İstanbul Blog 18: Bakırköy & Avrupa Yakası’nın Diğer İlçeleri

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Boğaz’ın Avrupa Kısmı (2.Köprü-3.Köprü Arası)” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 18: Bakırköy & Avrupa Yakası’nın Diğer İlçeleri

İstanbul ilçe haritasına baktığımızda Avrupa Yakası’nda şu ana kadar sadece Fatih (Tarihi Yarımada), Zeytinburnu, Eyüp, Kağıthane, Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş ve Sarıyer’den bahsettik. Ki bu yerler de Bakırköy’le birlikte İstanbul’un en eski yerleşim bölgelerini oluşturuyor.

Bunun dışında kalan ilçelerin çoğu oldukça genç. 1900’lerin başında “dutluk” olarak tabir edilebilecek alanlar şu anda dev sitelerle, üst üste binalarla, AVM’lerle dolu. Dolayısıyla önceki bölümlerdeki tarihsel yoğunluğu bu ilçelerden beklemek doğru olmaz. Bu ilçelerin içinde sadece Bakırköy istisna, bunu da belirtelim.

Zaten Avrupa Yakası hakkında konuşmak şu anda oldukça zor. 2019 yılındayız ve bölgede dev projeler gerçekleştiriliyor. Kanal İstanbul, Kuzey Marmara Otobanı, 3. Havalimanı derken bölgenin coğrafyası topyekün değişti ve her yer inşaat halinde. Örneğin, Kanal İstanbul projesi tamamlandığında Küçükçekmece Gölü artık olmayacak ve kanalın bir parçası haline gelecek. Tabii beraberinde İstanbul bir adaya dönüştürülecek. 3. Havalimanı ile birlikte Kuzey Marmara Otobanı, şehrin kuzeyinde, özellikle de Arnavutköy civarında inşaatın patlamasına neden oldu, bu durumun beraberinde İstanbul’un nüfusunda da en az %25’lik bir artışa neden olacağı öngörülüyor. Dolayısıyla 10 yıl sonra bu başlık altında bir sürü yerin ilave olacağını tahmin ediyoruz. Tabii bu esnada özellikle Doğu’da ve Karadeniz’de yatırım gerektiren ama alamayan şehirler, kasabalar, köyler iyice boşalacak, zaten yaşanmaz olan İstanbul hepten yaşanmaz hale gelecek (Bkz. İstanbul Blog 1: Özeleştiri).

 

İstanbul’un ilçeleri

İstanbul’un uydu görüntüsü ve bu bölümde bahsi geçen yerler

 

Bakırköy

Bakırköy aslında önceki tarihsel ilçelerin yanında olmayı hakediyor ama konumu biraz merkeze uzak napalım 😊 Zaten Rumlar da buraya “uzak köy” anlamındaki Makrohori adını koymuşlar. Sonradan isim Türkçeleştirilmiş ve Makriköy olarak değişmiş. Sonra daha da Türkçeleştirilmiş ve Bakırköy’e dönüşmüş.

Bakırköy’ün aslında neredeyse her yeri tarih doluymuş ama yoğun yapılaşmadan dolayı bu tarihi yerlerin çoğu haritadan silinmiş. Biz de kalanlarla yetineceğiz. Yine de Bakırköy, bizim İstanbul’da gezerken en çok keyif aldığımız yerlerden biri oldu.

 

Bakırköy ilçe haritası. İlçede bulunan yerler ve mahalleler pembeyle, komşu ilçeler turuncuyla yazıldı.

  • Zuhurat Baba, Kartaltepe, Osmaniye: Bakırköy merkez mahalleleri ile E-5 (D-100) arasında kalan bu mahallelerde birkaç bilinen yapı var. Bunlardan belki de en meşhuru Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Bir Egeli olarak Manisa’daki hastanenin bu konuda methi vardır ama Bakırköy’deki hastane Türkiye çapında bilinir. Bakırköy’deki hastane yönetimi ise ilginç bir girişimde bulunmuş ve hastanenin içine bir de müze yerleştirmiş. En kısa zamanda bu müzeyi görmek istiyoruz.

