu caddelerde sadece yürüyüp sağınıza soluna bakınmak bile oldukça keyifli. İki caddeyi birleştiren Taş Kapı (Kamenita Vrata), 18. yüzyılda inşa edilmiş bir geçit. Geçidin Opatička tarafında dünyanın en eski üçüncü, Hırvatistan’ın ise en eski eczanesi bulunuyor ve 1355 yılında açılmış.

Opatička üzerinde 10 numarada bulunan 19. yüzyıl sarayı da görülmeli. Günümüzde bu muhteşem yapı Hırvatistan Tarih Enstitüsü tarafından kullanılıyor. Cadde üzerinde ayrıca Zagreb Şehir Müzesi (Muzej Grada Zagreba) ve 13.yüzyılda savunma amaçlı kullanılan, sonradan gözlemevine çevrilen Papaz Kulesi (Popov toranj) bulunuyor.

 Radićeva

Radićeva ve Opatička’yı birleştiren Taş Kapı (Kamenita Vrata) geçidi. Biz gittiğimizde geçit, restorasyon nedeniyle kapalıydı.

Opatička

Opatička 10 numarada bulunan 19. yüzyıl sarayı

 

Markov Meydanı (Trg Svetog Marka)

Meydan, çepeçevre yönetim binaları ile sarılı ve hepsinin mimarisi birbirinden güzel ama meydanın ortasında bulunan çatısı renkli Sv. Marka (St. Mark) Kilisesi, size bu binaları unutturup tüm dikkatleri üzerine çekiyor. Olağanüstü bir girişi olan kilise, 13.yüzyılda inşa edilmiş, 19. yüzyılda depremden sonra elden geçmiş. Çatısında bulunan renkli armalar ise Hırvatistan’ın bölümleri olan Dalmaçya, Slavonya ve Zagreb’e ait.

Sv. Marka (St. Mark) Kilisesi. Kilisenin solunda bulunan Banski dvori isimli hükümet binası, Hırvatistan’ın kurucusu Ban Josip Jelačić’in yaşadığı ve öldüğü yermiş.

Kilisenin sağında bulunan sarı renkli binanın adı Sabor ve parlamento binası olarak kullanılıyor.

Markov Meydanı’nın çevresinde görülecek birkaç yer bulunuyor. Doğa Tarihi Müzesi (Hrvatski prirodoslovni muzej), 18. yüzyıl sarayında bulunan Tarih Müzesi (Hrvatski povijesni muzej), yirmiden fazla Hırvat sanatçının heykellerinin ve eserlerinin toplandığı Naïve Art Müzesi, Atelijer Meštrović Sanat Galerisi bunlardan birkaçı.

Meštrović, 1883-1962 yılları arasında yaşamış, dünyanın en çok bilinen Hırvat heykeltraşı. Belgrad yazımızda Kalemegdan’da bahsettiğimiz Viktor Heykeli, Chicago Grant Park’ta bulunan Kızılderili heykeli, Meštrović’in en çok bilinen eserlerinden.

Markov Meydanı’ndan Katarinin Meydanı’na bakarken. Karşıda Sveti Ćiril i Metod Kilisesi görülüyor.

Naïve Art Müzesi

Markov Meydanı’nın çevresinden ilginç bir grafiti daha

 

Katarinin Meydanı

Markov Meydanı’na oldukça yakın olan Katarinin Meydanı’nı, 17.yüzyıl yapısı olan Sveta Katarina Kilisesi süslüyor. Meydanın köşesinde bulunan “Kırık Kalpler Müzesi” olarak isimlendirebileceğimiz Museum of Broken Relationships isimli müze, Zagreb rehberlerinde en çok karşılaşacağınız müzelerden biri. Müzenin ilginç bir konsepti var, o da duvarlara yazılı olan “kırık kalp” hikayeleri ve onlarla ilgili küçük objeler sergileniyor. Dolayısıyla müzede görsel birşey yok. İlginizi çekiyorsa saatlerce oturup bu hikayeleri okuyabilirsiniz ama ücreti popülaritesi nedeniyle maalesef oldukça yüksek.

Meydana geldiğinizde hemen kilisenin arkasına geçmenizi öneriyoruz. Çünkü buradaki seyir terasında sizi güzel bir Kaptol manzarası bekliyor olacak. Yine kilisenin arkasında Klovićevi dvori isimli bir sanat galerisi de bulunuyor. Seyir terasından aşağıya doğru inen basamaklar, aynı zamanda Strossmayer Yürüyüş Yolu’nun da başlangıç noktası. Bu keyifli yürüyüş yolu üzerinde dünyanın en kısa teleferiği olan Uspinjača bulunuyor. Teleferiğin uzunluğu sadece 30 metre ve Yukarı Şehir’le Aşağı Şehir’i birbirine bağlıyor. Bu teleferik 1890 yılında inşa edilmiş ve Zagreb’in ilk toplu taşıma aracı olarak biliniyor. Ama dilerseniz yayan olarak da Sanat Parkı içinden geçerek Aşağı Şehir’de Ilica Caddesi’ne ulaşabilirsiniz. Uspinjača’nın yanında bulunan başka bir seyir terasından da Aşağı Şehir’in harika bir manzarası bulunuyor.

Uspinjača’nın karşısında bulunan 13. yüzyıldan kalan Lotrščak Kulesi’nden 1877 yılından beri geleneksel olarak her gün saat 12’de top atışı yapılıyor. Strossmayer’in devamında bulunan Grič Tüneli de ilginç bir yer. Grič Tüneli, II. Dünya Savaşı esnasında Zagreb’in altına inşa edilen tünel sisteminin aslında küçük bir parçasıymış. Sıcaktan bunaldıysanız ya da çok üşüdüyseniz ya da Yukarı Şehir’in bir yerinden başka bir yerine kestirme olarak gitmek isterseniz bu tüneli dilediğiniz gibi kullanabiliyorsunuz.

Sveta Katarina Kilisesi

Katarinin Meydanı’nda bulunan Museum of Broken Relationships

Sveta Katarina Kilisesi’nin arkasındaki seyir terasından Kaptol manzarası

Dünyanın en kısa teleferiği olan Uspinjača ve Uspinjača’nın yanında bulunan seyir terasından Aşağı Şehir’in manzarası

 

Britanski Meydanı

Ban Jelačić Meydanı’nı Britanski Meydanı’yla birleştiren Ilica Caddesi de şehrin ana arterlerinden biri. Cadde çok turistik değil ama yerli halkın arasından gezinmek ve Eski Şehir’den biraz daha farklı bir hava solumak istiyorsanız bu cadde üzerinde yürüyebilirsiniz.  Cadde üzerinde bulunan İllüzyon Müzesi (Muzej iluzija) ilginizi çekebilir.

Uspinjača’nın Aşağı Şehir yönündeki istasyonuna ve Ilica Caddesi’ne yakın bulunan Petar Preradović Meydanı da şehrin sevilen merkezi bölgelerinden birisi. Bu meydanda bulunan sekizgen şekilli Oktogon binası da görülmeye değer.

 

Yazımızın devamı olan “Zagreb (Aşağı Şehir)” için buraya tıklayınız…

2493total visits,89visits today

Bir Cevap Yazın