Rodos Blog 1/4: Şövalyeler Adası – Rodos

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

 

Rodos Blog 1: Şövalyeler Adası – Rodos

Rodos; Girit (Kriti), Eğriboz (Evia), Midilli (Lesvos)’den sonra Yunanistan’ın en büyük dördüncü adası. Güneydoğu Ege’de bulunan On İki Adalar (Dodekanisa)’ın ise en büyüğü. Adanın uzunluğu kuş uçuşu küzeyden güneye 75 kilometre, doğudan batıya 25 kilometre. 120 bin nüfusun yaklaşık yarısı adanın en büyük şehri olan Rodos’ta yaşıyor. Bu nedenle kavram karmaşasına neden olmamak için “Rodos şehri” yazdığımızda adanın en büyük şehrinden, “Rodos” yazdığımızda ise adanın tamamından behsediyor olacağız.

Rodos’ta tarih öncesinden beri yerleşim varmış. Miken Uygarlığı döneminde parlamaya başlamış ve MÖ IV. yüzyılda altın çağını yaşamış. Bu dönem, Rodos şehrinin liman girişine otuz metre yüksekliğindeki Rodos Heykeli inşa edilmiş (Taht Oyunları -Game of Thrones-’nı izleyenler Braavos limanının girişindeki dev heykeli bilirler. İşte ona benziyormuş.) ancak heykelin ömrü sadece 54 yıl olmuş ve bir deprem nedeniyle yıkılmış. MS 155 yılında gerçekleşen başka bir deprem sonrasında Rodos bir daha eski günlerine kavuşamamış ve sırasıyla Romalılar, Bizanslılar, Persler, Araplar, Selçuk Türklerinin himayesi altına girmiş.

1309 yılında Rodos Şövalyeleri (The Knights Hospitaller), Rodos’un ve diğer On İki Adalar’ın kontrolünü ele geçirmişler (Kudüs ve Malta’da da etkinlik gösterdikleri için “Malta Şövalyeleri” ya da “Hospitalier Şövalyeleri” olarak da bilinirler), bölgeyi “şehir devleti” gibi yönetmişler. Yönetimleri esnasında Rodos kalesini restore edilip geliştirmişler ve dönemin en büyük kalesi haline getirmişler. 1522 yılında Osmanlılar, 1912 yılında İtalyanlar kontrolü ele almış. Rodos, 1948 yılından beri Yunanistan ile birlikte.

Rodos’a Ulaşmak: Denizden ulaşmak isterseniz yaz-kış Marmaris’ten, sadece yazları ise Bodrum’dan feribotlar seferleri bulunuyor. Dodekanisa Seaways firması başta olmak üzere diğer Yunan adalarından da Rodos’a feribot seferleri mevcut.

Havayoluyla ulaşmak isterseniz Atina’dan uçuşlar sürekli var. Yazın ise seçenekleriniz artıyor ve başka ülkelerden, başka Yunan adalarından da direkt uçuşlar gerçekleştiriliyor.

Rodos’un haritadaki konumu

Havalimanı, Rodos şehrinin 15 kilometre doğusunda, araçla 20 dakika ilerisinde bulunuyor.

Rodos’ta Ulaşım: Belediye otobüsü seferleri fena değil. Adanın birçok yerleşimine Rodos merkezden otobüs bulunuyor. Ancak durak sayısı çok sık, otobüsler çok eski ve yazları çok sayıda yolcu olduğu için yolculuğunuz bazen sinirlerinizi bozabilir. Taksi ücretleri ise çok pahalı, onun yerine araba kiralayın daha iyi.

Biz Ialysos’ta Access International Rent a Car firmasından aracımızı kiraladık ve verdikleri hizmetten çok memnun kaldık. Ayrıca, Rodos bir ada olmasına rağmen yolları çok iyiydi. Hiç bozuk bir yolla karşılaşmadık ve dağlık yerlerde viraj eğimleri çok iyi verilmişti. İnsanlar trafik kurallarına çok saygılılardı, kimse bize korna çalmadı, aşırı sürat yapan ya da makas atan hiç görmedik.

Rodos Şehri

Rodos şehrinin haritası. Mor ile işaretlediğimiz alan, Rodos Kalesi’nin sınırları.

  1. Rodos Akropolisi
  2. Akvaryum
  3. Belediye Binasının Çevresi
  4. Mandraki Limanı
  5. Belediye Otobüsleri Merkez Durağı
  6. Nea Agora (Yeni Çarşı)
  7. Kale Hendeği ve Kapılar
  8. Naillac Kulesi
  9. Palace of the Grand Master (Büyük Üstat Sarayı)
  10. Rodos Arkeoloji Müzesi
  11. Rodos Kalesi
  12. Turistik Liman
  13. Ticari Liman

