Karadeniz Blog 5/6: Rize ve Çevresi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 5: Rize ve Çevresi

Trabzon-Rize bölgesinde anlattığımız yerleri haritada işaretledik.

 

Rize, Türkiye’nin en çok yağış alan bölgesi. Yıllık yağış miktarı 2500 mm civarında. Daha iyi anlayabilmeniz için şöyle söyleyelim: Yıllık ortalama yağış miktarı İstanbul’da 650 mm, İzmir’de 600 mm, Ankara’da 400 mm civarında. Rize’de yılın her ayı her günü yağmur yağabilir. Hatta hayatımızda ilk defa ormanların içinden bulutların oluşup gökyüzüne karıştığına şahit olduk (Sonradan benzer manzaraları Bali’de de gördük).

Rize, Türkiye’nin en çok yağış alan ilidir.

Ormanların içinden bulutların oluşup gökyüzüne karışmasını izlemek çok keyifliydi.

 

Rize şehir merkezi ve yakınlarındaki görülecek yerlerin listesi:

  • Rize Çarşısı
  • Rize Müzesi
  • Rize Kalesi
  • Ziraat Çay Bahçesi
  • Dağmaran

Rize merkeze gidiyorsanuz Ziraat Çay Bahçesi’nde çay içmenizi öneririz. Burada bizdeki gibi çay siparişi yok. Karadenizliler su yerine çay tükettiğinden çaylar direkt semaverde geliyor 😊 Ayrıca Karadenizliler bizim gibi çayı süzgeçten geçirmiyorlar. Bazen bardağın neredeyse yarısına kadar çay yaprakları ile geliyor siparişiniz.

Dağmaran ise Rize’nin seyir tepesi. Biz gitmeye vakit bulamadık ama Trabzon’daki Boztepe neyse, Rize’deki Dağmaran da oymuş.

Rize merkezden bir görüntü

 

Bu arada zaman zaman Cem Yılmaz’ın da dediği gibi “Temel fıkralarındaki adamların gerçek olduğunu” da gördük 😊 Mesela aşağıdaki tabelada neden yabancı dillerin yanına Türkçe isimleri yazılmış anlayamadık ya da otoparklarda normal fiyat tarifesi dışında “Bir yere uğrayıp geleceğim”, “Birisine bakıp çıkacağım” tarzında maddelerin sıralandığı ayrı bir tarife de gördük. Hatta yolda giderken “X tesisleri 200 metre geride” diye bir tabelayla bile karşılaştık 😊

İlginç bir tabela örneği

 

Rize il merkezinin batısındaki görülecek yerlerin listesi:

  • Arapdüzü Mesire Alanı, Güneysu
  • Kıble Dağı Cami (Hacı Hafız Yusuf Yılmaz Cami), Güneysu (Konumu ve manzarasıyla ilginç bir cami)
  • Çağrankaya Yaylası, İkizdere
  • Ovit Yaylası, İkizdere
  • Anzer Yaylası, İkizdere
  • Pileki Mağarası, İyidere
  • Güneyce, İkizdere
  • Gölyayla (Kabahor), İkizdere

 

Pileki Mağarası, İyidere

İyidere, MÖ 2300’lü yıllardan 1970’li yıllara kadar madencilik için mağaraların oyulduğu bir yermiş. İlçenin her yerinde mağaralar bulunuyor ve bunlardan en büyüğü Pileki Mağarası.

Pileki, mağaralardan çıkarılan kara taşın işlenmesiyle elde edilen tavalara verilen isimmiş. Yemek ve ekmek pişirmek için kullanılan pileki, bünyesindeki ısıyı yavaş yavaş yemeğe/hamura veriyormuş ve ısısını hemen kaybetmemiyormuş. Son yüzyılda gerçekleşen teknolojik gelişmeler nedeniyle de pilekilere olan ihtiyaç ortadan kalkmış ve mağaralar boş kalmış.

İnsan eliyle oluşturulan Pileki Mağarası da düzenlenip ziyarete açılmış. Mağaranın içinde çok sayıda tünel, kuyu, gölet bulunuyor ve ziyaret etmek için ilginç bir yer.

Pileki Mağarası’na çıkarken karşılaştığımız nefes kesici manzara.

