Blog 22: Boğaz’ın Anadolu Kısmı (1.Köprü-2.Köprü Arası)

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Üsküdar” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 22: Boğaz’ın Anadolu Kısmı (1.Köprü-2.Köprü Arası)

Avrupa Yakası’nda yaptığımız gibi burada da genel olarak güneyden kuzeye bir rota izleyeceğiz ama yine önce Boğaziçi’nin kara kısmından başlayacağız. Bu sıralama şu şekilde olacak:

  • Çamlıca
  • Kuzguncuk
  • Beylerbeyi
  • Çengelköy
  • Kuleli
  • Vaniköy
  • Kandilli
  • Küçüksu
  • Göksu
  • Anadolu Hisarı

Boğaziçi haritası

Çamlıca

Çamlıca, İstanbul’un en popüler seyir tepesi. Muhteşem bir Boğaz manzarasına sahip olması nedeniyle Çamlıca’yı özellikle bu başlık altında inceledik. Çamlıca, Küçük Çamlıca Tepesi ve Büyük Çamlıca Tepesi olmak üzere iki bölme ayrılıyor ve iki tepeyi Şile Otoyolu bölüyor.

  • Çamlıca Kız Lisesi (1908): 54 odalı bu köşk, sonradan liseye çevrilmiş.
  • Küçük Çamlıca Korusu: 229 rakımlı Küçük Çamlıca Tepesi’nde bulunan koru, şehrin içindeki önemli mesire yerlerinden biri ve oldukça güzel bir manzarası var. Koruda aynı zamanda Sofa, Cihannüma, Topkapı isimli tarihi köşkler de bulunuyor.
  • Küçük Çamlıca Televizyon Kulesi: Korunun tam ortasında yükselen 365 metre yüksekliğindeki bu kulenin amacı, Çamlıca semalarını çirkinleştiren bir sürü televizyon antenini ve baz istasyonunu ortadan kaldırıp hepsini tek bir noktada birleştirmek. Kulenin üstünde restoran ve seyir terası da bulunuyor.
  • Büyük Çamlıca Tepesi: İstanbul’un merkezindeki en yüksek nokta ve 268 metre rakımlı. Tepede çok sayıda restoran-kafe bulunuyor ve tepeden Boğaz’ın önemli bir kısmını izleyebiliyorsunuz.
  • Çamlıca Cami (2018): Türkiye Cumhuriyeti tarihinde inşa edilmiş en büyük cami olma özelliğini barındırıyor.

Büyük Çamlıca Tepesi’nden Boğaz’ın yaklaşık 1/3’lük bir kısmını izleyebiliyorsunuz. Bu fotoğraflarda karşı tarafta 1.Köprü, Beşiktaş, Arnavutköy, Levent, Maslak bölgeleri görülüyor.

Büyük Çamlıca Tepesi’nden panoramik manzara

Kuzguncuk

Üsküdar’ın bir mahallesi olan Kuzguncuk, Ortaköy’ün karşısında bulunuyor. Kuzguncuk, bir Musevi mahallesi olarak kurulmuş ve sonradan Rumlar ve Ermeniler de mahalleye dahil olmuş. Türkler ise mahalleye yerleşen son halk olmuş. Mübadeleden sonra ise tüm gayrimüslim azınlıklar bölgeden ayrılmış.

  • Paşalimanı: Üsküdar merkezden 1. Köprü’ye doğru ilerlerken, Kuzguncuk İskelesi’nden önce ilk karşılaşacağınız yer olan Paşalimanı’nın girişinde Hüseyin Avni Paşa Çeşmesi sizi karşılıyor. Çeşmenin sahil tarafından Paşalimanı Parkı, kara kısmında ise Fethi Paşa Korusu Bu güzel koruda bulunan Fethi Paşa Yalısı ise 18. yüzyılda inşa edilmiş.
  • Kuzguncuk Cami (1952) & Surp Krikor Lusaveriç Kilisesi (1831): Kuzguncuk İskelesi’nin yakınında bulunan bu iki ibadethane, yanyana bulunuyor ve politika karıştırılmadığı zaman halkların kardeş olabileceğini göstermesi açısından örnek teşkil ediyor. Çünkü cami, Ermeni cemaatin desteği ile inşa edilmiş…
  • Ayios Yeorgios Kilisesi
  • Ayios Panteleimon Rum Ortodoks Kilisesi (Eastern Church, 1892): Kilise yeni tarihli gibi görünse de burada 6. yüzyıldan beri bir kilise varmış.
  • Kuzguncuk Sinagogu (Beth Ya’akov Sinagogu, 1878)
  • Nakkaştepe Musevi Mezarlığı: Çamlıca’yı andıran bir tepe üzerinde kurulan mezarlık, eskiden burada yaşayan Musevilerin ebedi istirahat yeri. Tepe, Kuzguncuk’un merkeziyle Altunizade arasında bir noktada konumlanıyor.
  • Abdülmecit Efendi Köşkü (1885): Musevi Mezarlığı’nın yanında, bir koru içinde bulunan köşk, II. Abdülhamit tarafından Abdülmecit’e verilmiş ve Abdülmecit 28 yıl bu köşkte yaşamış. İstanbul’un köşkleri arasında en ihtişamlılarından biri olarak biliniyor.
  • Üryanizade Cami (1860): İlginç bir minaresi olan bu ufak cami, Ortaköy’deki Büyük Mecidiye Cami’nin tam karşısında bulunuyor.
  • Cemil Molla Köşkü (1885): II. Abdülhamit döneminde Adalet Bakanı için İtalyan bir mimar tarafından yapılmış görkemli bir köşk ve 1.Köprü’nün çok yakınında bulunuyor.

