Karadeniz Blog 4/6: Sümela Manastırı, Trabzon

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 4: Sümela Manastırı

Orijinal adı Panagia Sumela (Παναγία Σουμελά) olan manastır, Bizanslılar tarafından IV. yüzyılda inşa edilmiş. Panagia, “Tanrı’nın Annesi (Meryem Ana), bakire, madonna” anlamlarına gelirken, Sumela “Mela(s) Dağı’ndaki” anlamına geliyor. Melas Dağı ise günümüzde Karadağ olarak isimlendiriliyor.

Sümela Manastırı’nın farklı açılardan, uzaktan görüntüsü (Bölge, Altındere Vadisi Milli Parkı olarak da isimlendiriliyor)

 

Manastırın çevresi muhteşem güzellikteki ormanlarla kaplı (Altındere Vadisi Milli Parkı)

 

Meryem Ana’ya adanmış olan bu Rum Ortodoks manastırı, 1150 metre yüksekliğinde bulunuyor ve bir kayanın içine oyulmuş. Keşişler için bir inziva köşesi olan bu yer, kurulduğu günden XX. yüzyılın başlarına kadar işlevini sürdürmüş. Osmanlı devrinde manastır hayatına müdahale edilmemiş ancak bölgede İslamiyet hakim hale gelince, yörede gizli Hristiyan köyleri oluşmuş. 1916 yılındaki Rus işgalinden sonra yeni bir Pontus Devleti kurmak isteyen Rumlar, Sümela’yı karargah olarak kullanmışlar.

Cumhuriyet ilk yıllarında çıkan Nüfus Mübadelesi Yasası ile bölgedeki Rumlar, Yunanistan’a göç ettirilmiş. Yunanistan ana karasına göç eden Karadenizli Rumlar, Veria (Βέροια)’nın Kastania (Καστανιά) bölgesine (Bu arada kastania, Yunanca’da kestane demek 😊) yine Panagia Sumela isimli bir kilise inşa etmişler. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de her yıl Ağustos ayında buradaki Rumlar, Trabzon’daki Sümela Manastırı’nda yaptıkları gibi şenlikler düzenlemektedirler.

Trabzon’daki Sümela Manastırı ise Kapadokya kiliseleri tarzında yapılmış. Kayaların içine oyularak kilise, şapeller, mutfak, misafirhane, öğrenci odaları, su kemeri oluşturulmuş. Kilisenin içi ise fresklerle kaplı. Bu fresklerde Meryem Ana, İsa’nın doğuşu, Adem & Havva, melekler ve havariler resmedilmiş. Maalesef bazı “haddini bilmezler” bu fresklerin üzerine isim yazmışlar (Şu olur olmadık her yere isim yazma hastalığı nedir biri bize bu kafa yapısını açıklasın, hele de bir tarihi eserin üzerine!) hatta kendilerince günah gördüğü için kasıtlı olarak tırpanla fresklere zarar vermişler!

Sonradan manastır ve freskleri koruma altına alınmış ama olan olmuş artık. Biz de “Zararın neresinden dönsek kârdır” diyerek kendimizi avuttuk ve bu güzel yapının keyfini sürdük…

Manastırın girişinden görüntüler

 

Sümela Manastırı’ndan görüntüler

 

Sümela Manastırı’nda bulunan freskler

 

Manastırda zarar verilmiş olan freskler

 

Bu arada “Sümela gibi bir yapıt dünyada tektir” diye düşünürken, daha büyük bir yerin daha varlığını öğrendik. Birçoğunuz Yunanistan’ın Halkidiki bölgesini duymuşsunuzdur. Halkidiki, özellikle plajlarıyla bilinen bir yer ve dünya üzerinde birçok firma bu bölgeye tur düzenler. Yarımada şeklindeki Halkidiki’den çatal şeklinde üç tane daha yarımada Ege Denizi’ne doğru uzanır: Kassandra, Sithonia, Athos yarımadaları.  Kassandra ve Sithonia, her yıl kendine yüzbinlerce turist çekiyor ama Athos’un durumu tamamen farklı:

Karadenizli Rumların mübadele sonra Yunanistan’da inşa ettiği Panagia Sümela Kilisesi’nin ve Halkidiki ile yarımadalarının haritadaki yerleri.

