İstanbul Blog 19: Kadıköy Merkez

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Kadıköy & Avrupa Yakası’nın Diğer İlçeleri” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 19: Kadıköy Merkez

Anadolu Yakası

Kadıköy – Üsküdar

Kadıköy ve Üsküdar, Anadolu Yakası’nın en eski yerleşimleri ve dolayısıyla Anadolu Yakası’nın tarihsel ve kültürel birikimi en fazla olan ilçeleri. Yoğun yapılaşmadan dolayı bu tarihsel değerlerin çoğu katledilmiş, biz de elimizdekilerle yetineceğiz.

Kadıköy ve Üsküdar, günümüzde hâlâ Anadolu Yakası’nın en işlek ve renkli mahallelerini himayesinde barındırıyor. Her yer kalabalık. Her gün yüzbinlerce, belki milyonlarca insan Kadıköy-Üsküdar bölgesine ya zorunluluktan ya da keyiften uğruyor. Her yer iş merkezi, bina, apartman ile dolu olduğundan bu yapıların arasında saklanan değerleri de keşfetmek size kalıyor tabii… Yine de buradaki kalabalık bizi Avrupa Yakası’ndaki keşmekeş kadar rahatsız etmiyor.

Turistler de nedense bu bölgeleri genelde pas geçiyorlar. Çünkü merkezi Avrupa Yakası’nda olan İstanbul’un karşı yakasında gezilecek fazla yer olmadığını düşünüyorlar. Rehber kitaplara da baktığınızda tüm yoğunluk Avrupa Yakası’na veriliyor ve Anadolu Yakası’na bu kitaplarda “üvey evlat” muamelesi gösteriliyor. Tabii ki yanılıyorlar çünkü Anadolu Yakası da kendi içinde gezilecek çok fazla yeri barındırıyor. Yabancı bir arkadaşımı Kadıköy’de gezdirirken bana hayretle şunu söylemişti: “Hep aklımda Anadolu Yakası doğuda olduğu için daha oryantal (Orta Doğu) bir yer diye tahmin etmiştim ama görüyorum ki Anadolu Yakası, Avrupa Yakası’ndan daha Batılı tarzda bir yermiş!”. Oryantal kelimesi güzel bir tanımlamalıydı çünkü her iki anlamda da düşünüldüğünde Avrupa Yakası, Anadolu Yakası’na göre daha oryantal kalıyor. Avrupa Yakası’nda da kalabalıklıktan ve karışıklıktan “Aman çantama sarılayım”, “Cüzdanıma dikkat edeyim” derken sağınızla solunuzla daha fazla oynuyorsunuz, bu da ikinci anlamdaki oryantalliği daha fazla arttırıyor 😊

Anadolu Yakası’nın en eski yerleşimleri olan Kadıköy ve Üsküdar’a geri dönersek… Fikirtepe’de açığa çıkan arkeolojik buluntular, Anadolu Yakası’nda tahmin edilenden çok daha eski yıllarda yerleşim olduğunu kanıtladı ve bu buluntular MÖ 5500 yıllarına kadar uzanıyor! Şimdi bu buluntuların bir kısmı İstanbul Arkeoloji Müzeleri kompleksinin en büyük binası olan İstanbul Arkeoloji Müzesi (İsmi yanlışlıkla iki kez tekrar etmiş görünsek de doğru yazdık, eminiz 😊) kısmında sergileniyor. Ama bu bölgede şehirsel anlamda ilk yerleşim MÖ 7. yüzyılda gerçekleşmiş. Antik Yunanlılar, Kadıköy’e “Körlerin Yeri” anlamındaki Kalkedon/Halkidon (Χαλκηδών, İngilizce kaynaklarda Chalcedon olarak da görürsünüz), Üsküdar’a ise “Altın şehir” anlamındaki Hrisopolis (Χρυσόπολις, İngilizce kaynaklarda Chrysopolis) ismini vermişler. Hrisopolis ismi zamanla Scutarii isimli Roma zırhlı birliğinin kışlasının burada olmasından dolayı Skutarion (Σκουτάριον) ve Skutar olarak değişmiş, böylece kelime Türkçeleştirilerek Üsküdar’a dönüşmüş. Neden “Körlerin Yeri” dediğinizi duyar gibiyiz. Antik çağlarda bir yazar, İstanbul’un bu yakasındaki güzelliği görmeyen karşı kıyıdaki insanların kör olduğunu söylemiş de ondan 😊 Fatih Sultan Mehmet ise burayı ele geçirince bölgenin yönetimini bir kadıya vermiş ve bölgenin adı önce Kadıköyü olmuş, sonra da Kadıköy’e dönüşmüş.

