Aydın’ın çekirdeği: Tralleis Antik Kenti

Instagram:  gezenpati_, Facebook: @GezenPatii  

Aydın’ın çekirdeği: Tralleis Antik Kenti

Tralleis

Eminiz birçok Aydınlı görmemiştir hatta bazı Aydınlılar adını bile duymamıştır ama Aydın ilinin çekirdeğini, şehir merkezinin 5 kilometre kuzeyinde bulunan Tralleis Antik Kenti oluşturuyor. Dolayısıyla Türk egemenliğinden önce Aydın’ın tarihinden bahsettiğimizde aslında Tralleis (Trallis)’in tarihinden bahsetmiş oluyoruz.

Anlamı bilinmeyen tralla‘nın Luvice bir kelime olduğu biliniyor. Luviler, Batı ve Güney Anadolu’nun ilk yerli halkları olarak biliniyor ve antik kentin de tarihi Bakır Çağı’na kadar gidiyor. Sonradan bölgeye Hellenler gelmeye başlamış ve kente “Trallalılar” anlamına gelen -eis ekini katarak adını Tralleis olarak değiştirmişler.

Karya ve İyon toprakları içinde bulunan Tralleis ve çevresi, MÖ VI. yüzyılda Pers İmparatorluğu’nun kontrolüne girmiş. IV. yüzyılda Büyük İskender geldiğinde, şehir hiç direnmeden teslim olmuş. Bu dönem Batı Anadolu’daki birçok şehrin Hellenleştiğini ve yine Hellen olan Büyük İskender’in gelmesiyle bu şehirlerin yeni liderlerini mutlulukla karşıladığını biliyoruz. Tahminimizce Tralleis de bunlardan biri.

İskender’in ölümüyle imparatorluğu parçalanmış. Böylece Tralleis, Seleukos İmparatorluğu’nun bir parçası olmuş. Dönemin imparatoru I. Antiokhos, kenti baştan inşa etmiş. MÖ II. yüzyılda kent, Pergamon Krallığı’na geçtikten sonra çıkışa geçmiş. Bu dönem Tralleis; heykeltraşlık, mimarlık ve seramik dallarında ön plana çıkmış. Pergamon ve Rodos kentleri Tralleis’ten çıkma güzel heykel eserlerle dolmuş.

Şehir, MÖ I. yüzyılda Romalıların kontrolüne girmiş ve bu dönem Tralleisli heykeltraşlar Roma Palatino’daki sarayları heykellerle donatmışlar. Napoli Ulusal Arkeoloji Müzesi’nin en güzel eserlerinden biri olan Farnese Boğası’nın orijinali de yine Tralleis’te hazırlanmış. Bizans döneminin ilk yıllarında da kent önemini korumuş, yapılan heykeller Ayasofya’yı süslemiş. Ama “Entelektüellerin Şehri” olarak bilinen kent zamanla önemini yitmeye başlamış.

XIII. yüzyılda bölgenin, Türk kontrolüne geçmesiyle yerleşim aşağıya, Büyük Menderes’in geçtiği ovaya doğru inmeye başlamış. Sırasıyla Selçuklular, Aydınoğulları ve Osmanlıların kontrolüne giren kent, Cumhuriyet döneminden sonra büyüyüp genişlemiş ve önemi tekrardan artmaya başlamış. Günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunan heykellerin içinde Tralleisli heykeltraşların yaptığı eserler önemli bir yer tutuyor.

Aydın Arkeoloji Müzesi’nden Tralleis’in fotoğrafı

Tralleis hakkında çok fazla bilgiye sahip değiliz. Çünkü bölge, Cumhuriyet’in kurulmasından önce taş ocağı olarak kullanılmış ve eserlerde ağır tahribat oluşmuş. 1899 yılında gerçekleşen depremde ise Aydın şehri ciddi zarar görmüş, binalarda yapılan onarımlarda antik kentteki taşlar kullanılmış. Bölgedeki eserlerin bir kısmını 1902 yılında Osman Hamdi Bey’in oğlu Edhem Eldem kurtarmış ve bunları İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne taşımış. Tralleis’te ayrıca antik dönemden günümüze noksansız şekilde ulaşan tek müzik parçası bir mezar taşının üzerinde bulunmuş.

Günümüzde antik kentin çok büyük bir kısmı ilginç bir şekilde askeri alanın içinde. Bu nedenle tiyatro, stadyum, akropol gibi önemli yapılar ziyarete kapalı. Bizim görebildiğimiz yerler ise Gymnasion Kompleksi, Roma Konut Alanı ve Piskoposluk Yapısı.

İçeriye girdikten sonra sadece düz bir rota izliyorsunuz ve günümüzde gezilebilen alanda Tralleis’te ayakta kalabilmiş tek yapı olan “üç gözlü” Gymnasium Kompleksi ile karşılaşıyorsunuz. Kompleksin kalan ufak kısmı bile o kadar heybetli ki bütün hali nasıldır acaba merak etmeden duramıyorsunuz. Bu coğrafyada tarihsel süreçte antik kentlere baktığımızda, Hristiyanlığın yayılmasıyla gymnasium’lara karşı bir tahammülsüzlük ortaya çıkmış çünkü nasıl kilise Hristiyanlıkla, cami Müslümanlıkla özdeşleşiyorsa, gymnasium’lar da pagan inancıyla özdeşleşmiş. Bu nedenle Tralleis’teki gymnasium da bu tahammülsüzlükten nasibini almış ama yapı Hristiyanlar tarafından tamamen ortadan kaldırılmamış, onun yerine hamama dönüştürülmüş. Bu zekice bir davranış olmuş çünkü Hierapolis’te de bahsettiğimiz gibi, gymnasium’ların kaldırılması, aynı zamanda hamam kültürünün de sona ermesi anlamına geliyor ve bu durum hijyen eksikliği nedeniyle kentte salgın hastalıkların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Bildiğimiz kadarıyla Tralleis’in geçmişinde yaşanan salgın hastalık yok ama kent en büyük darbeleri deprem tarafından almış.