 

Pileki Mağarası’na yaklaşırken yol ayrımında karşılaştığımız tabela bir süreliğine kafamızı karıştırdı 😊

 

Pileki Mağarası’ndan görüntüler

 

Güneyce, İkizdere

Osmanlı kaynaklarında Varda olarak isimlendirilen Güneyce bölgesi, muhteşem bir doğaya sahip. Dağların arasındaki bir vadiye kurulmuş Güneyce’nin ortasından geçen İkizdere Çayı, tabloya benzer görüntüleri tamamlıyor.

Güneyce ve çevresindeki köylerden muhteşem manzaralar

 

Güneyce’den geçen İkizdere Çayı. Taşların arasından doğal soda bile çıkıyordu!

 

Karadeniz’de sık rastlanılan bu tarz teleferik düzenekleri, genelde dağlardan vadiye ya da vadiden dağlara çay taşımak için kullanılsa da bazen insan taşımak için de kullanılıyorlar 😊

 

Gölyayla (Kabahor), İkizdere

Kaynaklarda Gölyayla’nın eski ismi Kabahor olarak da yazsa da yöre halkı tarafından bu isim de kullanılmaya devam edilmekte. Kalan son günümüzde “Anzer Yaylası mı Kabahor mu” diye düşündükten sonra Kabahor’a gitmeye karar verdik.

Her iki yayla da birbirine oldukça yakın. Her ikisinde de çiçek çeşitliliğinin bol olması nedeniyle arıcılık faaliyetleri yoğun şekilde yapılıyor. Anzer balı ülke çapında bilinse de Kabahor balının methi pek duyulmamış. Çünkü Kabahor’da üretilen bal miktarı Anzer’den daha düşük. Ama Kabahor balının Anzer balından daha güzel olduğu iddia ediliyor.

Gölyayla’ya tırmanırken doğa manzaraları

 

Kabahor Yaylası’na tırmanmadan önce 2073 metre rakımlı Gölyayla köyüne ulaşmalısınız. Köy, kartpostal gibi bir ortamda bulunuyor. Dağların arasındaki bir vadide konumlanmış, yanından çay akıyor ve dağların üstü yaz-kış karlarla kaplı. Bölgede ise hızlı bir nüfus azalması sorunu var. Günümüzde beş binden fazla Gölyaylalı’nın İstanbul başta olmak üzere şehirlerde yaşadığı tahmin ediliyor. Köy halkı, arıcılık faaliyetleri haricinde hayvancılık ve tarımla uğraşıyor.

Gölyayla köyü

 

Gölyayla’dan daha da yukarı tırmanıyorsunuz ve 2365 metre rakımlı Kabahor Yaylası’na ulaşıyorsunuz. Biz biraz abarttık ve kiraladığımız aracın şartlarını zorlayıp 2650 metreye kadar tırmandık 😊 Artık bulutlarla aynı rakımlardaydık. Bu kadar yüksekteyken fizik kuralları değişiyor sanki. Aylardan Ağustos ve Ege kıyıları kırklı derecelerde kavrulurken buralarda sıcaklık sıfıra yakın değerlerde. Hava şartları ise aşırı değişken. Hava güneşliyken ve sakinken, birden üzerinize bir bulut gelebiliyor ve rüzgar sertleşebiliyor. Hava soğuk olsa bile güneş aşırı derece yakıcı çünkü bu kadar yükseklere tırmandığınızda atmosfer inceliyor ve ışınlar atmosfer tarafından daha az fltre edilebildiği için güneşi daha fazla hissediyorsunuz. Bu nedenle güneşin değdiği cildiniz yanıyor ve üstünüzü kapatma ihtiyacı duyuyorsunuz. Tabii bu kadar yükselmişken yaz da olsa etrafta kar da aramak gerekiyor. Ben tembellik yaptım ama ben hariç herkes Ağustos ayında karla oynama şansı buldu 😊

Kabahor Yaylası’ndan Gölyayla manzarası nefes kesiciydi (Ağustos ayı olmasına rağmen dağların üstünde kar bulunuyor).

 

Bu kadar yükseğe tırmandığınızda bulutlarla haşır neşir olmaya başlıyorsunuz 😊

 

Kabahor Yaylası’nda piknik yaptığımız yer ve manzarası

 

Ağustos ayında Kabahor’da karla oynamak…

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

4657total visits,2visits today

Bir Cevap Yazın