Şimdi gezmeye başlayalım ama bu geziye bir rota oluşturalım. Bu rotanın merkezini ise Haydarpaşa Garı’ndan başlattık. Önce Kadıköy’ün merkezini oluşturan kırmızı kutunun içini gezeceğiz, sonra Bağdat Caddesi’ni takip edip Bostancı’ya ulaşacağız. Bostancı’dan geri dönüp Kadıköy-Ataşehir ve Kadıköy-Üsküdar sınırını oluştan E-5 (D-100) karayolunu takip edip Haydarpaşa’ya geri döneceğiz. Haydarpaşa Garı’ndan tekrar yola çıkıp Kız Kulesi’ne ve Üsküdar merkeze ulaşacağız. Oradan da Altunizade ve Çamlıca’ya ulaşıp rotamızı tamamlayacağız. Bu nedenle ana başlığımızı şu alt başlıklara böleceğiz:

  1. Kadıköy Merkez
  2. Bağdat Caddesi ve Çevresi
  3. Kadıköy’ün Kuzey Sınırları
  4. Üsküdar Sahil
  5. Üsküdar Merkez

Kadıköy-Üsküdar’ın ve çevresinin uydu görüntüsü. Bu bölümde kırmızı kutu içindeki “Kadıköy Merkez”den bahsedeceğiz. Yıldızlar, önemli aktarma hatlarını gösteriyor. Biri Ünalan’da bulunan Kadıköy Metro Hattı ile Metrobüs hattının kesiştiği nokta, diğeri ise yine Kadıköy Metro Hattı’nın Marmaray Hattı ile birleştiği Ayrılıkçeşmesi istasyonu.

 

1.Kadıköy Merkez

Kadıköy’ün merkezinde rota izlerken Haydarpaşa Garı’nı başlangıç noktası olarak kullanacağız. Önce gardan ve iskelelerden Rasimpaşa Mahallesi’ne, oradan Osmanağa ve Caferağa Mahalleleri’ne, sonra Moda’dan Zühtüpaşa Mahallesi’ne geçip turumuzu tamamlayacağız.

Kadıköy merkez bölgesinin haritası

Haydarpaşa Garı ve İskelelerin Çevresi

  • Haydarpaşa Garı (1908): Hipodrom’da bulunan Alman Çeşmesi’ni hatırlarsanız, Alman Kral II. Kayzer Wilhelm’in hediyesi olduğunu yazmıştık. 1898 yılında Osmanlıları ziyaret eden II. Kayzer Wilhelm, iki ülke arasında bir antlaşma yapmış. Bu antlaşmaya göre Osmanlı topraklarında demiryolu ağı kurma görevi İngilizlerden Almanlara verilmiş ve Berlin’den Bağdat’a bir demiryolu konusunda anlaşılmış. Bu anlaşmanın meyvesi olarak da Batı mimarisindeki Haydarpaşa Garı ortaya çıkmış. Bu olağanüstü güzellikteki binanın kaderi şimdiye karar pek iyi gitmedi. Önce Marmaray nedeniyle faaliyetine son verildi, sonra da çıkan yangından büyük tahribat gördü.
  • Garın yanında bulunan ve garın büyüklüğü yanında genelde gözden kaçan Haydarpaşa İstasyonu da 1917 yapımı, Kütahya çinileri ile döşenmiş zarif bir bina.

2007’de Haydarpaşa Garı. Önündeki çinilerle süslü ufak bina ise Haydarpaşa İstasyonu.

  • Ayrılıkçeşmesi: Günümüzde Kadıköy Metro Hattı ile Marmaray’ın kesiştiği yerde bulunan Ayrılıkçeşmesi, İstanbul’un en önemli aktarma istasyonlarından biri. İstasyonun yanında bulunan Tepe Nautilus AVM de Marmaray’ın açılması ile popüler hale geldi. Bu arada burada gerçekten de bir “Ayrılık Çeşmesi” var. Osmanlı döneminde İstanbul’dan Doğu’ya giden askerler ve kervanlar, son kez bu çeşmeden su içip İstanbul’a veda ederlermiş.
  • Kadıköy İskele: Haydarpaşa Garı’nın bulunduğu koyda sıralanan iskelelerin yanında, neredeyse tüm Anadolu Yakası ve önemli Avrupa Yakası noktalarına hareket eden belediye otobüsü seferleri mevcut. Gideceğiniz yerin durağını bilmiyorsanız, bu alanda biraz zorlanabilirsiniz ama ne demişler “Sora sora Bağdat bile bulunurmuş” 😊

İskeleden manzara ve Haydarpaşa. Karşıda ise Tarihi Yarımada (Fatih).

