Hırvatistan Blog 4 – Varaždin & Trakošćan

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Zagreb (Aşağı Şehir)” için buraya tıklayınız.

 

Hırvatistan Blog 4 – Varaždin & Trakošćan

Varaždin & Trakošćan

Varaždin ve Trakošćan’ın harita üzerindeki yerleri

Varaždin ve Trakošćan, Zagreb’in kuzeyinde, Slovenya sınırına yakın olan yerler. Varaždin, Zagreb’e 85 kilometre uzaklıkta olan ve yaklaşık 50 bin kişinin yaşadığı bir şehir. Trakošćan ise bir yerleşim yeri değil ama güzel bir kale bulunuyor. Trakošćan’ın Varaždin’e olan mesafesi 40 kilometre, Zagreb’e olan mesafesi ise 80 kilometre.

 

Varaždin

18.yüzyılda kısa bir süre Hırvatistan’ın başkentliğini yapmış olan Varaždin, küçük ama oldukça güzel bir Eski Şehir’e sahip. Her yıl yaz aylarında düzenlenen Špancirfest Festivali de şehre dünyanın birçok yerinden sanatçıların gelmesini sağlayarak burayı canlı tutuyor. Güzel ve sevimli olan bu şehri biz de görelim dedik ve Zagreb’den yola çıktık. Zagreb’ten direkt otobanla ulaştığımız bu yere yolculuk çok rahattı ve kendimizi bir saat sonra Varaždin’in merkezinde bulduk. Špancirfest Festivali’ne denk geldiğimiz için her yer tezgahlarla, sahnelerle doluydu ve kalabalık iyice bastırmadan Eski Şehir’in en belirgin yapısı olan Varaždin Şehir Müzesi (Gradski Muzej Varaždin)’ne girdik.

Varaždin’in Eski Şehir bölgesi. Varaždin Şehir Müzesi ve şehrin tarihi yapılarının çevresinde toplandığı Kralja Tomislava Meydanı’nın haritadaki yerleri.

Varaždin Şehir Müzesi’ne giderken yol üzerinde karşılaştığımız bu güzel kilisenin adının Sv. Florijana olduğunu öğrendik.

Çevresi bir parkla sarılı olan Varaždin Şehir Müzesi, Eski Şehir’in çekirdeğini oluşturan bir yapı. Bu yapı 14-17. yüzyıllar arasında Gotik-Rönesans mimarilerinde inşa edilmiş ve tarihi boyunca Varaždin’i yöneten feodal aileler tarafından kullanılmış. Yapı, 5 Kuna’lık banknotların arkasını da süslüyor.

Varaždin Şehir Müzesi, 5 Kuna’lık banknotların arkasını süslüyor.

Varaždin Şehir Müzesi

Varaždin Şehir Müzesi’nin avluları

Müzede çok sayıda sergi ve oda bulunuyor. Bu odaların bir kısmında mobilyalar aynen muhafaza edilirken; diğer kısmında ise portre, cam, seramik, saat, silah, şövalye kıyafetleri gibi sergiler bulunuyor. Müzede gezerken hem yaşanmışlığı hem de tarihi hissettik diyebiliriz, bu nedenle Varaždin’e geldiğinizde buraya mutlaka gelmenizi tavsiye ederiz.

Müzedeki sergilerden eserler

Bu mini şişelerden oluşan set, ilaç kutusuymuş.

Müzede sadece sergiler yok, aynı zamanda bazı odalar da mobilyalarıyla birlikte muhafaza ediliyor.

Varaždin şehir merkezi, Kralja Tomislava Meydanı’nın çevresinde bulunuyor ve şehirde görülecek diğer tüm yapıların hepsi yine bu meydanın çevresinde toplanıyor. Birçok sanat galerisine, müzeye ve kiliseye ev sahipliği yapan merkezde vakit geçirmek oldukça keyifliydi. Bu arada melekleri ile meşhur olan Varaždin’de Melekler Müzesi (Muzej Anđela)’nin de bulunduğunu belirtelim.

