Blog 15: İstanbul Boğazı

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Şişli & Beşiktaş” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 15: İstanbul Boğazı

İstanbul Boğazı

Boğaz, teorik olarak hepimizin bildiği gibi Avrupa ile Asya kıtalarını birbirinden ayıran dar kanalın adı. Pratikte ise, ilk görüldüğü anda nefes kesici güzelliği ile insanı hayrete düşüren ve İstanbul’a vurulmanıza neden olan yer. İstanbul, sadece jeopolitik önemiyle değil, Boğaz manzarasıyla da tarihi boyunca milyonlarca insanı kendine çekti, çekmeye de devam ediyor ve Boğaz’ın iki yakasındaki tüm çarpık yapılaşmaya rağmen insanı yine derinden etkilemeyi başarıyor. İstanbul’u İstanbul yapan Boğaz, o kadar hoyratça kullanılıyor ki çevresindeki tüm çirkinliğe rağmen hâlâ güzel. Ama iki yakadaki yeşillikler yok edilince ve sadece betonarme ile doldurulunca geriye görecek pek birşey kalmayacak. Çünkü Boğaz’ın maviliği çevresindeki binalara değil, yeşil renge yakışıyor. Önce bu temel kavramı idrak etmemiz lazım. Birilerinin “Ben Boğaz’ı daha yukarıdan göreceğim” ya da “Ben Boğaz’ı yukarıdan değil ama yakından göreceğim” tarzı hırsları yüzünden Boğaz’ın değeri ufak ufak azalıyor.

Eski insanlar bu konuda akılcı davranmışlar. Boğaz kenarına şahane güzellikte yalılar yerleştirmişler ve bu yalıları güzel bahçelerle süslemişler. Daha iyi yerlere gelmesi gereken yeni jenerasyonlar ise tam tersini yapıp, Boğaz’da kaçak yapılaşmaya izin vermişler, betonla, rezidansla doldurmuşlar.

Bize göre Boğaz ve boğazı çevreleyen kıyılar (Boğaziçi) sadece İstanbul’un değil, Türkiye’nin de en güzel yerlerinden biri. Dünyada kimsenin sahip olmadığı bu mücevhere çok ama çok iyi bakmamız lazım…

İnsanları İstanbul’a aşık eden Boğaziçi manzarası

Yalılar, Boğaz kıyılarını süsleyecek şekilde inşa edilmişler.

 

İstanbul Boğazı’nı yine teorik olarak incelemeye başladığımızda şu özellikleri ile karşılaşıyoruz:

  • Uzunluğu 32 kilometredir.
  • Boğaziçi kelimesinin kökeni Antik Yunanca’dan gelir. Buraya ilk olarak “inek geçidi” anlamındaki Βόσπορος (Vosporos) ismi verilmiş. İngilizce ve birçok Batı dilindeki “Bosphorus” kelimesi de bu antik kullanımdan gelir.
  • Efsaneye göre Zeus, İo adlı güzel bir kısa aşık olur ancak onu karısı Hera’dan gizlemek için ineğe dönüştürür. Hera, durumu farkeder ve ineğe azılı bir at sineği musallat eder. İnek de at sineğinden kaçmak için koşmaya başlar, böylece onun koştuğu Ege kıyıları “İonia” adını, Boğaz ise “Bosphorus” adını alır.
  • Boğaz’ın en dar yeri 700 metre olup, Rumeli Hisarı ile Anadolu Hisarı arasındadır.
  • En geniş yeri ise 3600 metre olup, Rumeli Feneri ile Anadolu Feneri arasındadır.
  • Boğaz’ın derinliği 50-110 metre arasında değişir.
  • 1936 yılında imzalanan Montrö Antlaşması gereğince Boğaz, uluslararası sular olarak kabul edilmektedir.
  • İstanbul, dünyada iki kıtaya yayılan tek şehir değildir. Kıtalararası Süveyş (Mısır), Orenburg (Rusya) gibi başka şehirler de vardır ama hiçbiri İstanbul kadar belirgin bir şekilde iki kıtaya yayılmamıştır.
  • Boğaz’ın bir yakasından öbür yakasına geçmek tarih boyunca ilgi konusu olmuştur ama 1973 yılına kadar buraya kalıcı bir köprü inşa edilememiştir.
  • Boğaz’a yapılan ilk ilkel köprü, MÖ 6. yüzyılda Persler tarafından gerçekleştirilmiş. Uç uca yerleştirilen 325 gemiyle bir köprü oluşturulmuş ve 700 bin asker karşıya geçirilmiş.
  • İkinci köprü denemesi de MS 7. yüzyılda Bizanslılar tarafından gerçekleştirilmiş ve Perslerle aynı yöntem kullanılmış.
  • Cumhuriyet’in kurulması sonrasında patlayan İstanbul nüfusu ve gelişen teknolojik imkanlar sayesinde artık Boğaz’a köprü yapılması elzem hâle gelmiş. Böylece Boğaz köprüleri ortaya çıkmıştır. Nüfus arttıkça köprü yetmemiş, bir yenisi daha kurulmak zorunda kalmıştır.