  • Haldun Taner Sahnesi: Kalabalıktan sıyrılıp iskelelerden iner inmez karşınıza ilk çıkan yapı Haldun Taner Sahnesi’dir. İstanbulluların en popüler buluşma noktalarından biri olan bina, aslında İstanbul’un eski hâl binası. İtalyan bir mimar tarafından 1927 yılında inşa edilmiş. Günümüzde burada çok sayıda tiyatro oyunu sergileniyor ve sahnenin denize bakan tarafında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı bulunuyor.
  • Türk Harf Devrimi Atatürk Anıtı: Haldun Taner Sahnesi’nin yanında yer alan heykel, 1928 yılında gerçekleşen Harf Devrimi’ni anlatıyor. İskele ve metro girişlerinin buraya yakın olması nedeniyle anıtın çevresi neredeyse her zaman çok hareketli.

Türk Harf Devrimi Atatürk Anıtı’ndan iskelelerin önü ve sağda Eki Hâl Binası olan Haldun Taner Sahnesi ve İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın ortak binası

  • Kadıköy Kaymakamlık Binası: Anıtın karşısında bulunan bu eski ama güzel yapı, Kadıköy Kaymakanlığı’na ait ve 1913 yılında inşa edilmiş.

Kadıköy Kaymakamlık Binası

  • Kadıköy-Moda Tramvay Hattı: İskelelerin yakınından durağı bulunan Kadıköy-Moda Tramvay Hattı, 2003 yılında hizmete girmiş olsa da nostaljik bir havaya sahip. Kadıköy merkezin tamamında ring yapıyor.

 

Rasimpaşa Mahallesi

Kalabalık sizi ister istemez merkeze çekecektir ama bu esnada Rasimpaşa Mahallesi’ni de es geçmeyin. Bu mahallenin daracık sokaklarında gezinmek ve merkezin kalabalığından biraz da olsun uzaklaşmak için burası çok ideal. Özellikle Yeldeğirmeni Sokak ve çevresinde bulunan kafeler, sanat gelerileri oldukça keyifli. Bu bölgede Kemal Atatürk Lisesi ile yanında bulunan Notre Dame du Rosaire Kilisesi ve Hemdat İsrael Sinagogu bulunuyor.

Rasimpaşa Mahallesi

Kadıköy, aynı zamanda bir kedi cumhuriyeti. Rasimpaşa da bu kedi cumhuriyetinin bir mahallesi 😊

Oldukça güzel bir mimariye sahip olan Kemal Atatürk Lisesi ve Notre Dame du Rosaire Kilisesi, 1895 yılında inşa edilmiş. Lisenin yerinde ise bir rahibe okulu varmış. Zamanla rahibe okulu, liseye, kilise de okulun spor salonuna dönüşmüş. Kilise, 2014 yılında Kadıköy Belediyesi tarafından restore edilip ziyaretçilere tekrardan açılmış.

Mahallede bulunan Hemdat İsrael Sinagogu ise 1899 yılında II. Abdülhamit’in emriyle inşa edilmiş. Sinagogun adında ise cemaat tarafından bir kelime oyunu yapılmış. Sinagogun adında bulunan “hemd” kelimesiyle hem sinagogun adı II. Abdülhamit’e ithaf edilmiş, hem de bu kelimeye ek getirilerek (Hemdat İsrael) “İsrail’in şükranı” anlamı verilmiş.

Üstte solda bir zamanlar rahibe okulu olan Kemal Atatürk Lisesi ve yanında Notre Dame du Rosaire Kilisesi. Altta, kilisenin içinden bir görüntü.

 

Caferağa ve Osmanağa Mahalleleri

Çoğu insan bu mahallelerin adını bilmez, direkt Kadıköy denilir. Burası gerçekten de Kadıköy’ün en merkezi kısmıdır. Aslında Moda da Caferağa’ya bağlı bir bölgedir ama biz orayı ayrı bir başlık altında inceleyeceğiz.