Adanın en büyük şehri Rodos; masmavi denizi, beyaz binaları ve muhteşem kalesiyle dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. Rodos şehri, MÖ V. yüzyılda kurulduğundan bu yana birçok halkla temasta bulunmuş ve günümüzde bu çok kültürlü yapı, en çok yapılarında gözlemleniyor. Etrafınızı iyi gözlemlerseniz biraz bizden, biraz antik halklardan, biraz şövalyelerden, biraz İtalyanlar’dan kalan parçalar göreceksiniz. Ama Rodos şehri, birbirinden çok farklı bu kültürleri resmen “blender”dan geçirip size çok güzel bir şekilde sunuyor 😊

  1. Rodos Akropolisi

Apollon Tapınağı’nın, stadyumun ve ufak bir tiyatronun bulunduğu, MÖ V.-III. yüzyıldan kalma arkeolojik alan. Gittiğimiz sırada tapınak restorasyonda olduğu için biz de internetten bir resmini bulduk:

Apollon Tapınağı

Akropolis, Rodos şehir merkezinden üç kilometre uzakta, bir tepenin üstünde bulunuyor. Bu bölgenin asıl özelliği ise bize göre manzarası. Türkiye sahillerinin, Ixia ve Ialysos bölgesinin manzarası bu noktadan müthiş. Ancak tepede hiçbir tesis ya da seyir terası yok.

Akropolis tepesinden manzara. Üstte, Türkiye sahilleri. Altta, Ixia-Ialysos bölgesi.

  1. Akvaryum

Akvaryum binası, 1934-1936 yılları arasında İtalyanlar tarafından inşa edilmiş. Günümüzde, yörenin deniz ekosistemi ile ilgili bir müze olarak kullanılıyor. Vaktiniz varsa ilgi çekici bir yer olabilir.

Akvaryum Müzesi, aynı zamanda adanın en kuzey noktasında ve binanın her iki yakasında çok güzel bir kumsal var (Elli Beach).

Elli Beach’ten bir görüntü. Fotoğrafın solunda, arkada Akvaryum Müzesi görülüyor.

  1. Belediye Binasının Çevresi

Uzun bir süre bu bölgedeki güzel binaların tarihi önemini anlamaya çalıştık ama sadece kamu binaları olduğunu öğrenerek şaşırdık. Ayrıca bu bölgenin denize bakan kısmında ücretsiz otopark var, duyurulur 😊

 

En üstte belediye binası meydanı ve altındaki fotoğraflarda, binanın çevresindeki kamu binalarından görüntüler.

Belediye binasından güneye doğru ilerlediğinizde artık Rodos şehrinin daha tarihi bir bölgesine giriyorsunuz ve ilk karşılaşacağınız bina olan Ekklisia Evangelismos Rum Ortodoks Kilisesi oldukça güzel.

  

Ekklisia Evangelismos

  1. Mandraki Limanı

Artık Rodos şehrinin yeni ve eski kısımlarının birleştiği yerdesiniz. 400 metre uzunluğundaki bir dalgakıran, bu bölgeyi neredeyse bir göle dönüştürmüş. Yazımızın başında bahsettiğimiz 33 metre yüksekliğindeki Rodos Heykeli’nin iki ayağının bulunduğu yerde şu anda iki tane geyik heykeli var ve bu geyik heykelleri, Rodos’un simgesi haline gelmiş.

Limanın çevresinde gezinmek çok keyifli. Sahil boyunca oturulacak yerler, hediyelik eşya dükkanları, akşam vaktiyse etkinlikler mevcut. Dalgakıranların üzerindeki yer değirmenleri artık kullanılmasa da görsel zevk için tutuluyor (Ne ilginçtir ki işleri bitince yıkmamışlar, onun yerinde restore edip şehri güzelleştirmek için kullanmışlar). Dalgakıranın en sonunda, geyik heykellerinin yanında bulunan Agios Nikolaos Feneri, eskiden hisar olarak kullanılıyormuş ve denizden gelen tehlikeleri ilk karşılayan noktaymış. Hisara turist girişi yok, sadece fener olarak kullanılıyor, bilginize.

Naillac Kulesi’nden Mandraki Limanı

Mandraki Limanı’nın girişindeki geyik heykelleri ve solda Agios Nikolaos Feneri

Mandraki Limanı’ndaki geyik heykelleri, sıklıkla Rodos’un simgesi olarak kullanılıyor.

Mandraki Limanı’ndaki yel değirmenler ve arkada Agios Nikolaos Feneri

  1. Belediye Otobüsleri Merkez Durağı

Bütün adaya giden belediye otobüslerinin merkez durağı Nea Agora’nın arkasında, Averof sokakta.

  1. Nea Agora (Yeni Çarşı)

İtalyanlar döneminde yapılan Nea Agora çarşısı, sanki Osmanlı motiflerini de taşıyor. Binanın net bir tarihçesini bulamadık ama Osmanlı elinin değdiğine emin gibiyiz. Çarşının içinde çok sayıda küçük işletme var ve sürekli kalabalık. Karnınız acıktığında ya da canınız kahve çektiğinde kesinlikle uğramanız gereken bir yer.

