Kapadokya Blog 3/21: Kapadokya’da Ne Yapılır?

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

 

Kapadokya Blog 3/21: Kapadokya’da Ne Yapılır?

 

Kapadokya’da Ne Yenir, Ne İçilir?

Kapadokya bölgesi yemek konusunda biraz pahalı bir yer. Bölgede çok sayıda şık restoran var ve salaş yer sayısı oldukça az. Bu da fiyatların biraz yukarıya çekilmesine neden oluyor. Ama restoranların çoğunun ambiyansı çok güzel.

Kapadokya’nın en çok sevilen yemeği testi kebabı. Ancak bu yemeği yapan çoğu yer önceden sipariş istiyor. Çünkü et, soğan, domates harcının kapalı bir testinin içinde birkaç saat pişmesi gerekiyor. Sonra da testi önünüzde kırılarak içindeki yemek tabağınıza dökülüyor. Biz, testi kebabını yirmi dakikada pişiren bir yerle de karşılaştık ama gelen yemek bizi hüsrana uğrattı, bilginiz olsun. Bu nedenle testi kebabı yemeye niyetlenirseniz, birkaç saat pişiren iyi bir yerde yemenizi tavsiye ediyoruz.

Onun haricinde çömlek fasülyesi, sütlaç, soğan dolması, aside tatlısı, sac tava, düğün çorbası, tandır ve güveç de bölgenin sevilen yemeklerinden.

Kapadokya’da üzüm yetiştiriciliği ve şarapçılık da oldukça yaygın. Uçhisar’da bulunan Kocabağ, Ürgüp’te bulunan Turasan firmaları ise bölgenin şarap tekelleri. Biz, biraz daha az turistik diye Kocabağ’ı tercih ettik ama tercih tabii ki de size kalmış.

Yörede poşetler içinde satılan bir toz da göreceksiniz. Yöre halkı hazırlanan bu toz karaduttan yapılıyor ve hem sıcak hem de soğuk suya karıştırılarak içiliyor. Birçok rahatsızlığa iyi geldiği iddia edilse de sırf tadı için bile bu tozdan alınabilir.

Normalde yazılarımızda yer tavsiye etmeyi çok sevmiyoruz ama bir istisna yapıp Seyyah Han’dan bahsedeceğiz.

Çavuşin’de bulunan Seyyah Han Restoran, yemekleriyle ve ambiyansıyla oldukça başarılı bir yer. Uzun süredir yemediğimiz kadar lezzetli etleri burada yedik ama bizi asıl etkileyen Seyyah Han’ın işletmecisi Boşnak kökenli Softić ve eşi Burcu Hanım’dı. İkisi de o kadar tatlı insanlar ki sırf onlarla tanışmak için bile buraya bir akşam yemeğine gelebilirsiniz. Haftanın belli günleri burada canlı müzik de yapıldığından, gitmeden önce rezervasyon yaptırmanızda fayda var yoksa yer bulamadan geri dönebilirsiniz. Ama mutlaka Softić’le ve Burcu Hanım’la tanışın, selamımızı da söyleyin 😊

Seyyah Han

 

Kapadokya’da Nerede Kalınır?

Kapadokya’nın çekirdeğini oluşturan bölgede bile altı tane yerleşim yeri bulunuyor: Ürgüp, Avanos, Göreme, Uçhisar, Ortahisar ve Çavuşin. Dolayısıyla nerede kalacağım sorusu beyninizi tırmalayabilir çünkü gezeceğiniz coğrafya oldukça büyük. Aslında hepsi birbirinden güzel yerler ama Ürgüp ve Avanos bölgenin en büyük yerleşimleri. Dolayısıyla buralar biraz daha şehir havasında. Ürgüp merkezde birkaç tane peribacası var ama Avanos merkezde hiç peribacası yok. Avanos’u da güzel yapan en önemli şey ise Kızılırmak Nehri. Daha büyük yerler olduğundan Kapadokya’yı deneyimlemek için biz Ürgüp ve Avanos’u tercih etmedik. Ortahisar da sevimli bir yer ama biz nedense konaklamak için oraya çok ısınamadık. Sanırız bize yerleşimi biraz karmaşık geldi.

