Kapadokya Blog 10/21: 1. Bölge – Çavuşin Vadileri

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız olan “Ortahisar-Ürgüp-Çavuşin” için buraya tıklayınız.

Kapadokya Blog 10/21: 1. Bölge – Çavuşin Vadileri

7. Çavuşin Vadileri

Okuduğumuz kaynaklarda Kapadokya vadileri çok dağınık bir şekilde anlatılıyordu. Bu nedenle Kapadokya’nın merkez kısmında bulunan vadileri kuzey-güney yönünde ikiye ayırdık. Güney yönünde olan vadilere “Göreme-Uçhisar Vadileri”, kuzey yönünde olan vadilere “Çavuşin Vadileri” ismini verdik.  Gerçekte vadilerde böyle bir sınıflandırma yok, bu da bizim icadımız oldu 😊

1. Bölge / Kırmızı Bölge’de bulunan vadileri açık mavi olarak yazdık. Kesikli çizginin güneyindeki vadileri “Göreme-Uçhisar Vadileri” başlığı altında inceledik. Kesikli çizginin kuzeyindeki vadileri ise bu başlık altında inceleyeceğiz.

Önemli Not: Vadileri gezmeden Kapadokya’yı gezmiş sayılmazsınız!

Çavuşin Vadileri biraz dağınık, bu nedenle bu vadileri de iki alt gruba ayırdık. Meskendir-Güllüdere I-Güllüdere II-Kızılçukur’u bir grup altında, Paşabağ-Zelve-Devrent’i ise başka bir grup altında anlatacağız.

 

Meskendir – Güllüdere I – Güllüdere II – Kızılçukur Vadileri

Öncelikle bu vadilere motorlu taşıtların girmesi yasak. Ama bu bölgede yörenin en güzel vadileri bulunduğundan Kapadokya’nın olmazsa olmaz yerlerinden biri. Vadi yürüyüşünüze üç ayrı noktadan başlayabilirsiniz: 1) Meskendir Vadisi’nin Çavuşin tarafındaki girişi, 2) Meskendir Vadisi’nin Ortahisar  tarafındaki girişi, 3) Kızılçukur Seyir Tepesi.

Aracınızı, bu giriş noktalarında bırakabileceğiniz alanlar mevcut. Bu üç noktayı da aşağıdaki haritalarda işaretledik:

Meskendir Vadisi’nin Çavuşin tarafındaki girişi:

Meskendir Vadisi’nin Ortahisar tarafındaki girişi:

Kızılçukur Seyir Tepesi:

Biz aracımızı Meskendir Vadisi’nin Çavuşin tarafındaki girişine bıraktık ve bu noktadan yürüyerek Kızılçukur Seyir Tepesi’ne ulaştık. Oradan başka bir patikaya saparak aşağıya indik ve böylece bir daire oluşturarak gezimizi tamamladık. Dilerseniz gezinizi tek yön de yapabilirsiniz. Mesela, Kızılçukur Seyir Tepesi’nden başlayıp Çavuşin’e gelirsiniz ve oradan toplu taşımayla/taksiyle bulunduğunuz yere geri dönersiniz. Çok sayıda rota seçeneğiniz var, tamamen size kalmış.

Kendi rotamız:

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/kapadokya-gulludere-ve-kizilcukur-vadileri-24722639

Mutlaka yürüyerek gezmeniz gereken bu vadileri detaylı gezmek isterseniz iki gününüzü vermeniz gerekiyor. Sabah erken çıkarsanız bir günde de bitirebilirsiniz ama biraz yorucu oluyor. Aslında bölgeyi bilen biriyle gezmek daha iyi olabilir çünkü vadilerdeki yönlendirme okları ve tabelaları çok yetersiz. Elimize şans eseri bölge vadilerinin detaylı haritası geçti ama çevredeki yönlendirmelerin yetersiz olması nedeniyle bu harita da işe yaramadı ve kaybolup hislerimiz bizi nereye götürüyorsa o yöne gitmeye başladık 😊 Kaybolduk derken korkmayın, çok çaresiz kalırsanız yokuş aşağı indiğinizde Meskendir Vadisi’ne varıyorsunuz, oradan da zaten istediğiniz yere varmanız oldukça kolay.

Bu arada belirtelim, bölgede navigasyon kullanamıyorsunuz ve vadilerde bulunan kiliselerin yerleri hep yanlış işaretlenmiş.

