Kapadokya Blog 13/21: 2. Bölge – Mustafapaşa & İbrahimpaşa Bölgesi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız “Avanos” için buraya tıklayınız.

Kapadokya Blog 13/21: 2. Bölge – Mustafapaşa & İbrahimpaşa Bölgesi

2. Bölge – Mavi Bölge : Yeraltı Şehirleri ve Soğanlı Vadisi

Kapadokya’daki bölgeleri hatırlayalım

Şimdi de 2. Bölge – Mavi Bölge’yi detaylandıralım:

2. Bölge – Mavi Bölge’nin detaylı haritası

Haritada gösterilen numaralar:

  1. Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi
  2. Mustafapaşa & İbrahimpaşa Bölgesi
  3. Damsa Barajı
  4. Keşlik Manastırı
  5. Sobesos Antik Kenti
  6. Soğanlı Vadisi
  7. Sultansazlığı Milli Parkı
  8. Gümüşler Manastırı

Yeraltı Şehirleri

  1. Kaymaklı Yeraltı Şehri
  2. Derinkuyu Yeraltı Şehri
  3. Mazı Yeraltı Şehri
  4. Özlüce Yeraltı Şehri
  5. Acıgöl Yeraltı Şehri
  6. Tatlarin Yeraltı Şehri

Aynı rota üzerinde bulunan yerlerin birbirine olan mesafesi:

Göreme – 16 kilometre – Mustafapaşa – 5 kilometre – Damsa Barajı – 6 kilometre – Keşlik Manastırı – 7 kilometre – Sobesos – 26 kilometre – Soğanlı Vadisi – 33 kilometre – Derinkuyu – 10 kilometre – Kaymaklı – 26 kilometre – Göreme. Toplam 129 kilometre. Sobesos – Mazı – Kaymaklı – Özlüce arası yolun mesafesi de 29 kilometre.

Mavi turda en popüler noktalar:

  • Mustafapaşa
  • Soğanlı Vadisi
  • Kaymaklı Yeraltı Şehri
  • Derinkuyu Yeraltı Şehri

Biz tabii ki de daha detaylı anlatacağız. Öncelikle 1 numaradaki Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi, 7 numaradaki Sultansazlığı Milli Parkı, 8 numaradaki Gümüşler Manastırı, 13 numaradaki Acıgöl Yeraltı Şehri ve 14 numaradaki Tatlarin Yeraltı Şehri haricindeki yerlerin tamamı aynı rota üzerinde bulunuyor. Mustafapaşa –  Keşlik Manastırı – Sobesos ve Soğanlı Vadisi bizim bir günümüzü aldı. Sonra aynı yoldan geri döndük. Başka bir günde ise Kaymaklı – Derinkuyu – Ihlara Vadisi (3. Bölge’de anlattık) hattını gezdik. Mavi bölgedeki yerlerin tamamını gezmek isterseniz yaklaşık üç gününüzü bu bölgeye ayırmanız gerekiyor. Tabii Mustafapaşa – İbrahimpaşa bölgesindeki vadileri bu üç güne dahil etmiyoruz.

1. Aziz Theodore (Tağar) Kilisesi

Biz bu kiliseye gitmedik çünkü rotamızın çok dışında bulunuyordu. Yeşilöz köyünde bulunan St. Theodore Kilisesi, Ürgüp’e 17 kilometre uzaklıkta ve XI.-XIII. yüzyıllara tarihleniyor.

2. Mustafapaşa & İbrahimpaşa Bölgesi

Mustafapaşa – İbrahimpaşa bölgesinin haritası. Vadiler, uydu görüntülerinde çizgi şeklinde gözlemleniyor.

 

Bu bölgede dört tane vadi bulunuyor. Ancak bu vadilerde hiçbir yönlendirme tabelası yok, dolayısıyla yanınızda bölgeyi biren biri yoksa tek başınıza buralarda gezinmenizi tavsiye etmiyoruz. Tur acentalarının ciple bu vadilerdeki patikalarda gezdiğini duyduk. Ama kendi aracınızla bu patikalara giremezsiniz. Bu nedenle biz de Gomeda Vadisi’nin ufak bir kısmı hariç bölgedeki vadilerin hiçbirini gezemedik.