Bu fotoğrafta Gymnasium’un önünde bulunan dükkanlar görülüyor. Tralleis’teki Gymnasium’dan günümüze kalan “üç gözlü/kemerli” yapının altında görülen düz beyaz bir sıra ise latrina (tuvalet).

Gymnasium Kompleksi’nden geri kalan bu kemerli duvar bile o kadar büyük ki, “Tamamı nasıldır acaba” diye düşünmeden edemiyorsunuz.

Tralleis’in çevresinde bulunan zeytin ağaçlarının güzelliğini de atlamamak lazım diye düşünüyoruz.

Kent yerleşimi, Türk egemenliğinin başlaması ile aşağıya, Büyük Menderes Ovası’na inmiş ama rotanın sonunda bulunan Piskoposluk Yapısı’ndan görülen şehir, yakın zamanda Tralleis’i “yutacakmış” gibi görülüyor.

Haritada Tralleis’in giriş noktasını işaretledik, buraya tıklayarak o noktaya ulaşabilirsiniz:

 

Aydın Arkeoloji Müzesi

Forum Aydın AVM’nin tam karşısında bulunan bu ufak ama güzel müze, 2012 yılında hizmete açılmış. AVM tıklım tıklım doluyken, müzenin bomboş kalmasını “haksızlık” olarak görüyoruz ve mutlaka ziyaret edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Aydın ili sınırlarındaki antik kentler haritası (Fotoğraf, Aydın Arkeoloji Müzesi’nden). Şu ana kadar Miletos, Priene, Panionion, Kadıkalesi ve Magnesia’dan bahsettik. Diğerlerini de umarız en kısa zamanda tamamlarız 😊

Müzede; Tepecik Höyüğü (Çine), Tralleis, Magnesia, Kadıkalesi, Nysa, Alabanda, Orthosia gibi antik kentlerden bulunan parçalar sergileniyor. Girişte bulunan Arkaik Panionion Tapınağı canlandırılması, 2005-2007 yılları arasında Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın girişinde bulunan Panionion yakınlarındaki Melia Antik Kenti’nde ortaya çıkartılan tapınağın 1/3 oranında küçültülmesiyle ortaya çıkmış. Panionion’un İyonya Birliği’nin “merkez meclis”i olduğunu, aynı zamanda kutsal bir alan olarak kabul edildiğini belirtmiştik (Dilek Yarımadası Milli Parkı yazımıza ulaşmak için buraya tıklayınız). Yakınlarında çıkartılan bu tapınağın da bu nedenle bir kült merkezi olduğu düşünülüyor ve MÖ VI. yüzyıla tarihleniyor:

Melia Antik Kenti’nde bulunan Arkaik Panionion Tapınağı’nın 1/3 oranındaki canlandırması.

Arkaik Panionion Tapınağı’nda bulunan bir figürin (MÖ VI. yüzyıl)

Tralleis Nekropolü’nde bulunan bu kremasyon kabının içinde yanmış kül ve kemik bulunuyormuş. Kabın üzerinde ise reenkarnasyon canlandırılıyor (MÖ III. yüzyıl)

Tralleis’te Roma döneminde yapılan bir eser

Dev stadyumlu antik kent: Magnesia yazımızda bahsettiğimiz stadyumda bulunan mermerden yapılmış bir asker başı (MÖ I.-MS.I yüzyıllar arasına tarihleniyor)

Eros ve Nike heykelcikleri (MÖ II. yüzyıl)

Bir santimetreden küçük bu yüzük taşında Eros’un at arabası kullanması tasvir edilmiş (MÖ I. yüzyıl, Roma dönemi)

Orthosia Antik Kenti’nde bir Roma villasında bulunan mozaikler, korunmak üzere müzeye getirilmiş (MS II. yüzyıl)

Roma ve Bizans dönemi sikkeleri

Bizans döneminden küpe kalıpları

Korku filminden çıkmış gibi görünen bu heykel, aslında oldukça sevilen bir tanrı olan Pan’ı tasvir ediyor. Sürülerin ve çobanların tanrısı olan Pan, tüm hayvanları korur ama aynı zamanda iyi bir avcıdır. Müziğe düşkündür, kaval ya da kendi ismiyle anılan Pan flüt (syrinx) çalar, tüm tanrıları neşelendirir. Bazı tasvirler onu keçi başlı ve ayaklı, bazıları ise dans ederken betimler.

Müzede bulunan bu balmumu heykeller, inanılmaz derecede gerçeğe yakındı. Yapan kişilerin ellerine sağlık diyoruz.

 

Müzemiz henüz bitmedi. Tam çıkarken kapıdaki görevlinin uyarmasıyla üst katta bir bölüm daha bulunduğunu öğrendik. Nysa Antik Kenti’nin tiyatro podyumundan alınan frizlerin sergilendiği bu bölüm de oldukça güzeldi ve tüm frizler detaylı bir şekilde anlatılmıştı.

Nysa Antik Kenti’nden podyum frizleri (MS II. yüzyıl)

SON

4734total visits,57visits today

Bir Cevap Yazın