Ursuline Kilisesi (Uršulinska Crkva, 1712)

Varaždin şehir merkezi ve Franciscan Manastırı (Franjevački Samostan, 1678)

Franciscan Kilisesi (Franjevački Crkva, 1650)

Grgur Ninski (Gregory of Nin) Heykeli. Grgur Ninski, Hırvatistan tarihi için oldukça önemli bir karakter. 10.yüzyılda tüm Hristiyanlık dünyasında dini öğretiler Latince veriliyormuş ve insanların neredeyse hiçbiri bu Latince söylemleri anlamıyormuş.  O dönemler piskopos olan Grgur Ninski, Papa’yı ve destekçilerini karşısına alarak dinin ulusal dilde öğretilmesi gerektiğini savunmuş. Böylece Hırvatça’yı öne çıkararak Latince’yi kaldırmış, bu şekilde halk arasında Hristiyanlığın daha hızlı yayılmasını ve anlaşılabilirliğini arttırmış. Grgur Ninski, ayrıca Hırvat dili ve kültürüne de önemli katkılar sağlamış. Bu nedenle kendisi tüm Hırvatistan’da çok saygı gören biri ve birçok şehirde heykeliyle karşılaşıyorsunuz.

 

Trakošćan

Varaždin’den yola çıkıp Trakošćan’a ilerliyoruz. Slovenya sınırı boyunca ilerleyen yol, muhteşem bir doğanın içinden ilerliyor. Her yer alabildiğine yeşil, arada bulunan üçgen çatılı evler ise bu yeşillikle uyum içinde. Bir yandan içimiz buruluyor çünkü doğasını bizden daha hoyrat kullanan başka bir millet var mı merak ediyoruz…

Varaždin-Trakošćan arası yol. Her yer alabildiğine yeşil…

Trakošćan’a yaklaşırken semalarda peri masalından fırlamış görüntüsüyle kale görülmeye başlıyor. Trakošćan, bir yerleşim yeri değil, bir koruma alanı. Aslında koruma alanının girişinde mini bir köy var ve 2011 yılında bu mini köyde sadece 18 kişi yaşıyormuş 😊

Peri masalından fırlamış görüntüsüyle Trakošćan Kalesi

1869 yılında Trakošćan Kalesi’nin görünümü

Trakošćan Kalesi, kalenin bahçeleri ve gölünün toplam alanı 87 hektar büyüklüğünde. Ancak gölün çevresindeki 450 hektarlık orman arazisi de koruma altında bulunuyor. İçeriye girişte yine güzel bir ücret ödüyorsunuz, hatta yetmiyor bir de otoparktan da ücret alıyorlar. Hırvatların neredeyse her özelliğini sevdik ama turistik yerlerde turistleri öpme alışkanlıklarına sinir olduk 😊

Trakošćan Koruma Alanı’nın haritası (Kaynak: www.trakoscan.hr)

Kale, 14. yüzyılda Gotik mimaride inşa edilmiş. 16-18. yüzyıllar arasında yapılan değişikliklerde Barok ve Rönesans mimarileri de ilave edilmiş. 19. yüzyılda gerçekleşen renovasyonda ise Neo-Gotik özellikler kazandırılmış.

Önceleri ufak bir Orta Çağ kalesi olan Trakošćan’da o dönemin feodal aileleri yaşamış. 1569’da Gašpar Drašković’in, dönemin Hırvat kralı II.Maximilian ile yakın ilişkileri bulunuyormuş ve kral, kaleyi Drašković Ailesi’ne devretmiş. 1569’dan 1944’e kadar tam 375 yıl boyunca kale, Drašković Ailesi’nin yerleşkesi olmuş. Oldukça zengin ve güçlü olan aileden çok sayıda önemli kişi çıkmış. Kalede yaşayan ilk jenerasyonların gündem konusu Osmanlılar olmuş ve Drašković Ailesi, topraklarını istila etmek isteyen Osmanlılara karşı Hırvatların yanında mücadele etmişler. II. Dünya Savaşı’nda Avusturya’ya göç etmek zorunda bırakılan aile, Trakošćan’ı terketmiş ve kale, 1953 yılında müzeye çevrilmiş.

Şu an gördüğümüz Trakošćan ise 19.yüzyılda yapılan geniş çaplı bir renovasyonun ürünü. Juraj VI Drašković, Romantizm Akımı’ndan etkilenerek kaleyi lüks ve rahat bir malikaneye çevirmiş. Kalenin eteklerinde bulunan vadi doldurularak bir göl oluşturulmuş. Gölün ve kalenin çevresi parklarla ve bahçelerle doldurulmuş.

