Kos Blog 4/5: Kos Adası’nın Doğusu

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Kos Blog 4: Kos Adası’nın Doğusu

Bu bölümde 2., 3. ve 4. bölgeleri inceledik.

 

 2. Bölge – Platani & Asklepieio

Platani

Şehrin 3 kilometre dışındaki Platani mahallesine ve 5 kilometre dışındaki Asklepieio’ya isterseniz yürüyebilirsiniz. Ama “O kadar yürüyemem” derseniz bu her iki yere belediye otobüsleri ve şehir merkezinden hop-on hop-off’lar var.

Platani, diğer adıyla Kermetes, Kos’un Türk mahallesi diyebiliriz. Kendinizi Türkiye’de hissedeceğiniz bu mahallede, Koslu Türklere ait birçok mekân var.

Asklepieio

Türkçe’de “Asklepion” olarak da geçen Asklepieio’lar, Antik Yunan ve Roma kentlerinde iyileştirme tapınaklarıdır ya da başka deyişle “antik hastaneler”dir.

Bu antik hastanelere “Asklepion” denmesinin sebebi, mitolojideki tıp tanrısı Asklepios’a adanmış olmalarıdır. Mitolojide Asklepios, tanrı Apollon ve tanrıça Coronis’in oğluymuş. Asklepios’un doğması için, annesi Coronis’in karnını kesmek zorunda kalmışlar (Sezaryen doğum) ve bu nedenle çocuğa “kesip açmak” anlamındaki “Asklepios” adı konulmuş.

Latin dilinde tanrı Asklepios’a Aesculapius (Türkçe’de “Eskülap”) denir. Hepiniz şu sembole aşinasınızdır:

Hatırlamadıysanız kendisi Tıp sembolüdür. İşte bu sembole Eskülap yılanı denir. Tıp tanrısı Eskülap/Asklepios’un elinde yılanlı bir asa varmış ve günümüzde bu nedenle hâlâ tıp sembolü olarak bu yılanlı asa kullanılmaktadır.

Dipnot bilgi: Eskülap’ın kızlarından birinin adı “Hygeia”, yani “Hijyen”miş 😊

Hygeia heykeli (MÖ 200-250). Heykel, Kos Arkeoloji Müzesi’nde sergileniyor.

Bu nedenle Asklepion’lara, tanrı Eskülap’a adanmış iyileştirme tapınakları da diyebiliriz.

Yunanistan sınırları içinde bulunmuş 300 tane Asklepion varmış ama Kos’taki Asklepion, bunların içindeki en önemlilerinden biriymiş.

Kos Asklepion’u, 1902 yılında Osmanlı yönetiminin olduğu yıllarda Alman bir arkeolog tarafından keşfedilmiş. Arkeologlara göre, Asklepion’un o dönemlerdeki görüntüsü şu şekildeymiş:

Resimlerde de görüldüğü gibi yapı üç kattan oluşmakta:

  • Zemin kat: Anıtsal giriş (Propylaea), kaplıca odaları, hasta odaları.
  • Orta kat: Eskülap Tapınağı, rahiplerin odaları, sunak, Apollon Tapınağı.
  • Üst kat: Büyük Eskülap Tapınağı, Hasta odaları.

Yapı, modern tıbbın kurucusu Hipokrat’ın ölümünden sonra, MÖ IV. yüzyılda inşa edilmiş (Tapınağın en eski bölmü orta katıymış). Yukarıdaki temsili görüntülerdeki binaların tamamlanması MÖ II. yüzyılı bulmuş.

Asklepion’un görünümü. Her üç kat da resimde gözlemlenebiliyor.

Tapınağa tedavi için gelenler iki aşamalı bir tedaviden geçiyorlarmış:

İlk aşama “arınma safhası”ymış. Arınma, kaplıcalarda temizlenme ve yeni bir beslenme planını içeriyormuş. Sonra hastaya bir rahip görevlendiriliyormuş ve rahip, hastanın zihnen de arınması için dua veriyormuş.

İkinci aşama “kuluçka safhası”ymış (“Rüya terapisi safhası” da deniliyormuş). Hastanın Eskülap Tapınağı’nda bir gece kalması sağlanıyormuş ve hasta rüyasında şanslıysa direkt tanrı Eskülap tarafından hastalığının tedavisi hakkında talimatlar alıyormuş. Eğer Eskülap hastayı ziyaret etmediyse, hasta rüyasını rahibe anlatıyormuş ve tedavi şekli, yorumlanan rüyaya göre karar veriliyormuş.

Asklepion’larda tanrı Eskülap’ın yılanları kutsal olduğundan, hasta veya yaralıların yatakhanesinin zeminine zehirsiz yılanlar bırakılıyormuş.

O zamanların tedavi şekilleri gerçekten çok ilginçmiş 😊 Ama bütün Asklepion’ların tedavi prosedürü aynı değilmiş, mesela Epidaurus Asklepion’unda (Atina’nın güneyinde) çeşitli cerrahi uygulamalar gerçekleştirilmiş ve hastalar bu esnada afyonla uyuşturuluyormuş.

Bu arada Asklepion’dan ada manzarası çok güzel ve gene karşıda Bodrum yarımadası size göz kırpıyor 😊

Asklepion’dan Kos ve Bodrum manzarası harika.