Meskendir – Güllüdere I – Güllüdere II – Kızılçukur Vadileri’nin panoramik görüntüsü

Bölgede üç-dört büfe haricinde medeniyete dair hiçbir şey yok. Bu nedenle hazırlıklı gitmeyi unutmayın. Hava şartlarına göre bu hazırlığınızı yapmanız gerekiyor: Rahat bir yürüyüş ayakkabısı/botu, yürüyüş bastonu (Biz bu amaçla çevreden bulduğumuz dalları baston olarak kullandık), su (En önemlisi), yağmurluk, yedek çamaşır, şemsiye, şapka, güneş kremi, güneş gözlüğü, mendil, ilk yardım çantası, fener, çakı, düdük, telefon için harici şarj cihazı, fotoğraf makinesi için yedek pil (Manzaralar o kadar güzel ki fotoğraf çekmekten pili bitiriyorsunuz), kumanya… mevsim şartlarına göre almanız gerekenlerden bazıları. Ama lütfen ama lütfen yanınıza ÇÖP POŞETİ de alın, çöpünü bu bölgeye atan eşektir diyeceğiz ama eşeklere hakaret olur.

Bu vadilerde çok fazla fotoğraf çektik, çünkü her nokta ayrı güzeldi. Sizlerle paylaşacağımız fotoğrafları elemekte de çok zorlandık ama yine de çok fazla fotoğraf oldu, idare edin artık 😊

Bu yörede çok sayıda endemik bitki türü de var. Ayrıca gelengi (Anadolu yer sincabı), tavşan, keklik, tilki, güvercin, kaplumbağa, kartal, yabani eşek-at gibi hayvanlarla da karşılaşabilirsiniz. Siz bulaşmadıkça hiçbiri size zarar vermez, anın tadını çıkarın 😊

Meskendir – Güllüdere I – Güllüdere II – Kızılçukur Vadileri’nin rotası. Yıldızlı yer Kızılçukur Seyir Tepesi’ni belirtiyor. Bu seyir terası da Kapadokya’nın mutlaka ziyaret edilmesi gereken noktalarından biri.

 

Kızılçukur Seyir Tepesi: Vadilere başlamadan önce Kızılçukur Seyir Tepesi’ni anlatalım. Buraya Ortahisar’dan ayrılan dar bir yolla ulaşabiliyorsunuz. Ortahisar-Ürgüp anayolu üzerinde “Sunset point / Günbatımı Noktası” diye bir tabela göreceksiniz, işte bu tabela sizi Kızılçukur Seyir Tepesi’ne ulaştıracak. Yolun girişinde ufak bir ücret ödemeniz gerekiyor ama ödeyin, kesinlikle değer. Ayrıca bu yol üzerinde, Meskendir Vadisi’nin girişi de bulunuyor.

Kızılçukur Seyir Tepesi, Kapadokya’da gün batımını en iyi izleyebileceğiniz noktalardan biri. Kapadokya’da gün batarken, peribacaları kızıllaşıp renk değiştiriyor. Biz son güne kadar bu renk değişimlerini bulutlar nedeniyle göremedik. Hava açıksa bu tepeden, renk değişimlerinin seyrine doyum olmuyormuş.

Her gün yüzlerce insan güneşin son dakikalarında buraya akın edip manzaranın tadını çıkartıyor. Tepede, birşeyler yiyip içebileceğiniz bir tesis var ama burada oturmak istemezseniz yanınıza şarabınızı alıp gelmenizi tavsiye ederiz 😊 Tabii ki de çöpünüzü atmanız şartıyla…

Seyir Tepesi, Kızılçukur ve Güllüdere 1-2 vadilerinin son noktasında bulunuyor. Bu nedenle birçok kişi, vadi yürüyüşüne başlamak için bu seyir tepesini tercih ediyor.

Kızılçukur Seyir Tepesi’nden manzara. Hava bulutlu olduğundan peribacalarındaki renk değişimlerini izleyemedik.

Kızılçukur Seyir Tepesi’nden Erciyes Dağı yönünde manzara

 

Meskendir Vadisi: Tüm bu vadiler tek bir alanda toplanmış durumda. Meskendir’i vadilerin anayolu olarak düşünebilir, diğer vadileri de Meskendir’den ayrılan rotalar şeklinde değerlendirebilirsiniz. Meskendir’in kuzey yönündeki girişi Çavuşin yakınlarından, güney yönündeki girişi ise Ortahisar’dan Kızılçukur Seyir Tepesi’ne ayrılan yolun üzerinden başlıyor. Diğer vadileri gördükten sonra Meskendir bizi pek cezbetmedi çünkü çevrenizde güzellikleri görüyorsunuz ama bu güzellikleri daha iyi görebilmek için içerilere girme ihtiyacı duyuyorsunuz. İşte bu içerilere girdiğiniz yerlerde de Güllüdere I, Güllüdere II, Kızılçukur vadileri bulunuyor.

