İstanbul Blog 13: Beyoğlu’nun Alafranga Bölgesi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Taksim-İstiklal-Tünel” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 13: Beyoğlu’nun Alafranga Bölgesi

Eyüp – Kağıthane – Beyoğlu – Şişli – Beşiktaş haritası

 

Tarihi Yarımada’dan Beyoğlu (Karaköy ve Galata Kulesi)

 

Şişhane & Galata

İstiklal Caddesi’nin sonu olan Tünel ile Karaköy arasında kalan bu bölge, Beyoğlu’nun en eski yerleşimlerinden biri. Galata Kulesi de bölgenin merkezinde yer alıyor.

  • Galata Mevlevihanesi Müzesi (1491): İstanbul’un en eski mevlevihanesi. Müzede, Mevlevi dergâhının kültürü ve sanatı yansıtılıyor.
  • Kırım Anglikan Kilisesi (1868): Bilmeyenler için söyleyelim, Anglikanlık mezhebi, Hristiyanlığın üç ana mezhebi olan Katolik-Ortodoks-Protestan mezheplerinden farklıdır ve Birleşik Krallık’a bağlıdır. 16. yüzyılda Avrupa’da gerçekleşen Reformizm hareketinden sonra Birleşik Krallık içindeki kiliselerde de kıpırdanma olmuş ve neticesinde krallık, Vatikan’dan kopup kendi mezhebini kurmakla çareyi bulmuş. Anglikanların çizgisi, ibadet uygulamaları açısından Katoliklerle Protestanların ortasındadır.
  • Doğan Apartmanı (1895): İlk olarak Prusya elçilik binası olarak kurulmuş. Zamanla ünlü isimlere ev sahipliği yapan bir apartman haline gelmiş.
  • Galip Dede Caddesi: İstanbul’un müzik aletleri merkezi. Müzik aleti almayacaksanız bile görmeniz gereken bir yer.
  • Neve Shalom Sinagogu (1938): Sefarad (İspanyol kökenli) Yahudilerin merkezi olan bu sinagog, günümüzde ülke sınırları içinde en faal olan sinagog olma özelliğini koruyor.
  • Yıl Vakfı Türk Musevileri Müzesi (17. yüzyıl): Yahudiliği seçmiş tek Türk boyu olan Karay (Karaim) Türkleri, Fatih Sultan Mehmet zamanında bu müzenin çevresine yerleştirilmişler.
  • Galata Kulesi (1349): İstanbul’un simgesi haline gelmiş eserlerden biri. 1349 yılından önce de burada bir kule varmış ve ilk kule, 528 yılında Bizans İmparatoru Jüstinyen tarafından inşa ettirilmiş. Günümüzdeki kule ise Cenevizliler tarafından yapılmış ve yüksekliği 70 metre. İçinde ufak bir arkeoloji müzesi bulunan kulenin tepesinden Tarihi Yarımada’nın yedi tepesini de görebiliyorsunuz.

Evliya Çelebi’ye göre 1638 yılında Hezarfen Ahmet Çelebi, Leonardo da Vinci’den ilham alarak tasarladığı kanatlarını takıp Galata Kulesi’nden atlayarak Üsküdar’a iniş yapmış ve böylece ilk kıtalararası uçuş gerçekleşmiş. Hikaye doğru mu değil mi bilmiyoruz ama sırf bu hikayenin bile Galata Kulesi’nin popülerliğini arttırdığı kesin.

Galata Kulesi

Galata Kulesi’nden Tarihi Yarımada’daki yedi tepeyi de görebilirsiniz. Alttaki fotoğrafta solda dikkat çekici mimariyle İngiliz Hastanesi (Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi) görülüyor.

  • Beyoğlu Göz Eğitim ve Araştırma Hastanesi (1904): Eski adı “İngiliz Hastanesi” olan bu hastane, görkemli mimarisiyle ilgi çekiyor.
  • The Galata House Restaurant (1904): Eski İngiliz hapishanesi ve karakolu olan yapı, günümüzde restoran olarak işletiliyor.
  • Saint Pierre Kilisesi (1843): Kilisenin adı, “Saint Peter and Paul” olarak da anılıyor. Kilisenin yanındaki Saint Pierre Han ise bakımsızlıkla boğuşuyor ve 18. yüzyıldan kalma bir yapı.
  • Voyvoda (Bankalar) Caddesi: Bölgenin en güzel mimari örnekleri bu caddede bulunuyor. 1800’lerin sonu, 1900’lerin başında yapılan bu binaların hepsi görülmeli. Caddede bulunan Kamondo Merdivenleri de estetiği ile ilgi çekiyor.