 

Günümüzde İstanbul’un Asya ve Avrupa yakalarını bağlayan beş tane geçit bulunmaktadır (Vapur seferlerini saymıyoruz). Bunların üçü denizin üstünde, ikisi denizin altındadır. Güneyden kuzeye doğru bu geçitleri sıralarsak:

  • Avrasya Tüneli (2016): Denizin altından geçen 5 kilometre uzunluğundaki bu tünel, Koşuyolu (Kadıköy) ile Küçük Ayasofya (Fatih) arasında bulunuyor. Sadece karayolu araçları ile geçiş sağlanabiliyor.
  • Marmaray (2013): Marmaray Metro Hattı’nın Üsküdar-Sirkeci istasyonları arası, Avrasya Tüneli gibi yine sadece denizin altından geçiyor. Bu metro hattının denizin altından geçen kısmı 3.5 kilometre, tabii hattın uzunluğu daha fazla. Bu geçit, sadece metro hattı için inşa edildi, karayolu araçları için uygun değil.
  • 1.Köprü (1973): Boğaz’ın ilk göz ağrısı olan bu köprü, aynı zamanda Boğaz’da kurulan ilk modern köprü olma özelliğini de elinde bulunduruyor. Köprünün ilk adı “Boğaziçi Köprüsü”, sonradan adı “15 Temmuz Şehitler Köprüsü” olarak değişti. Adı ne olursa olsun halk arasında “1. Köprü” olarak anılmaya devam edecek.
  1. Köprü, 1560 metre uzunluğunda, Üsküdar’la Beşiktaş’ı birbirine bağlıyor ve şehrin ana arterlerinden E-5 (D-100)’in bir parçası olarak faaliyet gösteriyor. Günümüzde köprünün yaşlandığı ve bu nedenle, restore edilmesi, hatta yıkılıp baştan yapılması gerektiğiyle ilgili haberler ortalıkta geziniyor.
  • 2.Köprü (1988): 1. Köprü’nün yaklaşık beş kilometre kuzeyinde bulunan 2. Köprü, ilk köprünün ihtiyaçlara yetişememesi üzerine inşa edildi. Asıl adı “Fatih Sultan Mehmet Köprüsü”. Tabii halk arasında köprünün ismi uzun uzun söylenmiyor, ya “FSM Köprüsü” ya da “2. Köprü” olarak anılıyor.
  1. Köprü, yapısal olarak 1.Köprü’ye çok benziyor. Aradaki en büyük fark şerit sayısında, ilk köprüde 3+3 şerit varken, ikinci köprüde 4+4 şerit bulunuyor. 2. Köprü, 1510 metre uzunluğunda, Beykoz’la Sarıyer’i birbirine bağlıyor ve şehrin yine ana arterlerinden TEM Otoyolu’nun bir parçası olarak faaliyet gösteriyor.
  • 3.Köprü (2016): Boğaz’ın en kuzeyinde Poyrazköy ile Garipçe arasında bulunan 2164 metre uzunluğundaki 3. Köprü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü, kısaca “YSS Köprüsü”), büyük tartışmalar sonucunda inşa edildi. Tartışmanın odağı, köprü ile birlikte köprüye bağlanan yeni otobanın direkt ormanların ve doğal su kaynaklarının içinden geçiyor oluşuydu. Uydu görüntülerini incelediğinizde bu konudaki eleştirilerin ne kadar yerinde olduğunu görüyorsunuz. Bu köprünün inşası yeni yapılan havalimanını da kapsayan dev bir projenin bir parçasıydı. Dolayısıyla ekolojik yıkım da o oranda oldu.

 3.Köprüyü, yeni otobanı ve yeni havalimanını kapsayan dev projede tahrip edilen yeşil alanlar uydu görüntüsünde bu şekilde gözlemleniyor.

Bu dev projenin Türkiye’ye ekonomik katkıları olacağı iddia ediliyor. Ama gerçekleştirilen yıkımın, İstanbul’un ekolojik dengesini bozduğu kesin. Artık İstanbul temiz su bulmakta daha da zorlanacak, iklim şartları değişecek ve anormal hava olayları gerçekleşecek. İmara açılan yeni alanlar nedeniyle nüfus daha da artacağı için zaten yaşanmaz halde olan bu mega şehir, daha da yaşanmaz hale gelecek. İstanbul’un yakın zamana kadar doğu-batı yönde gelişmesine özen gösteriliyordu. Şu an doğu-batı yönler doldu, güneyde de deniz olduğuna göre şehrin gidebileceği sadece tek yön kaldı: Kuzey. Kuzeyde önemli doğal kaynaklar olduğu için bir süredir şehir dikine gelişmeye başladı (Ki, bu da doğru değil) ama sürekli göç alan bu şehirde kuzeye yönelmek kaçınılmaz bir hâl aldı.

Bir şehre bu kadar yatırım yapmaktansa, diğer şehirleri daha fazla kalkındırıp tersine göçü teşvik etmek daha akılcı bir seçenek olurdu diye düşünüyoruz. Yazımızın da en başında yaptığımız özeleştirilerde de bu konudan bahsettik, yine tekrarlıyoruz (Blog 1: Özeleştiri yazımızı okumak için tıklayınız).

Herşeyi kenara bırakalım. Boğaziçi herşeye rağmen güzel. Tekne turlarına katılın, yalıları izleyin, martılara simit atın, köprülerin altından geçin. Sırf bunun için özel Boğaz turları da mevcut. Bu turlar kısa ve uzun tur şeklinde olabildiği gibi, mehtap turu şeklinde de olabiliyor. Ama bir vapur binip Boğaz’ın tadını çıkarmazsanız ve köprülerden birini geçip Boğaz’ı kısacık da olsa tepeden görmezseniz İstanbul’u gerçek anlamda görmüş sayılmazsınız.

İstanbul’a gelmişken Boğaz turu yapmadan geri dönerseniz, İstanbul’u görmüş sayılmazsınız.

Yazımızın devamı olan “Boğaz’ın Avrupa Kısmı (1.Köprü-2.Köprü Arası)” için buraya tıklayınız…

1190total visits,21visits today

Bir Cevap Yazın