 

Beylerbeyi, Çengelköy, Kuleli

Kuruçeşme’nin karşısında bulunan bölgede çok sayıda tarihi yalı var ve hepsi birbirinden güzel ama deniz tarafından baktığınızda. Kara tarafından yürüyorsanız denize neredeyse sıfır olmanıza rağmen kendinizi biraz denizden kopuk hissediyorsunuz. Sadece Kuleli’de deniz kıyısında yürüme şansınız bulunuyor. Yine de bölge keyifli ve yürürken karşılaşacağınız Çengelköy salatalıklarının da tadına bakmayı unutmayın 😊

  • Beylerbeyi Sarayı: Boğaz’ın en güzel yapılarından biri olan ve Dolmabahçe Sarayı’nın ufak versiyonuna benzeyen Beylerbeyi Sarayı, ilk olarak 1829 yılında II. Mahmut döneminde inşa edilmiş. Bu yapı yanmış ve Abdülaziz döneminde 1865 yılında yeniden inşa edilmiş.
  • Beylerbeyi Cami (1778): I.Abdülhamit döneminde inşa edilmiş.
  • Sadullah Paşa Yalısı (18. yüzyıl)
  • Çengelköy İskele Meydanı (Çınaraltı) & Tarihi Çengelköy Çeşmesi

Çengelköy’den Boğaz manzaraları

  • Çengelköy Aya Yorgi Kilisesi (19. yüzyıl)
  • Kaymak Mustafa Paşa Cami (1720)
  • Kuleli Askeri Lisesi (1826): Kurulduğu günden bu yana askeri amaçla kullanılan bu olağanüstü bina, 2016 yılında kapatıldı ama kapatılmasıyla haritadaki yeri bile silindi! Kurumu silmeyi anlarız da bina neden haritadan silinir bunu anlamıyoruz. Binanın birkaç yıl sonra müze olarak hizmete açılacağı yönünde haberler dolaşıyor.

Kuruçeşme’den Kuleli Askeri Lisesi

  • Vahdettin Köşkü (19. yüzyıl): Vahdettin bir dönem burada yaşamış.

 

Kandilli, Vaniköy, Küçüksu

Arnavutköy ve Bebek’in karşısında bulunan bu mahallelerde de çok sayıda tarihi var. Tabii biz en belirginlerini yazabiliyoruz. Bu bölge aynı zamanda Boğaz’da su akıntısının en hızlı olduğu yer olarak biliniyor.

  • Kandilli Rasathanesi: Deprem olduğunda hemen sitesine saldırıp “Acaba kaç şiddetinde olmuş” diye sorduğumuz yer burası. Bina 1867 yılında meteoroloji merkezi olarak inşa edilmiş. Sonradan rasathane ve deprem araştırma merkezine dönüşmüş. Bina, Boğaziçi Üniversitesi’ne bağlı olarak faaliyet gösteriyor.
  • Mahmud Nedim Paşa Yalısı (19. yüzyıl)
  • Vaniköy Cami (1665)
  • Adile Sultan Sarayı (1861): Manzarası harika olan bu sarayda her türlü etkinlik düzenlenebiliyor.
  • Srpotz Yergodasan Arakelotz Ermeni Kilisesi (1846)
  • Edip Efendi Yalısı (19. yüzyıl): Yalının önünde akıntı hızı çok fazla. Aynı şeyi Arnavutköy’deki Akıntı Burnu için de söylemiştik.
  • Kont Ostrorog Yalısı (18. yüzyıl)
  • Kıbrıslı Yalısı (19. yüzyıl)
  • Küçüksu Kasrı (1857): Abdülmecit için yapılan bu kasır, padişahın av köşküymüş. Burası da Beylerbeyi Sarayı için dediğimiz gibi Dolmabahçe Sarayı’nın ufak bir versiyonuna benziyor. Kasrın yanında bulunan Mihrişah Sultan Çeşmesi ise 1807 yılına tarihleniyor.

Boğaz’dan Küçüksu Kasrı

Anadolu Hisarı

Karşısındaki Rumeli Hisarı ile birlikte Boğaz’ın en dar yerini oluşturan bu bölge, Asya kıtasından sadece 700 metre uzaklıkta. Mahalleden geçen Göksu Deresi ise yapılaşmadan nasibini alıyor ve son sürat çirkinleşiyor.

  • Anadolu Hisarı: 1395 yılında Yıldırım Bayezid tarafından yaptırılan bu kalenin amacı, Boğaz’ın kontrolünü sağlamak ve böylece İstanbul’a Karadeniz’den gelen yardımları kesmekmiş. Rumeli Hisarı’na göre biraz daha ufak olan yapının yanından Göksu Deresi geçiyor ve derenin cazibesi ile kalenin görüntüsü, çevresindeki yalılarla birlikte güzel bir ortam oluşuyor.
  • Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı (19. yüzyıl)
  • Amcazade Hüseyin Paşa Yalısı (1699): Boğaz’ın en eski yalısı.
  • Zarif Mustafa Paşa Yalısı (1848)

Yazımızın devamı olan “Boğaz’ın Anadolu Kısmı (2.Köprü-3.Köprü Arası)” için buraya tıklayınız…

2870total visits,3visits today

Bir Cevap Yazın