Fildamı Sarnıcı, Bakırköy’ün bilinen en eski yapısı ve tarihi, MS 5. yüzyıla dayanıyor. Sarnıç, Osmaniye Mahallesi’nde bulunuyor. Bu mahallede bir de Bakırköy Botanik Bahçesi bulunuyor.

Zuhurat Baba Türbesi ise adından da anlaşılacağı üzere Zuhurat Baba Mahallesi’nde bulunuyor.

  • Bakırköy Merkez: Cumhuriyet Meydanı ve çevresinde bulunan ilçe merkezi oldukça hareketli ve bu alan, İstanbul’un en renkli bölgelerinden birini oluşturuyor. Bakırköy’ün merkezi, her yaştan her bütçeden kişiye hitap eden yerler barındırıyor. Bu yerlerin büyük bir kısmı Cumhuriyet Meydanı ile Bakırköy İskelesi arasında bulunuyor. Sokak aralarında gezerken en çok Surp Asdvadzadzin Kilisesi dikkatinizi çekiyor. Bu kilise, 1844 yılında inşa edilmiş bir Ermeni kilisesi ve günümüzde Bakırköy’de hâlâ ufak bir Ermeni azınlık yaşamaya devam ediyor. Bakırköy İskelesi ise İstanbul’un önemli iskelelerinden biri. Bu iskeleden şehrin birçok yerine feribot ve deniz otobüsü seferleri düzenleniyor. İskelenin yanından başlayan Bakırköy Sahil Parkı ise deniz kenarında yürüyüş yapmak isteyenler için alternatif yerlerden biri.

Bakırköy merkez

Bakırköy’ün merkezinde bulunan Surp Asdvadzadzin Kilisesi

Bakırköy İskelesi’nden manzara

  • Ataköy: Bakırköy İskelesi’nin doğusuna geçtiğinizde Ataköy’e girmiş oluyorsunuz. Yine iskelenin yanında bulunan Ataköy Marina, bölgenin en popüler yerlerinden biri. İstanbul’un en büyük yat marinalarından biri olan Ataköy Marina, yanında bir sürü şık kafenin ve restoranın, hatta lüks otellerin bulunduğu bir kompleksten oluşuyor.

Ataköy Marina’nın doğusunda bulunan Galleria AVM, Türkiye’nin en eski AVM’si. 1988 yılında açılmış ve günümüzde de şık mekanlara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Şu an, AVM’nin yıkılması gündemde. Yıkılırsa yerine ne yapılacağını ise bilmiyoruz.

Bu arada Ataköy Mahallesi’nin Türkiye’nin ilk uydu kent projelerinden biri olduğunu belirtelim. İlk etap, 1957’de tamamlanmış. Buradaki yeni konutlar çok tutulunca başka etaplara da geçilmiş. 2.,3., 4. etaplar derken en son 11. etapta kalınmış. Aslında mahalle, yüksek ve sevimsiz bloklardan oluşuyor ama bloklar iyi planlanmış ve aralarında geniş yeşil alanlar bulunuyor. Şu an sevimsiz bulsak da Ataköy’ün geçmişin modern anlayışındaki mimarisini yansıttığını da unutmayalım. Bu bölgenin bize Belgrad’ın Novi Beograd (Yeni Belgrad) bölgesini anımsattığını da ekleyelim. Novi Beograd (Yeni Belgrad) yazımızı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

Ataköy

  • Atatürk Havalimanı: 1953’te açılan Atatürk Havalimanı, 3. Havalimanı’nın inşasının bitmesinden sonra 2019’da hizmete kapandı. Yerine park ve yeşil alan yapılacağı iddia edilse de henüz kimse bu arazide neler olacağını tam olarak bilmiyor. Zaman bize havalimanı arazisinin nasıl değerlendirileceğini ya da değerlendirilemeyeceğini gösterecek. Havalimanı arazisinde bulunan Havacılık Müzesi’nin de durup durmayacağı meçhul.

