İstanbul Blog 14: Şişli & Beşiktaş

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Beyoğlu’nun Alafranga Bölgesi” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 14: Şişli & Beşiktaş

5. Şişli

 

Eyüp – Kağıthane – Beyoğlu – Şişli – Beşiktaş haritası

Şişli’nin Alaturka Bölgesi

Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’ndan başlayan Cumhuriyet Caddesi’ni takip ettiğinizde cadde bir süre sonra Halaskargazi Caddesi adını alıyor ve bu cadde neredeyse E-5 (D-100)’e kadar uzanıyor. Bu iki caddeyi tek cadde olarak kabul edersek Şişli’nin en işlek ana caddesi olarak kabul edebiliriz ve cadde üzerinde (ve aynı zamanda tüm Şişli’de) iki tane metro istasyonu bulunuyor: Osmanbey ve Şişli metro istasyonları.

Şişli ana caddesinin batısını ilçenin Alaturka bölgesi olarak anlattık. Aslında bölge, İstanbul’un en eski Hristiyan mahallelerine ev sahipliği yapıyor ama biz önceden de dediğimiz gibi akılda kalıcılığı arttırmak için bu esprili yaklaşımı kullandık.

Taksim’den Osmanbey Metro İstasyonu’na:

  • Notre Dame de Sion Fransız Lisesi (1856)
  • Askeri Müze: Dünyanın en iyi askeri müzelerinden biri olarak biliniyor. Oldukça zengin bir koleksiyonu var. Müze, mehter takımı gösterileriyle de meşhur.
  • Vedat Tek Evi (1914): Ortamdaki betonarme içinde sivrilen güzel bir köşk.
  • Kurtuluş, Feriköy, Pangaltı: Bu mahalleler de ihmal edilmişlikle mücadele ediyor ama arada güzel yapılar görüyorsunuz. Kurtuluş, ilk defa bir Rum mahallesi olarak kurulmuş. Bu Rumlar da buraya Kanuni Sultan Süleyman döneminde getirilmişler.
  • Aya Dimitri Kilisesi (1535): Kurtuluş bölgesinin en eski kilisesi. Bölgenin ilk yerleşikleri olan Rumlar tarafından inşa edilmiş.
  • Feriköy Mezarlığı: İlginç bir mezarlık çünkü bu mezarlıkta her milletten, dinden, etnik gruptan mezarlar görülüyor.

Osmanbey – Şişli Metro İstasyonları arası:

  • Atatürk Müzesi: Atatürk’ün bir süre yaşadığı bu ev, müze olarak faaliyet gösteriyor.
  • Bulgar Eksharhanesi (19. yüzyıl): Bulgarların, Rum Ortodoks Patrikhanesi’nden bağımsız bir kilise kurma çabaları sonucu ortaya çıkmış.
  • Eftal Eğitim ve Araştırma Hastanesi (1899)
  • Cevahir AVM: Şişli Metro İstasyonu’nda bulunan Cevahir, İstanbul’un en bilinen ve en turistik AVM’lerinden biri. 2005’te kurulduğunda Avrupa’nın en büyük AVM’siymiş.

Cevahir AVM

Şişli’nin Alafranga Bölgesi

  • Harbiye: Harbiye, kongrelerin ve konserlerin bölgesi. İstanbul Kongre Merkezi, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Merkezi, Harbiye Açık Hava Tiyatrosu burada bulunuyor.

Harbiye, kongre ve konser bölgesi olarak biliniyor. Bölgede yerleşim olacak fazla konut alanı bulunmadığından, kediler kendi cumhuriyetlerini kurmuşlar 😊

 

Nişantaşı’nda gezdiğimiz bir sergide karşılaştığımız Gürcü Ressam Merab Gagiladze’in güzel bir eseri.

  • Teşvikiye Cami (1794): Ünlülerin ve sanatçıların çok defa cenaze namazlarının Teşvikiye Cami’de kılındığını duymuşunuzdur. Bu tarihi caminin oldukça güzel bir mimarisi de var.
  • Maçka: Nişantaşı ile Beşiktaş arasındaki Maçka’da İtalyan bir mimar tarafından 1922’de yapılan Maçka Palas ve İTÜ Maçka Kampüsü bulunuyor. Maçka Palas, günümüzde otel olarak işletiliyor.
  • Maçka Demokrasi Parkı: Maçka’da bulunan ve bir vadiye kurulmuş olan bu park mutlaka görülmeli. Vadinin iki yanını birbirini bağlayan teleferik de oldukça keyifli. Bu teleferikten hem parkın hem de Boğaz’ın manzarasını izliyorsunuz.

