Bozburun Yarımadası ve Selimiye

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii

Bozburun Yarımadası ve Selimiye

Hepimiz Marmaris’i veya Datça’yı bir şekilde biliyoruz. Her ikisinin tam arasında kalan Bozburun Yarımadası hakkında ise pek bir fikrimiz bulunmuyor. Marmaris ve Datça bütün dikkatleri üzerine çekerken, Bozburun Yarımadası çoğu zaman “pas geçiliyor”. Aslında daha iyi çünkü bu yarımadayı güzel yapan şey “insansızlığı”. Bozburun Yarımadası’na uğrayacaksanız, kafa dinlemeye gideceksiniz, tepinmeye değil; doğayla bütünleşmeye gideceksiniz, binaların arasında sıkışmaya değil; doğal yaşamaya gideceksiniz, lüks ve yapaylığa değil..

“Medeniyet”ten uzak bu yarımada, Marmaris’e bağlı. Haritada Marmaris’in hemen batısında çatal şeklinde iki adet yarımada bulunur: Datça ve Bozburun yarımadaları. Biz, yaptığımız bu haftasonu kaçamağında sadece Bozburun Yarımadası’ndan ve burada kaldığımız Selimiye Köyü’nden bahsedeceğiz.

Bozburun Yarımadası’nın haritadaki yeri

Marmaris’ten Datça’ya doğru giderken 21. kilometrede yol sola ayrılıyor. Bu yola girdiğiniz an, Bozburun Yarımadası’na girmiş sayılırsınız. Eğer ilk defa geliyorsanız, yarımada sınırlarında daha yavaş araç kullanmanızı tavsiye edeceğiz, çünkü çevrenizdeki doğa çok güzel. İlerledikçe manzara daha da güzelleşecek ve doğa, kenara çekip durmanız için size tüm cazibesini sunacak.

Solda, Marmaris. Sağda, Martı Marina Yat Klübü.

Marmaris-Datça ana yolundan saptığınız an, Selimiye Köyü’ne ulaşmak için 25 kilometreniz var, ama arada mutlaka görmeniz gereken iki yer var: Kız Kumu Plajı ve Turgut Şelalesi.

Bozburun yazımızda bahsedeceğimiz yerler: Kız Kumu, Turgut Şelalesi, Selimiye, Bozburun ve haritadaki konumları

Kız Kumu “Plajı” diyoruz, ama yüzmekten çok yürümeye gittiğinizi unutmayın 🙂 600 metre uzunluğunda kızıl renkli bir kumul üzerinde, diz boyunuzu aşmayan denizin içinde yürüyorsunuz. İlginç bir deneyim ve çok güzel bir manzarası var.

Kız Kumu’nın bir de efsanesi varmış:

Bybassos Kralı’nın kızı ile bir balıkçı birbirlerine aşık olmuşlar. Kız geceleri sahile çıkıp kandille balıkçıya işaret veriyormuş ve balıkçı da karşı kıyıdan sandalıyla gelerek buluşuyorlarmış. Kral bunu zaman içerisinde öğrenmiş ve askerlerine, kızını kumsalda yakalayıp elindeki kandili alarak balıkçıya işaret vermelerini ve balıkçıyı yakalamalarını emretmiş. Denilen yapılmış ve balıkçı karşı kıyıdan ışığı gördüğü anda kayığına atlayıp kürek çekmeye başlamış.

Bu esnada kız, askerlerin elinden kurtulup denizin ortasındaki delikanlıya doğru koşmaya başladığı anda bir mucize gerçekleşmiş ve kızın her adım attığı deniz anında kumsala dönüşmüş. Arkadan koşan askerlerden biri ise delikanlıyı vurmak isterken, yanlışlıkla prensesini vurmuş. Efsaneye göre kumların rengi, prensesin kanıyla kırmızıya dönüşmüş. Delikanlı, okla öldürülen prensesi alıp kayığıyla ortadan kaybolmuş ve bir daha ikisini de gören olmamış.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/kizkumu-efsanesi-tatil-1927883/

Kız Kumu Plajı

Kız Kumu’ndan Selimiye yönüne giderken, Turgutköy’ü geçtikten hemen sonra sol tarafınıza dikkatli bakın, çünkü küçük bir “Şelale” tabelası göreceksiniz. Turgut Şelalesi olarak bilinen bu şelale, yoldan çok uzakta değil. 4 metre yüksekliğindeki bu şelale, gür ormanın içinde insana huzur veriyor.