Ortahisar yazımızdaki panoramik seyir noktasını hatırlayın. Bu seyir noktasının bulunduğu yoldan devam ederseniz yol ikiye ayrılıyor. Soldaki yol Pancarlık Vadisi’ni,  sağdaki yol ise Balkan Deresi Vadisi’ni paralel olarak izliyor. Balkan Deresi Vadisi, Ortahisar’dan başlıyor, İbrahimpaşa’yı geçerek Kavak’a ulaşıyor. Bu vadilerin ikisinde de kiliseler ve manastırlar bulunuyormuş. Kepez, Pancarlık ve Sarıca kiliseleri, Pancarlık Vadisi’nin en çok bilinen yapıları.

İbrahimpaşa yakınlarından bir fotoğraf. Balkan Deresi Vadisi, aşağıda bulunuyor.

Üzengi Vadisi, Mustafapaşa’nın kuzeyinde, Gomeda ve Pancarlık vadilerinin arasında bulunuyor. Aşağıda paylaştığımız yürüyüş rotası önerilerinde Üzengi ve Pancarlık vadileri bir arada bulunuyor. Üzengi Vadisi’nde mağara evler ve güvencinlikler gözlemleniyormuş. Vadide bulunan Damsa Çayı, Mustafapaşa’nın güneyinde bulunan Damsa Barajı’na dökülüyor.

Gomeda Vadisi ise Mustafapaşa’nın batısında bulunuyor ve burası belki de Mustafapaşa-İbrahimpaşa bölgesinde belki de en çok ilgi çeken vadisi.

Mustafapaşa’nın batısında bulunan Gomeda Vadisi’nden görüntüler

Aslında Gomeda Vadisi’ne şans eseri girdik. Amacımız sadece Aziz Basilios (Aios Vasilios) Kilisesi’ni bulmaktı. Navigasyonda kiliseyi bulduk ama bizi kiliseye yaklaştıran Mustafapaşa içindeki sokaklar inşaat halindeydi. Biz de yönümüzü kilisenin kuzeyinde bulunan yola çevirdik. Ancak buradan da kiliseye yaklaşamayacağımızı anlayınca arabamızı Gomeda Hotel’in yakınlarına park ettik ve kiliseye yürümeye karar verdik. Navigasyon programı kiliseyi, Gomeda Hotel’in güneyinde gösteriyordu ama bizim buraya ulaşmamız için aşağıdaki vadiye inmemiz gerekiyordu. Ufak bir tabela, aşağıdaki vadinin Gomeda Vadisi olduğunu söylüyordu ve biz de aşağıya indik.

İçinden Şeytan Deresi’nin aktığı vadi gerçekten çok ilginçti. Hem büyüleyici, hem esrarengiz, hem de biraz ürkütücüydü. Hayalet şehri anımsatan bu vadinin her yeri oyulmuştu ve sanki her an bir oyuktan birileri çıkacak gibiydi. Vadideki kayalar ve peribacaları ise devasa büyüklükteydi. Kendimizi Rodos Kalesi’nin hendeğinde hissettik. Medeniyet bize hem yakındı hem de yoktu. Rodos Kalesi’nde bir çıkış noktası ararken bizle aynı durumda olan üç kişiyle daha karşılaşmıştık ama burada bizden başka kimse yoktu.

Gomeda Vadisi’nin ortamı hem büyüleyici, hem esrarengiz, hem de biraz korkutucuydu.

Aziz Basilios (Aios Vasilios) Kilisesi’nin bulunduğu konuma ulaştığımızda büyük bir hayal kırıklığı yaşadık çünkü kilise yıkılmıştı!!! Hemen internetten kiliseyle ilgili bilgilere baktık, yakın zamana kadar kilise sağlamdı ve yıkıldığıyla ilgili hiçbir haber yoktu. Akşam kaldığımız otelin müdürüyle bu bilgiyi paylaştığımızda çok şaşırdı ve kilisenin yıkıldığını ilk defa duyduğunu söyledi. Kilise muhtemelen yıkılalı birkaç ay olmuştu ve hiçbir yetkili buraya müdahale etmemişti. Kapadokya yazımızın başında yaptığımız eleştirilerden en önemlisi de buydu. Eğer bakmazsak Kapadokya’daki tarihi mirasları tek tek kaybedeceğiz ve bu gidişle Kapadokya’da gezecek tarihi bir yer bulamayacağız.