Voyvoda (Bankalar) Caddesi ve Kamono Merdivenleri

  • Yüksek Kaldırım Caddesi: Tünel’in inşasından önce bölgenin Galata’ya tırmanan ana caddelerinden biriymiş. İnsanlar bu yokuşu tırmanmaktan bıkmış olmalılar ki Tünel’i yapmaya karar vermişler 😊 Caddenin en çok ilgi çeken yapısı ise Aşkenaz Sinagogu (1901).
  • Arap Cami (1337): İstanbul’un ilk camisi. Osmanlı’dan önce inşa edilmesi nedeniyle farklı mimarisiyle dikkat çekiyor.
  • Perşembe Pazarı Caddesi: Eski İstanbul’u en iyi tarif eden yollardan biri. Caddedeki yapılar Bizanslılardan, Cenevizlilerden ve Osmanlılardan izler taşıyor.

 

Karaköy

Karaköy, İstanbul’un en işlek bölgelerinden biri. İnsanların çoğu bu bölgede koşuşturuyor çünkü amaçları ya vapuru ya da otobüsü kaçırmamak. Ama koşuşturmayanlara baktığımızda keyif için buraya geldiklerini anlıyorsunuz. Bazısı sadece Galata Köprüsü’nde balık avlamak için, bazısı bir akşam mekânına kapak atmak için, bazısı da balıkçılarda oturup Haliç’in tadını çıkarmak için burada.

Karaköy’de balıkçılarda oturup Haliç’i ve Tarihi Yarımada’yı izlemek ayrı bir keyiftir.

Karaköy Meydanı

  • Karaköy Meydanı ve çevresi: Galata Köprüsü’nün başladığı noktada bulunan bu meydan oldukça hareketli. Şehir içi vapur iskelelerinin varlığı bu bölgeyi daha da hareketlendiriyor. Ayrıca dünyanın en eski üçüncü metro sistemi olan Tünel’in iki istasyonundan biri burada bulunuyor.
  • Karaköy Meydanı ve çevresinde çok sayıda tarihi yapı bulunuyor. Bunların bir kısmı, Karaköy Palace (1920), Nordstern Han (1889), Ziraat Bankası Binası (1912), Deniz Yolları Binası (1914), Yeraltı Cami (1640), Rüstem Paşa Kurşunlu Han (1550, Mimar Sinan’ın eseri).

Karaköy Meydan’dan Tophane’ye giderken göreceğiniz diğer tarihi binalar:

  • Saint Benoit Kilisesi (1427) & Surp Pirgiç Kilisesi (1834)
  • Saint Benoit Fransız Lisesi (1362): İstanbul’un en köklü okullarından biri.
  • Surp Krikor Lusavoriç Ermeni Kilisesi (1431)
  • Merkez Meryem Ana Kilisesi (16. yüzyıl): “Türk Ortodoks Patrikhanesi” olarak da biliniyor.
  • Aya Andrea Kilisesi & Aya Pantaleymon Kilisesi (9. yüzyıl)
  • İstanbul Modern: Türkiye’nin ilk modern sanat müzesi. Topkapı Sarayı manzaralı bu bina, bir zamanlar kuru yük deposu iken 2004’ten beri müze olarak faaliyet gösteriyor. Şu anda restorasyon nedeniyle İstiklal Caddesi’ndeki geçici yerinde faaliyet gösteriyor.

İstanbul Modern, iki yılda bir gerçekleştirilen çağdaş sanat etkinlikleri olan İstanbul Bienali’nin de merkezi konumunda. Bienal, kelime anlamı olarak “yılaşırı”, “iki yılda bir” anlamına geliyor ve dünyada birçok şehir tarafından Bienal etkinlikleri gerçekleştiriliyor.

 

Tophane, Cihangir, Çukurcuma, Firuzağa

Tophane, Karaköy’ün sahil bandının devamında bulunuyor. Cihangir, Çukurcuma, Firuzağa mahalleleri ise Taksim Meydanı – İstiklal Caddesi ile Tophane arasında konumlanıyor. Çukurcuma, antikacılarıyla biliniyor. Cihangir ise yabancıların ve sanatçıların popüler mahallelerinden biri. Adını, Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Cihangir’den almış.

