Singapur Blog 2/5: Singapur’da Ulaşım & Changi Havalimanı

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Singapur Blog 2: Singapur’da Ulaşım & Changi Havalimanı

Singapur’un ulaşım ağı muhteşemdi. Ülkenin neredeyse her yerine giden etkileyici bir metro ağı bulunuyordu. Metronun gitmediği yerlere ise otobüs seferleri, metro duraklarına bağlanarak yapılıyordu.

2017 yılında Singapur’daki metro ağı

http://www.mapaplan.com

Ülkede metro duraklarında, tren ile raylar arasında otomatik kapıların bulunduğu bir duvar vardı. Bu uygulamayı sadece Rusya’da Saint Petersburg’da görmüştük. Güvenlik açısından oldukça iyi bir düşünce olmakla beraber, ülkemizde de uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece fikir olarak söylüyoruz, ne kadar uygulanabilir bilmiyoruz ama bu duvarlar sayesinde metro hatlarında tek/çift durak uygulaması getirilebilir. Böylece, trenler yirmi istasyonun on tanesinde durarak yolculuk süresi yarıya indirilebilir.

Ayrıca belirtmeliyiz ki, Singapur’da metroda kullanılan trenler, şu ana kadar gördüklerimizin arasında en geniş ve en ferah olanlarıydı ve aşırı soğutma sorunu hariç havalandırma sistemi çok iyi çalışıyordu.

Singapur’da metro istasyonları ve metrolarda kullanılan trenler

Metro istasyonlarında en çok dikkatimizi çeken şeylerden biri, çocuk yapmakla ilgili teşvik afişlerinin sıkça bulunmasıydı. Ülkenin altyapısı çok sağlam ama süratle yaşlanan bir nüfusa sahip. Bu nedenle nüfusun gençleşmesine ihtiyaç duyuyorlar. Bu paragrafı yayımlarken iki kere düşündük çünkü bizim gibi birçok ülkede bu tarz teşviklerin yapılmaması gerekir. Sağlam bir ekonomik, sağlık, eğitim, kültürel ve sosyal altyapı oluşturmadan nüfusun artmasını teşvik etmek ülkeyi ileri değil, sadece geriye götürecektir.

Metro istasyonlarında çocuk yapmakla ilgili teşvik afişleri

Singapur’da turistler için Tourist Pass denilen toplu taşıma kartları bulunuyor. Tourist Pass kartları ile tüm toplu taşıma hizmetlerinden sınırsız faydalanabilirsiniz. 2017 yılında bir günlük kart 10 SGD, iki günlük 16 SGD, üç günlük 20 SGD idi. Bu ücrete ilave olarak 10 SGD kart ücretini depozito olarak ödüyorsunuz. Eğer dönüş uçağınız mesai saatleri içindeyse verdiğiniz depozito ücretini geri alabilirsiniz. Biz yanlışlıkla üç günlük yerine Tourist Pass Plus diye bir kart aldık ve 38 SGD ödedik. Bu kart, kendince belli avantajlar sunuyormuş gibi görünse de sakın almayın. Hem kart depozitosunu geri alamazsınız hem de içinden çıkan kuponların tarihi bizde olduğu gibi geçmiş olabilir. Ayrıca “hediye ettiği” öğünler güzel değildi. Anlayacağınız acemilikten kandırıldık ve kartı iade etmek istediğimizde normal Tourist Pass ofislerinin tamamı bize, bu kartı satmadıklarını ve yine bu kartla ilgili işlem yapamayacaklarını söyledi.

Solda, almanız gereken Tourist Pass. Sağda, almamanız gereken Tourist Pass Plus. Kart üzerindeki resimler değişebilir ama kartın Plus olup olmamasına dikkat!

Ülkenin birçok yerinde sim kart satılıyordu ve fiyatları fena değildir. Havalimanında ilk gördüğünüz yere hemen atlayıp (Mesela Tourist Pass Plus’ı satın aldığımız yer) sim kart almayın, daha uygun fiyatlılarını zamanla göreceksiniz.

Kafamızı en çok karıştıran şey şehrin dikey olan yerleşimiydi. Her yer gökdelen, yüksek bina, alt geçit, üst geçit, tünel, köprü, plazalarla dolu olduğu için, haritayı çok iyi bilseniz bile bazen birbirine çok yakın olan iki noktaya ulaşmak çok zor olabilir. Geçişleri bilince ve sisteme alışınca gitmek istediğiniz noktaya çok daha kolay ulaşırsınız çünkü Singapur çok düzenli bir şehir.