Böylece buradan da yetkililere Aziz Basilios (Aios Vasilios) Kilisesi’nin yıkıldığını duyuralım. Umarım en kısa zamanda gereken yapılır ama hiç sanmıyoruz… Yanılmayı diliyoruz…

Gomeda Vadisi’nde bulunan Aziz Basilios (Aios Vasilios) Kilisesi yakın zamanda yıkılmış!!!

Aziz Basilios (Aios Vasilios) Kilisesi’nin haritadaki yeri:

Balkan Deresi Vadisi yürüyüş rotası önerisi:

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/trekinturkey-kapadokya-babaya-ortaya-balkan-deresi-vadisi-hiking-24-9-2016-14848879

Pancarlık ve Üzengi yürüyüş rotası önerileri:

https://tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/ortahisar-mustafapasa-9547413

https://tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/ortahisar-urgup-uzengi-19860666

Gomeda Vadisi yrüyüş rotası önerileri:

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/gomeda-vadisi-9975043

tr.wikiloc.com/gezi-yuruyus-rotalari/gomeda-vadisi-gomeda-valley-fedai-16552709

tr.wikiloc.com/dag-bisikleti-rotalari/gomeda-vadisi-23801221

 

Şimdi Mustafapaşa (Sinasos)’ya gelelim…

Mübadeleye kadar Mustafapaşa, bir Rum Ortodoks kasabasıymış ve kasabanın adı ise “Sinasos”muş. Rumlar buraya şahane kapılı güzel taş konaklar inşa etmişler. Bu nedenle Sinasos’un / Mustafapaşa’nın mimarisi, diğer Kapadokya yerleşimlerinden biraz daha farklı. Taş konakların çoğu günümüzde otele, restorana çevrilmiş. Sırf bu konakların kapılarını görmek için bile Mustafapaşa’da bir tam gününüzü harcayabilirsiniz…

Eski bir Rum kasabası olan Sinasos’ta / Mustafapaşa’da çok sayıda konak, taş ev ve mağara bulunuyor.

Mustafapaşa’nın merkezinde bulunan Maraşoğlu Köprüsü (1865). Köprünün yakınlarında bulunan Old Greek House’ta Asmalı Konak dizisinin bazı bölümleri çekilmiş.

Sinasos/ Mustafapaşa, sadece konaklarıyla ve taş evleriyle değil, kapılarıyla da bilinen bir yer. Bu kapıları keşfetmek için bile bir tüm gününüzü harcayabilirsiniz.

Mustafapaşa’nın merkezinde iki önemli tarihi bina var. Biri Mehmet Şakirpaşa Medresesi, diğeri Eleni (Konstantin Eleni) Kilisesi (1729).  Mehmet Şakirpaşa Medresesi, 1900 yılında Osmanlılar tarafından inşa edilmiş ve günümüzde bu bina, Kapadokya Meslek Yüksekokulu tarafından kullanılıyor. Eleni (Konstantin Eleni) Kilisesi ise 1729 yılında tamamlanmış ve Kapadokya bölgesinde kaya içinde oyulmamış az kiliseden biri.

Mehmet Şakirpaşa Medresesi

Konstantin Eleni Kilisesi

Mustafapaşa merkezin 600 metre uzağında çok güzel bir müze sizi bekliyor: Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi – Büyük Sinasos Konağı. “Bebek Müzesi” olarak da anılan bu yeri de mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. Çünkü içeride binlerce el yapımı bebek bulunuyor ve Türkiye’nin ilk el yapımı bebek müzesi olarak da biliniyor.

Özel bir müze statüsünde olan Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi, 1850’li yıllarda inşa edilen Büyük Sinasos Konağı’nın içinde bulunuyor. Konak, yeni sahiplerine kavuştuktan sonra, orijinaline uygun olacak şekilde restore edilmiş. Burası hem müze hem otel hem de kafe olarak işletilen bir yer. Müzede duvar resimleri, pencereler, iç avlu, renkli ahşap kapılar, dolaplar ve sedirler, taş işlemeler ilk günkü zerafetiyle sizinle buluşuyor.

