St. Petersburg Blog 7/8: Petergof & Petergof Sarayı’nın Girişi

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 7: Petergof & Petergof Sarayı’nın Girişi

Petergof Yolları

Aslında Petergof, beldenin adı ama isim, içindeki sarayla öylesine bütünleşmiş ki “Petergof” denildiğinde hep sarayın kendisi anlaşılıyor. Petergof, eskiden Petrodvorets olarak isimlendiriliyormuş, Almanca/Flemenkçe’de ise “Peter’ın Divanı” anlamındaki Peterhof’un kullanımı daha yaygınmış. İngilizce kaynaklarda da beldenin/sarayın ismini hep Peterhof olarak göreceksiniz. Ama biz orijinal Rusça ismi Petergof’u kullanacağız 😊

Bu kadar Petergof-Peterhof demişken şimdi bir de yazımıza dönelim. Artık Saint Petersburg yazımızın sonlarına yaklaşıyoruz. Petergof’a gitmeden şehirden ayrılmamaya niyetliyiz. Ancak belde, şehir merkezinden 35 kilometre uzaklıkta ve yaklaşık iki saat süren bir toplu taşıma macerasından sonra bölgeye gelebiliyorsunuz.

Petergof, Saint Petersburg şehir merkezinden 35 kilometre uzaklıkta.

“Petergof Yolları” diye bir başlık koymamızın bir nedeni var. Çünkü yolculuk esnasında, Saint Petersburg’da yaşayan halkın aslında şehir merkezinden çok farklı şartlarda yaşadığını gözlemledik. Çoğumuz, “Doğu Blok tarzı apartmanlar” lafını duymuştur (Yeni jenerasyonun bu sözü bildiğini sanmıyoruz). Bu binalarda birbiriyle aynı olan dev apartmanlara ufak daireler yerleştirilir ve bir blokta binlerce kişi yaşayabilir. Bu tarz binalarda insanlar iç içe yaşar, görüntü ise çok kasvetlidir. İşte, bu sıkıcı ve kasvetli yapılara Saint Petersburg’da çok rastladık.

Fotoğrafları ise belediye otobüsü ile yolculuk ederken çektik:

Doğu Blok tarzı binalar.

 

 

Yeni dönemde yapılan binalarda koşullar iyileştirilmeye çalışılmış ama aynı sıkıcılık ve kasvetli hâl devam ediyordu. Yeni binalarda bile renk, canlılık yok.

 

Yeni ve eski binalar bir araya geldiğinde ortaya çıkan görüntüler

Bunları yazıyoruz ama biz çok mu farklıyız? Ülkemizde bulunan binalar, bu binalardan çok da farklı değil. Hatta daha da kötü. Özellikle de “Kentsel Dönüşüm” muhabbeti sonrası kılıfı Batı’dan ama mantalitesi Doğu Blok’tan gelen bu tarz binalar artık şehirlerimizin her yerini işgal etmiş durumda. Yani ne Batılı ne de Doğulu olabilmişiz ama her ikisinin de kötü yönlerini almışız. “Kaliteli yaşamak” ile ilgili olan reklamlarımız, bize “rezidans” denen sevimsiz yapılarda yaşamayı bir ayrıcalıkmış gibi sunarken, “rant” denilen çirkin uygulamanın üzeri örtülmeye çalışılıyor.

Ama bizim şehirlerimizin binaları Doğu Blok tarzı binalardan daha kötü çünkü dikkatli bakarsanız, kasvetli ve renksiz binaların çevresinde geniş park alanları, yürüyüş yolları ve yeşil alanlar bulunuyor. Bizde o da yok. Sadece beton. Beton kafeslerin arasında yine beton var ve şehirlerimizin beton denizine bulanmış durumdayken doğamız ve tarihimiz yokediliyor.

Konumuza geri dönersek, Petergof Sarayı’na varmadan önce Petergof beldesinin içinde bir tane daha Peter ve Paul Katedrali ile karşılaşıyoruz (Diğeri Peter ve Paul Kalesi’nin içindeydi). Toplu taşımada o kadar vakit kaybetmeseydik ziyaret etmek isterdik ama zamanımız sınırlı, sadece otobüsten fotoğrafını çekmekle yetiniyoruz. Ama çektiğimiz fotoğraf kötü çıktığı için sizle internetten bir fotoğrafı paylaşabileceğiz:

Peter ve Paul Katedrali, Petergof

Petergof Sarayı’nın Girişi

Saint Petersburg’a gelip Petergof Sarayı’nı görmeden geri dönmek bizce şehre bir hakaret sayılır. Bu saray ve çevresini tarif etmeye kelimeler yetmiyor. Sanki bu gezegene ait değil, apayrı bir diyardasınız. “Rusya’nın Versay Sarayı” olarak da isimlendirilen bu saray, aynı zamanda UNESCO Dünya Miras Listesi’ne de girmiş. Saray ve bahçelerindeki ilk düzenlemeler, Çar Petro I’in emriyle 1714 yılında başlamış ve beş bin kişi, dokuz yıl boyunca çalışarak sarayı büyük oranda tamamlamış. Sonraki yıllarda da sarayda ve bahçelerinde geliştirmeler devam etmiş ve günümüzde bu alanda 64 tane çeşme, 200’den fazla heykel bulunuyor.

Petergof Sarayı’na ücretsiz “Üst Bahçe”den giriş yapıyorsunuz. Bu bahçenin genişliği 300 metre, uzunluğu 500 metre. Bahçenin sonunda Üst Bahçe’yi Alt Bahçe’den ayıran sarayın arka cephesine ulaşıyorsunuz:

Üst Bahçe ve Petergof Sarayı’nın kuş bakışı görünümü

Üst Bahçe’ye giriş

Üst Bahçe’den görüntüler

Saraya ve Alt Bahçe’ye giriş ücretli. Parasını bile sormadan direkt ödeyin, pahalı mı ucuz mu sakın düşünmeyin. Verdiğiniz her kuruşa değecek emin olun. Sarayın kalanı ile ilgili sizle bol bol fotoğraf paylaşacağız ama ortamı yaşamak çok daha güzel.

Ödemenizi yaptıktan sonra sarayın ön cephesindeki avluya ve avludaki Samson Çeşmesi’ne ulaşıp karşılaştığınız manzaraya vurulacaksınız! Yazının devamı için tıklayınız…

 

1815total visits,1visits today

Bir Cevap Yazın