İstanbul Blog 8: Tarihi Yarımada’nın Güneyi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Çarşılar Bölgesi – Laleli’den Eminönü’ne” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 8: Tarihi Yarımada’nın Güneyi

4. Tarihi Yarımada’nın Güneyi: Marmara Denizi kıyılarındaki mahalleler olan Cankurtaran, Küçük Ayasofya, Kadırga, Kumkapı, Yenikapı, Cerrahpaşa, Samatya, Yedikule.

Tarihi Yarımada’nın Marmara Denizi kıyılarındaki mahalleler, haritada mor kutu içinde işaretlendi.

Bölgeden sokak manzaraları

Sultanahmet Meydanı’nın güneyinde Cankurtaran, Küçük Ayasofya ve Kadırga mahalleleri bulunuyor. Bu mahalleler de keşfetmeye değer. Ancak her yer otel, motel ve hostel dolu olduğundan tarihi yerlerin sıklığı biraz daha azalıyor. Bu mahallelerde bulunan tarihi yerleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Magnaura Sarayı: Akbıyık Caddesi üzerinde. Büyük Saray’ın bir parçası.
  • İshak Paşa Cami: Yine Akbıyık Caddesi’nde, 15. yüzyıldan kalma.
  • Dede Efendi Müzesi: 1778-1846 yılları arasında yaşayan, Türk Sanat Müziği’nin en büyük bestekarlarından Dede Efendi’nin evi.
  • Sokullu Mehmet Paşa Cami: 1571 yılında bir kilisenin üzerine Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş.
  • Kadırga Hamamı (1506)
  • Küçük Ayasofya Cami: 527-536 yılları arasında Bizans İmparatoru I. Jüstinyen ve eşi Theodora tarafından inşa ettirilmiş. 1497 yılında Sultan II. Beyazıt döneminde camiye çevrilmiş. Büyük abisi Ayasofya’ya benzeyen mimari özellikleri nedeniyle yapıya bu isim verilmiş. Caminin çevresindeki mahalle de “Küçük Ayasofya” olarak isimlendiriliyor.

Küçük Ayasofya Cami’nin geçmişi 6. yüzyıla dayanıyor

Sonradan camiye çevrilen Küçük Ayasofya Cami’nin içinde kilise olduğu zamanlardan günümüze pek bir şey kalmamış. Ama ortamı oldukça huzurlu ve mimarisi çok güzel.

  • Bukoleon Sarayı: Çatladıkapı’da bulunan ve yine Büyük Saray’ın bir parçası olan bu yapı 5. yüzyılda Bizans İmparatoru II. Theodosius tarafından inşa ettirilmiş. Sarayın temelinde İlk Çağ’dan kalma mermer bloklar kullanılmış. 9. yüzyılda İmparator Teophilos döneminde saraya ilaveler yapılmış. Sarayı boğa (buko) ve aslan (leon) heykelleri süslediği için Bukoleon ismi verilmiş.

Sarayın orijinal uzunluğunun 300 metre civarında olduğu tahmin ediliyor. Maalesef saraydan günümüze çok ama çok az bir kısım kalmış. Son kalan batı kesimi de 1870 yılında demiryolu yapımı esnasında yıkılmış.

Bukoleon Sarayı’nın orijinal uzunluğu 300 metreymiş. Geriye sadece bu duvar kalmış.

Bukoleon Sarayı’nda bulunan aslan heykeller günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde sergileniyor.

Bukoleon Sarayı’nın haritadaki yeri:

Kadırga/Küçük Ayasofya’dan batıya doğru devam ettiğinizde sırasıyla Kumkapı, Yenikapı ve Samatya mahallelerine geliyorsunuz. Bu mahallelerde eskiden Rumlar ve Ermeniler yaşarmış. Şimdi geriye kendileri kalmamış ama kiliseleri halen duruyor.

Bölge, aynı zamanda limanların bulunduğu bir yermiş ancak tarih ilerledikçe limanlar balçıkla dolmuş ve kapanmış. Bize de buraları iyice doldurup bina yapmak düşmüş.

Kumkapı günümüzde balık pazarlarının, balık restoranlarının ve eğlence yerlerinin olduğu bir mahalle olarak biliniyor. Kumkapı, aynı zamanda bir ucu Koşuyolu (Kadıköy)’de bulunan Avrasya Tüneli’nin girişinde de bulunuyor.

Kumkapı’da çok sayıda tarihi ibadethane var ama belirginleri şunlar:

  • Aya Kirkaki Kilisesi (19. yüzyıl)
  • Panayia Elpida Kilisesi (19. yüzyıl)
  • Ermeni Patrikhanesi: İlk olarak 1641’de inşa edilmiş. Tarihi boyunca iki kez yanmış. Günümüzdeki yapı ise 1828’den kalma.
  • Nişancı Mehmet Paşa Cami (1475)
  • Taveşi Süleymanağa Cami (17. yüzyıl)

 

Yenikapı, günümüzde İstanbul’un en önemli toplu taşıma kavşaklarından biri. Kapatılan Atatürk Havalimanı’ndan çıkan metro hattı, Taksim metro hattı ve Marmaray metrosu, Yenikapı’da buluşuyor.

