Sırbistan Blog 2/16: Beyaz Şehir: Beograd (Belgrad) & Sırplarla Kültürel Benzerlikler

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 2 – Eski Yugoslavya: Beyaz Şehir: Beograd (Belgrad)

Biz, size Sırbistan’ın başkenti Belgrad’ı anlatacağız. Sırbistan’ın en büyük şehri Belgrad’da yaklaşık 1.7 milyon kişi yaşıyor. Sırplar şehirlerine Београд, yani Beograd diyor. Beo=Beyaz, aydınlık; Grad=Şehir demek. Neden onlar şehirlerine Beograd derken, bütün dünya Belgrad diyor bunu henüz anlamış değiliz.

Belgrad şehri iki nehir tarafından bölünüyor: Sava ve Tuna. Şehir Tuna Nehri’nin güneyinde kurulu ve Sava, Belgrad’ı doğu ve batı yönünde bölüyor. Sava’nın doğusunda eski şehir bulunuyor ve çoğu turistik yer de bu bölgede. Sava’nın batısındaki yerleşimler ise çok daha yenidir.

Belgrad’ın sınırlarını belirleyen iki önemli nehir: Tuna ve Sava

Beograd’ın Karmaşık Tarihini Basitleştirmeye Çalışalım

Belgrad, Slavların eline geçmeden önce birçok halk tarafından yönetilmiş ve şehrin ilk adı Singidunum’muş. VII. yüzyılda Slavlar, Singidunum’u ele geçirmiş ve ilk “Beograd” adı 878 yılında kullanılmıştır.

Beograd, yine birçok defa el değiştirmiş ve 1284 yılında ilk defa Sırplar tarafından yönetilmeye başlanmıştır.

Beograd tarihi bundan sonra biraz karışmaya başlıyor; çünkü XV. yüzyıldan sonra şehir Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında el değiştirmeye başlamış:

1427 Macaristan yönetimi

1440-1521 yılları arasında Osmanlı kuşatmaları

1521-1688 Osmanlı yönetimi

1688-1690 Avusturya yönetimi

1690-1717 Osmanlı yönetimi

1717-1739 Avusturya yönetimi

1739-1789 Osmanlı yönetimi

1789-1791 Avusturya yönetimi

1791-1806 Osmanlı yönetimi

1806- İlk Sırp isyanı. Karađorđe Petrović yönetiminde Belgrad tekrar Sırbistan’ın başkenti oluyor.

1813-1867 Osmanlı yönetimi

1867- Osmanlı kumandanı Ali Rıza Paşa, Kalemegdan’da Prens Mihailo’ya şehrin anahtarlarını veriyor ve böylece toplam 346 yıllık Osmanlı yönetimi sona eriyor.

1878- Sırbistan’ın bağımsızlığı Berlin Konferans’nda tanınıyor.

 

Sırp Kültürü ve Yakınlığımız

Son altı yüzyıldaki bu karmaşık tarihten dolayı Sırplar, kültürel olarak hem doğudan hem de batıdan etkilenmiş. Kullandıkları dilden, giydikleri kıyafetlerden, yedikleri yemeğe kadar her konuda hem batıdan hem de doğudan esintilere rastlayabiliyorsunuz. Bu nedenle, gezerken Sırpları dikkatlice izlerseniz, birçok ortak yönümüzün olduğunu fark edeceksiniz.

 

Belgrad’ı Neden iki Kez Ziyaret Ettik!

Biz, Belgrad’ı iki kez ziyaret ettik. Normalde bir kez gittiğimiz yere bir daha gitmeme eğilimimiz vardır; ama Belgrad bizi birçok açıdan öylesine büyüledi ki ilk üç günlük ziyaretimizin yetmediğini ve şehre haksızlık ettiğimizi düşündük. Böylece ikinci ziyaretimizi sekiz gün olacak şekilde ayarladık. Neden iki kez ziyaret ettik:

– Sırplar, inanılmaz sıcakkanlı ve misafirperver insanlar,

– Belgrad’ın yemyeşil bir şehir olması. Şehrin betonarmeye mahkûm olmaması ve Türklerin algıladığı “modernizmin” (!) peşinden koşmamaları,

– Sırplarla olan kültürel yakınlıklarımız ve ortak değerler,

– Türkler için tamamen vizesiz bir ülke olması. Avrupa’da gezerken pasaport kontrolü esnasında “Neden buraya geldin?” sorusundan nefret eder hale geldik. “Sana ne!” de diyemiyorsunuz. Halbuki Sırbistan’a ilk girişimizi Bosna Hersek üzerinden otobüsle yapmıştık. Zvornik sınır kapısında polis, otobüsteki herkesin pasaportunu topladı ve yüzümüze bile bakmaya gerek görmeden pasaportlar bize beş dakika sonra damgalanmış olarak geldi! İkinci gidişimizde ise Nikola Tesla Havalimanı’nda kimse bir şey demeden direkt pasaportumuza damgayı vurdular,

– AB ülkeleri gibi pahalı değil. AB ülkelerinde olduğu gibi saçma sapan şeylere dünyanın parasını ödeyip üzerine kötü hizmet almıyorsunuz. Fiyatlar uygun ve akılcı. Özellikle yeme-içme konusunda Türkler için harika bir yer. En kötü yerde bile yeseniz gene Türkiye’deki birçok yerden daha güzel hizmet alıyorsunuz,

– Türklere karşı bir antipatileri yok. Aksine Türkleri seviyorlar; çünkü Türkler aynı zamanda Sırbistan için en büyük turist grubunu oluşturuyor.

– Türk olduğunuzu söylediğinizde kazıklamaya çalışmıyorlar. Sırplar için Türksen, fiyat gene neyse o. İkiyüzlülük yok,

– Sırbistan’da binalar Batı Avrupa’daki gibi şıkır şıkır değil. Mimarisi batılı tarzda ama binalar genelde eski ve bakımsız. Ancak, bu bizi asla ve asla rahatsız etmedi, aksine o yaşanmışlığı hissettik. Çünkü Sırpların hâlâ Batı Avrupalılara göre zorlu ekonomik koşullarda yaşadığını biliyoruz,

– Sırbistan, Batı tarafından dışlanmış bir ülke. Slovenya ve Hırvatistan hariç tüm Yugoslavya ülkeleri bu dışlanmışlığın acısını hala yaşıyor. Ortak değerlerimizin olduğu bu ülkeleri desteklememiz gerektiğini düşünüyoruz.

 

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

1676total visits,3visits today

Bir Cevap Yazın