Ama bize “Beni dağ taş uğraştırma, ayaklarım sorunlu zaten, ben düz yol yürümek istiyorum” diyorsanız Meskendir’in Ortahisar yönündeki girişinden girmenizi öneririz. Böylece vadiyi baştan aşağı geçen patikayı takip ederek yokuş aşağı Çavuşin’e ulaşabilirsiniz (Yol boyunca iki-üç tane büfe de var). Ki bizce bu rota, diğer vadilere büyük haksızlık olur.

Meskendir Vadisi yürüyüş rotası önerisi (Ama tek başına bu rotayı önermiyoruz):

tr.wikiloc.com/yuruyus-rotalari/meskendir-vadisi-9715968

Meskendir Vadisi’nde yürürken yan tarafta Güllüdere I, Güllüdere II, Kızılçukur vadilerinin yönlendirme tabelalarını göreceksiniz. Biz görmedik ama Meskendir Vadisi’nin Ortahisar yönünde Meskendir Kilisesi ve güvercinlikler, Güllüdere II-Kızılçukur vadilerinin girişlerinin arasında Zindanönü Kilisesi bulunuyormuş.

Meskendir Vadisi

Peribacalarının renkleri, hava şartlarına göre renk değiştirebiliyor. Meskendir Vadisi’nde yürürken gökyüzünü kaplayan bir bulut, peribacasının rengini mavi-gri tonlarına çevirdi.

 

Güllüdere Vadileri: Güllüdere I ve Güllüdere II vadileri birbirine paralel seyrediyor. Her iki vadinin de birleşip Kızılçukur’la birleştiği rotaya da Güllüdere I-II vadisi deniyor.

Güllüdere I: Meskendir yönünden giriş yaptığınızda Güllüdere I vadisinin başlangıç kısmında peribacaları sizi selamlıyor. Başlangıçta düz ayak olan bu rota, bir süre sonra engebeli bir hâl almaya başlıyor ve asıl şimdi vadiye girdiğinizi daha iyi anlıyorsunuz. Yükseldikçe hem manzara güzelleşiyor hem de tüften oluşan kaygan zeminde yürümeniz biraz daha dikkat istemeye başlıyor.

Güllüdere I rotası üzerinde üç tane kilise bulunuyor: Üç Haçlı Kilise (VI. yüzyıl), Ayvalı Kilise (X. yüzyıl) ve Haçlı Kilise (X. yüzyıl). Bölgedeki kiliselerin ortak özelliği, X. yüzyılda Hristiyan yöre halkını, Müslüman Arap akınlarına karşı saklayıp korumaları. Ama yönlendirme tabelalarının yetersiz olmasından dolayı bu kiliseleri etkin bir şekilde gezemedik. Sadece Haçlı Kilise’yi fark etmemeniz mümkün değil çünkü altında bir büfe bulunuyor. Dilerseniz bu büfede dinlenip manzaranın tadını çıkartabilirsiniz.

Tüm Kapadokya kiliselerinde olduğu gibi Haçlı Kilise de oldukça tahrip durumda ve freskler büyük oranda silinmiş. Bir süre daha bakılmazsa duvarlarda görülen derin yarıklardan kilisenin parçalanacağını tahmin ediyoruz.

Güllüdere I Vadisi’nin Meskendir yönündeki girişinden görüntüler

 

Haçlı Kilise

Haçlı Kilise’nin içi. Tüm Kapadokya kiliselerinde olduğu gibi, bu kilisenin de içinde derin yarık hatları var. Müdahale edilmezlerse yakında gezecek bir kilise bulamayacağız ya da restore etmeleri çok daha maliyetli ve zor olacak.

Güllüdere I vadisinden görüntüler

 

Güllüdere II: Güllüdere II’nin de girişi Güllüdere I’e benziyor ve sizi yine peribacaları selamlıyor. Her iki vadinin de bağlantı yolunun yakınlarında Joachim-Anna Kilisesi ile karşılaşıyorsunuz. Ziyarete kapalı olan bu kilise, oldukça büyük bir kayaya işlenmiş ve çevresindeki kayalar da insanlar tarafından köstebek gibi oyulmuş. Bu arada Joachim ve Anna’nın Meryem Ana’nın babası ve annesi olduğunu belirtelim.