Singapur kalabalıkları yönlendirmeyi çok iyi biliyor. Sadece ulaşım ağı konusunda değil, her konuda kalabalıkların çok hızlı bir şekilde yerlerine ulaştırıldığını gördük. Örneğin, gece safarisinde yüzlerce kişilik kuyruğun çok kısa sürede en başına geldik. Neredeyse her yerde tabelalar bulunuyordu ve binlerce kişi aynı anda herhangi bir karmaşa olmadan istediği yere ulaşıyordu. Metro sistemi, belediye otobüsü ağı ile çok iyi entegre edilmişti. Belediye otobüsüne binerken insanlar cam bir kapının arkasındaki sırada bekliyorlardı. Otobüs gelip kapısını açtığında bu cam kapı da açıldı ve insanlar süratle yerlerine geçtiler. Otobüse giriş kapısında iki tane toplu taşıma kartı okuyan cihaz vardı ve otobüs girişleri aynı anda iki kişinin geçebileceği kadar rahat tutulmuştu. Bu nedenle Singapur’da bir belediye otobüsünün dolma süresi, İstanbul’daki bir belediye otobüsünün dolma süresinden en az üç kat daha azdı. Kaşla göz arasında tüm otobüs doldu ve hareket etti. Yığılmalara müsaade edilmeden hemen yeni araçların gönderildiğini gördük. Bu nedenle ilk günler ülkenin hızına alışmakta zorlandık. Yer yön bilmediğiniz için de kafamız biraz karıştı.

Singapur kalabalıkları yönlendirmeyi çok iyi biliyor. Ama Singapurlular da kurallara uyarlar. Metro girişinde çizgi gibi sıralanmış bu insanlara dikkat!

Singapur’da ulaşım ağı muhteşem olduğu için hiç taksi kullanma ihtiyacı duymadık. Toplu taşımayla her yere kolaylıkla gidebildik. Gerek de yok, zaten ülke hap kadar 😊 Ülke hap kadar olduğu için taksi tarfilerinin çok pahalı olduğunu tahmin ediyoruz.

Küçük bir not olarak belirtelim: Kullandığımız bir belediye otobüsünde toplu taşıma kartlarının fiyatlarıyla ilgili bir güncelleme bilgisi vardı. Hayatımızda ilk defa fiyatların yükselmesi ile değil, düşmesi ile karşılaştık ve bu bizi çok şaşırttı! 😊

 

Changi Havalimanı

“Bir havalimanına neden başlık açılır ki” dediğinizi duyar gibiyiz. Birazdan nedenini anlayacaksınız 😊 Ama önce Singapur Havayolları’ndan ve Türk vatandaşlarının Singapur’a giriş-çıkış işlemlerinden bahsetmek istiyoruz.

Singapur Havayolları’nın uçuşu oldukça rahattı. Uçaklar altı yüz kişilik olduğu için, karmaşaya engel olmak sebebiyle, yolcuları belli gruplara ayırdılar ve o gruplara göre binişi gerçekleştirdiler. İstanbul-Singapur arası uçuş süresi ise 10,5 saat sürdü. En büyük sorun, koltukların arasındaki mesafenin az olmasıydı. Hostlar ve hostesler hiç durmadan deli gibi çalışıp, yolculara sürekli ikramda bulundular. Hosteslerin kıyafeti ise kebaya’ydı ve bu renkli elbise çok şık duruyordu.

Singapur Havayolları’nın bir uçağı ve hosteslerin giydiği kebaya elbisesi.

Singapur’a giriş Türk vatandaşları için vizesiz. Ülkeye girişte bir form dolduruyorsunuz ve bu formu memura veriyorsunuz. Memur, pasaportumuzu kaydederken başka bir cihazdan yüzümüz ve parmak izimiz tarıyor. Ülkeden çıkışta ise memur yoktu! İki tane elektronik kapının olduğu bir turnikeye geldik. Turnikeye önce pasaportumuzu gösterdik, birinci kapı açıldı. Sonra parmak izimizi okuttuk, ikinci kapı açıldı. Bu kadar! Günümüzde teknoloji bu kadar gelişmişken vize uygulaması çok ilkel bir uygulama olduğunu fark ettik. Bu nedenle çoğu ülkenin vize uygulamasını sırf para kazanmak için devam ettirdiğini düşünüyoruz.

Şimdi gelelim Singapur’un Changi Havalimanı’na…

Changi Havalimanı, 1 ile işaretli yerde bulunuyor.