Kadıköy’ün merkezini oluşturan bu bölge, aynı zamanda Anadolu Yakası’nın en kalabalık bölgesidir. Çünkü bu bölgede, kalabalığı kendisine çeken her türlü yer bulunur. Zengin, fakir, öğrenci, iş insanı, entellektüel, yaşlı, genç demeden her kesimden insan Kadıköy’ün merkezini oluşturan bu bölgede toplanır.

Kadıköy sadece kafelerden ve restoranlardan oluşmaz. Burada mağazalar, barlar, kitapçılar, hediyelik eşya dükkanları, butikler, ikinci el dükkanları da bulunur. Hatta sadece puzzle satan dükkan bile vardır. Dolayısıyla karışık Kadıköy sokaklarında gezerken bazen nereye uğrayacağınızı şaşırırsınız çünkü sizi sürekli oyalayan birşeyler görürsünüz. Bu birşeylerle kastettiğimiz şey herşeydir aslında: Tezgahlar, sokak müzisyenleri, sokak kutlamaları, pandomimciler, kermesler hatta keyifli keyifli oturan kediler bile olabilir 😊 Dolayısıyla eğlencelidir Kadıköy sokaklarında gezmek. Eminönü’nde genelde turistler haricindeki insanlar bir ihtiyaçları için buraya gelirler ama Kadıköy’e gelmek için bir ihtiyacınızın olmasına gerek yoktur, çoğunluk da kafa dağıtmaya gelir zaten.

Kadıköy’ün sokaklarında gezmek rengarenk bir deneyimdir.

Kadıköy sokaklarının efendileri kedilerdir. Bölge halkı hepsine iyi bakar, onların da keyifleri gıcırdır 😊

 

Şimdi iskeleden inip Moda yönüne doğru ilerleyelim:

  • İskele Cami: İskele yönünden geldiğinizde çarşı girişinde bulunan bu cami, ilk olarak 1760 yılında inşa edilmiş, 1858 yılında yenilenmiş. Üsküdar’ın aksine Kadıköy’de az sayıda cami var ve bu camiler, Üsküdar’dakilere oranla daha ufaklar. Çünkü geçmişte bu bölgede çoğunlukla gayrimüslimler yaşıyormuş ve buna bağlı olarak, bölgede camiden çok kilise bulunuyor. Tabii bu kiliselerin çoğunun cemaati kalmamış, yine de bir kısmı halka açık.
  • Neşet Ömer Sokak & Akmar Pasajı: Çarşının girişinde bulunan PTT’den sağa döndüğünüzde (Direkt yukarı devam ederseniz çarşıya giriyorsunuz) Neşet Ömer Sokak’a giriyorsunuz. Bu sokak oldukça keyifli. Özellikle kitap arayanlar kendilerini direkt bu sokaktaki Akmar Pasajı’nda buluyorlar. Ama onun dışında sokak, güzel kırtasiyelere ve kafelere de ev sahipliği yapıyor.

Akmar Pasajı

  • Surp Takavor Ermeni Kilisesi: PTT’den 100 metre yukarı çıktığınızda kendinizi ufak bir meydanda bulunuyorsunuz. Meydan sürekli kalabalık olduğundan ve çevrede bir sürü dükkan bulunduğundan meydanın ortasındaki ufak timsah heykelini gözden kaçırmanız an meselesi. Biz defalarca kez bu timsahın önünden geçtik ama varlığını rehber kitaptan öğrendik 😊 Meydandaki Surp Takavor Ermeni Kilisesi ise ilk olarak 1722’de inşa edilmiş, sonra yanmış ve 1858 yılında yenilenmiş.

Surp Takavor Ermeni Kilisesi

Kilisenin önündeki meydan. Minik timsah heykeli de inanların arasında bir yerde.

Kadıköy sokakları

  • Ayia Efimia Rum Ortodoks Kilisesi: Surp Takavor Ermeni Kilisesi’nin çok yakınında olan bu kilise 1694 yılında inşa edilmiş, 1830’da yenilenmiş.
  • Balıkçılar Çarşısı: Ayia Efimia Kilisesi ile Osman Ağa Cami arasında kalan Balıkçılar Çarşısı, mis kokusuyla uzaktan bile varlığını belli ediyor 😊 Tabii ortalıkta kediler cirit atıyor dememize gerek yok sanırım 😊
  • Osman Ağa Cami (1617): Söğütlüçeşme Caddesi üzerindeki bu cami, mahalleye de adını vermiş. Caddenin karşısındaki pasajlara da girmeyi unutmayın.
  • Boğa Heykeli: Kadıköy’ün simgesi haline gelen ve önü hiç boş durmayan Boğa Heykeli ilginç bir hikayeye de sahip. Bu heykel, 1860’larda Fransız Heykeltraş Bonheur tarafından Fransızların Almanları yendiği bir savaş üzerine yapılmış ve heykel, Alsace-Lorraine bölgesine yerleştirilmiş. Almanlar 1870 yılında Alsace-Lorraine bölgesini tekrar hakimiyetleri altına aldıklarında, Fransızların gücünü temsil eden bu heykel ironik bir şekilde Almanların eline geçmiş.