Bu arada Atatürk Havalimanı sayesinde Florya ve Yeşilköy’deki yapılarda kat sınırlaması vardı. Umarız bu sınırlama, havalimanının kapanması ile yürürlükten kalkmaz yoksa bu güzel sahillerde çirkin yüksek yapılar görmeye başlayabiliriz. Binanın son teknoloji olması, içinde spor tesisinin, havuzun ya da AVM’nin bulunması bir binayı güzel yapmıyor. Yüksek binalar güzel ya da modern yapılar değildir, hele İstanbul gibi deprem kuşağı olan bir bölgede sahil kenarına bina yapmak cinayetten başka birşey değil.

Küçükçekmece Gölü ve çevresinin uçaktan görünümü. Gölün Marmara Denizi ile birleştiği yerin arkasında ise Atatürk Havalimanı, havalimanının çevresinde Bakırköy ve solda Bahçelievler görülüyor.

  • Yeşilköy: Yanıbaşındaki havalimanının getirdiği zorunlu kat sınırlaması sayesinde şimdiye kadar şehrin içinde vaha olmayı başarabilen Yeşilköy, umarız Atatürk Havalimanı’nın kapanmasından sonra da bu özelliğini korumaya devam edebilir. Yeşilköy; ufak limanıyla, Çiroz Kumsalı’yla, balık lokantalarıyla, güzel köşkleriyle birlikte insana İstanbul’un merkezinde huzur veren yerlerden biri.

Eski adı Ayastefanos olan Yeşilköy sahilinde, yine aynı isimle anılan ve 1856 yılında inşa edilen Ayastefanos (Yeşilköy) Feneri bulunuyor. Yeşilköy’ün merkezinde bulunan Aziz Stefanos Kilisesi (19. yüzyıl) de yine aynı sebeple bu ismi barındırıyor.

Yeşilköy’de her Çarşambaları kurulan “Sosyete Pazarı” da tekstil konusunda oldukça meşhur ve bu pazar, İstanbul’un her yerinden birçok insanı kendisine çekiyor. Buralara gelmişken 1871 yılında inşa edilen Tarihi Yeşilköy Tren İstasyonu’nu da görmeden ayrılmamak lazım. Çok sayıda sergiye ev sahipliği yapan CNR Expo da Yeşilköy’de bulunuyor.

  • Florya: Yeşilköy’ün devamı niteliğindeki Florya da Yeşilköy’e benzer niteliklere sahip. Florya’nın en çok bilinen yapısı Florya Atatürk Deniz Köşkü. Bir iskelede bulunan bu köşk, 1935 yılında inşa edilmiş ve denizi çok seven Atatürk, 42 gününü bu köşkte geçirmiş. Günümüzde yapı müze olarak halka açık. Köşkün arkasında bulunan ve Atatürk’ün emriyle toprak kaymasını engellemek amacıyla oluşturulan Florya Atatürk Ormanı’nı da ziyaret etmek lazım. Son yıllarda bu orman arazisinin de imara açılması gündemde… Umarız, bu ormana uzanan ellerin altındaki toprak da kayar…

İnternette ararsanız Atatürk’ün Florya’da çok sayıda fotoğrafı olduğunu göreceksiniz. Bu ikisi ise bizim en iyi bildiğimiz fotoğraflarından.

Aqua Florya AVM’den Florya manzarası. Denizin içindeki iskele Florya Atatürk Deniz Köşkü.

Florya’nın sahilinde ise üç yer var. Birincisi Florya Sahil Parkı, ikincisi Florya Sosyal Tesisleri, diğeri ise Aqua Florya AVM. AVM’lerden pek haz etmiyoruz ama Aqua Florya AVM’ye deniz kenarında inşa edilmiş olmasına rağmen kıyak geçeceğiz çünkü burası rutin AVM çizgisinin dışında olan bir yer. Öncelikle AVM’nin kendisi ferah ama Aqua Florya’yı diğer AVM’lerden ayıran en önemli şey içinde bulunan İstanbul Akvaryum

Sağ altta Aqua Florya AVM, solda Florya Atatürk Ormanı görülüyor.

Aqua Florya’daki çiçekleri de ekleyelim dedik 😊

Aqua Florya’nın tüm Florya ve Marmara Denizi’ne hakim bir konumda olan terası oldukça keyifli. Buradan Atatürk Havalimanı’na iniş yapan uçakları da izlemek çok zevkliydi.