Tophane, başka bir konuda daha meşhur. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethetmeye karar verdiğinde önceki başarısız üç Osmanlı kuşatmasından şehri ele geçirmenin ne kadar zor olduğunu biliyormuş. Çünkü Haliç’in ağzı, yabancı gemilerin içeri girmesini engelleyecek şekilde dev bir zincirle kapatılmış ve Bizanslıların elinde bulunan “Rum Ateşi” isimli alev topları, İstanbul’u tehdit eden gemilere kabus dolu anlar yaşatıyormuş. Fatih Sultan Mehmet’in aklına çılgınca bir fikir gelmiş. Gemileri, yağlı kızakla Tophane’den Galata’ya çıkarttırmış, oradan da Kasımpaşa’ya indirttirmiş. Böylece Fener-Balat hattı da kıskacın içine alınmış ve Haliç’e indirilen gemiler İstanbul’un fethinde önemli bir rol oynamışlar.

 

Tophane:

  • Kılıç Ali Paşa Cami (1580) & Tophane Çeşmesi (1732): Tophane Meydanı’nda bulunan cami, yine bir Mimar Sinan eseri. Tophane Çeşmesi ise Sultan I. Mahmut tarafından yaptırılmış.
  • Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi (1803): Tophane’ye ismini veren bina, günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi’ne bağlı. Bina, tarihi boyunca dökümhane olarak kullanılmış. İlk olarak 15. yüzyılda Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış, bu dönemden sonra sürekli değişime uğrayarak son haline 1803 yılında kavuşmuş.
  • Tophane Kasrı (1852): Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış. Günümüzde Mimar Sinan Üniversitesi tarafından kullanılıyor.
  • Nusretiye Cami (1826): Sultan II. Mahmut tarafından, Ermeni Mimar Krikor Balyan’a yaptırılmış.
  • Tophane Saat Kulesi (1849)

 

Cihangir, Çukurcuma, Firuzağa:

  • Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi (1880): Taksim Meydanı’nın girişinde bulunan kilise, güzel mimarisiyle meydanı süslüyor ve Cihangir’in girişinde bulunuyor.

Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi

  • Esayan Ermeni Lisesi (1895)
  • Sıraselviler Caddesi & Defterdar Yokuşu: Taksim’i Tophane’ye bağlayan cadde, bölgenin merkezini oluşturuyor. Cadde boyunca çok sayıda şık restoran, kafe ve otel bulunuyor.
  • Firuz Ağa Cami (1491)
  • Orhan Kemal Müzesi: Orhan Kemal ve arkadaşlarının Kapalıçarşı’da gittiği ve sonradan yıkılan İkbal Kahvesi’nin bir kopyası oluşturulmuş.
  • Cihangir Cami (1533): Mimar Sinan, Kanuni Sultan Süleyman’ın üvey kardeşi Mustafa için yapmış. 1874’te yangından zarar gördüğü için II. Abdülhamit döneminde yeniden inşa edilmiş.

 

Kabataş & Gümüşsuyu

Kabataş, Tophane ile Dolmabahçe arasında; Gümüşsuyu ise Taksim ile Dolmabahçe arasında bulunan mahalleler.

Kabataş’a ulaşmanın en kolay yolu olan ve Taksim’den hareket eden tek istasyonluk Taksim-Kabataş füniküler hattı, Şişhane-Karaköy arasındaki tüneli anımsatıyor. Kabataş aynı zamanda şehir içi vapur seferlerinin gerçekleştiği merkezlerden biri.

Gümüşsuyu’nun ana caddesi olan İnönü Caddesi, BJK İnönü Stadyumu’ndan geçerek Dolmabahçe Sarayı’nda son buluyor. Bölge; oteller, konsolosluklar ve iş merkezleri ile dolu.

 

Kabataş:

  • Fındıklı Parkı: Parkın yakınlarında bulunan ve Mimar Sinan Üniversitesi’ne ait olan bina, Osmanlı Parlamentosu (Meclis-i Mebusan) olarak kullanılmış.
  • Molla Çelebi Cami (1856)
  • Hekimoğlu Ali Paşa Çeşmesi (1732)

 

Gümüşsuyu

  • Atatürk Kitaplığı: Cumhuriyet döneminin ilk kütüphanelerinden biri. Dünyanın en güzel manzaralı kütüphanelerinden biri olarak biliniyor.

İTÜ Taşkışla & Gümüşsuyu Kampüsleri: İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taşkışla Kampüsü’nde bulunan bina, 1846 yılında askeri hastane olarak hizmete açılmış.

Yazımızın devamı olan “Şişli & Beşiktaş” için buraya tıklayınız…

2723total visits,28visits today

Bir Cevap Yazın