İstanbul Blog 25: Büyükada

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Kınalıada, Burgazada, Heybeliada” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 25: Büyükada

Büyükada

Adalar’ın en popüleri olan Büyükada, hem en kalabalık hem de yüzölçümü en büyük olanı. 5,4 km2 büyüklüğündeki ada ince uzun şekilli ve iki tane tepeye sahip. Kuzeyde, yerleşim merkezine yakın olan 164 metre yüksekliğindeki İsa Tepesi, adanın ortasında sonlanarak yerini güneyde bulunan 202 metre yüksekliğindeki Yücetepe’ye bırakıyor.

Büyükada’ya vardığınızda öncelikle 1899 yapımı tarihi iskelenin yakınlarında iniyorsunuz ve yerleşim merkezi de diğer tüm adalarda olduğu gibi burada da iskele çevresinde yoğunlaşıyor. Dondurmacıları, hediyelik eşya dükkanları ve restoranlarla dolu olan bu şirin yerleşim merkezinde 19. yüzyılda inşa edilmiş beş adet tarihi ibadethane bulunuyor: Hamidiye Cami, Panayia Kilisesi, Büyükada Ermeni Kilisesi, San Pacifico Latin Katolik Kilisesi ve Hesed Leavraam Sinagogu. Bu yapılarda bir noktaya dikkat çekmek isteriz. Biri Müslümanlar, biri Ortodokslar, biri Ermeniler (Ermeni Kilisesi, diğer Hristiyanlık ana mezhep gruplarından ayrıdır), biri Katolikler, diğeri ise Musevilere ait. Dolayısıyla bir zamanlar Büyükada’da çok çeşitli halkların bir arada barış içinde yaşadığını anlayabiliyoruz.

Büyükada’ya yaklaşırken. Dilerseniz adaya kendi bisikletinizi de getirebilirsiniz.

Yerleşim merkezinden ilginç bir görüntü

Bir süre sonra yerleşim merkezinden çıkmak isteyeceksiniz ve Adalar’da motorlu taşıtlar yasak olduğundan yürümek istemiyorsanız iki tane seçenek karşınıza çıkacak: Bisiklet kiralamak ya da faytona binmek. Bisiklet kiralamak, tüm adayı turlamak için harika bir seçenek ve yaklaşık on kilometrelik bir parkur sizi bekliyor olacak. Yollar biraz yokuşlu ama karşılaşacağınız manzaralara kesinlikle değer. Diğer seçenek olan faytonda ise yine iki seçenek karşıya çıkacak: Aya Yorgi’ye gitmek ya da ada turu. Günümüzde faytonlarda sürülen atlara kötü koşullarda bakıldığı, aşırı yoruldukları ve bu nedenle öldüklerine dair çok sayıda haber görüyoruz. Tüm bu sebeplerden dolayı faytona binmeye artık mesafeli bakıyoruz. Aya Yorgi’ye gitmek için aslında üçüncü bir seçenek de var ki o da elektrikli bisiklet ama hiç elektrikli bisiklet kiralayanla karşılaşmadık. Aradan birkaç yıl geçti, muhtemelen artık kiralanıyordur, umarız faytonlar yasaklanır ve bu seçenek ön plana çıkar.

Büyükada’ya gelmişken Aya Yorgi’ye uğramadan olmaz. Hiçbir taşıma aracı kullanmak istemiyorsanız yürümek de harika bir seçenek. Biraz daha uzun sürecektir ama yürüdüğünüz rota o kadar keyifli olacak ki geçen sürenin farkına varmayacaksınız. Bu rotada özellikle Çankaya Caddesi ve çevresinde yavaşlamanızı önereceğiz çünkü burada bulunan köşkler harika ve hepsi birer sanat eseri. Türkiye’nin en güzel caddesi diyebileceğimiz bu yerde, Con Paşa Köşkü, Mizzi Köşkü ve 1929-1933 yıllarında Lev Troçki’nin sürgün edildiği ev de bulunuyor.

Büyükada sokaklarındaki sanat eserleri: Köşkler ve yalılar.

Biraz yokuş tırmandıktan sonra İsa Tepesi’nin bittiği, Yücetepe’nin başladığı yere varacaksınız. Bu nokta, yaklaşık olarak adanın ortasında ve adanın tüm yolları burada bir kavşak yapıyor.

Büyükada’nın ortasındaki kavşak yeri

Bu kavşak yerinin;

  • Batı yönünde: Dil Burnu Tabiat Parkı ve Yörükali Plajı,
  • Doğu yönünde: Aya Nikola Plajı, Aya Nikola Manastırı (19. yüzyıl), Terk-i Dünya Manastırı ve Prens Adaları Müzesi,
  • Kuzey yönünde: İsa Tepesi, bir Bizans yapısı olan İsa Rum Manastırı ve Büyükada Rum Yetimhanesi Rum Yetimhanesi’ne özellikle dikkat çekmek istiyoruz çünkü bu bina, dünyanın en büyük ikinci ahşap yapısı olarak biliniyor ve çok acı ama çürümeye terkedilmiş durumda! Bu muhteşem yapı bir an önce restore edilmezse çok önemli bir değerimizi daha kaybetmemiz an meselesi.

Büyükada’nın Doğu sahilleri ve tepede dünyanın ikinci büyük ahşap yapısı olan Rum Yetimhanesi

  • Güney yönünde ise Yücetepe ve 202 metre yüksekliğindeki zirvesinde Büyükada’nın en meşhur yapısı olan Aya Yorgi Kilisesi Aya Yorgi Kilisesi, 6.yüzyılda inşa edilen bir yapı ve kilisenin çevresinden manzara şahane. Ancak buraya çıkmak biraz zor çünkü kavşaktan yaklaşık bir kilometre boyunca yokuş tırmanmanız gerekiyor. Faytonla ya da bisikletle buraya tırmanmak ise mümkün değil. Ama insanlar sınır tanımıyorlar ve manzarayı izlemek, kilisede dilek tutmak için akın akın buraya geliyorlar. Zaten kiliseye tırmanan yokuş boyunca her yerde iplikler, çaputlar göreceksiniz. Ama lütfen dilek dilemek için şu ağaçlara plastik şeyler bağlamaktan vazgeçin! Gerçekten kötü duruyor ve plastik doğada erimiyor. Şu alışkanlığımızı törpülememiz gerekiyor gerçekten… Kiliseye giriş ise serbest, sadece camilerde olduğu gibi buraya da girişte belli giyim kuralları var. Eğer giysiniz bu kurallara uygun değilse, girişte bulunan etekleri ya da örtüleri kullanabiliyorsunuz. Kilisenin yanında bulunan tesis ise Büyükada’nın en güzel manzarasına sahip olan yerine kurulu. Oldukça büyük olan bu tesiste oturup soluklanmak ise oldukça keyifli oluyor.

Büyükada’nın zirvesindeki Aya Yorgi Kilisesi

Aya Yorgi’nin yanındaki tesis, soluklanmak ve birşeyler yiyip içmek için çok güzel bir nokta.

 

Aya Yorgi Kilisesi’nin çevresinde muhteşem bir manzara da bulunuyor.

Yazımızın devamı olan “Anadolu Yakası’nın Diğer İlçeleri” için buraya tıklayınız…

 

 

2204total visits,3visits today

Bir Cevap Yazın