Blog 17: Boğaz’ın Avrupa Kısmı (2.Köprü-3.Köprü Arası)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Boğaz’ın Avrupa Kısmı (1.Köprü-2.Köprü Arası)” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 17: Boğaz’ın Avrupa Kısmı (2.Köprü-3.Köprü Arası)

2.Köprü’den 3.Köprü’ye giderken sırasıyla şu mahallelerden geçiyorsunuz:

  • Baltalimanı
  • Emirgan
  • İstinye
  • Yeniköy
  • Kalender
  • Tarabya
  • Kireçburnu
  • Büyükdere
  • Sarıyer
  • Rumeli Kavağı

Boğaziçi haritası

 

Baltalimanı, Boyacıköy, Emirgan, İstinye

2.Köprü’yü geçip kuzey yönünde ilerlediğinizde sırasıyla Baltalimanı, Boyacıköy, Emirgan ve İstinye’ye varıyorsunuz. Bölgenin karşısında Kandilli ve Çubuklu, kara kısmında ise gökdelenleri ile öne çıkan Maslak bulunuyor.

Baltalimanı sahilinden görüntüler

  • Baltalimanı Sarayı (19. yüzyıl): Baltalimanı’nın sahilinde bulunan bu saray, 1600 m2’lik bir alana inşa edilmiş. Günümüzde bu yapı, “Baltalimanı Metin Sabancı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi” olarak biliniyor. Sahilde yürürken dikkatimizi çeken yapının hastane olduğunu öğrendiğimizde çok şaşırmıştık. Hatta güzelliğine dayanamayıp hastaneye girdik ve Boğaz kenarında bir süre oturduk 😊
  • Boyacıköy: Panayia Evangelistra Kilisesi (1834) & Surp Yerits Mangants Kilisesi (1836)
  • Şerifler Yalısı (18. yüzyıl)
  • Emirgan (Hamid-i Evvel) Cami (1782)
  • Sakıp Sabancı Müzesi: Güzel bir hat ve resim koleksiyonuna ayrıca dünyaca ünlü sanatçıların eserlerine ev sahipliği yapan müze, 1998 yılına kadar Sabancı ailesinin ikamet yeriymiş. Köşk, 2002 yılında müzeye çevrilmiş. “Atlı Köşk” olarak da bilinen müzenin ismi, bahçesinde bulunan at heykelinden geliyor. Hipodrom yazımızda Haçlılar tarafından yağmalanan ve Venedik’e götürülen dört bronz at heykelinden bahsetmiştik (Hipodrom yazımızı okumak için buraya tıklayınız). Bu heykeller, günümüzde yerinde Alman Çeşmesi olan Hipodrom’un girişinde bulunuyormuş. Sakıp Sabancı, seyahetlerinin birinde bu heykellerden çok etkilenmiş ve köşkün bahçesine bu atlardan birinin kopyasını yaptırmış, böylece burası “Atlı Köşk” olarak anılır olmuş.

Sakıp Sabancı Müzesi, nam-ı diğer Atlı Köşk

  • İstinye: Boğaz’ın lüks mahallelerinden İstinye’de tekne ve yatların uğrak yeri olan ufak bir koy bulunuyor.

Emirgan Korusu’ndan İstinye

  • Emirgan Korusu: Yaklaşık 500 dönümlük arazisiyle büyüklüğü Yıldız Parkı’na yakın olan Emirgan Korusu, İstanbul’un en popüler mesire alanlarından biri. Özellikle Nisan ayında gerçekleştirilen Geleneksel Lale Festivali’nde Emirgan Korusu, Çin mahallesine dönüyor ve iğne atsanız yere düşmüyor. Biz de festival döneminde Emirgan Korusu’na gittik ama bu kadar kalabalık olabileceğini tahmin etmediğimiz için gittiğimize biraz pişman olduk çünkü aşırı kalabalıktan ortamın keyfine tam olarak varamadık. Bir de laleleri çalanları gördükçe hepten çılgına döndük. Yine de ortamdaki kalabalığı görmezseniz Emirgan Korusu, şahane bir yer ve oldukça güzel düzenlendiği için açık hava botanik bahçesini andırıyor.

Emirgan Korusu, 17. yüzyıldan beri koru olarak kullanılan bir yermiş. Koruda bulunan üç köşk ise 19. yüzyılda inşa edilmiş. Köşklerin adları, renkleriyle aynı: Sarı Köşk, Beyaz Köşk, Pembe Köşk. Günümüzde bu köşkler kafe ve restoran olarak kullanılıyorlar.

Geleneksel Lale Festivali döneminde, korunun girişinde bulunan Lale Müzesi’nde İsmail Acar Resim Sergisi açılıyor.