Güllüdere II vadisinin sonlarında Kolonlu Kilise, “Kayakovan” isimli tarihi kaya oyma arılık, kaya içine oyma güvercinlinliklerle karşılaşıyorsunuz. Maalesef yetersiz tabelalar nedeniyle şu ana kadar saydığımız yapıları yine etkili bir şekilde göremedik. Umarız bir gün birileri bu vadilere el atar ve düzgün yönlendirme işaretleri ve tabelaları koyar. Bundan birkaç yıl önce birileri bunu yapmayı denemiş ama sonra kimse ilgilenmediği için tabelalar silinmiş ve bilgilendirme levhaları tahrip olmuş.

Güllüdere II Vadisi

Güllüdere II Vadisi’nden görüntüler

 

 

Güllüdere II Vadisi’nde bulunan Joachim-Anna Kilisesi, Kolonlu Kilise, Kayakovan yapılarından görüntüler. Güllüdere II Vadisi’nin neredeyse her yeri köstebek gibi oyulmuş. Oyulan kayaların miktarına bakılırsa eskiden bu vadide binlerce insanın yaşadığını tahmin ediyoruz.

 

Eski insanlar sadece kayaları oymakla kalmamış, pencerelerin kenarlarına bu tarz ufak işlemeler de yapmışlar.

 

Güllüdere I-II: Her iki Güllüdere vadisinin birleştiği yerden başlayıp, Kızılçukur Vadisi’yle birleşen bu patikaya Güllüdere I-II ismi verilmiş. Bu patika boyunca hem Güllüdere hem de Kızılçukur vadilerinden kesitler görüyorsunuz.

 Güllüdere I-II’den görüntüler

 

Kızılçukur Vadisi: Burası belki de Kapadokya’nın en güzel vadisi. Rengi kızıla çalan ve günbatımıyla birlikte daha da kızıllaşan peribacaları nedeniyle vadiye bu isim verilmiş. Vadi, oldukça girintili-çıkıntılı bir yüzey yapısına sahip. Öyle ki gördüğünüz manzaralar karşısında “Ben başka bir gezegende miyim” diye kendi kendinize sormadan edemiyorsunuz.

 Güllüdere I-II rotasını, Kızılçukur Vadisi’ne bağlayan tuhaf bir bağlantı yolu var. Yol değil de geçit demek daha doğru olacaktır. Bu geçit, kayaların arasına oyulmuş dar bir oyuktan ve dik demir bir merdivenden oluşuyor. Bu geçitten aşağıya indiğimizde kendimizi Kızılçukur Vadisi’ndeki Üzümlü Kilise’nin arkasında bulduk.

 Güllüdere I-II’yi Kızılçukur’a bağlayan geçit ve demir merdiven

Üzümlü Kilise, VIII. yüzyıla tarihleniyor. Kilisenin çevresindeki peribacaları da çeşitli sebeplerle oyulmuş ve bunlar da şaraphane, arılık olaak kullanılmış. Kilisenin yanında güzel bir tesis var. Biz gittiğimizde kapalıydı ama dinlenmek için oldukça güzel bir ortamı var.

 Güllüdere I-II’den Üzümlü Kilise ve Kızılçukur Vadisi. Kilise, aşağıda fotoğrafın ortalarında kahverengi peribacalarında bulunuyor.

 

 Üzümlü Kilise’nin çevresinden görüntüler

 Kızılçukur Vadisi’nden görüntüler. Vadi ismini, kızıl rengine çalan peribacalarından almış. Peribacalarında görülen renk farklılıkları, lav tabakalarının ısı farkından dolayı ortaya çıkmış.

Kızılçukur Vadisi, o kadar girintili-çıkıntılı bir yüzey yapısına sahip ki kendinizi başka bir gezegende hissediyorsunuz. Ama burası şahane bir yer, belki de Kapadokya’nın en güzel vadisi diyebiliriz.

Güllüdere ve Kızılçukur vadileri için yürüyüş rotası örnekleri. Bu coğrafyada siz de kendi rotanızı artık rahatlıkla oluşturabilirsiniz:

Kendi rotamız:

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/kapadokya-gulludere-ve-kizilcukur-vadileri-24722639

 Diğer rota örnekleri:

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/kizilcukur-ve-gulludere-1-vadisi-9878847

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/gulludere-1-vadisi-9046816

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/kizilcukur-vadisi-9746819

 

Çavuşin Vadileri yazımızın devamınında bulunan  Paşabağ-Zelve-Devrent Vadileri hakkında okumak için buraya tıklayınız….

3055total visits,7visits today

Bir Cevap Yazın