İstanbul Blog 9: Tarihi Yarımada’nın Ortası & Kuzeyi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Tarihi Yarımada’nın Güneyi” için buraya tıklayınız.

 

İstanbul Blog 9: Tarihi Yarımada’nın Ortası & Kuzeyi

5.Tarihi Yarımada’nın Ortası: Aksaray, Fındıkzade, Çapa-Şehremini, Topkapı, Vefa, Zeyrek, Fatih, Çarşamba, Karagümrük.

Tarihi Yarımada’nın ortasındaki mahalleler, haritada mor kutu içinde işaretlendi.

 

Aksaray

Kimse kusura bakmasın, kimse de alınıp gücenmesin ama bizce Aksaray, günümüzde İstanbul’un en berbat yerlerinden bir tanesi. Toplu taşımada önemli bir nokta olmasından dolayı bir dönem zorunlu olarak Aksaray’dan geçmek zorunda kalıyorduk ve her seferinde bu sokaklarda yürürken tedirgin oluyorduk. Burada ortalık çok karışık hatta kaotik derecede karışık diyebiliriz. Bir sürü turist de gelip Aksaray ve çevresinde konaklıyor. Neden böyle bir hata yapıyorlar bilmiyoruz ama otellerin burada biraz daha uygun fiyatlı olduğunu tahmin ediyoruz. Aksaray’ın bir zamanlar İstanbul’un en güzel semtlerinden biri olduğuna inanmak zor. O noktadan buraya nasıl geldiğini ise anlamak daha da zor. Çevrede birçok tarihi yer olmasına rağmen, bu sokaklarda gezmekten hoşlanmıyoruz ama tramvay durağının yakınında bulunan Pertevniyal Valide Sultan Cami bu bölgede en rahat ulaşabileceğiniz eser. Cami, oldukça yeni, 1871 yılında Abdülaziz tarafından annesi için İtalyan mimarisinde inşa edilmiş.

 

Fındıkzade, Çapa-Şehremini, Topkapı

Bu bölge, Tarihi Yarımada’nın turistik bir alanı değil, ticarethanesi diyebiliriz. Birçok firmanın merkezi ve şubesi burada bulunuyor. İstanbul Tıp Fakültesi (Çapa) de bu hat üzerinde.

 

Topkapı’da kara surlarının üç tane kapısı bulunuyor:

  1. Topkapı (Romanos): 1453 kuşatması bu kapının çevresinde çok şiddetli bir şekilde yaşanmış. Kapının hemen batısında Panorama 1453 Tarih Müzesi ve Takkeci İbrahim Ağa Cami (1591) bulunuyor. Takkeci İbrahim Ağa Cami, yapıldığı haline çok yakın bir şekilde günümüze gelebilmiş. Ahşap bir cami ve içinde İznik çinisi koleksiyonu var.
  2. Mevlana Kapısı (Region): Topkapı’nın güneyinde bulunuyor. Kapının dışında Merkez Efendi Cami (1580) bulunuyor. Merkez Efendi, “mesir macunu”nu bulan ve böylece Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Valide Sultan’ı iyileştiren kişi.
  3. Sulukule Kapısı (Aya Kiriaki): Topkapı’nın kuzeyinde. Romanları ile bilinen bölge.

Topkapı

 

Vefa, Zeyrek

Aksaray’da bulunan Pertevniyal Valide Sultan Cami’nin yanından geçen Atatürk Bulvarı’nı takip ettiğinizde, Bozdoğan (Valens) Kemeri’nin altından geçip Unkapanı ve Haliç üzerindeki Atatürk Köprüsü’ne ulaşırsınız.

