İsveç Blog 2/8: Bir Rüya Kenti Stockholm

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Önceki yazımız için buraya tıklayınız.

Blog 2: Bir Rüya Kenti Stockholm

Stockholm’ü sadece turistik bir gözle anlatmak istemiyorum çünkü şehir sadece müzelerden ve görülecek binalardan oluşmuyor. Stockholm, dünyanın en güzel şehirlerinden biri ve birçok açıdan örnek alınması gereken bir yer. Bu güzellik sadece doğasından değil, bilimsel temele dayalı planlı ve programlı şehirleşmesinden de geliyor. Öncelikle Stockholm ve çevresinin haritasına bakalım:

Stockholm ve çevresi

Haritada ilk dikkat çeken şey, Stockholm’un çevresinde çok sayıda ada bulunması. “Stockholm Takımadaları” olarak isimlendirilen bu coğrafyada irili ufaklı 24 bin civarında ada var (Evet, yanlış okumadınız). Ancak bu adaların sadece 200 tanesinde yerleşim bulunuyor. Diğerleri dokunulmamış ve el değmemiş şekilde duruyor. Amaç, doğayı katletmemek ve doğal yaşama zarar vermemek. “Centrum” olarak işaretlediğim Stockholm şehir merkezi, hem şehrin ortasında hem de şehrin sonunda. Ne demek istiyorum? Şehir, merkezin kuzey-güney doğrultusunda yayılıyor ancak merkezin doğu-batı yönünde herhangi bir yerleşim bulunmuyor. Başka bir deyişle, şehir planlaması kum saati şeklinde yapılmış, kum saatinin ortasında/en dar noktasında şehrin merkezi bulunuyor. Bu nedenle şehir merkezinin doğayla, adalarla ve denizle içiçe olması sağlanmış. Böylece coğrafi güzelliğin bilimsel planlamayla birleşmesinin ilk örneğini sunmuş bulunuyorum.

Gelelim ikinci örneğe: Şehir planlanırken 1/3’ü kara, 1/3’ü yeşil alan, 1/3’ü yerleşim olacak şekilde düzenlenmiş!

İsveç Şehir Planlama Kurulu şöyle bir yazı paylaşmış: “Bugün, şehirlerimizdeki doğaya ve yeşil alanlara karşı en büyük tehdit, şehir planlamasının öngörüsü olmayan bir şekilde yapılmasıdır. Bu nedenle şehirlerimizi ekolojik ilkelere uygun olacak şekilde inşa etmemiz gerekiyor.” Bu bakış açısına dayanarak Stockholm dahil tüm İsveç şehirleri şu ilkere göre planlanmış:

  • Doğanın korunmasının, hem insanların hem de ekolojinin yararına olacak şekilde sürdürülmesi.
  • Kentlerin coğrafi kısıtlamalara göre düzenlenmesi (Doğadan birşey alırsanız, kendisi er ya da geç onu geri alır).
  • Şehrin, merkezin çevresinde ışınsal tarzda yayılması. Merkez dışında mahallelerin ve banliyölerin oluşturulup bu alanların birbirine demiryolu ile bağlanması (Şehri, merkezin çevresine yüklemek yerine, ışınsal tarzda dağıttığınızda, aralardaki bölgelerde geniş yeşil alanlar bırakırsınız).
  • Toplu taşıma ağının etkili bir şekilde oluşturulması, yürüme mesafesinde olması ve aktarmaların kolay olması.
  • Yerleşimlerin arasındaki geniş yeşil alanların rekreasyon, koruma alanı, kültürel etkinlik alanı olarak kullanılması.
  • Belediyelerin ve devletin, yeşil alanların korunması, idame ettirilmesi ve ulaşım sistemi hakkında birbiriyle işbirliği içinde olmaları.

Bu temel ilkelere uyulmuş ve ortaya şu sonuçlar çıkmış:

  • Stockholm’de insanların mutluluğunu/sağlığını sağlayan ve ekolojik çeşitliliğin korunduğu bir doğa ortamı yaratılmış.
  • Stockholm’un her yerinde deniz ve göller temiz, güvenle yüzebilirsiniz! Bize göre su soğuk olsa da İsveçliler bu soğuğa hiç aldırış etmeden istedikleri yerde yüzebiliyorlar!
  • İsveç’teki balık çeşitliliğinin en yoğun olduğu yer ülkenin en büyük şehri olan Stockholm!
  • Stockholm şehir sınırları içinde 200 hektardan büyük 12 tane park alanı bulunuyor (100 hektar, 1 kilometrekare ya da 1000 dönüm, artık siz hesaplayın parkların büyüklüğünü).
  • Stockholm şehir sınırları içindeki sahil bandının %80’i halkın yürüyüş yapmasına ya da bisiklet sürmesine olanak verecek şekilde açık.
  • Stockholm şehir merkezi dışındaki bütün yeşil alanlar birbirine bağlanıyor. Böylece şehirde uçsuz bucaksız bir doğa deneyimi yaşayabiliyorsunuz.

Stockholm’un neresinde oturuyorsanız oturun, zengin ya da fakir olun (Lafın gelişi söyledim, İsveç’te sosyal demokrasi sisteminin doğru uygulanışı nedeniyle fakir ve aşırı zengin yok, sadece orta ve orta-üst gelirliler var) şu imkanlara sahip oluyorsunuz:

  • En fazla 200 metre uzağınızda küçük de olsa bir park alanı bulunuyor.
  • En fazla 500 metre uzağınızda çiçeklerin bulunduğu, piknik yapabileceğiniz ya da arkadaşlarınızla maç yapabileceğiniz 5-50 hektar büyüklüğünde büyük şehir parkları bulunuyor.
  • En fazla 1 kilometre uzağınızda 50 hektardan büyük bir doğa koruma alanı bulunuyor.