1917 yılında heykel, Alman Kral Kayzer II. Wilhelm tarafından İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne hediye edilmiş. II. Wilhelm hediye vermeye doyamıyor. Alman Çeşmesi ve Haydarpaşa Garı’ndan sonra boğa heykeli üç etti 😊

İttihat ve Terakki Cemiyeti de bu heykeli Enver Paşa’ya hediye etmiş ve heykel önce Beylerbeyi Sarayı’nın bahçesine, oradan da Yıldız Şale Köşkü’ne yerleştirilmiş.

Bitmedi. Heykel sırasıyla yeni açılan Hilton Oteli’nin bahçesine, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Merkezi’nin önüne, Gezi Parkına, Kadıköy Tarih Edebiyat Sanat Kütüphanesi’ne ve nihayetinde 1987’de bugünkü yeri olan Altıyol’a taşınmış. Anlayacağınız bu heykelin dili olsa başka bir GezenPati sayfası açabilir 😊 Altıyol diyoruz ama kimse günümüzde “Altıyol’da buluşalım” demiyor. Herkes “Boğa’da buluşalım” diyor. Çünkü heykelin bulunduğu Altıyol, Metrobüs’ün son istasyonu olan Söğütlüçeşme ile Kadıköy İskeleleri’nin tam ortasında bulunuyor. Ayrıca Altıyol’dan Bahariye Caddesi’ne, devamında Bağdat Caddesi olan Kuşdili Caddesi’ne de direkt bağlantılı. Dolayısıyla gezmekten sıkılmış olan boğamız, bulunduğu merkezi konumu nedeniyle artık ellenmekten ve üzerine oturan çocuklardan sıkılıyor 😊

  • Bahariye Caddesi (General Asım Gündüz Caddesi): Herkes “Bahariye Caddesi” diyor ama asıl adı General Asım Gündüz Caddesi. Bahariye ismi caddenin adına öylesine yapışmış ki Balkan Harbi’nde, I. Dünya Savaşı’nda ve İstiklal Savaşı’nda önemli roller üstlenen önemli komutan Asım Gündüz bile Bahariye isminin üstesinden gelememiş.

Ortasından Kadıköy-Moda Tramvay Hattı’nın geçtiği cadde, trafiğe kapalı. Bu nedenle burası yayalar için oldukça keyifli bir yer, dolayısıyla her yer mağazalarla ve kafelerle dolu. Cadde üzerinde ise görülecek birkaç güzel yer var:

Caddenin Boğa Heykeli yönündeki girişinde Surp Levon Ermeni Kilisesi (1911), biraz ilerisinde hem kafe hem de kitapçı olarak hizmet veren ve güzel bir bahçeye sahip olan Nazım Hikmet Akademisi, sanat kokan Ali Suavi Sokak, 1927 yılında inşa edilen Süreyya Opera Evi, cadde üzerindeki Köçeyan Hamamı kalıntıları (1840), 1969 yılında hizmete açılan Moda Sahnesi,  caddenin sonunda ise Aya Triada Rum Ortodoks Kilisesi (1902) bulunuyor.

Moda Sahnesi’nin karşısındaki sokakta bulunan Rexx Sineması’ndan da bahsetmeden olmaz. Sinemanın kendisinden öte çevresindeki hareketlilik insanın daha çok ilgisini çekiyor. Zaten Bahariye ile iskeleler arasında kalan bölgeyi anlatmak oldukça zor. Kalabalığa karışın, dükkanlara girin çıkın, kaybolun, birşeyler yiyip için ve anın tadını çıkartın yeter…

 

Moda

Moda, binalara boğulmasına rağmen ilginç bir şekilde İstanbul’un en keyifli yerlerinden biri. Buranın kendine ait bir cazibesi var, tam tarif edemesek de bölge halkının güzel enerjisinden olmalı diye düşünüyoruz.