Müzenin sahipleri kendi yaptıkları bebeklerle ve aldıkları hediye bebeklerle gün be gün müzeyi daha da zenginleştiriyorlar. Tabii bunu kendi imkanlarıyla, kendi emekleriyle yapıyorlar. Konak da inşa edilirken her türlü estetik ve fonksiyonel unsurlar göz önünde bulundurulmuş. Mesela, yeraltında bulunan katlar, hava oldukça sıcak olduğu halde serindi. Havalandırma tünellerinin ise, alt katlarda rutubetin oluşmasını engellediğini öğrendik. O kadar teknolojik gelişme olmasına karşın günümüzde inşa edilen evlerde hâlâ rutubetin olması ve evlerimizi ısıtmak için tonla elektrik/yakıt harcamak zorunda olmamız bir yana, 170 yıl önce yapılan bu evde hiçbir rutubet ve ısı sorununun olmaması hayret verici. Dolayısıyla konağın ilk ve son sahiplerinin verdiği ortak emekler, neticenin şahane olmasına neden olmuş. Buradan hepsine teşekkür etmek istiyoruz.

Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi – Büyük Sinasos Konağı. Nam-ı diğer “Bebek Müzesi”

Müzeden görüntüler. Her bebeğin ayrı bir hikayesi var, dinlemenizi tavsiye ederiz.

Kapadokya’nın ünlü kişileri. Soldan sağa: Nevşehirli Damat İbrahim Paşa, Karavezir Mehmet Paşa, Dellalzade Hacı Osman Efendi, İsmail Hakkı Atamulu.

Müzenin koleksiyonu sadece müze sahiplerinin kendi yaptıkları bebeklerle değil, hediye edilen bebeklerle de zenginleşmeye devam ediyor.

Konağın iç avlusundan görüntüler

Avludaki kafeden Mustafapaşa manzarası

Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi – Büyük Sinasos Konağı. Nam-ı diğer “Bebek Müzesi”nin haritadaki yeri:

Mustafapaşa’da gezerken Aziz Grigorius Kilisesi’ni aradık ama bir türlü bulamadık. Meğer kilise Saklı Vadi (Baltanın Yeri) olarak bilinen yerdeymiş. Yeri de Kapadokya Sanat ve Tarih Müzesi’ne oldukça yakınmış. Biz buranın müzeye bu kadar yakın olduğunu bilseydik mutlaka giderdik. Gidemediğimiz için içimizde kalan yerlerden biri oldu.

Mustafapaşa’da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri de Manastır Vadisi Açık Hava Müzesi. Burası gezmek için oldukça keyifli bir yer. Müzenin girişine aracınızı park ettikten sonra rengarenk peribacalarından oluşan bir vadi içine giriyorsunuz ve vadinin girişinde patika ikiye ayrılıyor. Her iki patika da kısa bir yürüyüşle bitiyor ve yol üzerinde kayaların/peribacalarının içine oyulmuş beş tane kilise ile karşılaşıyorsunuz: Aziz Stefanos Kilisesi, Aziz Nikola Manastırı, Aziz Yuhannis Theologos Kilisesi, Aziz Yuhannis Prodromos Vaftizci Yahya Kilisesi ve Azize Barbara Kilisesi. Bu yapıların arasında en ilgi çekici olanı Aziz Nikola Manastırı. Çünkü bu manastırın yarısı kayaların içinde, yarısı ise bildiğimiz bina şeklinde. Ancak gittiğimizde müze düzenlemesi yapılıyordu, birçok yerde moloz yığınları vardı ve kiliseler kapalıydı. Ama yine de ortam oldukça güzeldi.

Manastır Vadisi Açık Hava Müzesi, rengarenk peribacalarının arasına serpiştirilmiş beş kilisenin bulunduğu bir vadi.

Azize Barbara Kilisesi

Aziz Nikola Manastırı, müzenin en ilgi çekici yapısı. Yarısı kayadan yarısı taştan oluşuyor.

Yazımızın devamı olan “Mustafapaşa – Soğanlı Arası” için buraya tıklayınız…

6585total visits,16visits today

Bir Cevap Yazın