Bir vadiye kurulmuş olan Maçka Demokrasi Parkı’nın iki ucunu bir teleferik bağlıyor.

 

6. Beşiktaş

Beşiktaş’taki rotamız şöyle olacak: Dolmabahçe’den başlayacağız. Beşiktaş İskelesi’nden Barbaros Bulvarı’nı tırmanmaya başlayacağız. Sonra Yıldız Parkı’na inip rotamızı Çırağan’da sonlandıracağız.

  • BJK İnönü Stadyumu
  • Dolmabahçe Cami (1855)

Dolmabahçe Cami, Gümüşsuyu’ndan sahile inerken karşınızda bulunuyor.

  • Dolmabahçe Saat Kulesi (1890): II. Abdülhamit için inşa edilen bu saat kulesi, 27 metre uzunluğunda ve Dolmabahçe Sarayı’nın girişinde bulunuyor.
  • Dolmabahçe Sarayı (1856): I. Abdülmecit döneminde inşa edilen saray, 110 dönüm büyüklüğünde ve 285 oda ile 43 salon barındırıyor. Dolmabahçe, Osmanlı padişahlarının Beyazıt’taki Eski Saray (İstanbul Üniversitesi binası) ve Topkapı Sarayı’ndan sonra üçüncü yerleşkesi. Batı mimarisinde inşa edilen bu görkemli saray, Batı’dan alınan borç paralarla inşa edilmiş ve hiçbir şatafattan kaçınılmamış. Hatta sarayın inşası ve bakımı o kadar masraflı olmuş ki o dönem memurların maaşı ödenememiş ve Osmanlı’nın iflası hızlanmış. Anlayacağınız zaten ekonomisi oldukça kötü olan ve çökmek üzere olan Osmanlı ekonomisi, keyfi bir harcama yüzünden daha büyük bir batağa girmiş.

Yoksa sarayın güzelliğine diyecek birşey yok. Sarayın sadece içi değil, dış cephesi de oldukça güzel kabartmalarla süslü. Sarayın birkaç yerinde bulunan kapılar ise tam bir sanat eseri. Çok eskiden gördüğümüz için güncel fotoğraflarını paylaşamıyoruz ama İstanbul’a uğradığımızda ilk ziyaret edeceğimiz yerlerden biri olacak. Ama sarayı gezerken şunu söylediğimi hatırlıyorum “Şimdi Osmanlı’nın neden battığını daha iyi anlıyorum”.

Sarayın karanlık yüzünü düşünmezseniz ortaya çıkan bu eserden etkileniyorsunuz. Ama insan ister istemez bu karanlık yüzü de düşünüyor. Saraya çarçur edilen ve Batı’dan alınan bu borçlar ödenemeyince, Batılılar bu borçları tahsil edebilmek için Osmanlı’da Düyun-u Umumiye isimli bir kurum kurmuşlar ve böylece Osmanlı’yı fiilen “sömürgeleştirmişler”. Osmanlı yıkılıp Atatürk tarafından Cumhuriyetimiz kurulduğunda Türkiye yaklaşık 50 yıl daha Osmanlı’nın bu borçlarını ödemek zorunda kalmış. Anlayacağınız bu saray bize çok pahalıya malolmuş.

Dolayısıyla Dolmabahçe Sarayı bize ibret olsun diye günümüzde duruyor. Aynı hataları tekrarlamayalım, aynı dersleri üst üste almak zorunda kalmayalım diye. Ama nedense bu hatalar yine tekrarlanmaya başladı. “Tarih sadece ders almayanlar için tekerrürden ibarettir”…

Bu arada sarayda Atatürk’ün 10 Kasım 1938’de hayata gözlerini yumduğu odanın da ziyarete açık olduğunu belirtelim.