Bu arada lalelere değinmeden edemeyeceğiz. Lale, Türk kültüründe kök salmış bir çiçektir. Türklerle Orta Asya’dan Anadolu’ya gelmiş ve yüzyıllarca Türkler tarafından çok sevilerek yetiştirilmiş. 16. yüzyılda laleyi Türklerden öğrenen Hollandalılar arasında bir lale çılgınlığı başlamış ve Hollanda yönetimi müdahele edene kadar yıllarca laleler inanılmaz yüksek fiyatlara alınıp satılmış. Ama o yıllardan beri Hollandalılar lalelere, Türklerden daha çok kıymet vermişler ve lale ticaretinden çok büyük paralar kazanmışlar. Dünyada da kime sorsanız lale, Türklerle değil, Hollandalılarla bağdaştırılır. Halbuki laleyle bağdaştırılması gereken millet, Hollandalılar değil, Türklerdir. Bu da bizim, laleleri dünyaya iyi pazarlayamamamızın ve bu lalelere Hollandalılar kadar önem vermememizin bir sonucudur…

Lale Müzesi’nde düzenlenen Geleneksel İsmail Acar Resim Sergisi ve sergideki eserler

Nisan ayında İstanbul’da gerçekleştirilen Geleneksel Lale Festivali’nden lale örnekleri. Hepsi birer tabloya benzeyen bu görüntülerin hepsi Emirgan Korusu’nda fotoğraflandı.

17.yüzyıldan beri koru olarak kullanılan ve açık hava botanik bahçesini andıran Emirgan Korusu

Emirgan Korusu’nda bulunan üç köşkten en güzeli: Sarı Köşk.

 

Yeniköy, Kalender, Tarabya, Kireçburnu, Büyükdere

Bu bölgede yürürken bir gözünüz mutlaka sahil kısmında olmalı çünkü burada şahane köşkler ve yalılar var. Çoğunluğu 19. yüzyılda inşa edilen bu yalıların biri, günümüzde Avusturya Başkonsolosluğu olarak kullanılıyor. Bu mahallelerin karşısında ise Paşabahçe ve Beykoz bulunuyor.

  • Yeniköy Korusu
  • Osman Reis Cami: İlk olarak 1636 yılında inşa edilmiş, son halini I. Ulusal Mimari Akımı döneminde, 1904 yılında almış.
  • Yeniköy Sinagogu (1870)
  • Aya Nikola Rum Ortodoks Kilisesi (1838)
  • Aya Yorgi Kilisesi (1836)
  • Panayia Rum Kilisesi (1837)
  • Surp Hovhannes Mıgırdiç Kilisesi (1848)
  • Huber Köşkü: Kalender’de bulunan bu görkemli köşk, günümüzde Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanılıyor ve 19. yüzyılda inşa edilmiş.
  • Klasik Otomobil Müzesi
  • Hacı Osman Korusu
  • Surp Hrıpsimyans Kilisesi (1848)
  • Santa Maria Kilisesi
  • Aya Paraskevi Rum Kilisesi (1831)
  • Surp Boğoz Ermeni Kilisesi (1885)
  • Sadberk Hanım Müzesi: Emirgan’da bulunan Sakıp Sabancı Müzesi, nasıl Sabancı ailesinin eseriyse, Sadberk Hanım Müzesi de Koç ailesinin eseri. Sadberk Hanım, Vehbi Koç’un eşi ve kendisi geleneksel el işi, eşya, giysi ve kumaş toplamayı çok seviyormuş. Böylece bu güzel yalıda, bu güzel koleksiyonlar toplanmış ve halka açılmış.

 

Sarıyer, Rumeli Kavağı

Aslında Rumeli Hisarı’ndan başlayıp Rumeli Feneri’ne kadar olan bölgenin tamamı Sarıyer ilçesine ait. Haritada işaretlediğimiz Sarıyer yazısı ise bu ilçenin merkezini oluşturuyor. Bölgede çok sayıda balıkçı, restoran ve kafe bulunuyor. Tabii Sarıyer böreği yemeden geri dönmemek de lazım.

Rumeli Kavağı da karşısındaki Anadolu Kavağı ile birlikte bir zamanlar Boğaz’ın kontrol noktasıymış. Günümüzde burada çok sayıda balık lokantası bulunuyor. Sarıyer merkez ile Rumeli Kavağı arasında bulunan Havantepe Tabyası’ndan ise harika bir Boğaz manzarası var.

Rumeli Kavağı’nın üst kısımlarında ise Türkiye’nin en iyi yükseköğretim kurumlarından biri olarak bilinen Koç Üniversitesi’nin kampüsü bulunuyor.

Yazımızın devamı olan “Bakırköy & Avrupa Yakası’nın Diğer İlçeleri” için buraya tıklayınız…

7915total visits,18visits today

Bir Cevap Yazın