İstanbul Blog 24: Kınalıada, Burgazada, Heybeliada

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Boğaz Anadolu Kısmı (2.Köprü – 3.Köprü Arası) için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 24: Kınalıada, Burgazada, Heybeliada

Adalar

Adalar’ın uydu görüntüsü

“Prens Adaları” olarak da bilinen Adalar, İstanbul’un apayrı bir yüzü. Hem İstanbul’un bir parçası hem de değil.  Bu “değil” kısmı nedeniyle de her gün binlerce yerli ve yabancı turist Adalar’a akın ediyor çünkü Adalar, kendini korumak için belli tedbirler almış ve bu tedbirler sayesinde insanlar şehrin keşmekeşinden uzaklaşabiliyor. Ama Adalar aynı zamanda İstanbul’un bir parçası çünkü özellikle haftasonları ve tatil günleri başta olmak üzere tüm İstanbul ahalisi kafasını dinlemek için buraya geliyor. Tabii bu kalabalıkta da kafa dinlemek biraz zor oluyor.

Adalar denilince akla Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada geliyor ama aslında Adalar dediğimiz kompleks, dokuz adadan oluşuyor. Burgazada ile Heybeliada arasında bulunan Kaşıkadası, Büyükada’nın doğusunda bulunan ve sadece yazlıkçılardan oluşan Sedef Adası, Büyükada’nın iki kilometre güneyinde bulunan Balıkçı Adası, biraz açıklarda bulunan Sivriada ve Yassıada da bu kompleksin bir parçası. Bu adaların içinde Yassıada’nın kötü bir şöhreti var çünkü burası, 4. yüzyıldan beri politik mahkumları ağırlıyor ve burayı bu konuda en son, Adnan Menderes’in sürgün ve yargılama yeri olarak biliyoruz. Günümüzde Yassıada’ya inşa edilen kongre merkezi, otel ve müzenin bu kötü şöhreti silip silmeyeceğini ise zaman gösterecek.

Yassıada, uzaklarda görünüyor

Adalar’a “Prens Adaları” denmesinin nedeni ise yine politik mahkumlar. Çünkü Roma devrinden beri Adalar; asillerin, prenslerin, kraliçelerin sürgün yeri olmuş. Ama Adalar aynı zamanda inzivaya çekilen birçok Hristiyan’ın da sığınma yeri olmuş. Bu nedenle Adalar’da çok sayıda tarihi kilise ve manastıra rastlıyoruz.

Geçtiğimiz yüzyıla kadar Adalar, çoğunlukla Rum Ortodoks Hristiyanlar’ın yaşadığı bir yermiş. Türkler, Ermeniler ve Museviler de Adalar’ın sakinleriymiş ve herkes uyum içinde birarada yaşıyormuş. I. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet’in kurulması sonrası gerçekleştirilen Mübadele Yasası ile Adalar’dan gayrimüslimlerin çok büyük bir kısmı ayrılmış ve nüfus süratle düşmüş. Bir süre sakinlik yaşayan Adalar, sonraki yıllarda yeniden keşfedilmiş ve popülaritesi artmış.

Bu başlıkta dokuz adanın dört tanesinden bahsedeceğiz: Kınalıada, Burgazada, Heybeliada ve Büyükada. Aslında Adalar’ın beşinde yerleşim var ama sadece yazlıkçıların bulunduğu ve turistik birşeyin bulunmadığı Sedef Adası’nı hariç tutacağız. Bu dört adanın ise bazı ortak yönleri var:

–          Hepsine Kabataş, Kadıköy ve Bostancı’dan hareket eden feribot seferleri ile ulaşılabiliyor.

–          Adalar’da resmi araçlar haricinde motorlu taşıtlar yasak. Ulaşımı bisikletle, elektrikli bisikletle, faytonla (Umarız yakında fayton yasaklanır) ya da tabanvayla yapıyorsunuz 😊

–          Adalar’ın hepsinde özenle ve zevkle hazırlanmış köşkler ve yalılar var. Hiçbirşey yapmasanız bile açık hava müzesini andıran bu sokaklardaki yapıları izlemek bile oldukça keyifli.

–          Marmara Denizi’nde yüzmek ne kadar ilginizi çeker bilmiyorum (Şahsen ilgimizi çekmiyor) ama hepsinde plajlar mevcut.

–          Adaların hepsi engebeli bir araziye sahipler ve tepelerin en üstünde illa bir kilise ya da manastır bulunuyor. Yunanlılar tepelere ibadethane yerleştirme konusunda takıntılı bir millet, daha önce paylaştığımız Yunanistan yazılarımızı incelemişseniz, tepelerde bulunan çok sayıdaki kiliseleri/manastırları görmüşsünüzdür (Yunanistan yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız).

Şimdi Batı’dan Doğu’ya ilerleyerek Adalar’ı tek tek inceleyelim:

 

1. Kınalıada

Kınalıada, dört ada içinde en küçüğü. Dairesel şekilli olan bu ufak adanın yüzölçümü sadece 1,3 km2. Ama bu alanda yükseklikleri 93-115 metre arasında üç tane tepe bulunuyor. Ağacın az, kayalığın fazla olduğu bu adadaki yerleşim miktarı ise, büyüklüğüne oranla oldukça fazla.