Nea Agora

  1. Kale Hendeği ve Kapılar

Rodos Kalesi’nde ilk surlar VII. yüzyılda Arapların istilaları ile inşa edilmeye başlanmış. Ama asıl inşaat, Rodos Şövalyeleri tarafından gerçekleştirilmiş. Çünkü bu sırada Osman İmparatorluğu, büyük bir süratle genişliyormuş ve Osmanlılar bu zengin topraklara ayak basmasın diye Rodos Şövalyeleri büyük çaplı bir inşaata girişmişler. Kalenin geliştirilmesi planı 1522 yılına kadar başarılı olmuş, ta ki Kanuni Sultan Süleyman’ın 100 bin kişilik kara ordusundan ve 400 parça donanma gemisinden oluşan dev bir ordusu ile Rodos kapılarına dayanana kadar.. Anlayacağınız, Osmanlı korkusundan dünyanın en güzel kalelerinden biri ortaya çıkmış ve Kanuni bile burayı almak için dev bir ordu toplamak zorunda kalmış.

Kalede yapılan geliştirmeler sadece hisarlar ve kuleler ile sınırlı kalmamış. Surlar yükseltilip, surların kara tarafına çepeçevre hendek de kazılmış ve kaleye giriş noktaları sınırlandırılmış. Biz, kalenin kara tarafında beş, deniz tarafında ise üç tane ana kapı sayabildik. Ancak sorun şu ki, biz hendekte iyice ilerledikten sonra yaptığımız hatanın farkına varabildik:

Ola ki girişte Moat (Hendek) diye bir yazı görürseniz ve hava sıcaksa, iyice dinlenmiş olun, sularınızı hazırlayın, hatta bir de şapka takın, ondan sonra buraya girin. Çünkü yaklaşık üç kilometre uzunluğundaki hendek boyunca başka kaçabileceğiniz neredeyse hiçbir yer yok. Az önce bahsettiğimiz kara tarafındaki ana kapılar, hendeğin üzerine köprü şeklinde kurulduğu için “Biraz yürüyeyim ne de olsa ileride kapı var, ordan içeri girerim” de diyemiyorsunuz 😊 Hendek boyunca medeniyete dair hiçbir şey yok, resmen medeniyetin ortasında medeniyetten çok uzaklarda gibisiniz. Biz bir çıkış buluruz umuduyla baya bir yürüdükten sonra motosikletli yaşlı bir Yunanlı amcayla karşılaştık, en az bir kilometre daha yürümemiz gerektiğini söyledi (Hendeği, trafikten kaytarmak için kullandığını sonradan anladık) ama o yol yürü yürü bitmedi. Sonra bir Rus, iki de İngiliz turistle karşılaştık ve onlar da bizle aynı durumdaydı. Beşimiz birden hendek boyunca yürümeye ve gizli bir geçit bulmaya çalıştık. En nihayetinde yaklaşık bir saat sonra Rus olanımız kaleye giren gizli bir geçit buldu ve hepimizi bu işkenceden kurtardı 😊

Ama önceden hazırlıklı olursanız hendek yürüyüşü çok daha keyifli olur. Gizli geçit aramanıza da gerek kalmaz, hendeğin bir ucundan girip üç kilometre sonra diğer ucundan çıkarsınız ve bize çok teşekkür edersiniz 😊

Kale hendeği. Medeniyete yakın ama bir o kadar da uzak 😊

Kalenin deniz tarafında ise surlar neredeyse denize sıfır. Deniz tarafından kaleye girmek için üç tane kapı seçeneğiniz bulunuyor. Surların önünde sadece dar bir yol ve yürüyüş bandı var. Akşamları bu yolda yürümek ve sahile demirlemiş hediyelik eşya teknelerine bakmak çok keyifli.

Kale surlarının deniz tarafındaki kısmı

Hediyelik eşya tekneleri

  1. Naillac Kulesi (Rodos Kale haritasında 12 numaralı yer)

Naillac Kulesi aslında Rodos Şövalyeleri’nin kale için yaptığı geliştirmelerden sadece biri ama konumu itibariyle çok güzel bir manzaraya sahip: Bir tarafta Mandraki ve Nea Agora, diğer tarafta surlar ve limanlar.

Naillac Kulesi. Üstteki fotoğrafta, kule en uçta.

  1. Palace of the Grand Master (Büyük Üstat Sarayı) (Rodos Kale haritasında 1 numaralı yer)

Bu saray, halk arasında “Kastello” olarak anılıyormuş. Rodos Şövalyeleri’nin ilk inşa ettiği yapıymış ve yönetim binası olarak kullanılmış. Kalenin en görkemli yapısı diyebiliriz. 7. başlıktaki hendek fotoğraflarından ilkinde, sarayın arka cephesi görünüyor.

  1. Rodos Arkeoloji Müzesi (Rodos Kale haritasında 17 numaralı yer)

Müze, XV. yüzyılda yine Rodos Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş. Müzede, adadan bulunan MÖ VI. yüzyıldan parçalar bulunuyormuş. Müze, kalenin en bilinen girişi olan Özgürlük Kapısı (Liberty Gate)’na oldukça yakın. Vakit yetersizliğinden maalesef ziyaret edemedik.

 

Rodos Arkeoloji Müzesi

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

 

3531total visits,5visits today

Bir Cevap Yazın