Turgut Şelalesi

Artık Selimiye’ye yaklaşıyoruz. Yaklaştıkça, doğa daha da cezbedici bir hâl almaya başlıyor ve artık medeniyetten uzaklaşmaya başladığınızı hissediyorsunuz.

Selimiye’nin çevresinde doğa cezbedici

Ve Selimiye… Bu sevimli sahil köyü, yeşil ve mavinin dans ettiği bir coğrafyanın ortasına kurulmuş. Yerleşik nüfusu 1000 kişiden biraz daha fazla ama yazın tabii ki de nüfusu çok daha fazla oluyor.

Selimiye’nin yukarıdan görünüşü (Bozburun yolu)

Selimiye halkı daha çok turizmden para kazanıyor. Neredeyse her binanın altı pansiyon ya da butik otel. Selimiye ayrıca tekne ve yatların da uğrak yeri. Hâl böyle olunca Selimiye halkı fiyatlarını biraz yükseltmiş. Burada sezon boyunca uygun fiyatlı bir yer bulmak çok kolay değil. Biz bahar ayında gittiğimiz için bu konuda daha şanslıydık, zaten çift olarak klasik “yaz tatilleri”ni çok sevmiyoruz.

Biz “Tamara Beach” pansiyonda kaldık. Denize sıfır bu ufak ve sevimli işletme, Mustafa Bey ve eşi Ayşe Hanım tarafından işletiliyor. Annem ve babamla adaş olan bu işletme sahipleri çok ilgili ve güleryüzlüydü. Mustafa Bey sağolsun, bahçeye hamağı attı ve keyif yapmamıza yardımcı oldu 🙂  Yazın hamağı denize kuruyorlarmış, o da ayrı bir keyifli olur diye düşünüyoruz.

Selimiye’de hamak keyfi

Selimiye’ye gidiyorsanız tek beklentiniz dinginlik ve huzur olmalı. Her yerde gördüğümüz büyük tesisler burada yok ve umarız asla da olmaz. Sahil boyunca yürüyüp, merkezdeki ufak dükkanlara girip, teknelerin ve denizin sesini dinleyeceksiniz. Ya da denize girip, sahilde kitap okuyacaksınız. İnsan Selimiye’deki dinginliğe alıştıktan sonra, kendi rutinine dönmek gerçekten istemiyor…

Selimiye.. Solda, iskelede Sardunya Restoran. Sağda, Tamara Beach Pansiyon’un önü.

Selimiye ile ilgili restoran ve kalacak yer araştırmalarınızda karşınıza hep “Sardunya Otel & Restoran” çıkacak. Sezon dışı dönemde sürekli açık olan az yerlerden biri burası. Bir anlamda Selimiye’de tekelleşmiş bir yer ve arı gibi de çalışıyor. Restoranının ortamı çok güzel, bir iskelenin üzerinde ve hoş bir ortamı var. Ancak mekanın biraz abartıldığını düşünüyoruz. Yemekler güzeldi ama aşırı pahalıydı. Bir akşam yemeğinden birşey olmaz derseniz oturun tabii 🙂

Selimiye’den 20 kilometre ileride Bozburun bulunuyor. Bozburun, Selimiye’den biraz daha büyük bir yer ve şirin bir sahil kasabası. Maalesef burada çok fazla vakit geçirecek fırsatımız olmadı, ama gelecek sefere kendisine daha çok vakit ayıracağımıza söz verdik. Gene de merkezinde ufak bir gezinti yapacak, sahilde bir içecek içecek kadar vaktimiz oldu tabii 🙂

Selimiye-Bozburun yolundan Selimiye ve sahili

 

4097total visits,6visits today

Bir Cevap Yazın