Karadeniz Blog 1/6 – Türkiye’nin İsviçre’si: Doğu Karadeniz

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Blog 1 – Türkiye’nin İsviçre’si: Doğu Karadeniz

Doğu Karadeniz, şüphesiz ülkemizin en yeşil bölgesi. Aslında bu bölgeye Artvin de dahil ama biz sizle sadece Rize ve Trabzon’u paylaşabileceğiz. Bu bölgeyi de çok sevdiğimiz dostlarımız ve aileleri sayesinde görebildik, deneyimleyebildik. Kendilerine buradan teşekkür ediyoruz 😊

Doğu Karadeniz tatilimizi planlarken ise komik bir diyalog yaşadım. Çalıştığım iş yerinde ben hariç neredeyse herkes Karadenizliydi ve tatil planladığımı gören bir çalışan, Egeli olan bana şu soruyu sordu “Tatile nereye gidiyorsunuz? Bodrum’a mı, Marmaris’e mi, Fethiye’ye mi?”. “Rize” dediğimde “Siz delirdiniz mi oraya tatile mi gidilir!” diye bir cevapla karşılaştım 😊 Bir Karadenizli için Ege kıyıları ne kadar ilginçse, bir Egeli için de Karadeniz kıyıları en az o kadar daha ilginçtir. Ege’de de yemyeşil dağlar, ormanlar vardır ama Karadeniz’deki kadar büyük alanlarda bu kadar yoğun ormanlara rastlanmaz. Bir Egeli için ayrı bir diyardır Karadeniz. Neredeyse tüm Egeliler Karadeniz’i merak eder, oraları görmek ister. Ve gerçekten de Karadeniz, o ana kadar gördüğüm en yeşil yerdi. Sonra Bali’ye gittik ve daha da yeşil yerlerin olabileceğini gördük, orası ayrı 😊 Ama Bali’yle Karadeniz’i karşılaştırmak doğru değil çünkü iki yerin de iklimi birbirinden çok ama çok farklı.

Bu arada özellikle Karadeniz için “Türkiye’nin İsveçre’si” tabirini kullandık. Çünkü tüm dünya İsveçre’deki Alp Dağları’nı bilirken, Türkiye ile ilgili tek bilinen yerler İstanbul, Batı-Güney sahilleri ve Kapadokya. Halbuki Türkiye bu coğrafyalarla sınırlı bir ülke değil ve çok daha büyük bir turistik potansiyel barındırıyor. Belki Karadeniz dünyaya “Türkiye’nin İsveçre’si” diye tanıtılırsa insanların daha çok ilgisini çekecektir diye düşünüyoruz. Zamanla tanındığında ise direkt “Karadeniz” deriz ve İsviçre kelimesini de defederiz 😊

Şimdi Karadeniz seyahatimiz başlasın…

Uçağımız Trabzon Havalimanı’na yaklaşırken pencereye iyice yapışmıştık. Dağlar, yoğun gür ormanlarıyla kaplıydı, ormanların arasındaki evler ise birbirinden oldukça uzaktı. Karadeniz’de şehir merkezleri haricinde bir araya gelmiş ev grubu bulunmuyordu. Doğu Anadolu Bölgesi’ni Karadeniz’den ayıran Doğu Karadeniz Dağları (Pontus Dağları olarak da biliniyor), ilginç tezatlıklar meydana getiriyordu. Dağların kara tarafı olan Doğu Anadolu kurak ve kahverengiydi. Denize bakan kısımları ise bulutlu ve yemyeşildi. Dağların zirvesi, iki farklı coğrafyayı ve iklim şartlarını bıçakla kesiyordu sanki.

Doğu Anadolu Bölgesi’ni Karadeniz’den ayıran Doğu Karadeniz Dağları’nın zirvesi, iki bölgeyi birbirinden bıçak gibi ayırıyor ve bu ayrılma uydu görüntülerinden bile belli.

Uçaktan çektiğimiz bir fotoğraf. Samsun civarları.

 

Uçaktan indiğimizde ise mevsimlerden yaz olmasına rağmen (O sıralarda Ege kıyıları kırk derece civarındaydı), hava fazla sıcak değildi ama yoğun bitki örtüsünden ve bulutlardan dolayı oldukça nemliydi. Zaten Karadeniz’i ziyaret etmek istiyorsanız en uygun dönem yaz aylarıdır. Böylece tepelerdeki yaylalara çıkabilir, doğanın keyfini daha güzel sürebilirsiniz. Yaz bittiğinde ise dağlarda hava aşırı soğuduğundan şehir merkezleri dışında bir yere gitmeniz pek mümkün olmayacaktır. Zaten Doğu Karadeniz’de de yerleşimin çok büyük bir kısmı, daha ılıman olan sahil bandındadır. Dağ tarafındaki yerleşimler ise ya çok küçüktür ya da mevsimseldir.

Doğu Karadeniz’i ziyaret etmek için en uygun mevsim yazdır ama yazın bile hava şartları çok değişkenlik gösterebilir. Sultan Murat Yaylası’nda çektiğimiz bu fotoğrafta, tırmanışa güneşli bir havada başladık ve birden gökyüzü yoğun bulutlarla kapandı.

Yazın Ege sahillerinde görmeye alışık olmadığımız bulut ve yağmur manzaraları, Doğu Karadeniz’in rutini arasında. Ağustos’ta gitmemize rağmen üst üste yirmi altı gün yağmur yağdığını öğrendik. Zaten başka türlü bu coğrafyalar bu kadar yeşil olamazdı.

 

Havalimanından kaldığımız yere giderken doğa karşısında büyülendik. Her yer yemyeşildi, dağların arasından gür sular akıyordu ve toprak bir alan görmek mümkün değildi. Yol kenarlarından bile yeşillik çıkıyordu. Ülkemizin gerçekten muhteşem bir yer olduğuna tekrardan kanaat getirdik. Ülkemiz, büyüklüğüne göre gerçekten de çok fazla ekoçeşitlilik içeriyor.

Doğu Karadeniz’de her yerden sular akıyor ve yine her yer yemyeşil. (Fotoğraflar, Rizeden).

 

Biz, Rize’nin Güneyce bölgesindeki bir köyde kaldık. Bir tarafı aslen Rizeli olan dostlarımız ise bize harika bir Karadeniz deneyimi sundu. Alt katı taştan, üst katı ahşaptan olan geleneksel bir köy evinde kaldık, yemeklerimiz ve çayımız kuzinede odun ateşinde pişti, her sabah kuş sesleriyle ve tertemiz havayla uyandık.

Geleneksel Karadeniz evlerinin alt katı taştan, üst katı ahşaptan olur.

Böyle bir kuzinede pişen yemekler yediğiniz yemeği, içtiğiniz çayı daha da lezzetli yapıyor.

Her sabah böyle bir manzarayla uyanmak insanı cennette hissettiriyor (Fotoğraf, Güneyce-Rize’den).

 

Gezi notlarımıza başlamadan önce Trabzon-Rize bölgesi hakkında biraz bilgi vermek istiyoruz. Çünkü bir bölgeyi daha iyi anlayabilmek için geçmişini de iyi bilmek gerekiyor.

Not: Gezi sayfamızda kullandığımız fotoğrafların bir kısmı bize, bir kısmı ise bize bu gezimizi çok güzel hale getiren üç dostumuza ait. Tam olarak hangileri bize, hangileri onlara ait bilemiyoruz ama fotoğrafların tamamı hepimizin ortak ürünü 😊

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

4726total visits,2visits today

Bir Cevap Yazın