Göreme, Kapadokya’nın tam kalbinde bulunuyor ve bölgenin en popüler yerleşimi. Hava karardıktan sonra diğer yerleşimler inzivaya çekilirken, Göreme sokakları şık restoranları ve mekanlarıyla renklenmeye başlıyor. Ama buradan da bir sahil kasabası gibi bir gece hayatı sakın beklemeyin, yok. Hatta Kapadokya’nın hiçbir yerinde gece hayatı yok. En fazla canlı müzik yapan bir kaç yer bulabilirsiniz, o kadar. Göreme, konaklamak için aslında güzel bir yer ama biz fazla popüler olduğu için yine çok tercih etmedik. Bu nedenle konaklamada Göreme, bizim için üçüncü sırada kaldı.

Bize göre konaklamada birinci ve ikinci sırada Uçhisar ve Çavuşin yer alıyor. Bu iki yer hem oldukça sakin hem de Kapadokya’nın merkezinde. Özellikle Uçhisar bölgesi, Kapadokya’nın en yüksek noktasında bulunuyor. Tüm bu nedenlerden dolayı biz Uçhisar’da konaklamayı tercih ettik. Ama tabii zevkler ve renkler değişebilir, birçok kişi Göreme’yi daha merkezi olduğu için tercih edebilir. Size kalmış.

Biz Uçhisar’da Hermes Cave Hotel’de kaldık (Hermes Cave’in fotoğraflarını Uçhisar başlığında paylaştık. Görmek için buraya tıklayınız.). Normalde çok memnun kalmadıkça konakladığımız ve yemek yediğimiz yerleri önermeyiz ama Hermes Cave, bu konuda övgüleri hakediyor. Öncelikle otel işletmecisi ve personeli çok ilgili ve sıcakkanlıydı. Bizi rahat ettirmek için ellerinden geleni yaptılar ve gezilerimizde çizeceğimiz rotalar konusunda önerilerde bulundular. Böylece daha kısa sürede daha çok yer görmemize yardımcı oldular. Ayrıca otelin konumu şahaneydi. Üst katta birkaç oda tarafından paylaşılan bir balkonları bulunuyor ve bu balkonla odalar direkt Uçhisar Kalesi’ne bakıyor.

Bu arada beş yıldızlı otellere karşı alerjimiz olduğunu belirtmemiz gerekiyor. Bu nedenle konakladığımız hiçbir yerde şu ana kadar yıldızı bol yerlere bakmadık, zorunda kalmadıkça bakmayacağız da. Hermes Cave’den beş yıldızlı bir otelin imkanlarını aramak hata olur. Dolayısıyla odanıza tıkılıp kalacaksanız ve çevreyi keşfetmeyecekseniz Hermes Cave’de kalmayın. Ama Kapadokya ruhunu yaşamak isteyenler için burası kalmak için harika bir yer, şiddetle öneririz.

Kapadokya’daki yerleşim yerleri

Bu altı yerleşim yeri haricinde İbrahimpaşa ve Mustafapaşa’dan da bahsetmekte fayda var. Bu iki yer de Kapadokya’ya yakın konumlanmış durumda ve aracınız varsa konaklamak için alternatif olabilirler. Nevşehir’de ise konaklanmasını önermiyoruz çünkü burada Kapadokya’nın ruhunu hiç yaşayamayacaksınız. Tabii bu yine bir tercih meselesi.

 

Kapadokya’da Hangi Aktiviteler Yapılabilir?

Kapadokya’da yapılacak çok sayıda aktivite var. Bunları sıralarsak:

  • Balona binmek,
  • Türk gecelerine katılmak,
  • Semazen izlemek,
  • ATV’ye binmek,
  • Jeep Safari yapmak,
  • Ata binmek,
  • Deveye binmek,
  • Çanak-çömlek yapımını izlemek ve denemek.

Bu aktivitelerin hepsine ulaşmak oldukça kolay. Her yerde karşılaşacaksınız, adım başı size bu aktivitelerden birini satmaya çalışan birileri olacak, merak etmeyin.