Aslında bu kemerin çevresinde biraz duraklamakta fayda var çünkü Vefa & Zeyrek olarak adlandırılan bu bölgelerde aslında görülecek çok sayıda eser bulunuyor:

  • Bozdoğan (Valens) Kemeri: Romalılar, İstanbul’a su getirmek için yüzlerce kilometre uzunluğunda kanallar ve kemerler inşa etmişler. Günümüze sadece 625 metresi ulaşan Bozdoğan (Valens) Kemeri, 375 yılında inşa edilmiş.
  • Saraçhane Parkı ve Aziz Polieuktos Kilisesi’nin kalıntıları (5. yüzyıl)
  • Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi (1700)
  • Dülgerzade Cami (1482)
  • Kıztaşı (Marcian Sütunu): yüzyılda İmparator Marcian için yapılmış. Üstündeki imparator heykelinin, 1204 yılında Haçlılar tarafından Bari (İtalya)’ye kaçırıldığı düşünülüyor.
  • Gazanfer Ağa Külliyesi (1596)
  • Kadınlar Pazarı: Halk arasında bu pazar “Küçük Siirt” olarak da isimlendiriliyor.
  • Millet Kütüphanesi: yüzyılın sonunda medreseden kütüphaneye çevrilen bu binada önemli bir tarihi kitap koleksiyonu bulunuyor. Bu eserlerden en bilinenlerinden biri ilk Türkçe sözlük olarak bilinen ve yazarı Kaşgarlı Mahmut olan Divan-ı Lügati’t Türk.
  • Fatih Cami (1453): İstanbul’un 4.tepesinde bulunan Fatih Cami, şehrin fethinden hemen sonra bir kilisenin üzerine inşa edilmiş. Caminin çevresinde önemli kişilere ait çok sayıda türbe de var. Bunların birinde Fatih Sultan Mehmet de bulunuyor.
  • Çinili Hamam (1546): Mimar Sinan’ın eserlerinden biri.
  • Zeyrek Kilise Cami (Pantokrator Manastırı): Ayasofya’dan sonra günümüze ulaşan en büyük ikinci Bizans dini eseri. 12. yüzyılda inşa edilmiş. Fatih döneminde manastır, medreseye dönüştürülmüş ve hem mahalle hem de yapı “Zeyrek” ismini okulun baş hocası Molla Zeyrek Mehmet Efendi’den almış. Yapının müze yapılması tartışılan bir konu ve Venedik’te bulunan St. Mark Bazilikası’nın sunağı olan Pala d’Dro’nun bir kısmının Haçlılar tarafından bu manastırdan getirildiği düşünülüyor.
  • Eski İmaret Cami (Pantepoptes Kadınlar Manastırı): yüzyılda inşa edilmiş, Fatih döneminde camiye çevrilmiş.
  • Şebsefa Hatun Cami (1787)
  • Ayın Biri Kilisesi: Her ayın birinde, insanlar buraya gelerek Meryem Ana’dan dilekte bulunuyorlar.
  • Atıl Efendi Kütüphanesi (1742)
  • Molla Şemsettin Gürani Cami (Ayios Theodoros Kilisesi)

 

Fatih, Çarşamba, Karagümrük

Bu mahalleler, Osmanlı döneminden beri hocaların ve ulemanın yaşadığı bölgeler. Özellikle Çarşamba mahallesi; sarığın, cüppenin, kara çarşafın üniformalaştığı bir yer. Bu nedenle buraya “Küçük İran” da deniliyor.

Yavuz Sultan Selim Cami’nin çevresinde bulunan eserler:

  • Yavuz Sultan Selim Cami: 5.tepede bulunan bu cami, İstanbul’un en güzel camilerinden biri olarak biliniyor. Kanuni Sultan Süleyman tarafından babası Yavuz Sultan Selim için 1522 yılında yaptırılmış. Camide Yavuz Sultan Selim’in türbesi de bulunuyor.
  • Aspar Sarnıcı (Çukurbostan): Yavuz Sultan Selim’in yanında bulunan tarihi açık hava sarnıcı. Günümüzde bu alanda bir park bulunuyor.
  • Sultan Sarnıcı: Aspar Sarnıcı’na yakın bir konumda bulunan Sultan Sarnıcı, 4. yüzyılda inşa edilmiş.
  • İsmail Ağa Cami (1724): Cami, birebir Kâbe ölçülerinde yapılmış. Cami, aynı zamanda Nakşibendilerin merkezi olarak biliniyor.
  • Murat Molla Halk Kütüphanesi (1775)
  • Hirami Ahmet Paşa Cami: yüzyıl Bizans kilisesi. Sonradan camiye çevrilmiş.
  • Fethiye Cami (Pammakaristos Manastırı): yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilmiş. 1573’te camiye çevrilmiş. Bir kısmı cami, bir kısmı müze olarak hizmet veriyor.