  • Moda Caddesi: Rexx Sineması’nın yakınlarından başlayan ve Kadıköy’ün ikinci Bahariye Caddesi olan Moda Caddesi de oldukça keyifli. Cadde, Tarihi Moda İskelesi’nde son bulunuyor.

Kadıköy-Moda Nostaljik Tramvay Hattı, Moda Caddesi’nden de geçiyor.

Moda Caddesi’nden görüntüler

  • Assumption (Göğe Yükseliş) Kilisesi (Eglise de l’Assomption, 1865): Kilise, Bahariye Caddesi’nin sonu ile Moda Caddesi’nin arasında bulunuyor. Haritalara baktığınızda kilisenin yeri kafa karıştırıyor. Kiliseyi haritada bulmak için ya orijinal Fransızca adıyla ya da “Fransız Katolik Kilisesi” olarak arattırmanızı tavsiye ederiz. Kilisenin büyüklüğü ise insanı şaşırtıyor çünkü eski yıllarda bu kilisenin oldukça kalabalık bir cemaati varmış.

Assumption (Göğe Yükseliş) Kilisesi

  • Saint Joseph Fransız Lisesi (1857): İstanbul’un en köklü okullarından biri olan lise, Moda’da bulunuyor.
  • Barış Manço Müzesi: Barış Manço’nun ikamet ettiği ev, vefatından sonra müzeye çevrilmiş ve halkla buluşturulmuş.

Barış Manço Müzesi (Kaynak: www.gezilmesigerekenyerler.com)

 

  • All Saints Moda İngiliz Anglikan Kilisesi (1878): Barış Manço Müzesi’nin tam karşısında bulunan ufak ve sevimli bir kilise.

 

All Saints Moda İngiliz Anglikan Kilisesi

  • Dondurmacılar: Tarihi Moda İskelesi’ne inen yokuşun başında bulunan meşhur dondurmacılar yaz-kış kalabalık. Özellikle Ali Usta’nın önündeki uzun kuyruklar hiç bitmiyor.
  • Aya Ekaterina Ayazması (1924): Koço Restaurant’ın içinde bulunan ayazma, ufacık tek bir odadan oluşuyor ve dilek tutmak isteyen birçok insan buraya geliyor.

Aya Ekaterina Ayazması

  • Tarihi Moda İskelesi (1917): Tarihi iskele ve çevresinde şahane bir manzara var. Artık teknelerin yanaşmadığı bu iskelede bir restoran bulunuyor ve insanlar iskeledeki restoranda ya da çevre restoranlarda oturup manzaranın tadını çıkartıyorlar.

Tarihi Moda İskelesi

Tarihi Moda İskelesi’nden manzaralar. Alttaki fotoğrafta Fenerbahçe-Kalamış görülüyor.

Tarihi Moda İskelesi’nin çevresinden manzaralar

  • Moda Sahil Parkı: Tarihi Moda İskelesi’nin devamında bulunan park, yürüyüş yapmak için oldukça ideal bir yer. Gençler bu parkta çok güzel eğleniyorlar, onları bile izlemeniz yeterli 😊 Bu arada iskeleden Kadıköy merkeze de sahilden ya da sahilin bir üst sokağından yürüyebilirsiniz, bu bölge de oldukça keyifli.

Moda Sahil Parkı’ndan panoramik bir görüntü

  • Yoğurtçu Parkı: Moda Sahil Parkı’ndan Şükrü Saraçoğlu Stadı’na doğru devam ettiğinizde Kurbağalıdere kıyısı boyunca uzanan Yoğurtçu Parkı, aslında oldukça keyifli bir yer olabilir ama Kurbağalıdere’nin aşırı kirli olmasından dolayı ortalık berbat kokuyor. Bu nedenle insanlar bu dereyi “Boklu dere” olarak isimlendiriyorlar. Günümüzde bu bölgede ıslah çalışmaları var, umarım ıslah olabilir çünkü koku cidden feci. Burnu körfez kokusuna alışık olan eski İzmirliler bile bu kokuya dayanamaz söyleyelim.

Yoğurtçu Parkı

  • Şükrü Saraçoğlu Stadı (1908): Yoğurtçu parkının sonunda Fenerbahçe’nin evi olan stad bulunuyor.

Şükrü Saraçoğlu Stadı

Yazımızın devamı olan “Bağdat Caddesi ve Çevresi” için buraya tıklayınız…

1900total visits,23visits today

Bir Cevap Yazın