Dolmabahçe Sarayı

  • Milli Saraylar Resim Müzesi: Dolmabahçe Sarayı ile Beşiktaş İskelesi arasında bulunan bu bina, şehzadeler için inşa edilmiş. Günümüzde bu binada 19. yüzyıl Türk sanatçılarının tabloları sergileniyor.
  • Beşiktaş İskelesi (1913)
  • Saray Koleksiyonları Müzesi
  • Deniz Müzesi: Osmanlı döneminden parçaların sergilendiği önemli müzelerden biri.
  • Sinan Paşa Cami (1556): Mimar Sinan’ın bir eseri daha. Kaptanı Derya Sinan Paşa için yapılmış.

Beşiktaş İskelesi’nden Sinan Paşa Cami

  • Akaretler: İskelenin arka tarafından bulunan Akaretler bölgesi, ilk olarak Dolmabahçe’de çalışanlar için kurulmuş. Günümüzde bu bölge restoranları ve kafeleriyle Beşiktaş’ın en hareketli yerlerinden biri.
  • Barbaros Bulvarı: İskelenin arkasından yokuş yukarı çıkan ve Zincirlikuyu’da sonlanan Barbaros Bulvarı, Beşiktaş’ın ana caddesi olarak işlev görüyor.
  • Ertuğrul Tekke Cami (1887)
  • Abbasağa Cami (1665)
  • Abbasağa Parkı: Barbaros Bulvarı’nın yakınlarında bulunan bu parkta; Uğur Mumcu, Abdi İpekçi, Bahriye Üçok gibi aydınların heykelleri bulunuyor.
  • Ihlamur Kasırları: yüzyılda Batılı mimaride inşa edilen iki kasır, çevresindeki park alanıyla şehrin ortasında size güzel bir ortam sunuyor.
  • Yıldız Teknik Üniversitesi
  • Yıldız Sarayı (18. yüzyıl): Osmanlı padişahlarının Eski Saray (İstanbul Üniversitesi), Topkapı Sarayı, Dolmabahçe Sarayı’ndan sonraki dördüncü ve son yerleşkesi. Aslında sarayın ilk inşası 17. yüzyılda yapılmış ama son halini II. Abdülhamit zamanında almış. II. Abdülhamit, 1876-1909 yılları arasında yani Osmanlı’nın yıkılma döneminde padişahlık yapmış. Kuşkucu yapısıyla bilinen padişah, Boğaz’dan gelebilecek tehlikelerden çekinmiş, bu nedenle yerleşkesini biraz daha kara tarafına almak istemiş ve böylece Dolmabahçe Sarayı’nı terketmiş. Hatta dışarı çıkmaya o kadar çekiniyormuş ki sarayın girişine kendisinin ibadet edebileceği bir cami bile yerleştirtmiş: Yıldız Hamidiye Cami (1885).

Yıldız Sarayı diyoruz ama burası aslında birkaç köşkten ve müzeden oluşan dev bir kompleks. Bu kompleks, Büyük Mabeyn Köşkü, Şale Köşkü, Küçük Mabeyn Köşkü, Yıldız Sarayı Tiyatrosu, Yıldız Sarayı Müzesi, Şehir Müzesi, Yıldız Porselen Üretim Evi bulunuyor.

  • Yıldız Parkı: yüzyılda koru olarak düzenlendiği için “Yıldız Korusu” ismiyle de bilinen bu geniş yeşil alan, Lale Devri’nden izler taşıyan bir yer. İçinde Malta ve Çadır isimli iki tarihi köşk bulunuyor. Şehir merkezindeki en geniş park alanlarından biri ve büyüklüğü 500 dönüm (50 hektar ya da başka deyişle yarım kilometrekare).
  • Yahya Efendi Türbesi (1570): Mimar Sinan tarafından, Kanuni Sultan Süleyman’ın yakın dostlarından Yahya Efendi için yapılmış. Yıldız Parkı’nın alt kısımlarına, Çırağan Sarayı’nın ise üst kısımlarına denk gelen bu türbenin manzarası ise harika.
  • Çırağan Sarayı (1856): Dolmabahçe Sarayı gibi Avrupa’dan borç alınarak yapılan saraylardan biri. Görkemli mimarisi ile Boğaz’da ilgi çekiyor.

Çırağan Sarayı

Yazımızın devamı olan “İstanbul Boğazı” için buraya tıklayınız…

3219total visits,33visits today

Bir Cevap Yazın