 

Fevzipaşa Caddesi üzerinde ya da yakınlarında bulunan eserler:

  • Mesih Mehmet Paşa Cami (1586)
  • Hırka-i Şerif Cami (1851)
  • Vefa Stadı: Burada görülecek birşey yok ama stadın, 244×85 metre boyutlarındaki Aetios Sarnıcı’nın olduğu yere kurulduğunu biliniz.
  • Mihrimah Sultan Cami: 6.tepenin üstünde bulunan cami, 1565 yılında Mimar Sinan tarafından, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan için yapılmış. Mimar Sinan – Mihrimah Sultan ikilisinden Rüstem Paşa Cami başlığında bahsetmiştik. O yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz. Cami, Edirnekapı’ya ve Kariye Müzesi’ne oldukça yakın.

 

6.Tarihi Yarımada’nın Kuzeyi (Cibali’den Ayvansaray’a): Haliç kıyılarındaki mahalleler olan Edirnekapı, Ayvansaray, Balat, Fener, Cibali.

Tarihi Yarımada’nın kuzeyindeki mahalleler, haritada mor kutu içinde işaretlendi.

Tarihi Yarımada’nın kuzeyini ayrı bir başlıkta anlatma ihtiyacında bulunduk. Çünkü Edirnekapı’dan başlayıp Atatürk Köprüsü’ne uzanan bu bölge, tarihsel süreçte gayrimüslimlerin yerleşkesi olmuş ve burada Rumlar, Ermeniler, Museviler bir arada yaşamışlar. Dolayısıyla Türkiye’den ayrılırlarken geride bıraktıkları eserler de buna göre olmuş.

Osmanlı döneminde yarımadanın genel profiline baktığımızda, genellikle sahil kenarlarında gayrimüslimler, iç kısımlarda Müslümanlar yaşamışlar. Yarımadanın güneyinde de çoğunlukla Rum ve Ermeniler yaşıyormuş ama bu mahalleler, Müslüman mahallelerle içiçeymiş. Yarımadanın kuzeyinde ise homojen bir gayrimüslim yerleşimi görüyoruz.

 

Edirnekapı

  • Edirnekapı (Charisios): Kapı, Tarihi Yarımada’nın en yüksek noktasında bulunuyor. 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet, at sırtında şehre bu kapıdan girmiş.
  • Kariye (Chora) Müzesi: 330 yılında Konstantin kara surları inşa edildiğinde, bu alanda bir kilise varmış ve bu kiliseye, “kırsal alan” ya da “şehir dışı” anlamına gelen “Chora” ismi verilmiş. İmparator Theodosius, yeni kara surlarını inşa ettirirken kiliseyi şehrin içine almış ama kilise ismini aynen korumuş. Chora Kilisesi birkaç kez yıkılmış ve bir daha inşa edilmiş. Günümüze ulaşan yapı ise 1077-1081 yıllarında ayağa kaldırılmış. Dışarıdan klasik Bizans mimarisindeki yapı, duvarlarında muhteşem bir fresk ve mozaik koleksiyonu bulunduruyor. Hatta bu fresklerin ve mozaiklerin Ayasofya’dakilerden daha görkemli olduğu söyleniyor. Kilise, 1511 yılında camiye çevrilmiş ve “Kariye” adını almış. 1947 yılında ise müzeye çevrilerek içindeki eserler açığa çıkartılmış. Kariye Müzesi’ni henüz ziyaret etmedik ama İstanbul’a olan sonraki ziyaretimizde ilk gideceğimiz yer olarak belirledik.
  • Emin Baba Tekkesi: Surların Zeytinburnu tarafında olan, Beştaşi tekkelerinden biri.

 

Ayvansaray

Ayvansaray, bir zamanlar İstanbul’un en büyük saraylarından biri olan Blachernae Sarayı’nın bulunduğu yerin üzerine kurulan bir mahalle. Dolayısıyla Ayvansaray’daki eserlerin tamamı, Blachernae Sarayı’nın parçalarının üzerine inşa edilmiş. Saray, 6. yüzyılda kara surları ile Haliç surlarının birleştiği yere kurulmuş. Bizans hanedanları, özellikle 1204 Haçlı işgalinden sonra günümüzde Sultanahmet Cami’nin yerinde bulunan ve harabeye dönen Büyük Saray’ı terkederek buraya yerleşmişler.