Dikkat ettiyseniz gece hayatı ile ilgili hiçbir şey söylemedik çünkü Kapadokya bölgesinde böyle bir seçenek yok. Olmamalı da zaten, bölgenin ruhuna aykırı olurdu. Diskoya, bara gitmek istiyorsanız sınırsız sayıda sahil kasabası bulunuyor. Gün içinde yapacağınız geziler sizi o kadar çok yoruyor ki akşam yattığınız yeri çok iyi biliyorsunuz. Zaten hava karardıktan sonra neredeyse her yer ölüyor. Sadece Göreme’nin merkezi biraz canlanıyor ama o canlanma da en geç geceyarısında sonlanıyor.

Size şaşırtıcı birşey söyleyelim mi? Biz bu aktivitelerden sonuncusu hariç hiçbirini yapmadık ve yapmaya da ihtiyaç duymadık!

Nedenlerine gelirsek:

Balon konusunu ayrı bir başlık altında anlatacağız. Türk gecelerinde yemekli ve yemeksiz seçenekler var ama bize çok turistik geldi ve ilgimizi çekmedi. Bu geceler genelde semazenle başlıyor, yöresel halk oyunlarıyla devam ediyor, en son da bir dansöz çıkıyor. Bu esnada yabancılar sahneye çıkartılıp onlara göbek attırılıyor. Yabancı olsak ilgimizi çekebilir ama bizim hiç ilgimizi çekmedi.

Semazenler de ilgi çekici olabilirdi ama Euro ile fiyat vermeselerdi 😊 Pek de ucuz değiller.

ATV, Jeep Safari, at ve deve seçenekleri de var ama biz zaten Kapadokya’nın merkezindeki en güzel vadileri yürüyerek gezdik. En güzel vadileri de sadece yürüyerek tırmanabiliyorsunuz çünkü bazı yerlerde ani iniş-çıkışlar olabiliyor ve bu dört seçenek bunları yapamaz. Bu nedenle bu aktivitelerin hepsi daha düzlük alanlardaki vadilerde gerçekleştiğinden hiçbirine ihtiyaç duymadık.

Çanak-çömlek yapımını özellikle istedik çünkü alternatifi olmayan bir deneyim. Bu konuda Avanos’ta ve Çavuşin’de çok sayıda yer bulunuyor. Hem ustanın bir kalıp çamurdan nasıl bir anda harikalar yarattığını gözlemleyebiliyorsunuz hem de siz ufak bir ücret karşılığında aynı kalıp çamuru mındar edebiliyorsunuz 😊

 

Kapadokya’da Balon Mevzusu

Kapadokya’da balona binmek hep pahalı bir aktivite olmuştur ama 2018 yılı itibariyle tüm balon firmaları tek bir çatı altında toplandı ve sabit fiyat politikası uygulanmaya başladı. Fiyat konusunu çok fazla didikledik ve bir sürü acentadan belki daha düşük fiyata buluruz diye şansımızı denedik ama eskiden biraz daha uyguna fiyatlar bulunabiliyorken artık bu konuda taviz gösterilmediğini gördük.

Fiyatlar Euro’ya sabitlenmiş durumda ve kişi başı 120-130 Euro arasında ücret isteniyor. Dolayısıyla iki kişi balona bindiğinizde bir vatandaşımızın asgari ücretini bir saatlik bir keyfe/riske gömmüş oluyorsunuz. Bize bu yeni sistem aşırı acımasız geldi çünkü 130 Euro bile olsa Batılı birine bu fiyatlar çok ütopik gelmeyecektir ama sürekli zebil olan paramız için bu rakamlar çok uçuk. Dolayısıyla bu uygulamayı başlatan şahsiyetler, yerli turistin balona binmesini engelliyorlar. Kendi ülkemizin imkanlarını ise çoğunlukla yabancılar kullanıyor. Az önce keyif sözcüğünün yanına “risk” de yazdık. Gün doğumunda balonların kalkışını izlerken bazı balonların oldukça fazla yükseldiğini, bazılarının ise bizim seyir yaptığımız tepeden çok daha alçaklarda kaldığını gördük. Yine kimi balon tam peribacalarının üzerinde gezerken, kimisi alakasız yerlere gidiyordu. Sonradan bunun tamamen şans olduğunu öğrendik. Hadi diyelim paraya kıydınız, 260 Euro iki kişiye bayıldınız, sonra balonunuz yükselmeyebilir, yükseldiğinde ise peribacalarının yerine patates tarlalarının üzerine gidebilir. Bu durumda ücrette iade talep edemiyorsunuz. Dolayısıyla bu kadar parayı riskli bir keyfe gömmek yerine, çıkın bir seyir tepesine beleşe manzaralarını izleyin. Bırakın İngilizler, Almanlar, Japonlar size yukarıdan el sallasın, zaten balon firmalarının başındaki asıl firma sizin bu balonlara binmenizi istemiyor.