 

Athos, oldukça engebeli bir araziye sahip ve yarımadanın ortasında kutsal kabul edilen Athos Dağı bulunuyor. Halkidiki ile ilgili gezilecek yerleri araştırken Athos’ta çok sayıda ilginç manastırla karşılaştık. Uydudan yaptığımız araştırmalarda bu bölgeye bir karayolu bağlantısı göremeyince garipsedik ve bölgeyi daha fazla didiklemeye başladık.  Araştırdıkça daha çok şaşırdık çünkü gerçekten de yarımadaya karayolu bağlantısı bulunmuyordu ve bölgede Sümela Manastırı ile yarışacak muhteşem güzellikte manastırlar vardı!

Athos’a gerçekten de sadece deniz yoluyla ulaşılabiliyormuş. Ama buraya gitmek için önce izin belgesi çıkartmanız gerekliymiş. Daha da ilginci, bölgeye kadınların ve çocukların girmesi yasak! Hatta bölgeye dişi kediler ve bazı dişi kuş türleri haricinde hiçbir dişi hayvanın bile girmesine müsaade edilmiyor! 335 kilometrekare büyüklüğündeki bu dev alan, özerk bir yapıya sahipmiş. Yarımadada yirmi tane manastır varmış ve Bizanslılar döneminden beri (Tahmini olarak VIII. yüzyıldan sonra) bu bölgede sadece keşişler yaşıyormuş. Günümüzde Athos’ta iki bin civarında keşiş bulunuyormuş ve bunların hepsi Yunanistan, Romanya, Gürcistan, Rusya, Moldova, Bulgaristan, Sırbistan gibi Hristiyan Ortodoks ülkelerinden gelenlermiş.

Bölgeye gidebilmek oldukça zor. Yunanlılar bile aynı kurallara tabiler. Günde 100 Ortodoks, 10 Ortodoks olmayan kişi yarımadaya kabul ediliyormuş ve ziyaretçilerin yarımadada en fazla üç gece konaklamasına müsaade ediliyormuş. Kabul edilenlerin manastırlarla görüşüp kendilerine kalacak bir yer ayarlaması gerekliymiş (Çünkü bölgede otel ya da ev de yok). İzin kağıdınızı ve manastırdan aldığınız kabulle gerekli yerlere gönderdikten sonra, hangi saatte hangi limanda olacağınızı bildirmek zorundaymışsınız.

Athos, çok iyi korunmuş bir yermiş. Bölgede sadece manastırlar değil, tarihi dökümanlar ve sanatsal eserler de oldukça iyi korunuyormuş. Bu nedenle UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış. Ancak kadınsanız bölgeyi sadece belli bir mesafeden denizden izlemeniz serbestmiş. Dünya gerçekten ilginç bir yer. Athos’a kadınların bile girmesi yasak iken, birkaç kilometre ilerideki Sithonia’da kadınların plajlarda cıbıl cıbıl gezmesi serbest 😊

Sümela’yı inşa eden Rumlar, Athos’ta meydanı boş bulup Sümela’yla yarışan ve benzer mimari özelliklere sahip birçok manastır inşa etmişler. Sümela Manastırı bile böyle ilgi görüyorsa, Athos’un turizme açılması durumunda kaç milyon kişinin bölgeyi ziyaret edeceğini hayal bile edemiyoruz…

Halkidiki’nin kadınlara yasaklı Athos bölgesinde bulunan ve Sümela ile yarışan manastırlardan örnekler. Üstte Esphigmenou Manastırı, altta Stavronikita Manastırı (Kaynak: Wikipedia).

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

 

1825total visits,3visits today

Bir Cevap Yazın