Kınalıada’nın merkezinde bulunan yapılar:

  • –          Kınalıada Cami (1964)
  • –          Kinkor Ermeni Kilisesi
  • –          Kınalıada Kilisesi

Adanın zirvesinde bulunan Hristos Rum Manastırı ise 9. yüzyıla tarihleniyor.

Burgazada’dan Kınalıada’nın görüntüsü

Kınalıada

 

2. Burgazada

Coğrafi olarak Kınalıada’ya benzeyen Burgazada, yine dairesel şekilli ve 1,5 km2 büyüklüğünde. Adadaki tek tepe olan Bayraktepe, 170 metre yüksekliğinde. Burgazda, dört ada içinde en az nüfusa sahip olan ada olsa da, sahip olduğu güzellikler nedeniyle Kınalıada’dan daha çok turist çekiyor.

Yerleşim merkezinde Aya Yani (Ayios Ioanis) Kilisesi (1899), Sait Faik Abasıyanık Müzesi ve Burgazada Cami bulunuyor.

Merkezden kuzeye, yani Marta Koyu’na doğru ilerlerken Aya Yorgi Garipi Kilisesi (17. yüzyıl) ile karşılaşıyorsunuz ve adanın öbür tarafında ise Kalpazankaya Plajı bulunuyor.

Adanın en tepesine çıkarken karşılaşacağınız mezarlık ise Rum Mezarlığı ve tabii ki de en tepede yine bir Rum kilisesi olan Metamorfosis Hristos Manastırı bulunuyor. Bu kilise 19. yüzyılda inşa edilmiş ama geçmişinin çok daha eskiye dayandığı düşünülüyor.

Burgazada’ya yaklaşırken. Adanın tek tepesi olan Bayraktepe’nin zirvesinin biraz aşağısına dikkatli bakarsanız Rum Mezalığı’nı göreceksiniz.

Buzgazada’da iskeleden iner inmez, adanın eski sakini Sait Faik Abasıyanık’ın heykeli karşılıyor sizi.

İskelenin çevresinden Burgazada görüntüleri

Aya Yani (Ayios Ioanis) Kilisesi (1899)

Sait Faik Abasıyanık Müzesi. Maalesef biz gittiğimizde müze kapalıydı, bu nedenle iç görüntülerini paylaşamıyoruz.

Burgazada Cami

Burgazada’nın en eski ağacı yerleşimin merkezinde bulunuyor ve 600 yaşından büyük.

Aya Yorgi Garipi Kilisesi (17. yüzyıl)

Burgazada’nın sokakları gezinti yapmak için oldukça keyifli. Yalılar ve köşkler resmen birer sanat eseri. En alttaki fotoğrafta ortada evin sarmaşıklar tarafından nasıl da sarıldığına dikkat edin 😊

Burgazada sokaklarından sevimli görüntüler 😊

Burgazada’nın kuzeyinde bulunan Marta Koyu

Burgazada’nın zirvesine tırmanırken şahane bir manzarayla karşılaşıyorsunuz.

Adanın zirvesinde bulunan Metamorfosis Hristos Manastırı maalesef atıl vaziyette restore edilmeyi bekliyor. Oraya kadar çıkmışken kilisenin çanını da çalmayı unutmayın 😊

 

3. Heybeliada

Adalar’ın hem alan hem de nüfus olarak ikinci büyüğü olan Heybeliada’nın yüzölçümü 2,3 km2. Heybeliada, yüksekliği 85-136 metre arasında değişen dört tepeden oluşuyor. Adanın güneyinde bulunan Çam Limanı Koyu ise, bir tepeyle merkezden ayrılıyor. Eskiden ada, Rum Ortodoks rahiplerin yetiştirildiği en önemli merkezlerden biriymiş, şimdi geriye sadece Değirmenburnu’ndaki okul kalmış.

Yerleşim merkezinde bulunan yapılardan en dikkat çekici olanı, iskelenin yanındaki Deniz Lisesi Komutanlığı (1773). Yine merkezde bulunan Aya Nikola Kilisesi ise 1857 yılında inşa edilmiş.

Merkezle, kuzeyindeki Değirmenburnu arasındaki sokaklarda çok sayıda köşk var. Bunların arasında en dikkat çekici olanları İsmet İnönü Müzesi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzesi. Değirmenburnu’nda bulunan Aya Triada Ruhban Okulu’nun geçmişi ise 9.yüzyıla tarihleniyor.

Adanın güneyinde bulunan Çam Limanı Koyu ile yerleşim merkezi arasındaki Heybeliada Sanatoryumu, 1924 yılında inşa edilmiş ve koyun doğusunda Aya Yorgi Uçurum Kilisesi (16.yüzyıl), batısında ise Terk-i Dünya Kilisesi (19.yüzyıl) bulunuyor.

Adanın tam ortasındaki Vaftizci Yahya Kilisesi ise Deniz Lisesi’nin sınırlarına dahil olduğu için ziyarete açık değil.

Burgazada’dan Heybeliada’nın görüntüsü. Aradaki ufak ada ise Kaşıkadası.

Yazımızın devamı olan “Büyükada” için buraya tıklayınız…

1624total visits,54visits today

Bir Cevap Yazın