Samatya’da Kumkapı’da olduğu gibi çok sayıda tarihi ibadethane var. Hepsini yazmamız mümkün değil, biz bulabildiklerimizi listeliyoruz:

  • Sümbülefendi Cami: 6. yüzyılda bir manastır olarak inşa edilmiş, 1486’da camiye dönüştürülmüş)
  • Surp Kevork Ermeni Kilisesi (1887)
  • Agios Minas Kilisesi (1834)
  • Aya Analipsiz Kilisesi (1832)
  • Aya Konstantino Rum Ortodoks Kilisesi (1805): Karamanlı Ortodokslar tarafından kullanılmış. Dipnot olarak belirtelim, Karamanoğulları Türkçe’yi resmi dil kabul etmişti, yazım dilinde ise sıklıkla Yunan alfabesini kullanıyorlardı.
  • İmrahor Cami (5. yüzyıl): Günümüze ulaşan en eski Bizans manastırı. Hatta Athos Dağı kurallarının temelleri burada atılmış. Karadeniz yazımızda Sümela Manastırı’ndan bahsederken Yunanistan’ın Halkidiki Yarımadası’nda bulunan Athos manastırlarından bahsetmiştik. O yazımızı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz. Sümela tarzı manastırlar bulunan Athos, gerçekten ilginç bir yer ama keşişler için ayrılan bir bölge olduğundan turizme açık değil.
  • Surp Hovhannes Ermeni Kilisesi (1849)

 

Cerrahpaşa, İstanbul’un 7.tepesinde bulunan mahalle. Mahalle adını, geleceğin padişahı III. Mehmet’in sünnetini yapan ve bu nedenle “cerrah” ünvanını alan saray doktoru “Cerrah Mehmet Paşa”dan almış. Cerrahpaşa’da bulunan eserleri ise şöyle sıralayabiliriz:

  • Forum Arkadius (Arkadius Meydanı): Bu tarihi meydan, tramvayın Haseki istasyonuna oldukça yakın. Osmanlılar bu meydanı “Avrat Pazarı” olarak isimlendirmişler. Meydan diyoruz ama geriye meydan kalmamış. Tarihi meydanın ortasında bulunan Arkadius Sütunu’nun kaidesi, günümüzde binaların arasında sıkışmış bir halde duruyor. Burada, Bizanslılar döneminde köleler, Osmanlılar döneminde cariyeler satılmış. Hürrem ve Kösem sultanlar, cariye hayatlarına ilk olarak bu meydanda başlamışlar.
  • Haseki Sultan Cami: Kanuni Sultan Süleyman’ın eşi Hürrem Sultan tarafından 1539 yılında yaptırılmış. Hürrem Sultan buraya değil, eşinin yanına Süleymaniye Cami’ye gömülmüş.
  • Bayrampaşa Külliyesi (1634)
  • Cerrah Mehmet Paşa Cami (1593)
  • Bulgur Palas: 1912 yılında İtalyan mimarisinde inşa edilen güzel bir konak.
  • Davut Paşa Cami (1485)
  • Hekimoğlu Ali Paşa Cami (1735): Caminin çevresinde Rum ve Ermeni kilisesi de bulunuyor.
  • Çukurbostan Parkı: 5. yüzyılda yapılmış Aziz Mocius Sarnıcı’nın üzerinde duruyor.
  • Ramazan Efendi Cami (1586)
  • Kocamustafapaşa Cami & Sümbül Efendi Türbesi

 

Yedikule’de İstanbul’un kara surlarının (Theodosius surları) dört kapısı bulunuyor:

  1. Altınkapı (Aura Porta): Kara surlarının en güneybatısında bulunan ana giriş kapısı. Sadece zafer kazanıldıktan sonra imparator ve generallerin geçiş yaptığı zamanlarda açılan bir kapıymış ve altın kaplıymış. Altınkapı’nın 500 metre batısında Marmaray Hattı’nın Kazlıçeşme İstasyonu bulunuyor.
  2. Yedikule Zindanları (Yedikule Hisarı) (Pentapirgi): Türkiye’nin en eski açık alan müzelerinden biri.
  3. Belgradkapı (Ksilokerhos): Kanuni Sultan Süleyman’ın 1512 yılında Belgrad’dan alınan savaş esirlerini buraya yerleştirmesi nedeniyle kapı bu ismi almış.
  4. Silivrikapı (Pege): Kapının 500 metre batısındaki Balıklı Meryem Ana Rum Ortodoks Kilisesi ilginizi çekebilir. Kilisenin, Ayasofya’nın inşaatından getirilen taşlarla inşa edildiği rivayet ediliyor.

Yedikule’den İstanbul’un kara surları (Theodosius surları)

Yazımızın devamı olan “Tarihi Yarımada’nın Ortası & Kuzeyi” için buraya tıklayınız…

5001total visits,8visits today

Bir Cevap Yazın