Acentalardan hepsine açık açık dedik, verdiğiniz bu fiyatlar dudak uçuklatıcı ve saçma diye. Bir tanesinden şöyle bir cevap aldık “Haklısınız. İnsanlar Ankara’dan İstanbul’dan turlarla geliyorlar ve toplam tura bir saatlik balondan daha az para ödüyorlar. Böyle bir durumda neden balona binsinler ki. Biz de fiyatların düşmesini istiyoruz ama merkez buna müsaade etmiyor ve bize ciddi yaptırımlar uyguluyorlar”. Bu nedenle size sadece balonları izlemenizi önereceğiz (Bir sonraki başlıkta balonları nerelerden izleyebileceğini yazdık).

Balonlar, gün ağarmadan önce şişirilmeye başlanıyor. Balonlar şişirilirken verilen gazın yarattığı alevler, çok ilginç bir manzaranın ortaya çıkmasına neden oluyor ve güneş yüzünü ilk gösterdiğinde balonların çoğu çoktan havalanmış oluyor. Balon deneyimi bir saat sürüyor. Dolayısıyla bu tarifsiz güzellikteki manzarayı izlemek için sabah çok erken uyanmanız gerekiyor. İnsanlar da üşenmeden güneş doğmadan seyir tepelerindeki yerlerini alıyorlar ama katlandığınız bu zahmete değecek, emin olun. Sadece bölgede karasal iklim hakim olduğundan, sabaha karşı hava oldukça soğuk olabiliyor, sıkı giyinmenizi öneririz.

Aydın Kırağı / Aşıklar Tepesi’nden balon manzaraları

Uçhisar’dan balon manzaraları

Bu arada balonların uçuşu için havanın oldukça durgun olması gerekiyor. En küçük bir rüzgarda seferler iptal ediliyor ve balona bineceklerin ücretleri iade ediliyor ya da başka güne aktarılıyor. Dolayısıyla bir seyir tepesine çıkmadan bir gün önce hava durumunu kontrol etmenizde fayda bulunuyor. Yoksa sabahın köründe boşu boşuna uyanırsınız 😊

Balonlar nereden kalkıyor sorusuna ise cevap vermek çok zor ama çoğunluğunun Göreme, Çavuşin ve Zemi Vadisi’nin düzlük alanlarından hareket ettiğini söyleyebiliriz. Balonun şişirilme esnasında da seyirci olabilirsiniz ama balona çok yaklaşmanıza müsaade edeceklerini sanmıyoruz. En güzeli yüksek bir yerden hepsini birden görmek.

Kapadokya’da balonların sabit bir kalkış yeri yok ama çoğunlukla kalkış yaptığı bölgeler şunlar oluyor: Göreme-Çavuşin bölgesindeki düzlük alanlar ve Zemi vadisinin düzlük alanları.

 

Kapadokya’daki seyir yerleri:

Hem gün batımını izlemek hem de güneşin doğuşundan önce balonları seyretmek için en güzel noktalar şunlar:

  • Göreme Panorama
  • Uçhisar’ın yüksek noktaları
  • Aydın Kırağı & Aşıklar Tepesi
  • Çavuşin Tepesi
  • Kızılvadi panorama noktası

Kapadokya’da bulunan seyir yerlerinin konumları

 

Yazımızın devamı olan “Kapadokya’da Gezme Rehberi” için buraya tıklayınız…

4544total visits,20visits today

Bir Cevap Yazın