Ama, akvaryumu anlatmadan önce akvaryum himayesinde bulunan The Human Body Exhibition – İnsan Vücuduna Çarpıcı Yolculuk sergisinden de bahsetmemiz gerekiyor. “Anatomi Müzesi” olarak da tanımlayabileceğiniz bu müzede sergilenen organlar, sistemler, vücut parçaları ve bedenler gerçek insanlara ait! Bu sergide gezerken hem vücudumuz hakkında birçok şey öğreniyorsunuz hem de sigara, obezite gibi kötü alışkanlıkların vücudumuza nasıl zarar verdiğini gözlemleyebiliyorsunuz.

Sergideki modellerde Plastinasyon (Plastikleştirme) denilen ilginç bir yöntem kullanılmış. Bu yöntemde su ve yağ dokusunun yeri, plastikle değiştiriliyor ama kaslar, lifler, kemikler olduğu gibi kalıyor. Böylece modeller hem bozulmamış oluyor hem de kokmasının önüne geçilmiş olunuyor. Gerçekten çok ilgi çekici ve bilgilendirici bir sergi, mutlaka görmenizi tavsiye ederiz.

İstanbul Akvaryum’un içindeki “The Human Body Exhibition – İnsan Vücuduna Çarpıcı Yolculuk” isimli sergi mutlaka görülmeli.

İstanbul Akvaryum ise iki ana bölümden oluşuyor. Biz içeri girdiğimizde ikinci bölmü bilmiyorduk ve tam gezimiz bitti derken apayrı bir ortamla karşılaştık: Amazon Yağmur Ormanı bölümü! Şaşırmıştık çünkü hem böyle bir yer beklemiyorduk hem de havanın soğuk olmasına rağmen, bu bölümde inanılmaz bir nem ve sıcaklık vardı. Şaşkınlığımızı atlattıktan sonra bu bölmün bitkilerinin ve hayvanlarının çoğunun Kosta Rika’dan getirildiğini, içerideki sıcaklığın ve nemin ise yine içerideki bitkilerin ve hayvanların doğal ortamda yaşadıkları sıcaklıkla ve nemle eşit tutulduğunu öğrendik. İçeride iklimlendirme gerçekten çok başarılıydı ve oluşturulan ortam gerçek hayret vericiydi.

İstanbul Akvaryum içinde bulunan Amazon Yağmur Ormanı

Akvaryum’un ana kısmı ise harika düzenlenmiş. Işıklandırmalar, bilgilendirme panoları, irili ufaklı akvaryumlar, oluşturulan temalar profesyonel bir şekilde ele alınmış. Bu irili ufaklı akvaryumlarda, ülkemizden tutun Pasifik Okyanusu’na uzanan çok geniş yelpazede deniz canlıları gösteriliyor.  Ama bunların arasında bir akvaryum vardı ki bizi yine hayrete düşürdü. 4000 ton kapasiteli ve 5000 nüfuslu bu devasa akvaryumda köpekbalıkları, vatozlar dahil çok sayıda canlı cirit atıyordu. Hatta isterseniz, bu akvaryumda köpekbalıklarıyla dalış bile yapabiliyorsunuz!

Özetle, İstanbul Akvaryum’u, bizim için İstanbul’un en keyifli yerlerinden biriydi. Bizce burası İstanbul’un olmazsa olmazlarından biri.

İstanbul Akvaryum’dan görüntüler

4000 tonluk dev akvaryum. 5000 nüfuslu bu akvaryumun içinde köpekbalıkları ve vatozlar cirit atıyor.

İstanbul Akvaryum’da irili ufaklı akvaryumlarda sergilenen ve dünyanın her yerinden toplanan deniz canlılarını görmeniz mümkün.