  • Tekfur Sarayı (Porphyrogenitus Sarayı) (13. yüzyıl): Blachernae Sarayı’nın bir parçası.
  • Eğrikapı (Kaligaria)
  • Panayia Suda Kilisesi (9. yüzyıl)
  • Kazasker İvaz Efendi Cami (1580): Blachernae Sarayı’nın kalıntılarının üzerine inşa edilen bir yapı daha.
  • Anemas Zindanı: Yine Blachernae Sarayı’nın bir parçası. Birçok tutsak bu zindanda hüküm giymiş hatta burada öldürülen imparatorlar bile olmuş.
  • Vlaherna Meryem Ana Kilisesi ve Ayazması: yüzyılda inşa edilmiş ama Hristiyanlık öncesinde de ayazmanın bulunduğu yerin iyileştirici gücü olduğuna inanılması nedeniyle ziyaretçiler buraya şifa bulmak için akın etmişler.
  • Hazreti Cabir Cami: Bir zamanlar kilise olan camilerden biri.
  • Ahayim Yahudi Hastanesi (1899)
  • Aya Dimitri Kilisesi (14. yüzyıl)
  • Eski Galata Köprüsü

 

Balat & Fener

  • Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi: yüzyıldan beri İstanbul, Ortodoks Hristiyanlar için önemli bir merkez. Günümüzdeki patrikhane binası da 1720 yılında inşa edilmiş.
  • Ferruh Kethuda Cami (1562): Mimar Sinan’ın en küçük eserlerinden biri. Cami, Tekfur Sarayı’ndan getirilen çinilerle dekore edilmiş.
  • Surp Hireşdagabet Ermeni Kilisesi (16. yüzyıl)
  • Balat Çıfıt Çarşısı
  • Vodina Caddesi: Bu bölgedeki binaların çoğu Avrupa Birliği ve UNESCO tarafından onarılmış.
  • Ahrida Sinagogu: İstanbul’un en eski sinagogu. 16. yüzyılda inşa edilen sinagogun cemaati Ohrid (Makedonya)’den geldiği için bu ismi almış.
  • Demir Kilise (Sveti Stefan Bulgar Ortodoks Kilisesi): 1871 yılında inşa edilmiş. Zemininin zayıf olması nedeniyle betonarme yerine demir iskelet kullanılarak yapılmış. Bina, Viyana’da yapılıp parçalar halinde İstanbul’a taşınmış.
  • Kanlı Kilise (Moğolların Meryemi Kilisesi, Panayia Muhliotissa Kilisesi, Church of St. Mary of the Mongols): Kilisenin karşılaşabileceğiniz tüm farklı isimlerini verdik ama halk arasında renginden dolayı kısaca Kanlı Kilise olarak adlandırılıyor. 13. yüzyıla tarihlenen bina ismini, Moğol hükümdarı ile evlendirilmek üzere gönderilen ama hükümdarın ölmesi üzerine kardeşi ile evlendirilen imparatorun gayrimeşru kızı Maria’dan alıyor.
  • Fener Rum Lisesi (1881)
  • Haliç Surları

 

Cibali

  • Aya Nicola Rum Ortodoks Kilisesi: İlk olarak Bizanslılar döneminde inşa edilmiş. günümüzdeki yapı ise 1837 yılından geliyor. Kilise, daha önce bahsettiğimiz Athos Dağı manastırlarından birine bağlı. O yazımızı okumak için buraya tıklayınız.
  • Gül Cami (Ayia Theodisia Kilisesi): yüzyıla tarihlenen bina, 1490 yılında camiye dönüştürülmüş.
  • Küçükmustafapaşa Hamamı (1477): İstanbul’un en eski hamamlarından biri.
  • Cibali Kapısı: Haliç surlarından kalan az sayıdaki parçalardan biri.
  • Kadir Has Üniversitesi: Eski bir tütün fabrikasının restorasyonu ile üniversiteye dönüştürülen bina 1884 yılında inşa edilmiş.

 

Yazımızın devamı olan “Eyüp & Kağıthane” için buraya tıklayınız…

7970total visits,8visits today

Bir Cevap Yazın