Changi Havalimanı, ülkenin/adanın en doğusunda, 1 ile işaretli yerde bulunuyor. Uçaktan inip havalimanına girdiğiniz anda ayrı bir dünya ile karşılaşıyorsunuz ve kendinizi bir an bir bilim kurgu filminin içinde hissediyorsunuz: Arka plandan gelen hoş bir müzik, çok geniş koridorlar, yer döşemeli bir zemin, hoş bir koku ve yanınızdan geçen bavul taşıyan ginger tarzı araçlar…

 

Changi Havalimanı’ndan görüntüler

Bu ferah ortama alışmamız birkaç dakika sürdü. Alıştıktan sonra yönlendirme tabelalarını takip etmeye başladık ve bir yerden başka bir yere yürümenin oldukça zaman aldığını farkettik. Havalimanında üç tane terminal var ve bu üç terminali bir ucundan diğer ucuna yürümek isterseniz ortalama seksen dakika sürüyor. Bu nedenle uçuşunuzun hangi terminalden olduğunu öğrenmek çok önemli. Yine de Singapurlular havalimanının büyüklüğünü göz önünde bulundurup ona göre tedbirlerini almışlar. Terminaller arasında Shuttle Bus otobüs seferi ve Skytrain (Gökyüzü treni) tren seferleri bulunuyordu ve Skytrain ise bizi çok etkiledi. Skytrain’in metro gibi bir istasyonu ve treni vardı. Bu tren havadan kolonların üzerinden giderek bizi çok kısa zamanda diğer terminale götürdü. Böylece yolcunun, ülke içine girmeden artistik bir şekilde bir yerden diğer yere taşınması amaçlanmış 😊

Changi Havalimanı’nda terminaller arası ulaşımı sağlayan Skytrain

Her terminalin ise kendine has bir tarzı bulunuyor.  Ama ortak tarz şu: Yeşillendirilmeleri. İlk defa bir havalimanının bu kadar yeşil olduğunu gördük. Örneklerle gösterelim. İlk örnekte koi balıklarının bulunduğu bir havuzun çevresinde ağaçlar yetiştirilmiş:

Havalimanında park

İkinci örnekte orkidelerden mini bir botanik bahçesi oluşturulmuş ve bahçenin ortasında yine bir koi balıklarından havuz yerleştirilmiş:

Havalimanında botanik bahçesi

Diğer örneklerde ilk fotoğrafta, yan duvar tamamen yeşillendirilmiş ve tavandaki değişik açılı panellerle ortama farklı bir hava katılmış. İkinci fotoğrafta ise farklı türde bir botanik bahçesi oluşturulmuş.

Havalimanından görüntüler

Daha uç örneklere gelirsek: Ayçiçeği ve kelebek bahçeleri. Terminallerin balkonlarında bulunan bu bahçeler de oldukça bakımlıydı. Kelebek bahçesinde ise cam bir fanus içinde kelebekler oluşturuluyordu ve sonra bahçenin içine salınıyordu. Fanus içinde kozalakları aşama aşama görüyorsunuz ve bu esnada çevrenizde birbirinden güzel kelebekler geziniyor.

İlk fotoğraf, ayçiçeği bahçesi. İkinci fotoğraf, kelebek bahçesinden bir görüntü.

Havalimanının sigara içme alanı bile yemyeşildi ve tropik bitkilerle bezenmişti. Havalimanının içinde ara ara yetişkinler ve çocuklar için su içme çeşmeleri bulunuyordu. İçtiğiniz su ise soğutulmuş olarak akıyor! Singapur’da bazı yerlerde bu çeşmelerden karşılaşacaksınız ve hepsinden de soğuk su geliyor.

İlk fotoğraf, havalimanındaki açık alanlardan biri. İkinci fotoğraf, soğutulmuş su akan ücretsiz çeşmelerden biri.

Havalimanında sıkılmamanız için herşey düşünülmüş. Oyun alanları, bilgisayarlar, sinema, ücretsiz masaj koltukları ve daha cabası. Bir sonraki uçuşuma dört saat var diye üzülmeyin, aksine sevinin ve buranın tadını çıkartın deriz 😊

Dördüncü terminalin inşaatı sürmekteymiş ve 2019 yılında açılacağını okuduk. Açıldığında dünyadaki örnek havalimanlarından biri olacağı ve doğayla modernizmin birleştirerek oldukça şatafatlı bir yapı oluşturulacağı iddia ediliyor.

Bir de Türkiye’deki havalimanlarına bakıyoruz ve betondan kutulardan başka birşey görmüyoruz. İnsanların dışarı çıkabileceği açık alanlar bile kafeslerin içinde. Daha ne diyebiliriz ki!

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

 

7201total visits,5visits today

Bir Cevap Yazın