 

Diğer Avrupa Yakası İlçeleri

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki diğer yerlerin henüz hiçbirini görmedik. Gördükçe ekleyeceğimiz bu yerleri liste halinde yazıyoruz:

  • Garipçe, Rumeli Feneri, (Sarıyer): 3.Köprü’nün Avrupa ayağında Garipçe bulunuyor. Bu iki yer de günümüzde balıkçı kasabası kıvamındalar ama Kuzey Marmara Otobanı ve 3.Havalimanı projelerinin, bu yerleşim yerlerinin çehrelerini değiştireceği kesin gibi. Rumeli Feneri’nde bulunan 30 metre yüksekliğindeki fener, 1856 yılında inşa edilmiş ve karşısındaki Anadolu Feneri’nde de bu fenerin birebir aynısı bulunuyor. Rumeli Feneri’nde ayrıca Topçu Kalesi de var.
  • Kumköy (Kilyos): İstanbul halkının yazın kaçış noktalarından biri olan Kilyos ya da resmi adıyla Kumköy, sahilleri ve plajlarıyla biliniyor. Merkezde bulunan kale ise 14. yüzyıla tarihleniyor.
  • Belgrad Ormanı, Sarıyer: Romalılar döneminde beri şehrin su ihtiyacını karşılayan Belgrad Ormanı, günümüzde şehrin merkezine en yakın mesire yerlerinden biri. Romalılar, Bizaslılar, başta Mimar Sinan olmak üzere Osmanlılar, buraya inşa ettikleri su kemerleri ile Yerebatan Sarnıcı’na, Şerefiye Sarnıcı’na, Taksim’e su getirmişler. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman, Belgrad (Sırbistan) seferinden dönerken beraberinde çok sayıda Sırp esir getirmiş ve onları bu ormana yerleştirmiş, ormanın da adı böylece “Belgrad” olmuş. Sırbistan ve Belgrad hakkında uzun uzun yazdık, mutlaka o yazıları okumanızı tavsiye ederiz (Buraya tıklayarak o yazılara ulaşabilirsiniz).

Şehrin bir zamanlar dışında ama şu an neredeyse içinde olan bu cennet de maalesef tehlike altında. Yine rant arsızları yüzünden orman sürekli küçülüyor. Umarız binlerce çeşit bitki ve hayvan türüne, göletlere, tarihi kemerlere ev sahipliği yapan bu cennet parçasının değeri bilinir ama genelde bir yerin değerini, kaybettikten sonra öğrenmek gibi bir alışkanlığımız var.  Kuzey Marmara Otoyolu ve 3. Havalimanı projelerinin sonucunda bu ormanın çevresinde de inşaat patlaması olabilir.

  • Göktürk Göleti Tabiat Parkı, Eyüp
  • Sevgililer Ormanı, Eyüp
  • Şamlar Tabiat Parkı, Arnavutköy
  • Sultangazi: Sultangazi Kent Ormanı, Masal Kahramanları Parkı.
  • Tema Park, Eyüp: “Eğlence ve Yaşam Merkezi” olarak da bilinen bu eğlence alanı, Eyüp’ün iç kısımlarındaki Vialand AVM’de bulunuyor.
  • İstanbul Sea Life Akvaryum, Bayrampaşa: İstanbul Akvaryum’un rakibi olan bu yer, Forum İstanbul AVM’nin içinde bulunuyor.
  • Başakşehir: MASKO (Mobilya kenti, Anadolu Yakası’ndaki MODOKO’nun muadili), Sular Vadisi, Yarımburgaz Mağarası (Arkeolojik açıdan çok önemli bir mağara), Bahçeşehir Gölet Parkı.
  • Küçükçekmece: Bir tarafı göl, diğer tarafı deniz olan sahil bandı yürüyüş için uygun. Yakında göl tarafı Kanal İstanbul’un bir parçası olacak.
  • Avcılar: Sahildeki Denizköşkler Mahallesi.
  • Büyükçekmece: Mimar Sinan Köprüsü, Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü, Kervansaray, Dünya Kostümleri Müzesi, Endem TV Kulesi.
  • Silivri: Silivri sahil ve Silivri Plajı.
  • Çatalca: Mübadele Müzesi, İnceğiz Mağaraları.
  • Kurşunlugerme, Çatalca: Hem doğal hem de tarihi bir alan. Burada bulunan su kemerlerinin tarihi 7. yüzyıla dayanıyor.
  • Ormanlı, Evcik, Yalıköy, Çilingoz Plajları: Çatalca’nın Karadeniz sahillerinde bulunuyorlar.

Yazımızın devamı olan “Kadıköy Merkez” için buraya tıklayınız…

2848total visits,70visits today

Bir Cevap Yazın