Trakošćan, Hırvatistan için bazı ilklere de imza atmış. Kalede yapılan renovasyon, ülkenin ilk renovasyonlarından biri olarak biliniyor. Ayrıca kale, kırsal alanda elektrikle tanışan ilk yapı olmuş. Günümüzdeki Trakošćan’da, 19. yüzyıldaki renovasyon sonrası özelliklerinin aynen korunmasına özen gösteriliyor. Kale/malikane içindeki odalar orijinal haliyle muhafaza ediliyor, bahçelere bakılıyor, çok sayıda bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan göl ve çevresinin ise korunmasına özen gösteriliyor.

19.yüzyıla kadar vadi olan bu alan, geniş çaplı bir renovasyon sonucu doldurulup göle çevrilmiş. Günümüzde bu göl, çevresiyle birlikte çok sayıda bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapıyor. Dilerseniz gölün çevresinde bulunan beş kilometre uzunluktaki parkurda yürüyebilir, doğanın tadını çıkartabilirsiniz.

Trakošćan Kalesi/Malikanesi’nin dış cephesinden görüntüler

Trakošćan’da en çok ilgimizi çeken şeylerden biri de kapılar oldu ve hepsi de birbirinden güzeldi.

Kütüphane odası. 19.yüzyıldaki renovasyon öncesinde bu oda, kalenin sahibinin ofisi olarak kullanılıyormuş. Kütüphanedeki kitapların ve Neo-Rönesans mobilyaların büyük bir kısmı, 19. yüzyıla tarihleniyor.

Küçük Salon

Kont’un yatak odası

Hep bir yerleri paylaşıyoruz, bir kez de kendi fotoğrafımız olsun değil mi 😊

Müzik salonu. Salonda bulunan 19.yüzyılda ünlü piyano yapımcısı Viyanalı Conrad Graf tarafından yapılan piyano, hâlâ çalışıyor!

Kontes Julijana (1847-1901)’nın odası

Resimli Oda. Tamamen kanvas duvar kağıdı ile kaplı olan odada, 1756-1763 Yedi Yıl Savaşları’na katılan Drašković güçleri resmedilmiş. Bu arada Yedi Yıl Savaşları’nın neden tarih derslerimizde anlatılmadığını da anlayamıyoruz. “Sıfırıncı Dünya Savaşı” olarak da isimlendirilen bu geniş çaplı savaş, beş kıtaya yayılmış. Bir tarafta Birleşik Krallık, Prusya, Portekiz, Alman krallıkları birlik oluştururken; diğer tarafta Fransa Krallığı, Kutsal Roma İmparatorluğu (Avusturya), Rusya İmparatorluğu, İspanya ve İsveç birlik oluşturmuş. Savaş; Avrupa, Amerika, Batı Afrika, Hindistan, Filipinler’de gerçekleşmiş ve bir milyondan fazla insan ölmüş. Savaşı Birleşik Krallık cephesi kazanmış ve Avrupa’daki güç dengeleri değişirken Birleşik Krallık “süper güç” olarak dünya çapındaki kolonilerini genişletmiş.

Trakošćan’da kapılar haricinde tablolar da çok ilgimizi çekti.

En sevdiğimiz tablolardan biri de 1668 yılında doğan Julijana Drašković’e aitti. Tablo, 1670 yılında yapılmış.

En sevdiğimiz tablo ise Sara Drašković (17.yüzyıl)’e aitti 😊

Trakošćan Kalesi/Malikanesi’nin balkonundan muhteşem manzara

Trakošćan Kalesi/Malikanesi’nin balkonundan panoramik bir görüntü

Bu arada Trakošćan-Zagreb arasındaki yolun da şahane olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Özellikle Slovenya sınırına yakın olan Macelj ve Krapina bölgeleri yemyeşil dağlarla kaplı. Hırvatlar bu bölgede otoban inşa ederlerken doğaya zarar vermemek için çok sayıda tünel ve dev viyadükler inşa etmişler. Anlık olarak görebildiğimiz bu görüntüleri maalesef fotoğraflayamadık.

Yazımızın devamı olan “Plitvice Gölleri Ulusal Parkı (Alt Göller)” için buraya tıklayınız…

3415total visits,123visits today

Bir Cevap Yazın