Stockholm bunları başarırken şehrin gelişmesine engel olunmamış, aksine şehrin gelişmesi de sürekli teşvik edilmiş. Nüfus sürekli artmış ama şehir planlamasındaki temel prensiplerden vazgeçilmediği için şehrin yapısında en küçük bir bozulma gerçekleşmemiş. Şehrin hangi yöne büyüyeceği, nerede yerleşim olacağı hep önceden belirlenmiş. Şehrin büyüyeceği yerde altyapı çalışmaları önceden hazırlanmış, demiryolu başta olmak üzere toplu taşıma ağlarına entegre edilmiş ve şehrin büyüdüğü yerdeki insanların da doğayla iç içe olması sağlanmış.

1910-1944-1999 yıllarında Stockholm şehrinin yayıldığı alan. Işınsal tarza yayılan yerleşime dikkat edin. Böylece, yeşil doku bozulmamış oluyor.

Stockholm şehrinin yayıldığı alanlar, gelecekte yayılacağı alanlar, yeşil alanların kategorizasyonu.

Bunları uzun uzun neden anlatıyorum? Ders almamız için. Kendimizi eleştirip, harekete geçip kendimizi geliştirmemiz için. “Kentsel Dönüşüm” teoride güzel bir uygulama gibi duyulsa da pratikte, varolan binalar yıkılıp, rant uğruna daha küçük dairelerin bulunduğu daha büyük binalar yapılıyor. Bu esnada ormanlık araziler yok ediliyor, yeni oluşturulan sitelerin içine göstermelik birkaç bitki yerleştirilip, bir de havuz eklenip “Doğa ile içiçe” reklamları ile gözlerimiz boyanıyor. Halbuki doğayı katlediyoruz, doğa ile iç içe yaşamıyoruz. Doğa koruma alanlarını, büyük şehir parklarını geçtim, hangimiz bir parka yakın oturuyoruz? Yakın oturuyorsak hiç o parklara eleştirel gözle baktınız mı? Park olacak alan buldozerler ile önce düzlenip, sonra tabanını “yumuşak malzeme” dedikleri bir madde ile kaplayıp, içine de birkaç spor aleti ya da kaydırak koyup bize “park alanı” diye yutturuyorlar. O park alanlarında çiçekleri koklamak, kilometrelerce uzunluktaki ormanlık alanlarda bisiklet sürmek ya da ağaca tırmanan bir sincap ailesi görmek sadece bir hayal. Rezidansta yaşamak, sitemizde bir havuz bulunması bizi daha modern şartlarda yaşamış kılmıyor. Bunu görüp uyanmamız lazım. Doğadan kopuk yaşadıkça sadece ekolojiyi bozmuş olmayız, aynı zamanda daha mutsuz ve sağlıksız oluruz. Bilim, insanların yaşam kalitesini arttırmak, doğayı ve evreni keşfetmek için vardır. Ağaçlık alanı düzleyen buldozer de bilimin bir ürünüdür ama kötü amaçla kullanılan bilim bizi sadece yokedilişe götürür. Doğayı bilimle bütünleştirirsek ilerleyebiliriz ve mutlu olabiliriz. Bu nedenle bilimsel temele dayalı planlı ve programlı şehirleşme bizim için hayati derecede önemlidir.

Stockholm ve dört büyük şehirimizin aynı boyutlardaki uydu görüntüleri. Biraz dikkatli incelerseniz şehirlerimizin içler acısı halini farkedebilirsiniz. Stockholm çerçeveye anca sığdı ve bu bölgede iki milyondan biraz daha fazla insan yaşıyor. Şehrin ışınsal tarzda yayılması ve yerleşim alanlarının yeşille bütünleştirilmesinden dolayı uydu görüntüsünde şehir sınırları zar zor seçiliyor. Bizim şehirlerimizde ise şehir sınırları yoğun yapılaşmadan ve yeşil noksanlığı yüzünden çok net gözlemleniyor. Aynı çerçevede ülke yöneticileri dahil kimsenin gerçek nüfusunu bilmediği İstanbul’da tahmini 17-25 milyon arası insan yaşıyor (Niye tek bir şehirde bu kadar insan yaşar anlamıyorum çünkü koca ülkenin ekonomisi sadece tek bir şehrin çevresinde dönüyor ve herhangi bir felaket durumunda tek bir şehre bağlı ülke ekonomisi çökmeye mahkum. Ancak bu başka bir konu). Ankara çerçevesinde yaklaşık 6 milyon insan yaşıyor ve şehir, çerçevenin anca çeyreğini dolduruyor. İzmir ve Manisa’nın da toplam nüfusu 6 milyon civarında ve yine çerçevenin çeyreğinde yerleşim var.

Bu bölümdeki bilgileri birçok kaynaktan okudum ancak Alyse Nelson’ın “City of Water: Stockholm, Sweden” yazısı hepsini derleyecek şekilde düzenlenmişti. Stockholm şehir planlaması ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek isterseniz yazarın internetten paylaşımlarını okumanızı tavsiye ederim.

Yazının devamı için buraya tıklayınız.

13555total visits,1visits today

Bir Cevap Yazın