 

International Hippocratic Foundation of Kos (Uluslararası Hipokrat Kuruluşu)

240 dönümlük bir arazide bulunan bu kuruluş, 1960 yılında kurulmuş. Altmıştan fazla ülkeden delegesi olan bu kuruluşun amacı, bilimsel araştırmaları ve yayınları teşvik etmekmiş. Bir yandan da Hipokrat’ın çalışmalarını araştırıp yayımlıyorlarmış. Müze olarak da kullanılan bu kuruluşun girişi ücretsiz.

 

3. Bölge – Kos’un Doğu Kıyıları: Psalidi, Agios Fokas, Therma

Kos şehrinden doğuya doğru devam ettiğinizde sırasıyla Psalidi (Kos şehrine 6 kilometre), Agios Fokas (9 kilometre) ve Therma (12 kilometre)’ya ulaşıyorsunuz.

Kos’un doğu kıyıları: Psalidi, Agios Fokas, Therma

Bazı turistik rehber kaynakları Therma’ya bisikletle gidebileceğinizi söylese de profesyonel değilseniz size önermeyeceğiz. Çünkü Agios Fokas-Therma arası yol çok geniş değil, dağlık bir arazi, yerleşim yok ve biraz virajlı. Ama Psalidi’ye kadar çok keyifli bir bisiklet rotası var.

Psalidi’de koruma altında 1 km2 büyüklüğünde sulak bir arazi bulunuyor. Kışın birçok kuş türüne ev sahipliği yapan arazi, yazın kuruyor ve bataklığa dönüşüyor. Dolayısıyla yazın Psalidi’de görülecek pek birşey kalmıyor ama bölgenin sahilinin tamamı denize girmek için uygun. Ama bölgeyi kışın ziyaret ediyorsanız, doğayla başbaşa vakit geçirmek ve ender kuş türlerini görmek için Psalidi ziyaret edilmesi gereken bir yer.

Psalidi’de koruma altında sulak bir arazi bulunuyor. Kışın birçok kuş türüne ev sahipliği yapan arazi, yazın kuruyor.

Yazın Psalidi sulak arazisinde görülecek pek birşey kalmıyor ama bölgenin sahilinin tamamı denize girmek için uygun.

Agios Fokas da deniziyle meşhur bir yer. Zaten Kos şehrinden Agios Fokas’a kadar bütün sahiller mavi bayraklı.

Therma ise sülfürlü kaplıcasıyla meşhur bir kumsal. Arabayla kumsala ulaşmanız biraz zor. İnsanlar bu nedenle arabalarını yukarıda bırakıp 500 metre aşağıya yürüyorlar. Yazın, sahille yol arasında eşekler de sefer yapıyormuş ama eşeklere yazık, biraz yokuş tırmanın-inin tabii.

Genelde alıştığımız kaplıcalar, denizin biraz içinde ya da yanında olur ama Therma’da kaplıca suyu direkt deniz kenarından çıkıyor. İnsanlar, kaplıca suyu açık denize hemen yayılmasın diye çevresini kayalarla kapatıp, alanı ufak bir havuza çevirmişler.

Kaplıca suyu inanılmaz sıcak, bizce Therma kışın gelmek için daha uygun bir yer. Bu nedenle insanların büyük kısmı, kaplıca suyunun denize birleştiği yerde birikiyorlar. Siz de muhtemelen ilk sıcak suya ayağınızı soktuğunuzda dışarı çıkacaksınız, sonra ikincide girebileceksiniz 😊 Bu arada Therma kumsalının çevresi yüksek kayalarla çevrili ve her tarafta keçiler var. Çok sevimliler ama dikkat, deniz kenarında da geziniyorlar. Tostlarınızı, çerezlerinizi afiyetle midelerine indirmekten hiç çekinmiyorlar 😊

Üstte, Therma kumsalı yolu. Ortada, Therma’nın arkasındaki kayalıklar. Altta, denizin içinde havuza dönüştürülmüş Therma kaplıcası.

4. Bölge – Kos’ta Dikeos Dağı’nın Etekleri: Zia & Asfendiou

Dikeos, Kos’un en yüksek dağıdır (843 metre) ve aynı zamanda Kos’un orman deposudur. Dağın güneyinde karayolu yok ve buradaki kumsallara sadece teknelerle ulaşılabiliyor. Dağın kuzey yamaçlarında ise manzaralarıyla meşhur Zia ve Asfendiou kasabaları var (Kos şehrinden 15 kilometre).

Dikeos Dağı’nın eteklerindeki Zia ve Asfendiou

Özellikle Zia, oldukça meşhur bir turistik merkeze dönüşmüş. Günbatımıyla meşhur olan bu yere, insanlar güneşin son dakikalarını takip ederek akın akın geliyorlar. Günbatımı cidden güzel ama bizim klinikten sanki daha güzel 😊

Zia’nın manzarası ise muhteşem. Aşağıda Zipari ve Tingaki’nin bulunduğu ova, denizde ise Pserimos ve Kalimnos adaları görünüyor.

Zia’da birçok restoran, kafe, hediyelik eşya dükkanı, takıcı, boncukçu…vs var. Günbatımındaki ünü nedeniyle özellikle akşam saatlerinde daha yoğun oluyor.

Üstte, Zia’dan günbatımı. Altta, Zia’dan bir görüntü ve arkada Dikeos Dağı.

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

 

3037total visits,24visits today

Bir Cevap Yazın