İstanbul Blog 11: Beyoğlu’nun Alaturka Kısmı

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Eyüp & Kağıthane” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 11: Beyoğlu’nun Alaturka Kısmı

2. Beyoğlu’nun Alaturka Kısmı

Eyüp – Kağıthane – Beyoğlu – Şişli – Beşiktaş haritası

Yazımıza başlamadan önce kısaca Beyoğlu (Pera)’ndan bahsedelim…

 

Beyoğlu Hakkında

Beyoğlu’nun eski adı olan Pera (Πέρα), Yunancada “öte”, “karşı yaka” anlamına geliyormuş. Bölgede ilk yerleşim, 5. yüzyılda İmparator II. Theodosius döneminde İstanbul’un genişlemesiyle başlamış ve buraya bir kale inşa edilmiş. 1204 yılında gerçekleşen Haçlı istilası sonrasında Pera’da Venedikli tüccarların etkinliği artmaya başlamış. 1273’te Pera, Cenevizlilere verilmiş ve yarı bağımsız bir statüye kavuşmuş. 1453 fethi esnasında Cenevizlilerle Bizanslılar, Fatih Sultan Mehmet’e karşı savaşmışlar ama fetih tamamlandıktan sonra bölgede etkinliğini kaybetmek istemeyen İtalyan tüccarlar hemen Osmanlılarla ticaret anlaşmaları yapmışlar. Bu noktadan sonra Osmanlılarla Venedikliler ve Cenevizliler arasında enteresan bir ilişki türü başlamış. Akdeniz’de egemenlik yarışı için hem birbirleriyle savaşmışlar hem de her savaştan sonra bu ticaret anlaşmalarını yenilemişler. Venediklilerin kahveyle ilk tanışmaları da Osmanlılarla gerçekleşen ticaret vasıtasıyla olmuş ve çok sevilen kahve, İtalya’ya hızla yayılmış. Avrupa’nın geri kalanı ise kahveyle 1683’te Viyana Kuşatması esnasında tanışmış. Viyana (Avusturya) ve İtalyanların gelişmiş kahve kültürlerinin temelleri de böylece atılmış olmuş.

Konumuza geri dönersek Beyoğlu, kademeli olarak Hristiyanlar yabancıların yerleşim bölgesi olmaya başlamış. Elçiliklerin de bu bölgeye açılması bu süreci hızlandırmış. 18. yüzyıla gelindiğinde Beyoğlu, artık bir Avrupa kenti görünümündeymiş. Binaların çoğu da o dönemler şehirleri haritadan silen yangın felaketinden etkilenmesinler diye taş ve tuğladan inşa edilmişler. 19. yüzyılda Beyoğlu, dünyaca önemli bir ticaret merkezine dönüşmüş. Böylece semt, kozmopolit bir görünüm almaya başlamış. Bu süreç, 20. yüzyılda da devam etmiş.

Cumhuriyet’in kurulmasından sonra yabancılar büyük bir hızla İstanbul’u ve dolayısıyla Beyoğlu’nu da terketmeye başlamışlar. Boşalan yerlere Türkler yerleşmeye başlamış. Yoğun göçün başlamasıyla da şehir günümüzdeki durumuna gelmiş. Günümüzde, eskisi kadar olmasa da Beyoğlu’nda hâlâ Cumhuriyet öncesi esintileri görmek mümkün. Bu esintileri en çok, son yüzyıllarda yapılan Batı mimarisindeki yapılarda, konsolosluklarda ve Beyoğlu’nda bulunan sanatsal ve kültürel aktivitelerde görüyoruz.

 

Beyoğlu’nun Alaturka Kısmı

Sütlüce

Sütlüce, Eyüp’ün karşısında bulunan bir Beyoğlu mahallesi. Haliç kıyılarındaki bu mahallede 17. yüzyılda köşkler inşa edilmiş ve birden Osmanlı’nın en zengin semtlerinden biri olarak anılır olmuş. Ancak 1730 Patrona Halil İsyanı sırasında bu harika köşklerin hepsi yanınca Sütlüce bir daha eski görkemli günlerine kavuşamış. Günümüzde Sütlüce’de bulunan Miniaturk, mahalleye biraz renk katmış.

Sütlüce-Eyüp arasında bulunan ve Haliç’in iki yakası arasında sefer yapan tekneler göreceksiniz. Bu teknelerin herhangi bir tarifesi yok. Ücreti doğrudan tekne sahibine ödüyorsunuz ve Haliç’in tadını çıkartıyorsunuz.

Haliç’ten Miniaturk ve Sütlüce

  • Haliç Kongre Merkezi: İnanması güç ama bu kültür merkezi, 1923’te mezbaha olarak inşa edilmiş.

Eyüp’ten çekilen bu fotoğrafta, Haliç Kongre Merkezi karşıda görülüyor.

Yeri biraz ters ama gittiğinize değiyor. Çünkü hem eğleniyorsunuz hem de öğreniyorsunuz. Miniaturk’te bulunan Kristal İstanbul ve Panorama Zafer sergileri de görülmeye değer.

60 dönümlük bir arsada ülkemizin özetinin sunulduğu yer: Miniaturk

Hipodrom (At Meydanı), Sultanahmet Cami ve Ayasofya Müzesi

Boğaz Köprüsü ve yapay gölet

Solda Haydarpaşa Garı, sağda Kız Kulesi

Aspendos (Antalya)

Anıtkabir

Mevlana Müzesi (Konya)

Halil-ür Rahman Gölü (Balıklı Göl) (Şanlıurfa)

Mardin

Kapadokya (Kapadokya hakkında bir sürü şey yazdık. O yazımızı okumak için buraya tıklayınız)

Benim coğrafyamdan eserler: Solda İzmir Saat Kulesi, ortada Artemis Tapınağı (Selçuk, İzmir), sağda Halikarnas Mozolesi (Bodrum, Muğla). Selçuk ve Efes yazımızı okumak için buraya tıklayınız.

Kristal İstanbul Sergisi. Solda Kız Kulesi, sağda Saint Antoine Kilisesi.

 

Hasköy ve çevresi

  • Kumburhane Cami (1793)
  • Yahudi Mezarlığı: Geçmişi 1582’ye dayanan bir mezarlık. Dolayısıyla Pierre Loti’deki mezarlıklar gibi yine bir açık hava müzesi ile karşı karşıyayız.
  • Rahmi M. Koç Müzesi: Vehbi Koç’un oğlu Rahmi Mustafa Koç tarafından kurulan Türkiye’nin ilk sanayi müzesi. Müze, iki ana binadan oluşuyor. Biri 1730 yılında çapa fabrikası (Lengerhane) olarak, diğeri 1861 yılında tersane olarak inşa edilmiş. Sadece yetişkinler için değil, çocuklar için de eğlenceli bir müze.
  • Ayia Paraskevi Kilisesi (1692)
  • Aynalıkavak Kasrı (1617): Sultan I. Ahmet için inşa edilmiş. Saray, Lale Devri’nde genişletilmiş ve bu dönem bir çok etkinliğe ev sahipliği yapmış.
  • Kulaksız Mezarlığı: Cemal Süreya, Hakkı Kıvanç… gibi isimlerin mezarlarının bulunduğu tarihi mezarlık.
  • Piyale Paşa Cami (1573): Mimar Sinan’ın eesri. Bursa’daki Ulu Cami’ye benziyor.

 

Atatürk Köprüsü’nden Talimhane’ye

  • Atatürk Köprüsü (1940): Haliç’in iki yakasını birleştiren köprü, Tarihi Yarımada’da Unkapanı ile Beyoğlu’nda Azapkapı arasında bulunuyor.
  • Sokullu Mehmet Paşa (Azapkapı) Cami (1577): Atatürk Köprüsü’nün yanında bulunuyor. Mimar Sinan’ın eseri.
  • Azapkapı Galata Surları: Atatürk Köprüsü’nün ayağında Galata surlarının çok ama çok ufak bir kısmı numune olarak bırakılmış.
  • Tepebaşı: Aslında bu bölgeyi İstaklal’e yakın olan Asmalı Mescit Caddesi’nin devamı olarak düşünmek daha doğru olur. Bölge oldukça hareketli ve otellerle, restoranlarla, sergi alanlarıyla dolu.
  • Pera Palace Hotel (1895): Otel, İstanbul’un ilk “şık” oteli. Atatürk de defalarca kez bu otelde kalmış ve kaldığı oda, ufak bir müzeye dönüştürülmüş.
  • Tarlabaşı: İstiklal Caddesi’ne paralel seyreden Tarlabaşı bölgesi, İstiklal Caddesi’ne sadece 200 metre uzaklıkta bulunmasına rağmen büyük bir tezatlık sergiliyor. Bölge, çok ihmal edilmiş ama restore ediliyor.
  • Doğançay Müzesi: Ressam Burhan Doğançay’ın eserleri, 150 yıllık eski bir binada 2004 yılından beri sergileniyor.
  • Meryam Ana Süryani Kilisesi (1844)
  • Aya Konstantin Rum Ortodoks Kilisesi (1861)
  • Adam Mickiewicz Müzesi: Polonyalı Şair Mickiewicz (1798-1855)’in İstanbul’da yaşadığı ev.
  • Çukur: Daha 2017’ye kadar kimsenin bilmediği Çukur Mahallesi, Çukur dizisiyle popüler hale geldi.

Çukur’un artık herkes tarafından bilinen sembolü

  • Talimhane: Taksim Meydanı’nın yanında bulunan bu mahalle, istifleme otellerle dolu. İstanbul’da hem şehir merkezinde olmak hem de ulaşım ağlarına yakın konumlanmak isteyenler Talimhane’deki otellerde kalmayı tercih ediyorlar.

 

Yazımızın devamı olan “Taksim – İstiklal – Tünel” için buraya tıklayınız…

9932total visits,7visits today

Bir Cevap Yazın